7 Ekim 2008 Salı

Nba Preview - Dallas Mavericks


Gelenler:

Shan Foster, -G- (Draft),

Rick Carlisle –Antrenör- (Indiana Pacers),

Gerald Green –G- (Houston Rockets),

Jose Juan Barea –G- (Sözleşme yeniledi),

DeSagana Diop –P- (New Jersey Nets),

Antonie Wright –G- (Sözleşme yeniledi),

Keith McLeod –G- (Montepaschi Siena),

James Singleton –F- (Tau Ceramica),

Devean George –F- (Sözleşme yeniledi),

Gidenler:

Avery Johnson –Antrenör- (Serbest)
Malik Allen –F- (Milwaukee Bucks),


2008 Play-off ilk turunda Hornets'e elenmesinin ardından uzun süredir tartışılan Avery Johson'un görevine son verildi. Ardından ise bir yıl koçluğa ara veren Rick Carlisle ile anlaşmaya varıldı. Koç değişikliği ve takımın son iki yılda erkenden lige veda etmesi ile bu sezon önemli değişiklikler beklenmekteydi Dallas'tan ancak öyle piyasayı sarsacak bir hamleleri olmadı.


Dallas'ın başarı grafiğini bir çan eğrisi gibi düşünecek olursak 2006'da tepe yapmışlardı ancak Heat'e finalde kaybedilen andan itibaren sürekli takımda düşüş gerçekleşti. Normal sezonu süpürmüş olabilirler ancak Johnson'un koçluk kariyerine etki edecek kararlarıyla Golden State'e elendiler ve geçen sezon çalkantılı bir regular'ın ardından play-off'ta yine hüsranı tattılar. Dallas artık duraklama dönemini de geçti gerileme döneminde ki tam zamanında Avery'nin görevine son verildi. Carlisle'nin normalde oyuncularla ilişkileri pek iyi değildir mesafeli davranır ancak yazın okuduğum bir kaç yazıda Kidd ve Nowitzki ile beraber vakit geçirdiklerini öğrendim. Kidd'e güveoyu kullanmış ayrıca Carlisle takımı ona emanet edeceğini belirtirken. Carlisle oldukça iyi bir seçenek ve Dallas için yeniden bir umut olabilir.


Dallas'ın off-season'daki en önemli hamlesi Diop'u tekrar takıma kazandırmak oldu bence. Kidd takası ile Nets'e gönderilen Diop serbest bırakıldıktan sonra tekrar eski takımı Dallas'a döndü. Diop savunmada oldukça önemli bir koz olacak Mavericks'te. Hücum yönü iyi olmasa da Dampier'ı bile kesebilecek bir isim. Pota altında fazla alternatifi yok Dallas'ın yani Dampier ve Diop'un arkasında Allen'ın da gitmesiyle undersize kalabilecek Bass var.


Bir de geçen sezonu felaket bir biçimde geçirmiş Green ile anlaştılar. Gerlad Green 2007 smaç şampiyonu olan. Garnett takası ile Boton'dan Wolves yolunu tutan Green burada 29 maç oynadıktan sonra Rockets'a takas edilmiş ve orada da yalnızca bir maça çıkmış ve oldukça kötü bir sezon geçirmişti. Şimdi Green'i takıma aktmak ne derece doğru bilemem. Boston zamanlarında iyiydi kıpırdanma vardı ve kendisine güveniliyordu ancak takasının ardından söndü Green. Daha 22 yaşında ve kazanılırsa faydalı olabilir takıma. Kariyeri şu ana kadar iyi olmasa da ikinci bir başlangıcı Dallas ile yapabilir.


Dallas'ın off-season öncesi önemli sorunlarından biri guard pozisyonundaki daralmaydı. Kidd'in arkasında o yokken sahada en azından top taşıyıp bir iki pas yapabilecek bir guard lazımdı takıma. Geçen sezon Tyronn Lue ile tamamlandı ancak onun da takımdan ayrılmasıyla burada açık meydana geldi. Öncelikle draft tercihlerini guarddan yana kullandılar ancak onu hemen kullanacaklarını söylemek zor zira Kidd'in arkasına iki önemli takviye geldi. Öncelikle 24 yaşındaki Barea ile 3 yıllık kontrat imzalandı. Barea iyi oyuncudur saf bir guarddır ancak koca bir sezon boyunca Kidd'in arkasında sırıtabilirdi ki akabinde McLeod ile anlaşmaya varıldı. McLeod önemli bir isim tecrübesiyle takıma önemli katkılar yapacaktır Kidd'in arkasından. Önemli bir hamle oldu onlar için.


Bunun dışında Singleton'u da aldılar. Rotasyonun daralması durumunda o da sezon içnide kullanılabilir. Eddie Jones'da takımda kalmış. Geçen sezon ortalama 20 dakika süre alıyordu ki aldığı süreye karşılık istatistikleri iyi değildi. Bu sezon o kadar süre alamayacağını düşünüyorum ama yine takıma tecrübesi ile benchten gelerek faydalı olacaktır. Bir de Josh Howard'ı da takasla postalamak için çok uğraştılar ancak bir türlü talibi çıkmadı paketlerde anlaşılamadı olmadı.


Dün Suns'u değerlendirirken bahsetmiştim yaş sorunlarını. Bu dert Dallas'ın da başında. Yalnızca arka alan yani kısalarda bu sorun göze çapsa da yine de önem teşkil etmekte. Kidd ve Terry 30'lu yaşların içindeler. Bunun dışında yine McLeod 30'a merdiven dayamış brii. Bu sene idare etse bile seneye çatlamaya başlayacak bir arka alanı var Dallas'ın. Dallas için söyleyebileceğim bir de şu var ki oldukça önemli: bir altıncı adam çıkarabilmeleri. Ancak bakıyorum kadroya bri türlü bu görevi üstlenebilecek yada layıkıyla yerine getirecek birini göremiyorum. Stackhouse yaşlandı ve her geçen sezon istatistikleri düşmekte, bunun dışında yine sözleşme yenilenen George'un da bu kategori de çıkış yapabileceğini söyleyemem. Bir ihtimal Green olabilir ama işte dediğim gibi kendini yeniden bulması şart.


Dallas Carlisle ile toparlanabilir ve Batı'da yine tehlikeli bir takım olabilir. Ancak ilerleyen yaşlar sorun. Şampiyonluk için çok erken değil çok geç bu saatten sonra. Dallas çekirdek kadrosu ile 2006'da o şansı yakalamış ama son adımı atamamıştı bundan sonra bir kez daha oraya çıkabileceklerini düşünmüyorum. Yine de play-off yapacaklardır ama gerisi gelir mi tahmin yapmak zor.


Bu arada Dallas'ın off-season'da yaptığı en büyük hamleyi atlamışım. İşte Dallas'ın bomba transferi.

Uefa Grupları


Uefa Kupası'nda grup kuraları az önce çekildi. Galatasaray oldukça zor bir gruba düştü. Tamam şimdi nereye giderse gitsin belli başlı takımlar olacak ancak şu B Grubu'na bakınca ben işlerini o kadar kolay görmüyorum.
5.torbadan gelen takım Beşiktaş'ı eleyen takım Kharkiv. Şimdi bu takımı Beşiktaş önünde izlememiş olsak zayıf diye nitelendirip geçeceğiz ama öyle olmadığını gördük ve can sıkıcı bir takım olabilir grupta. Benfica'nın kadrosunda yine önemli isimler bulunmakta ve grubun seri başı. Hertha'nın son durumu hakkında bir fikrim yok ancak onlarla oynanacak maçın Almanya'da olması Galatasaray'ın lehine olur.
Olympiakos, Benfica ve Metalist.. Şu üç takımında deplasmanı oldukça zor olacaktır. Umalım ki Hertha deplasmana çıksın ki bu üçlüden sadece biri ile deplasmanda karşılaşalım. Fikstür önemli grupta her takım için oldukça dengeli oldu.

Bunun dışında diğer gruplarda dengeli ancak daha göze batan A ve C grupları var. Önemli ekipler karşı karşıya gelecek ve cidden zor gruplar olacak. Valencia'nın grubuna bakıyorum da Valancia'nın şov yapması gerek bu grupta..

6 Ekim 2008 Pazartesi

Nba Preview - Phoenix Suns


Gelenler:

Robin Lopez -F- (Draft),

Goran Dragic -G- (Takas San Antonio Spurs),

Terry Porter –Antrenör- (Detroit yardımcı antrenör),

Louis Amundson –F- (Philadelphia 76’ers),

Sean Singletary –G- (Takas Houston),

Matt Barnes –F- (Golden State Warriors),

Robert Hite -G- (Galatasaray Cafe Crown)
Trey Johnson -G- (Serbest)
Coleman Collins -F- (Serbest)

Gidenler:
Sean Marks –F- (New Orleans Hornets),

Mike D'Antoni –Antrenör- (New York Knicks),

Gordan Giricek –F- (Fenerbahçe Ülker),

D.J. Strawberry –G- (Takas Houston Rockets)
Brian Skinner –F- (Los Angeles Clippers),


D'Antoni ile beraber Nash'in takıma katılımıyla dört yıl boyunca şampiyonluk adayları arasında en tepede gösterilmekteydi Suns. Gerek oynadığı basketbol gerekse aldığı galibiyetler ile kendini sevdirmişti ancak 2005'ten bu yana bir türlü hedeflenen şampiyonluk gelmedi. S.Kerr'ın Gm koltuğuna oturması ile ilk büyük hamlesi olan Shaq kumarı da tutmayınca Suns'da ufak ufak çanlar çalmaya başladı. Kadro artık veteranlığa doğru sınıf atlıyor ve takımdan D'Antoni gönderildi Spurs serisi sonrası. Merakla bekleniyor Suns'un yeni koçuyla beraber nasıl bir grafik çizeceği..


Shaq takası ile radikal bir karar olan Kerr takımın uzunca bir süredir alıştığı sistemi birden bire yavaşlattı ve koca oğlana göre basketbol oynanmaya başlandı. Play-Off'lar da Spurs'ten çektiği kadar kimseden çekmeyen Suns, Shaq kumarında da Spurs'e karşı başarılı olamadı ve ilk turdan lige veda etti geçen sene. Bir diğer radikal kararla Kerr antrenör olarak Terry Porter'ı getirdi.Terry Porter'ın oyuncularla iletişimi iyidir. Eski bir guard olaması oyunu daha iyi okuma fırsatı da verecektir. Geçen sene iyiden iyiye zarara uğrayan show-time basketbolu bu sene artık yerini daha yavaş basketbola bırakacaktır. Eski Suns'u göremeyebiliriz görsellik anlamda ancak yine yarışın içinde olacaklardır. Doğrudan yada dolaylı olarak.


Yazın yapılan hamlelere dönelim. Yapılmak istenen ama yapılamayan bir hamle var Suns adına. Nash'in arkasını kollayacak o benche çekildiğinde bir şekilde takımı idare edebilecek bir guard aradılar. Tyronn Lue'a yöneldiler ancak anlaşılamadı bunun dışında J-Will ile de ciddi ciddi ilgilendiler ancak onunla da anlaşılamayınca Nba'de daha önce oynamayan - Tabi kamp sonunda 15 kişilik kadroya girebilirse - biriyle anlaştılar. Bunun dışında yine draftta guardlara yöneldiler diğer haklarında. İlk hak için pota altında işin savunma yönünü iyi bilen Robin Lopez'i almaktı ki bu tercih bile Phoenix'in oyun yapısı hakkında biraz olsun fikir vermekte. Yine iş Barbosa'ya kalacak gibi bu bölgede.

Matt Barnes takıma katıldı Golden State'ten ayrıca. Veteran minimum 1 yıllık kontrat ile takıma kazandırıldı Barnes. Şimdi bir yıllık anlaşma iyi, Porter veya Kerr oyuncunun takıma, sisteme uyup uymayacağını görür ve ona göre gelecek yıl planları içine dahil eder yada etmez. Barnes'te zaten tek yıllık kontratı olduğu için verimli oynayacaktır bir sonraki yaz piyasa yapabilmek için.

Suns'un en büyük silahı yine dış şutlar olacak. Önceki senelerde hızlı basketbolda ceza şutu olarak gönderirlerdi ancak yine de her ne şekilde basketbol oynarsa oynasın Nash,Barbosa,Bell ve şimdi de Barnes gibi oradan ciddi bir yüzdeyle atan isimler biraradaysa dış şutlar takım için önemlidir.

Suns'un en büyük sorunu da değerlendirmenin başında bahsettiğim gibi artık veteranlaşan kadrosu. Nash 34 yaşında, Shaq 36 yaşında ve Diaw 32 yaşında. Yaşıyla problemi olmayan Amare ve Barbosa'da şu an problem yok nitekim bu oyuncular en verimli dönemlerini oynuyorlar. Zaten özellikle takımın başındaki Nash'in yaşının ilerlemesi ve Shaq'tan dolayı artık hızlı basketbolu fazla göremeyeceğiz burada. Benchte de Hill gibi tecrübeli bir isim var ve bu tip şampionluk yarışının içinde olan takımlarda tecrübesiyle benchten katkı yapabilecek isim şart.

Shaq-Amare pota altında önemli bir ikili oluşturacaklar yine bu sezon ve Amare'nin geçen sezonki harika performansı bu senede sürecektir muhtemelen ancak işte hem Nash'in hem de Shaq'ın problemleri sezon içinde maç kaçırma problemlerine kadar dayanır. Arkalarını kollayacak kaliteli isimler yok Suns'ta. Eldeki kadro ile Nisan'a kadar zorlansalarda gemi yürür ancak Nisan'dan sonra play-off'ta ileriyi görmek pek mümkün olmayabilir Suns için.

Nba Preview - New York Knicks


Gelenler:

Danilo Gallinari -F- (Draft),

Mike D'Antoni -Antrenör- (Phoenix),

Chris Duhon -G- (Chicago Bulls),

Anthony Roberson -G- (TT Net Beykoz),

Patrick Ewing Jr. –F- (Takas Houston),

Allen Houston -G- (Sözleşme yeniledi)

Dan Grunfeld -G- (Aguas De Valencia)

Gidenler:

Isiah Thomas –Antrenör- (Serbest),

Renaldo Balkman –F- (Takas Denver),
Thomas Gardner –G- (Atlanta Hawks),


Reload


Yıllar boyu süren sefalet ve rezalet sonrası, yine yıllar boyu açılanlara benzer bir başka beyaz sayfa daha…

Tabi bu sefer açılan beyaz sayfa neredeyse bir çarşaf büyüklüğünde. Çünkü bu organizasyonun tarihinde gördüğü en kötü head-coach (hem istatistiki hem de oynanan oyun anlamında) ve eş zamanlı en kötü G.M sepetlendi. (Burada uzun uzun Isiah’ın yaptığı yanlışları anlatmam mümkün değil.Belki yaşlandığım zamanlarda,şöyle 4 ciltlik mini bir ansiklopedi şeklinde derleme yapabilirim.)

Ve ortadaki büyük enkazı kaldırması için, Mesih olarak Donnie Walsh seçildi.

Burada kısa bir özet geçmek gerekiyor : Öncelikle uzun süre Isiah Thomas’ın görevini sürdüreceği iddia edildi.Çünkü takım sahibi James Dolan ile çok sıkı bağlara sahipti ve bunca yanlışa,bunca rezilliğe rağmen (hem saha içi hem de saha dışında) 4 yıl boyunca organizasyonu idare etmesinin başka bir açıklaması olamazdı.Bu fırtınayı da Larry Brown olayı,Marbury olay(lar)ı ve sex skandalı gibi olayları atlatmayı başardığı gibi atlatabilirdi.

Ardından coach olarak görevine devam edeceği ama yeni bir G.M ile takım idaresindeki yetkilerinin sınırlandırılacağı konuşuldu.Isiah’ın kendisi de basına yaptığı açıklamalarda,yetkisinin alınmasını sorun etmeyeceğini,organizasyonun başarısı için gereken her şeyi yapacağını söylemişti. (Bir zamanlar,kaybettiği rakiplerinin elini sıkmayacak kadar gururlu olan,böyle büyük bir efsanenin düştüğü bu hal beni üzmemiş,midemi bulandırmıştı) Ortaya çıkan tabloda,G.M koltuğu için,pek çok isim ortaya atıldı.Sonuçta,medyada adı sıkça zikredilmesine rağmen,bence en beklenmeyen isim olan Donnie Walsh ateşten gömleği giydi.

The Decent Don

Medyada fazla yer işgal etmeyen,etmek de istemeyen,bu sebeple NBA’i yakından takip eden basketbol severlerin bile ismini henüz duyduğu Walsh hakkında birkaç bilgi verelim:

- Bronx doğumlu,yani öz be öz NewYork evladı.

- North Carolina mezunu yani işleri kitabına göre yapan ve ekol sahibi bir yerde yetişmiş,kişilikli bir zat.Dürüst ve açık sözlü. (iyi bir baba,iyi bir koca vs….)

- 1985 yılında Pacers’ın G.M koltuğuna oturmazdan evvel değişik takımlarda değişik pozisyonlarda bulunmuş ve son 23 yılını Pacers organizasyonunun tepesinde geçirmiş bir isim.

- Organizasyonu yönettiği 23 yıl boyunca sadece 6 kez play-off dışında kalan, hem yaptığı takaslar hem de draft seçimleri ile ligde büyük bir saygınlık kazanan (hele 87 yılında Reggie isimli, Los Angeleslı bir yuppie seçmiştir ki…) ve ligin elit idarecilerinden biri olarak kabul edilen, diğerlerinden kolaylıkla ayrılan bir marka.

Bu özelliklerine ilaveten,Walsh’un evvela 2000 yılında finallere ulaşan ve miadını tamamlayan Miller’lı,Smits’li… efsane kadroyu ve “The Palace Meydan Muharebesi” sebebiyle dağılmamış olsaydı,şampiyonluk kupasını kaldırma ihtimali hayli yüksek olan bir diğer iyi kadroyu kurmasından ben şunu çıkarıyorum : kendisine başarılı bir yol haritası çizen ve bu yolda gerekli parçaları uygun şekilde seçen ve daha da önemlisi birleştiren bir sistem adamı.

Bu saydıklarımız tam da aradığımız niteliklere benziyor.İlaveten NewYork doğumlu olması yani şehirde basketbola olan ilgiyi - beklentileri bilmesi ve yıllardır bu camia içinde yer alması,NewYork’da da olması muhtemel dostları gibi kendisine kredibilite kazandıran faktörler ile pozisyon için uygun bir isim gibi durmakta ama…

Jerry & Jerry

Yıllar boyu şampiyon takımların mimarlığını yapan,isimlerinin gittiği yerde başarının da peşi sıra onları takip ettiği iki büyük isim Jerry West ve Jerry Colangelo boşta iken ve üstelik kulislerde sürekli “Knicks’i kurtaran adam” olarak tarihe geçmek istedikleri konuşulurken yani bu işin iki erbabı -hadi abartayım- “açmış ağzını beklerken” Donnie Walsh tercihinin elbet sorgulanması gerekiyor.

Walsh’un Pacers ile harika işler yaptığı ve kazanan bir ekol oluşturduğu aşikar. Son 2 yıl içinde eş yetkilerle, eş pozisyonu paylaştığı Larry Bird ile yaşadığı bazı fikir ayrılıkları (ki birinci elden Bird’ü önce head-coach,sonrasında da başkanlık pozisyonuna getiren kendisidir) sebebiyle Pacers’tan ayrılmayı kafasına koyan, aslında aktif basketbol yaşantısını noktalamayı düşünen ama hiçbir emekliliğin 20 milyon dolar etmediğini (evet evet,4 yıl için 20 milyon dolar) idrak ettiği an Knicks’in başına geçen Donnie Walsh’tan beklenenleri anlatmama gerek yok galiba.Tabi önemli olan Walsh’un bu beklentilere nasıl cevap vereceği.Şimdi “Şeytanın Avukatlığı”nı yapma zamanı :

- Pacers’ı hep belirli bir eşiğin üstüne taşımış ve orada tutmuş olmasına rağmen en tepeye çıkaramamış bir idareci. Kazanma kültürü olan ama “ultimate prize” a ulaşamamış birisi. Bizi bu yolda belirli bir kademeye yükseltecektir ama en tepeye ulaştırabilecek mi? Oraya uzanan yolda bize liderlik yapabilecek mi? Zira kendisi hiç orada bulunmadı.

- Göreve geldiği ilk gün,son 7 yıldır Dave Checketts’ı (MSG organizasyonunun 17 yıllık başkanı ve 90’lı yıllarda iki kez final gören takımların mimarı) dinlemeyen,tüm kararlara müdahil olan takım sahibi James Dolan’ın soru işaretleri ile karşılanan “Donnie tam bir otonomi sahibidir” açıklamasını haklı çıkarırcasına Isiah’ı head-coachluktan alıp başka bir pozisyona ataması ama kovmaması tam bir fiyasko.Hem kendi ismine sürülmüş bir leke hem de yeni başlamış olan yöneticiliğini ipotek altına alan bir durum bu.Ayrıca Walsh’un önünde Pacers’ta geçirdiği gibi geçirebileceği ikinci bir çeyrek yüzyıl daha yok ve Isiah da hemen köşe başında,Walsh’un sırasını savmasını bekliyor.

- Sayfalar dolusu eleştirilere maruz kalan “Medya politikası” nı değiştireceğini vaat etmesi ama bu konuda görevde bulunduğu 4 ayda hiç bir şey yap(a)maması da bir eksi.Öncelikle “cadı kazanı” sıfatının hakkını sonuna kadar teslim eden,kaba tabirle “kelle alan” NewYork medyasına karşı,süregelen düşmanca tavırları,sınırlamaları devam ettirmek bindiği dalı kendi elleriyle kesmesi demek.Ayrıca gerçek haberlerin değil,dedikoduların yazılmaya başlaması demek ki bu durum Donnie’nin kredibilitesinden ziyade,takım içi dengeleri,oyuncuları etkileyebilecek sorunlara yol açabilir.Profesyonel de olsa insan,bir insandır nihayetinde ve yazılanlardan etkilenmemesi mümkün değildir.

- En büyük hamlesi olan D’Antoni seçimi öncesi hem Avery Johnson hem de Mark Jackson ile yaptığı görüşmeler sonrası,ikisine de “ilk tercihsiniz” demesi (Bu bir dedikodu değil,Jackson basına açıklama bile yaptı.) ama peşi sıra tam da Dolan tarzında büyük bir isimle yani D’Antoni ile anlaşması da hiç karakteristiğine uymayan bir hamle.Üstelik ilk basın toplantısında “işleri bir zamanlar olduğu gibi,defans yapan ve savaşan bir takım kurarak halledeceği” ni vaat etmesine rağmen.

- Sports Illustrated,imza atılmazdan evvelki son 3 gün bas bas D’Antoni ile anlaşıldığını bağırırken,inatla bu durumu yalanlaması da lakabını yerle bir eden bir başka eksi.

Tüm bunları alt alta koyunca şu sorular akıllara gelmiyor değil :

- İki büyük Jerry’e hiçbir suretle diş geçirmek mümkün olmayacağı için mi düşünülmediler?

- Bu yüzden mi “saygın” ama “işine müdahele edilebilir” Walsh tercih edildi?

- Ya da NewYork basını paranoyası bana da mı bulaştı? Ota-boka komplo teorisi mi kuruyorum?

Game Plan

Neyse komplo teorilerini şimdilik bir kenara bırakalım ve eylem planını inceleyelim.

Öncelikle, iyice gözden düşmüş,hem NBA Dünyası’nda hem de gerçek Dünya’da alay konusu haline gelmiş,elindeki oyuncular ve geleceğini ipoteklemiş halde olan yüksek meblağlı kontratlarıyla,toparlanması 2-3 yıldan evvel mümkün görünmeyen bir organizasyonun head-coach pozisyonu için yaptığı aramalarda aceleci davranmayan,play-off ilk turu bitene dek bekleyen, Skiles, Avery gibi isimlerle konuşan,üstelik hemen ilk buluşmada bunları takımın başına getirmek için üzerlerine atlamayan,tabir-i caizse “kendini ağırdan satan” ve organizasyona yeniden saygınlık kazandıran Walsh’u tebrik etmek lazım. Beklenen Isiah hamlesi dışında,şu ana dek yaptığı ya da yapmadığı hamlelere fitil olmama rağmen, “Sezar’ın hakkı Sezara’”.

Lakin bu pozisyon için yaptığı seçim, adaylar içinde belki de en kötüsü. Ligin değişik kaynaklarca (ve elbet biz taraftarlarca) en az antrenman yapan ve en az mücadele eden ama en disiplinsiz takımının başına, D’Antoni gibi yumuşak başlı ve katı disiplinden uzak bir coach getirmek anlaşılacak gibi değil. Bu açıdan bakarsak Skiles ve hele ki Avery çok daha uygun isimler.

Beş yıldır ultra yetenekli Suns kadrosu içinde bile 7 kişilik rotasyon dışına çıkmayan, son üç yıldır yani G.M olduğu dönemde salary cap muhabbetine çaylak seçimlerini satan,gençlerin yetişmesi konusunda hiçbir katkısı ya da ispatlanmış yetisi bulunmayan D’Antoni, bizim gibi yeniden yapılanan ve kaçınılmaz olarak gençleşecek bir takım için kesinlikle doğru tercih değil.Bu takıma,takımla beraber büyüyecek,genç,hırslı bir coach lazım.Bu açıdan bakınca da Mark Jackson ve Avery çok daha uygun düşüyor.

Sözlükte “Hücum” kelimesinin karşılığına bakınca D’Antoni’nin resmi duruyor. Bu konuda lafım yok.Her ne kadar elinde Colangelo tarafından verilmiş ultra atlet ve şutör elemanlar bulunsa da ve Nash gibi bir faktör varsa da bu sistemi getiren ve oturtan D’Antoni. Tabi Marbury ve Jamal gibi iki sokak serserisi için bu “koş koş,at at,ye ye,sorun değil atmaya devam et” şeklinde özetlenebilecek mantalite uygun olabilir.Ama takımın ihtiyaç duyduğu mücadele ruhu ve savunma dozajında artışı sağlayacak adam kesinlikle D’Antoni değil.Bu açıdan bakınca da Skiles ve Avery çok daha uygun duruyor.

Hele ki enerjisini hareketleri ile oyuncularına da yansıtan ve savunmanın “s” sinden haberdar olmayan Dallas’a bu konuda sınıf atlatan, finallere taşıyan Avery tam da aranan isim gibi duruyor. Forumda yazılarımı takip edenler bilir,Avery’nin en azılı eleştirmenlerinden birisiyimdir.Hala da Avery’nin yeterli bir coach olduğuna inanmıyorum ama şartlar dahilinde, eldeki alternatifler içinde en uygun gözüken isim Avery.

Sadece en büyük isime sahip olan coachu almak,başarıyı garantilemiyor.Bu denli önemli bir seçimi yaparken kadroya ve yapılabilecek hamlelere bakmak gerekiyor :

1-) D’Antoni sistemini götürebilecek bir playmaker var mı? (Marbury diyeni döverim) Yok. (Duhon bu kapasitede bir oyuncu olabilir ama dikkat edin kelimeye “olabilir” Donnie bile o kadar güvenmiyor kendisine.Nereden çıkardığımı soranlara cevabım : kontrat süresinin uzunluğu.Sadece 2 yıllık bir kontrat alabildi ki eğer kan uyuşmazlığı olursa,iple çekilen 2010 yazında,bağlayıcı bir kontratı olmasın,Donnie’nin hamleleri kısıtlanmasın)

- Keskin şutörler var mı? Yok.

- Marion ya da Amare gibi süper atletler var mı? Yok.

- Diaw gibi birden çok pozisyonu oynayabilen,çok yönlü bir oyuncumuz ya da Barbosa gibi yedekten dinamizm ve yüksek sayı potansiyeli getirebilecek bir oyuncumuz var mı? Yok.

O zaman ne oynayacak bu takım? Curry ve Zach gibi iki kaktüs ile “run&gun” oynamak mümkün mü? İkisini birden geçtim,tekiyle bile oynamak mümkün mü? Bu takımın pivotu David Lee mi olacak? Dış şut konusunda zaten büyük sıkıntılar yaşıyoruz ; nedir yani ; Q-Rich 4 yıl evvelki haline mi dönecek sihirli bir dokunuşla? Nate her gece benchten gelip maç başı 15 sayı ortalama mı verecek?

Tabi D’Antoni sistemi bazı oyunculara yarayacak.”Koş–koş” sisteminde bitirici rolü üstlenebilecek Chandler ile Lee gibi atletik bir uzun mutlaka bu düzenden faydalanacak.Bu sene dibe vuran Q-Rich’in de daha kötü oynayamayacağı,istese bile daha kötü rakamlar yapamayacağı aşikar.Bu sistemde parladığı ve bu sistem sayesinde yıllık 9 milyon pahasında bir kontrat kaptığı düşünülürse,illaha ki daha iyi rakamlar verecektir.Crawford ise maç başına tüm ligde en çok şut kullanan oyuncu olabilir açık ara.

Bu fotoğrafa bakınca,D’Antoni’nin son 5 yıldır contender olan bir takımı bırakıp bu arapsaçının içine kendisini atması çok mantıksız geliyor.Ama tam da bu noktada 24 milyon dolarlık,bir container dolusu Benjamin devreye giriyor.Üstelik kendisini görmeye Arizona’ya gelecek olan ve D’Antoni’den randevu alan Bulls sahibi Reisendorf’u beklemeden bu sözleşmeye imza atması,benim midemi bir miktar daha bulandırıyor.

Salih Tokmak

Teşekkür: Yazısını kullanmama izin verdiği için Salih Abi'me teşekkür ediyorum buradan...

Detroit Shock


Detroit Shock 3-0 San Antonio SilverStars

Detroit Shock 2008 Wnba şampiyonu oldu. Dün gece sadece maçın son 5 dakikasını izleyebildim o yüzden yorum yapamayacağım ama Detroit izlediğim bölümde rakibine yine üstünlük kurmaktaydı farka rağmen. Detroit 76-60'lık bir ksorla son maçı da evinde kazandı ve SilverStars'ı süpürerek şampiyon oldu.

Nba Preview - Cleveland Cavaliers


Gelenler:

J.J. Hickson -F- (Draft),

Darnell Jackson -F- (Draft),

Daniel Gibson –G- (Sözleşme yeniledi),

Tarence Kinsey –G- (Fenerbahçe Ülker),

Maurice Williams –G- (Takas Milwaukee),

Lorenzen Wright –P- (Atlanta Hawks),

Delonte West -G- (Sözleşme yeniledi)

Gidenler:

Damon Jones –G- (Takas Milwaukee),

Joe Smith –F- (Takas Oklahoma City),

Devin Brown –G- (New Orleans Hornets),


Cavs'ın süper yıldızı LeBron James'in 2 yıl sonra 2010'da kontratında oyuncu opsiyonu bulunuyor ve daha iyi bir kontrat, belkide yeni bir takım için opsiyonunu kullanıp 17 milyonluk hakkından vazgeçebilir. Bu konu da gündemi daha bugünden itibaren meşgul etmeye başladı. Nba'de çoğu takım 2010'da bir çok süper yıldızın serbest kalcağını öngörerek salary'lerini boşaltmaya yönelik hamlelerde bulundu. Cavs'ın ise tek derdi yıldız ismi James'i takımda tutabilmek. Bunun için de bu yaz oldukça karlı hamleler yaptılar ve James'e yaranmaya çalıştılar bir başka deyişle.


Cavs öncelikle işini sağlama alarak şutör guard Daniel Gibson'la 5 yıllık bir kontrata imza attı. Gibson'un eli sıcak olduğunda nasıl attığını sanırım hemen hemen herkes izlemiştir All-Star Rookie maçında. Gibson'a zaten 2 yıl önceki Detroit serisinde yaptıklarına bile kontrat verilirdi. Bu işi sağlama aldılar öncelikle. Ardından LeBron'un arkasında yer edinebilirse Kinsey'de fena seçim olmaz. Geçen sene Kinsey Fenerbahçe'de oldukça verimli olmuş ve iyi bir sezon geçirmişti. Devin Brown gibi iyi bir görev adamını kaybettiler ancak biryerden de feraget etmeleri lazımdı.


Ardından off-season'un takım için en önemli hamlesi geldi. Girilen üçlü takas sonunda Mo-Williams'ı kadrosuna katan Cavs karşılığında Oklahoma'ya Joe Smith ve Bucks'a ise Damon Jones gönderildi.

Şimdi öncelikle takımda eksik olarak ne göze çarpmaktaydı geçen sene ?

1-LeBron'un arkasında onu tamamlayabilecek bir skorer

2-Oyun Kurucu problemi..

Mo-Williams bu ikisine de çözüm oldu mu ?

Evet..


Mo-Williams hamlesiyle Cavs çok önemli bir işi halletmiş oldu. Mo-Williams oyun kurucu pozisyonuna derman olacak ve aynı zamanda da James'in arkasından önemli bir skor tehditi olacka rakiplere karşı. Cavs'ın ayrıca West ile de sözleşme yenilemesi bu bölgeyi iyiden iyiye sağlamlaştırdı. Hoş LeBron varken top guardlarda ne kadar kalacak denilebilir ancak Mo-Williams tipi bir oyuncuya Cavs'ın ihtiyacı vardı ve en iyi şekilde faydalanacaklardır ondan.


Uzun rotasyonuna gelecek olursak artık iyiden iyiye halden düşmüş Ben Wallace ile beraber 33 yaşındaki Iglauskas pota altını sıkıntıya sokabilir. Tamam yine şöyle isimlerine baktığımızda Doğu için iyi isimler ki Ben Wallace ve Varejao ikilisi de oldukça sert olacaktır pota altında Iglauskas'ın da çok yönlü basketbolu var ancak rotasyonda da bir sıkıntı var. Joe Smith'in gönderilmesi ile yine 33 yaşındaki tecrübeli isim Lorenzen Wright takıma katıldı ancak o da bir yere kadar. Önemli bir uzun rotayonu olmasına rağmen sıkıntı çekecek gibi duruyor Cleveland bu bölgeden.


Takımın en büyük silahı bu sezonda şüphesiz LeBron olacak. LeBron James ligin en iyi oyuncularından biri. Oyunun her yönüne katkı sağlayabilen bir isim ve her maç bir triple-double tehtidi var adamda. Bu da onu farklı kılmakta. Aynı zamanda gördük ki Amerika ile Pekin'de zaman zaman 4 numarada da oynayabiliyor. Fizik açısından da LeBron ile bir başkasını kıyaslamak zor. Bu sezon Williams'In da gelişi ile onun yılı olabilir...


Cleveland bence önemli atılımlar yaptı şampiyonluk yolunda. Benchinde yine tecrübeli iisimleri olacak ve sahada da her an herşeyi değiştirebilen LeBron James. Williams hamlesi ile daha oturaklı bir hal aldı takım. Bakalım yine Merkez Grubu'nda Pistons ile yarışa girecekler önde bitiren avantajlı olacaktır. Cavs muhtemelen 50 galibiyeti zorlar. Geçmesi de mümkün..

Nba: Günün Maçları


Nba'de her gece ayrı bir maç var ki bende zaten her gün burada gelip maç yorumlamayı düşünmüyorum izlemeden. Bu ilk geceydi pre-season'da boxscore'lara bakarak bir iki yorum yaptım buyrun ;

Detroit 95-91 Heat - Final OT

Box'a ilk baktığımda top kayıpları dikkatimi çekti iki takım adınada. Hazırlık maçı elbet ancak fazla gibi geldi özellikle Billups gibi biri için. Bunun dışında bizim çaylak Chalmers'de 4 yapmış ee normal adamın daha ilk maçı. Magloire'a az süre verilmesine şaşırdım ama tabi ki o da denenecek daha hazırlık maçları var takımın önünde. Quinn ilk beş başlamış ancak Cook benchten gelerek yaptıklarıyla göz kıprmış ilk beş için. Bunun dışında Beasley ilk maçında oldukça verimli gözükmüş.
Yani uzatmaya bile götürmek önemli şu maçı. Kaybetmeye alışmış bir takım vardı ve yavaş yavaş tekrardan kazanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Skoru beğendim ben.. Sırada Avrupa turnesi var iki maç üst üste Nets ile orada izleyelim görelim takımı..

Warriors 103-106 Hornets - Final

Turiaf ne yapmış öyle ya. Oldukça verimli gözükmüş ilk maçında ama lig içinde bu derece olur mu bilmem. Zaten şu hazırlık maçları bench'in kendini sezon öncesinde göstermesi için oynanmakta. İlk beş max 25 dakika rotasyonda kalırken bench önemli görevler üstleniyor. Turiaf'ta sivrilen isim olmuş benchten gelerek. Belinelli ile Azubuike'de oldukça iyi bir maç çıkartmış. Ellis'in sakatlığında guard mevkiinde Watson denenmiş ancak ilerleyen zamanda Williams monte edilir oraya.
West yine doğru işleri yapmaya devam ediyor. Geççen sene All-Star olduğunda itirazlar oldu ancak bu adam iyi işler yapmaya devam ediyor ve edecek.
Bu arada Chandler'da maçta sakatlanmış ve oyundan çıkmak zorunda kalmış ancak cidd ibir durum yokmuş.

5 Ekim 2008 Pazar

Nba Preview - Atlanta Hawks


Gelenler:

Mike Woodson –Antrenör (Sözleşme yeniledi),

Maurice Evans, -G- (Orlando Magic),

Randolph Morris –P- (Serbest),

Josh Smith –F- (Sözleşme yeniledi),

Thomas Gardner –G- (New York Knicks),

Othello Hunter –F- (Draft),

Flip Murray –G- (Indiana Pacers),


Gidenler:
Josh Childress –F- (Olympiakos),

Lorenzen Wright –P- (Cleveland Cavaliers),
Tyronn Lue –G- (Milwaukee Bucks),

Anthony Johnson –G- (Orlando Magic),


Atlanta Hawks geçen sezon play-off ilk turunda Boston Celtics'e karşı aldığı 3 galibiyet aslında herkesi şaşırtmıştı ama bu takım kendini bilen ve yetenekli oyunculardan kurulu bir ekipti. Kağıt üzerinde oldukça iyi bir beşleri olmasına rağmen bench konusuna gelince pek iyi oldukları söylenemez bence.


Şimdi Hawks'ın bu sezon Josh'larla başı dertteydi. Öncelikle bir Childress meselesi var ki sadece Hawks değil basketbolla uzaktan yakından alakası olan herkesi ilgilendiren bir olaydı. Josh Childress yazın en sürpriz transferi ile Nba'den Yunanistan'ın yolunu tuttu. Aslında Nba'de pazarı olabilecek bir oyuncuydu ve takımda da iyi işler yapmaktaydı. Sınırlı serbest olarak yaza girdi Childress. Atlanta'nın amacı kontrat önermeden gelecek herhangi bir kontratı bekleyip ona göre davranmaktı belkide. Ancak bir blöf olarak gördükleri Olympiakos takımı geldi Childress'i kaptı.


Bir diğer Josh'la ise kontrat imzaladılar. Josh Smith yıllık 10 milyonluk bir kontrata imza attı bu yaz. Smith gibi takımdaki ilk beşin düzenli bir parçasını tutmak önemliydi. Josh Smith iyiden iyiye ligin çok yönlü oyuncuları arasına girmeye başladı hatta o sınıfta sayabiliriz onu. Smith önümüzdeki sezon All-Star olmaya hazırlanıyor belki de ve Atlanta'da onu takımda tutarak kimyayı bozmamış oldu. Kimyayı bozmadı derken koçlada uzatıln kontrat ile takımın alıştığı sistem devam edecek. Özellikle koçun oynattığı bunaltıcı savunma ile daha bir çok takımın canını yakacaktır Hawks.


Atlanta'nın bir diğer hamlesi Magic'ten kadrosuna kattığı Evans. İçeride Harford-Smith ve Williams gibi isimler varken benchten gelerek dış atışlarda önemli bir katkı sağlaacak oyuncu. Bunun dışında Bibby'nin arkasında durması için Murray geldi ki o da fena bir seçim değil.


Az öncede bahsettim.. Bu takımın en önemli gücü kağıt üzerindeki beşi. Ki gördük ki gayet de iyi ve sağlam bir beş. Ancak bench oldukça kötü durumda. Şimdi bir bakalım..

Bibby-Johnson-Smith-Williams-Horford

cidden hatırı sayılır bir beşi var Hawks'ın. Marvin Williams beklenilen çıkışı bir türlü sergileyemedi ancak onun yanında duran Hoford geçen sezon büyük bir çıkış yaparak çaylak sezonunu oldukça verimli geçirmiş oldu. Pota altı konusunda da Horford'un gelişmesi ile iyi bir güce kavuşacak Hawks.

İşin diğer yönüne benche baktığımızda geçen sezon benchten gelerek oldukça iyi istatistikler yapan ve yazında Avrupa yolunun tutan Childress'ın açığı kapatılamadı. Evans alındı ama onun yerini doldurabilecek biri değil ancak yine de dediğim gibi dış atışlarda takıma oldukça faydalı olacaktır. Lue ve A.Jhonson gibi takımdan iki önemli tecrübede ayrılınca cidden kötü bir görüntü kaldı benchte. Sezon içinde bir-iki ufak ama yararlı hamle ile tamamlamaları şart eğer ciddi bir yer hedefliyorlarsa..


Şimdi Atlanta geçen sezon son sıradan Play-Off yaptı ancak bu sezon güçlenen Doğu'da play-off yapabileceklerini düşünmüyorum. Heat'in yeniden güç kazanması ve yarışın içinde olacak olması bunun dışında daha tehlikeli bir Sixers ve iddialı Pacers, Bucks ve Bobcats.. Doğu'da da işleri pek kolay olmayacak Hawks'ın..

Vira Bismillah: Nba


Amerika'da top sekmeye başlıyor.. Evet başlıyor Nba.. Sezona yaklaşık 1 ay kala preseason maçları ile Nba heyecanı start alıyor. Preseason'un fikstürüne ulaşmak için burayı kullanabilirsiniz.

Bunun dışında yine bu yaz Europelive organizasyonu olacak Avrupa'da preseason k apsamında. Avrupa'dan da kulüpler yine Nba takımlarıyla Amerika'da hazırlık maçına çıkacaklar.

Bu gece programda iki maç var. Haydi bismillah..

Pistons @ Heat => 01.30
Warriors @ Hornets => 02.00

Nba Preview - Orlando Magic


Gelenler:

Courtney Lee -G- (Draft),

Mickael Pietrus –F- (Golden State Warriors),

Anthony Johnson –G- (Atlanta Hawks),

Adonal Foyle –P- (Sözleşme yeniledi),

Mike Wilks -G- (Oklahoma City Thunders)
Jeremy Richardson -F- (San Antonio Spurs)
Dwyane Jones -P- (Cleveland Cavaliers)

Gidenler:

James Agustine –F- (Serbest),

Keyon Dooling –G- (Takas New Jersey),

Carlos Arroyo –G- (Maccabi Tel-Aviv),
Maurice Evans, -G- (Atlanta Hawks),

Pat Garrity -F- (Bıraktı)


Magic aslında geçtiğimiz sezon öncesinde tartışılan bir takımdı ancak sezonun başlaması ile çıkan seslere cevap verilmiş oldu. Kazanılan 52 maç ve Güneybatı'da ulaşılan liderliğin ardından play-off'larda Doğu Yarı Finali'ne kadar yükselmeyi başardılar ancak Pistons önünde tutunamadılar. Howard'ın pota altındaki dominantlığı ve Magic'in dış şut potansiyali birleşince oldukça iyi ibr tkaım çıktı ortaya ve bu takım oldukça profosyenel bir yıl geçirdi. Sadece Hidayet değil aslında tkaımın geneli büyük bir gelişme kadetti geçtiğimiz sezonda..

Bu takım Howard gibi bir potansiyale sahip. Geçen sezon 20 sayı barajını aşan Howard henüz 23 yaşında ve daha yolun başında. Ki şu günde gösterdiği performansla bile ligin iyi pivotları arasında österilebilir. Onun varlığı elbette büyük bir tehdit Orlando için oyunun iki alanında da ancak geçen sezon yaşanan en büyük sıkıntı uzun forvet bölgesindeydi.

Lewis'e verilen 122 milyon dolarlık kontratın ardından -ki hak ediyor mu hala muamma- gözler onun üzerindeydi ancak Lewis uzun rotasyonunda oynadığı zamanlarda verimli olamadı. Belki de Howard'ın varlığının da özgüveni ile dış atışlarda da tehdit oluşturdu ve geçen sezon 3 sayılık isabetini hatırı sayılır bir yüzde ile tamamladı.. İlerleyen zamanlarda Ariza takası ile takıma katılan Evans ve Cook ile beraber üçlük yüzdesi zaten iyi olan Orlando iyice üst sıralara çıktı bu istatistikte.

Ancak tabi üçlüğe dayalı oynamak problemleri de beraberinde getiriyor. Şimdi Orlando'da geçen sezon hemen hemen her hücaumda minimum 3 kişi üç sayı çizgisinin gerisinde top bekliyordu. Ee olası bir kaçan şutta topu alabilecek elini uzatarak pis işler yapabilecek bir ismi olmadı Orlando'nun. Tamam Howard gibi süper bir güç olabilir ama o da nereye kadar yetişecek.


Şimdi takımdaki en büyük sorunlardan biri bench katkısı. Her ne kadar benchten gelen isimlerin kaliteli bir kumaşı olsa da başarı için oynayan Magic kadrosunda kritik anlarda iş yapabilecek isimler değiller. Howard'ın arkasında durabilecek bir uzunu yok Magic'in. Howard yapısı gereği zaman zaman faul problemine girebilen bir oyuncu ancak ne Foyle ne de Gortat onun yokluğunda takımı rahatlatacak oyuncular değiller.


Bunun dışında diğer pozisyonlar için de alternatifler oldukça az ve Otis Smith'ten önemli hamleler geldi bu yaz yine. Geçtiğimiz yaz Lewis çok konuşulmuştu. Bu yaz da Magic bol keseden para saçtı bence. Pietrus'u takıma kattılar 4 yıl 25 milyon dolarlık bir kontrat ile. Otis Smith gerçekten çok cömert. Tamam takımda savaşan ve atletik bir forvete ihtiyaç her zaman vardır ancak Smith bu kadar cömert iken bakalım Hedo'ya nasıl bir kontrat önerecek. Yada onu pas mı geçecek ?


Bunun dışında Nelson gibi kazma - evet bu tabir uygun - bir pg ile Magic bir yerlere varılamayacağını anladı. Aslında piyasası da yok bu pozisyonun. Mike Wilks ile anlaştılar. Aroyyo'dan sonra benchte durmak için idealdir. Yine drafttan ihtiyaçlarına göre iyi sayılabilecek bir guard aldılar.


Bunun dışında Haeks'tan Johnson ile yıllık 2 milyona anlaştılar. Orlando gibi ibr takımın benchinde bulunması oldukça iyi olacak bir oyuncu. Tecrübesi ile takıma çok şey katar ve benchten de gelip zaman zaman iyi katkılar sağlayabilir. Daha önce bir çok takımda bu görevi yaptı ve Magic'te de yapacaktır.


Orlando geçen yıldan farklı bir sezon geçirmez. Biraz daha iyi olabilir ancak normal sezonda daha iyisi olmaz. Yine 50 galibiyet sınırını aşacaklarını üşünüyorum ben. Play-off'a da yine muhtemelen 4. sıradan giriş yapacaklardır. İki sezondur tecrübe kazandılar belli başlı noktalarda ve artık birşeyler başarma zamanı bu takımda..

4 Ekim 2008 Cumartesi

Nba Preview - Sacramento Kings



Gelenler:

Jason Thompson -F- (Draft),

Beno Udrih –G- (Sözleşme yeniledi),

Bobby Brown –G- (Serbest),

Bobby Jackson –G- (Takas Houston),

Donte Greene –F- (Takas Houston),

Gidenler:

Ron Artest –F- (Takas Houston),

Patrick Ewing Jr. –F- (Takas Houston),


Sacramento Kings'in elinde Bibby Artest ve Miller gibi tecrübeli ve iyi isimler vardı ancak takımda artık gençlerin iyiden iyiye sivrilmeye başlaması ile önce Bibby ve 15 milyonluk kontratı ve sonrasında ise Artest ve 8 milyonluk kontratını yolladı Kings. Elde kalan ise Brad Miller oldu. Miller'ın kalmasının sebebi ise geçtiğimiz sezonun sonlarına doğru yakaladığı ivme ve takımdaki adam akıllı tek uzun olması. Tecrübesi ile çaylak uzunların gelişimlerine de oldukça katkı sağlayacaktır Brad.


Şimdi öncelikle Artest takasına bakalım. Şimdi salary rahatlatmak açısından mantıklı bir hamle. Artest'i vererek Donte Greene gibi potansiyali olan bir genci takıma kattılar ayrıca draft hakkı da elde ettiler takas sonunda. Bobby Jackson ise miladını yavaş yavaş dolduran bir isim. Geçen sezon sadece 26 maç forma giydi ve iyiden iyiye düşüşte. Belki bu düşüşü eski takımı Kings yavaşlatır. Taraftarda sever onu nasılsa. Ancak yine de Udrih'in arkasında kalacak..


Yani Sacramento'da Artest dışında öyle aman aman bir off-season hamlesi -Daha ne bekliyorsak- olmadı. Kontratı biten isimler vardı takımda onlardan bahsedelim. Beno Udrih ve Francisco Garcia ile 5 yıllık kontrat yaptı Kings. Udrih ile başlayalım. Spurs'te üç sezon ortalama 13 dakika süre alan Udrih kendisini gösterememişti. Sezon başında geldiği Kings'te ise birden aldığı süre 30'lu dakikalara fırladı ve neler yapabileceğini gösterdi. Ancak yine de bu bir yıllık performans 5 yıllık 30 milyon dolarlık kontratla mı ödüllendirilmeliydi bilemiyorm. Tabi yine de burada birşeyler başardığı ortada ve iyi de bir hamle.


Garcia'nın 5 yıllık kontratına bakacak olursak, şimdi Garcia son 2 sezonda sadece 6 maç kaçırmış ve gayet de özverili olan terinin son admlasına kadar mücadele eden bir isim. Her takımın benchinde bulundurmak isteyeceği bir isim ancak Garcia bu sezon ilk beş dahi başlayabilir Kings'te. O da Udrih gibi 5 yıl ve yaklaşık 30 milyon dolarlık kontrata imza attı. Garcia 27 yaşında ve muhtemelen kariyerinde imzalayacağı en iyi kontrat bu. Geçen sene iyi bir çıkış yakaladı ve kontratını hak etti.


Kontratlar salary'ler derken Kings'te sanki çaktırmadan 2010 yazına hazırlanan takımlardan. Artest'in ve Bibby'nink ontratından kurtulduktan sonra takımdaki diğer iki veteran Miller'In ve Moore'nin kontratı 2010 yazında sonlanacak. Eh 2010'da piyasada bir çok yıldız olacak. Bakalım Kings'te payına birilerini düşürebilecek mi ?


Sacramento bu sezon tamamiyle Kings'e hakim olan oyuncu olacak. Son iki sezonda gösterdiği atılım ile bu takım için ne kadar önemli olduğu görülmüştü. Çevikliği ve hızlı oyunu sayesinde Kings'in bu sezonki en önemli hücum gücü olacak Martin. Bunun dışında yine Udrih ve Garcia'da takımın oyun planlarında önemli yer teşkil edecekler.


Takımın en önemli silahı geçen sezonda olduğu gibi dış atışlar olacak. Takımda üçlük menzili olan bir çok isim var ve bu konuda sıkıntı çekmeyeceklerdir ancak takımın en çok sorun yaşayacağı nokta Artest'in de gidişiyle daha da ortaya çıkacak olan savunma. Artest'in gidişi ile savunmadaki problemler iyiden iyiye göz önüne çıkacak takımda. Pota altında özellikle sıkıntı çekecektir Kings. Brad Miller'ın ilk beş başlayacağını sanmıyorum, geriye kalan alternatifler ise uzun ancak yapılı olmayan ve ikili mücadelelerden zayıf çıkan Moore ve Hawes olacak. Bunun dışında çaylak Thompson var ki onun da tecrübe eksikliğinden bahsetmeme gerek yok. Kısacası dış şutlarda oldukça verimli olsalar da Kings salın ortasından su almaya başlayacak. Pota altından..


Kings için söyleyeceklerim bu kadar ancak geçtiğimiz sezonki 38 galibiyet bu sene gelir mi şüpheliyim. Dediğim gibi açıkları daha da arttı ancak kumaşı olan genç oyunculardan kurulu bir ekip ve yavaş yavaş bir yerlere gelecekler. Bu sezon 30 galibiyet çıkarırlarsa onlar için iyi bir sezon olur bence.

Nba Preview - New Jersey Nets


Gelenler:

Brook Lopez -P- (Draft)

Ryan Anderson -F- (Draft),

Chris Douglas-Roberts -G- (Draft),

Yi Jianlian –F- (Takas Milwaukee),

Bobby Simmons –F- (Takas Milwaukee),

Jarvis Hayes –G- (Detroit Pistons),

Eduardo Najera –F- (Denver Nuggets),

Keyon Dooling –G- (Takas Orlando),
Eddie Gill -G- (Colorado 14'ers)
Julius Hodge -G- (Adelaide 36'ers)
Awvee Storey -G- (Serbest)
Brian Hamilton -G- (Serbest)

Gidenler:

Richard Jefferson –F- (Milwaukee Bucks),

Bostjan Nachbar –F- (Dinamo Moskova),

Marcus Williams –G- (Takas Golden State),

Nenad Krstic –P- (Triumph Moskova),
DeSagana Diop –P- (New Jersey Nets),

Hassan Adams –G- (Toronto Raptors),

Billy Thomas -G- (Panorama),


Nets'in sorunları daha geçen sezonun başında ortaya çıkmaya başlamıştı. Kidd'in mutsuz olduğu, maçlara çıkmadığı bir dönemden geçmişti Nets. Carter'da aldığı kontratın üstüne yatarcasına bir sezon başlangıcı yapınca tüm işler Jefferson'a kalmış ve o da layıkiyle takımını sırtlamıştı. İşler iyi gitmiyordu Nets için ki bu süreç Kidd'in takasına kadar devam etti. Takas sonrası Harris ve yeni oyuncular ile yeni bir hava yakalansa da Nets 3 galibiyet ile play-off'u kaçırıyordu.

Yaz geldiğinde ise Nets'in konuşulan tek yanı 2010 ve LeBron iddialarıydı. Draft gecesi de bu iddiaları güçlendirecek bir hamle yaptı Nets. Hamle denir mi bilemem ancak geçen sezon iyice değerlenmiş Jefferson'u yok pahasına Bucks'a gönderdiler. Tamam takasın bu yönü açısından Nets büyük bir kazık yemiş gibi durmakta ancak finansal konumuna baktığımız da madalyonun öbür yüzünü görüyoruz. Nets öncelikle Jefferson'un kontratından kurtularak 2010'da serbest kalacak olan Simmons'u takıma katı. Bunun dışında kumaşı olan Yi'de takıma kazandırıldı. Fena değil hiç yoktan LeBron umutları için. Ancaksırf LeBron için 2 senesi heba olacak Nets'in..

Draft gecesi yapılan bu takastan sonra draftı oldukça karlı bir şekilde kapattı Nets. Öncelikle Brrok Lopez'i seçen Nets, Diop'un takımdan ayrılması ile pota altını bu genç uzunla kapatmayı deneyecek. Ki Lopez bu drafttaki en iyi uzunlardan birisiydi. Bunun dışında 40.sırada adeta bir hazine gibi buldukları Chirs Douglas Roberts var ki o da Jefferson'un gönderilmesinin ardından ciddi ciddi ilk beşi zorlayacak bir isim.

Bir de takımdan Avrupa kervanına katılan iki oyuncu var. Kristic ve Nachbar. Eksikleri kaaptılmayacak oyuncular değil ki Nets drafttan aldığı uzunlar ve yaptığı bir-iki hamle ile uzun sorununu kapattı gibi. Devam edelim ;

Yaz aylarında ise Nets gereksiz hamleler yapmaya devam etti bence. Hayes ve Najera'yı takıma kattı Nets ancak bu isimler takıma katkı sağlasa da takım var olan play-off ateşini o draft gecesi söndürdü ve 2010'u beklemeye başladı. Hayes ve Najera iyi birer bench oyuncusu olabilirler ancak lotaryaya oynayacak olan Nets yerine şampiyonluk kovalayan bir takımın kadrosunda bulunsalar daha çok iş görürler. Yine de tecrübeleri ile az-çok takımdaki genç oyunculara birşeyler aşılayacaklardır.

Şimdi elde kalan tek iş görür oyuncu Carter. Nets artık dağıldı. Harris gibi tecrübesi olan bir guard takımın başında ancak eldeki oyuncular ile takımı nereye kadar taşıyabileceği meçhul. Carter tabi devreye girip '' Bu sene takıma hem saha içinde hem de dışında liderlik edeceğim.'' diye başlayan açıklamalarda bulunmaya başladı. Eh bakalım liderliğini göstersin. Artık ondan da Artık onunla da biryerlere varılamayacağı aşikar. Adam artık 31 yaşında ve bir başka şampiyonluğa ulaşması için yapacağı ancak ve ancak LeBron'un takıma katılması için dua etmesi ve o zamanki kadroda yer edinebilmesi olacaktır.

Nets için umutlu konuşmak mümkün değil yazın yürütülen politikayı görünc.e Umutlar 2 sene sonra yeşerecek bu takım için. LeBron hayallerinin peşine düşüp 2 sezonu heba ettiler. Bakalım bu sezondan kaç galibiyet çıkartabilecekler merak ediyorum..

Wnba Finalleri


Digiturk'e Nba Tv geldi geleli anca Wnba'den bir-iki maçı gözüme kestirip izlemeye çalışmışımdır o da 10 dakikayla sınırlıdır. Wnba finallerini elbet merak ediyordum ama ilk maçını kaçırdık bayram telaşına. Baktım ikinci maçta NtvSpor'da Türkçe anlatımla izledik haliyle..
Ama dediğim gibi daha önce ne izlemişliğim ne de oyuncuları tanımışlığım var. Yalan olmasın bi Becky Hammon'u tanıyorum. Onu da tanımayanı vursunlar zaten.

Neyse ilk maçı Detroit deplasmanda kazanmış ve yine deplasmanda maçı daha çok isteyen takım görünümündeydi. İlk çeyrekte cidden oldukça iyi oynadı Shock. Doğru hamleler, kaliteli hücumlar ile seyir zevkini yukarılara çıkardılar. SilverStars ise ilk basketini çeyreğin bitimine 4 dakika kala buldu. İlk çeyrek baya kötüydü ki artık boş şutları dahi atamaz olmuşlardı güvensizlikten. Backy Hammon ilk çeyreğin sonunda gösterdiği performans ile takımını oyunda tutmaya çalıştı.

İkinci çeyrek ise ibre tamamen tersine döndü. Bu kez SilverStars oynamaya, Shock izlemeye başladı. San Antonio evinde farkı kapatınca bizlere de maçı izlemek için iyi bir sebep oldu. Maç yeniden başlıyordu nerdeyse. Evinde kazanması önemliydi San Antonio'nun, eğer 2-0 geriy düşecek olursa bundna sonraki iki maç Detroit'te idi.

Karşılaşmanın ilk yarısını adam akıllı izledikten sonra ikinci yarıyı çok az takip edebildim. Dershane de vardı - ki birazdan gideceğim - o yüzden sonlarını izlemeden yattım. Mçı da Detroit almış 69-61 ile ve 2-0 öne geçmişler. Detroit'te Katie Smith maçı aldı götürdü. San Antonio'ya her alanda cevap verdi. Hücumda savunmada yaptığı işlerle maçın kazanılmasını sağlayan oyuncuydu. Diğer cephede ise Becky Hammon'dan başka direnen oyuncu yoktu. Hammon ne kadar oynarsa San Antonio'da o kadar oynuyordu. Wauters denen ablamızın biraz aktkıları oldu SilverStars'ta ama neye yeter. Detroit maçın başından beri oldukça dengeli oynadı ve kazanmayı bildi.

Detroit 2-0 önde ve evinde oynayacakları iki maçtan birini kazanmaları halinde şampiyon olacaklar. Artık iyiden iyiye çok yakınlar hatta süpürme ihtimalleri de kuvvetlice. Bakalım 3. maç pazartesi gecesine denk geliyor yanılmıyorsam.

3 Ekim 2008 Cuma

Shaun Livingston


Nba'de 30 takım mevcut.. Mübağalasız bu yaz en az 15 takımın ismi Shaun Livingston ile yanyana geçmiştir. Son olarak öne çıkan takımlar Lakers, Wolves, Blazers ve Heat idi. Livingston'un kaynaklara göre perşembe günü Heat ile anlaşma imzaladığı ve kampa katılacağı belirtilmiş.

Şimdi bakalım kampta nasıl performans sergilenir, o eski görüntüsünü parkeye yansıtırmı bilinmez ancak kariyeri sakatlıklarla geçmiş bir isim. Çaylak sezonundan itibaren sakatlık sorunları baş gösterdi Livingston'da ve en son da 19 ay önce sakatlandı ve geçen sezonun tamamı olmak üzere 1.5 sezon takım elbise ile dolaştı.

Kampta göstereceği, antrenörlere göstereceği bir ışık kontratı kapmasına neden olabilir, Spoelstra'da Livingston hakkında onu öven açıklamalarda bulunmuş bu demek oluyor ki adam topu sektirmeye başlasa kontratı vereceğiz. Wade'de '' Livingston henüz 23 yaşında ve çok genç. Takımın geleceği için Livingston iyi bir başlangıçtır.'' demiş.. Eh riskli olsa da Livingston artık iyiden iyiye Florida yolunu tuttu.

Ve evet yazıyı yayınladıktan bir saat sonra resmi açıklama geldi. Livingston, Heat ile 2 yıllık kontrat yapmış. Hayırlı olsun diyelim. 2 yıl da iyi hiç yoktan eğer tutunamazsa bir daha fazla musallat olmayacağız..

NBA Preview - Philadelphia 76ers


NBA Preview bölümümüze Philadelphia ile başlıyorum.

Gelenler:

Marreese Speights -F- (Draft),

Andre Iguodala –G- (Sözleşme yeniledi),

Louis Williams –G- (Sözleşme yeniledi),

Elton Brand –F- (Los Angeles Clippers),

Royal Ivey –G- (Milwaukee Bucks),

Kareem Rush –G- (Indiana Pacers),

Theo Ratliff –P- (Detroit Pistons),

Donyell Marshall –F- (Oklahoma City Thunders),

Maurice Cheeks -Antrenör- (Sözleşme yeniledi)

Gidenler:

Rodney Carney –G- (Takas Minnesota),

Calvin Booth –P- (Takas Minnesota),

Louis Amundson –F- (Phoenix Suns),




Sixers son beş sezon baz alındığında orta hallice bir takım görünümünde. 35-45 arası galibiyet alan konferansının durumuna göre zaman zaman play-off görebilen bir ekipti. Allen Iverson'un takımdaki son zamanlarında takım iyice kötüydü ve değişikliğin gerekliliği kendini gösteriyordu Iguodalan'ın da sivrilmeye başlaması ile.

Iverson takasının ardından yine çizgisini koruyan Sixers geçen sene ile birlite atılım yapmaya başladı Doğu Koneferansı'nda. Belli başlı sorunlar olsa da iyi bir çizgide seyretti Sixers. Miller takım için oldukça önemli bir isim ama kısadan ziyade uzun rotasyonunda sorunlar göze çarpmaktaydı. Çaylak Young'un oldukça iyi bir sezon geçirmesi ile bu bölgedeki açığını az da olsa kapatan Sixers, Louis Williams'ın da kademe atlayan basketbolu sayesinde iyice rahatladılar.
Play-off'lar da beklenmedik bir şekilde Detroit önünde 2 galibiyet alan Sixers ileriye biraz olsun umutla bakılmasını sağlıyordu ancak eksikleri de büyüktü.

Öncelikle uzun forvet pozisyonunu Evans ile tamamladılar geçen sene. Evans burada yeterli olabilecek biri değil. Sixers'ta zaten en çok uzun forvetten sıkıntı çekti. Dalembert savunma meziyetleri ile pota altındaki gediği kapatmaya uğraşsa da uzun forvet başa belaydı Sixers için. Bunun dışında bir dış şut problemi vardı ki takımda sormayın. Nba'in geçen sezon en az üçlük kullanan takımı ve isabet yüzdesinde en gerideki takım Sixers. Hal böyle olunca off-season hamleleri de bu doğrultu da gerçekleşti.

Belkide bu yazın en büyük hamlelerinden biri olarak görülebilecek Elton Brand ile başlayalım. Elton Brand'in gelişi ile Sixers pf pozisyonundaki açığını belkide en iyi şekilde kapatmış oldu. Elton Brand geçirdiği sakatlığa rağmen bu pozisyonda şu devirde bulunabilecek sayılı isimlerden. Evans ile geçtiğimiz sezonu tamamlayan Sixers için hazinedir Elton Brand. Bi kere pota altındaki hücum sorununa çözüm getirecek. Kendi pozisyonunu yaratabilen, dış şutu da olabilen bir tehdit Brand. Dalembert ile birlikte Doğu'da iyi bir ikili oluşturacaklardır. Bunun dışında ego sorunu da yok Brand'in. Yani takıma uyumu çabuk olacaktır ve iyi derece de katkı verecektir. Onun gelişi ile geçen sezon burada da oynayan Young 3 numaraya ve Iguodala'da 2 numaraya kayar ise Sixers'ın buradaki açığı da kapanmış olacak. Drafttan alınan ve sezon içinde oldukça yararlı olabilecek bir uznu da var Sixers'ın. Bir de Ratliff'i kadrosuna kattı Sixers. Yani o da güvenilebilecek bir isim değil ama uzun rotasyonun da benchte bulunması iyidir.

Bir de dış şut sorunu var ki geçen sezon Korver'ın ayrılması ile bu bölgede menzili olan siim neredeyse kalmadı Sixers'ta. Miller'ın Young'un ve Williams'ın menzili neredeyse yok. Tek çare bu bölgede Iguodala'nın eline bakmaktı. Hoş Sixers'ta geçen sezon neredeyse her top ona bakıyordu ya neyse. Şimdi uzun forvet konusunu oldukça iyi bir hamle ile kapattıktan sonra sıra şutör bulmaya gelmişti. Pacers'tan Kareem Rush geldi. Şutör açığı da şiyi bir hamle ile kapatılmış oldu. Üstüne bir de Oklahoma'dan veteran Marshall alındı ki o da görev aldığı sürede tehdit oluşturacaktır.

Bunun dışında Sixers iki önemli ismin kontratını da yeniledi. Louis Williams ile beş yıllık bir anlaşmaya imza atan Sixers bunun dışında yıldız ismi Iguodala ile de 6 yıl 80 milyonluk bir kontrata imza attılar. Williams hamlesi gerçekten iyi, gelişmeye açık bir oyuncu. Iguodala ise geçtiğimiz yaz 57 milyonluk kontrata hayır demişti bu yaz 80 aldı.

Sixers'ın bu sezon kontrat sorunu olan tek ismi Andre Miller. Miller'ın yaklaşık 10 milyonluk kontratı sene sonunda bitecek. Bu yüzden de Miller'ın bu sezon oldukça verimli oynamasını bekliyorum. Kontrat kapabilmek için sık sık iyi geceler çıkarttığını görebileceğiz. Bu da hem kendine hem de Sixers'a yarayacak. Miller'ın önemi çok büyük bu takımda. Hızlı hücumlarda ayağı çabuk olan ve pas trafiğini layıkiyle ayarlayabilen bir guard. Bu sezonda onun elinde takım.

Sixes yazın yaptığı bu hamleler ile birlikte Doğu'da önemli bir yol kat etti. Tahminim 50 galibiyete ulaşacaktır Sixers ve iyi bir sıradan play-off görecektir.

Tinsley Nuggets'ta (mı) ?


Denver Nuggets söylentilere göre Tınsley'i kadrosuna katarken veteran Atkins ile Steven Hunter'ı Pacers'a yollayacakmış söylentilere göre. Takasın gerçekleşmeme ihtimali de mevcut bakalım resmi açıklama gelmeden birşey söylememek laızm ama ben yine de senaryo ile ilgili görüşlerimi belirteyim.

Şimdi Tınsley için ne söylenebilir ki geçen sezon 39 maç oynamış ne yapacağını kestirmek güç. Bundan önceki senelerde tam sezon takıma katkı verdiğini söylemek güç olur. Müzmin sakat ifadesi onun için kullanulabilir. Tınsley yazını rehabilitasyon merekzinde geçirmiş ve iyi olduğunu söylüyormuş. Bakalım ne drece haklı ancak ben yine de onun eline fazlasıyla bakılmamalı diye düşünüyorum.
Pacers'ta yaz boyunca süren Tınsley mi Tj mi sorusunun cevabını tam anlamıyla netleştirdi. Takım Tj'e emanet edilecek. Ki akıllıca da olmuş Tinsley'e ne kadar güvenebilirsin zaten. Tınsley'in yaklaşık 7 milyon'luk kontratını alan Denver'da ise artık Iverson'un gidişi kesin gibi. Ona yeni kontrat vereceklerini sanmıyorum artık. İyi bir takas paketi ile elden çıkartılacaktır.

Pacers cephesinde ise Chucky Atkins artık misyonunu tamamlamış bir isim. Bu saatten sonra ondan ekstra bir şeyler beklemek zor. Yani Tj'in arkasında kısıtlı zamnalar alacaktır. Onun dışında Hunter ise kariyeri fena olmayan bir isim aslında. İki yıl önce Sixers forması giyerken oldukça başarılıydı, Denver'da köreldi. Bakalım Pacers pota altında zaman zaman süreler alır iyi değerlendirirse cidden iyi olur kendisi ve yeni takımı için.

Bu arada Indıana yerel gazetesinden bir yazar takasın gerçekleşmemiş olabileceğinden bahsetmiş. Olası da tabi bu durum. Sadece dedikodu ama cidd ibir dedikodu bu. Bakalım en yakın zamanda netleşir.

Kupa Yayını


Bugün Basketbol Erkekler Türkiye Kupası mücadeleleri başlıyor. Ses seda yoktu bir-iki gündür yayın konusunda. Bugün Salsa Basket'e bakınca gördüm ki yayın falan yokmuş kupa maçlarının.

Ayıptır kardeşim. Nasıl yayınlayan bir kanal bulunamaz. Milyon dolarlara Beko Basketbol Ligi yayın hakkını satan federasyon nasıl olurda kupayı yayınlayacak bir kanal bulamaz. Antalya'da Bandırma'da özel maçları yayınlayan televizyon kanalları nasıl olur da kupa maçlarını atlar.
Olacak iş değil cidden..

2 Ekim 2008 Perşembe

Bir Cluj Macerası


Dün Cluj maçının yarısını izledim internetten . Gerçekten çok iyi bir takım yaratmışlar . Önce Roma 'yı yendiler . Sonra Chelsea 'den bir puanı kaptılar . Onlar için kritik olan maçlar Bordeaux maçları . İkisini yenerse demeyin keyfine . Dört puan alırsa yine başarıdır . Üç puanda yetinirse , yine üçüncülük için bir adım önde olacak . İkincilik istiyorlarsa dört veya üzeri puanla ayrılmaları lazım bu iki maçtan ... Olur mu olur . Bir Cluj macerası izlemeye devam ederiz belkide ... Chelsea 'de Bridge 'nin hala neden forma giydiğini anlamıyorum . İnter 'de Cruz , Chelsea 'de Bridge . Nedense ikisine de hiç ısınamadım . Chelsea böylelikle dört puana çıktı ve liderliğide devam ettirdi . Zaten gruptan çıkacakları kesin ... Partnerini arıyorlar . Roma üç puanda , Cluj iki , Bordeaux sıfır puanda . Bu arada Bordeaux kırmızı kart yemeseydi ne olurdu Roma 'nın hali bilinmez ... Drogba 'nın durumuda kritik . İnşallah önemli birşeyi yoktu Fildişi 'li oyuncunun . Belli değilmiş henüz ...

1 Ekim 2008 Çarşamba

İşler Rayına Oturuyor


Hem onun açısından , hem United açısından ...

(Ronaldo sağolsun ... )

Cluj vs Chelsea


Bu gecenin en merak ettiğim maçı . İnternetten izleyeceğim . Cluj bir süpriz yapar mı demeden edemiyorum . Bu ihtimal üzerinde fazlasıyla duruyorum açıkcası . Maçı izleme nedenimde buda etkili oldu . Arada belki diğer maçlarada göz gezdiririm bu maçtan beklediğimi bulamazsam . Misal ; Chelsea 'nin oyunu erken açması gibi ... Maçtan sonrada karalarım birşeyler bu konu hakkında . Grubun diğer maçında Roma puan kaybedebilir . Dikkat ...

Andre Arshavin


Ben bu adamı büyük bir ligde izlemek istiyorum arkadaş . Hak ediyor ... Hem de sonuna kadar . Dün bir kez daha bu izlenimi bıraktı bende . Takımıda Real Madrid ' den puan almaya yaklaştı ama şanssızlık diyelim . Tabii takımının puana yaklaşmasındaki en büyük sebep Andre Arshavin ' di . Bu arada keşke Fatih Tekke ilk yarıdan itibaren oynasaydı . İzlemek istiyordum onu CL 'de ... Bize gelip gelmeyeceği konuşuluyorda şu günlerde . Devre arası epey hareketli olacak Trabzonspor transfer konusunda . Bir de yabancı transferiyle Türkiye 'yi sallayacakmışız . Anlaşılmış ... Ne diyordum ; Arshavin büyük lige gitsin ağabey yahu ...

Futbol Bitmiş Sonuç 'Sıfır'

Fenerbahçe bu sezon evindeki ilk grup maçına çıktı Şampiyonlar Ligi'nde ama yine futbola dair birşey göremedik takımda. Bu oyunla cidden zor hatta imkansız diyeyim yani. Diyecek söz bulamıyorum. Bu mu milyon dolarlık transferler yapan takım.. Sonuç 'sıfır'.. Kiev ile 0-0 berabere kaldı Fenerbahçe. İstatistiklere bakmadım ama evinde oynayan bir takım bu kada rkorkak olamaz. Şut göremedim ben bir-iki tane dışında.

Büyük umut ile Emre'nin birşeyler başarabileceğine inanıyoruz. Yada inandırılıyor muyuz? Ben inanmıyorum artık bu Belezoğlu'nun bir varlık göstereceğine yada çabaladığına. Yerden kalkmıyor ki Emre'miz. Yerden kalkıcakta sol kanadında defansa dönebilecek.. Maç boyunca koca sol kanat Carlos'un ileri-geri koşabilme gücüne baktı o yaşından sonra. He sol kanatta oynadığı da yok şahsen Emre'nin. Adamı ısrarla sağda deniyor Aragones ancak bir verim alınamıyor işte. Neden bu ısrar. Emre illa ki ortaya yakın oynyyor.. Geçen Porto maçında sağ bu akşamki maçta soldan baya baya açık verdik.

Onun dışında sağ kanatta felaket. Kazım hiç eski Kazım gibi değil. Chelsea karşısında parladı söndü Kazım. Ne o driplingleri, ne o rakibi oyundan düşüren çalımları ne o sürati.. Hiç biri yok Kazım'da. Gökhan Gönül desek bu akşamki maç dahil bu sene iyi oynadığı bir maç yok vatandaşımızın. Büyük bir düşüş var onda.
Orta sahaya geçelim. Maldonado ve Selçuk. Tamam tedbir alırsın birini oynatırsın ki şartta o tip bir oyuncu tkaıma her zaman ancak ikisini birden oynatmak korkaklık. Onlar sayesinde ileriye çıkamadık. Dakika 75 olmuş sanki takım öndeymişçesine yan paslar oyunu kontrol altına almmaya çalışmalar. Sadece son dakikalar değil maçın geneli öyle. Bir dakika boyunca kendi aralarında pas yapıp bir yere varamadan topu kaptırdıkları sahneleri de gördük. Maç boyunca Selçuk'un ileriye dönük olumlu hamlesi neredeyse yok denecek kadar az..
Bunlar benim hemen hemen ilk yarıdaki gözlemlerimdi. Gökhan-Önder ve Selçuk-Uğur değişikliğini savunuyordum. Hiç değilse Gökhan gibi oynayacak bir eleman yerine gayet istekli ve formayı almak isteyen Önder oyuyor olacaktı ikinci yarı. Onun dışında Selçuk veya Maldonado'dan birini çıakrıp sola Uğur'u almak. Böylelikle Emre'de istediği pozisyona ortaya çekilmiş olurdu. Bir de öyle denenirdi.

Ama Aragones anlam veremediğim bir şekilde ikinci yarının bitimine 15 dakika kala oyuncu değiştirdi. Ve sahaya giren isim ise Burak.. Hani Porto maçında da sonradan giren topu dağlara taşlara atan Burak. Dakika oldu 85 oyuna girdi Uğur Boral. Ama oyundan çıkan isimler yanlış.
Uğur Boral şimdi ne ara ısınsın da ne ara maça başlasın. Zaten oyuna sokmadan ısınmaya bile 5 dakika müsade ettin ya etmedin. Her olumsuz bir vakaya karşı oyuncular her an ısındırılmalı ama o da yok. Kulübüesine çekilmiş dedemiz, yanındakileri de orda tutuyor.

Yani sözün özü Fenerbahçe'de futbol yok. Sonuç yok. Güzellik yok. Önümüzde iki Arsenal maçı var.. Tabi futbol bu ama bence bizi yer adamlar yer..

Maç öncesi Zenit-Real maçı vardı ki cidden harika bir maçtı. Fenerbahçe maçının aksine oldukça zevkli bir karşılaşma oldu. Zenit karşılaşmanın büyük böümünde Real kalesini ablukaya alsa da golü bir türlü bulamadı. Arshavin yine olağanüstü oynadı ancak takımdaki diğer oyuncuların beceriksizliği ile bir çok pozisyon cömertçe harcandı.
Yani futbol da biraz şans olmalı dedirtti bana bu maç. Zenit ne goller kaçırdı ne pozisyonlar harcadı. Şans bir türlü yüzlerine gülmedi o top ağlara gitsin. Kaçırdıkları golleri sayamadım. Real'de kötü gözüktü. Zaman zaman iyi çıkışlar yaptılar ama cidden Zenit karşısında kötü gözüktü. Nisterlooy'un golü de şans eseriydi zaten. Şans Real'in yanındaydı bu akşam.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...