Doğum günü pastamın mumlarına bakıyorum. Bir kez daha geldi çattı o gün.. Üflüyorum mumları. Bu sefer dileğim farklı. Hoş o pasta başında etrafındaki ahali seni alkışlarken alelacele dilek dilemek ve bir anda mumları üflemek. Yok yok bu sefer öyle olmadı. Dileyeceğim dilek, söyleyeceğim söz belirli kafamda. Tuttum dileğimi. Seni tuttum...
Mumları içime kadar çektim.. Yorgunum ancak bu defa dileğimin bu kadar net olduğundan ötürü de mutluyum. Bir sene sonra yeniden bu pastanın yeni mumların başına geçene dek seni kaybetmemek için çektim mumları içime kadar. Hep orda kal diye.. Peki ya sen ..? Sen beni tuttun mu ?
Sevipte yanında olamamak, Söyleyipte sevememek işin en acı tarafı. Sessizliğin içinde kayboluyorum.. Her yanım sen, her düşüncem sen dolu artık. Seni tanıdığım günden itibaren gün be gün içime işleyen bir zehir gibi sardın her tarafımı. Bu zehir beni öldürmüyor sadece sana biraz daha aşık olmamı sağlıyor. Biraz daha biraz daha..
Yanımda sen yokken, seni düşünmediğim ender zamanlarda heryer karanlık ve boş aynı zamanda soğuk. Uykusuzluğun getirdiği uyuşukluk ve başağrısı da cabası.. Uykusuzluk..
Uyku nedir son zamanlarda unuttu bu gözler. Uyku nedir bilmiyorum artık. Yine o gecelerden biri işte. Doğum günümü terkedeli çok oldu ama hala uyuyamadım. Hayallerim var, sen varsın ...
Kimi zaman umutsuzluk içinde oluyorum, yataktan çıkıp güne başlamaktan korkuyorum. Ruhum bedenimden çıkmış bir halde öylece yatıyorum. Korkuyorum yataktan çıkmaktan, seni görememekten, seni hissedememekten. Korkuyorum herşeyden, herkesden.. Karşımda hep sen ol, yanımda hep sen ol istiyorum. Çok şey istiyorum sanki.. Ama bu bile bana çok görülüyor. Seviyorum seni. Deliler gibi. Aklımdan çıkmıyorsun.
Bak yine söyledim işte.
He unutmadan iyi ki doğdum..
13 Mart 2009 Cuma
12 Mart 2009 Perşembe
Düşüyoruz

Geçtiğimiz gün Thy uçağı düşünce kafayı Nba ile bozmuş biri olarak aklıma takıldı. Kendi kendime ''Bu adamlar senede 82 maç yapıyor. Birçok uçak yolculuğu da cabası. Ufak bi arıza olsa uçakları düşse bişey olsa...'' gibi düşünceler belirmişti.
Dün Haberturk gazetesinde Düşüyoruz başlıklı bir haber gördüm. Orlando Magic takımı ciddi ciddi hafta içinde uçak kazası atlatmış. Boston deplasmanından Detroit'e geçecek olan takımın uçağı trüblansa girmiş ve yaklaşık 40 dakika korku dolu anlar yaşanmış. Öyle ki uçağın pilotu ''Düşüyoruz'' anonsu bile yapmış. Bazı oyuncular ellerini başının arasına alıp korku içinde beklemeye çalışmış. Geçmiş olsun Hidayet'e, Orlando Magic oyuncularına.
Magic bu sabaha karşı evinde Bulls'u 107-79 mağlup ederek Doğu'da Cavs ve Celtics'in ardından play-off'u garantileyen 3.takım oldu.
11 Mart 2009 Çarşamba
10 Mart 2009 Salı
M-V-3?



Dwyane Wade son haftalarda sergilediği müthiş performanslarındna birini dün gece Bulls'a karşı da sergiledi. Öncelikle maçı uzatmaya götüren üçlüğü atan Wade, ilk uzatma periyodunun sonunda hücumdan yararlanamasa da ikinci uzatma sonunda Salmons'tan topu çalıp harika bir baskete imza attı.
Son şutu hakkında ''Bu tip toplardan potaya gidene dek emin olamazsınız ama ben elimden çıktığı anda basket olacağından eminim.'' demiş Wade. Ayrıca geçtiğimiz haftanın oyuncusu da Wade seçildi Doğu Konferansı'nda.
İşte maçın özetini burdan izleyebilirsiniz. Bu adam haketmiyor da kim hakediyor Mvp olmayı.
Fernandez Tuş Oldu

Sabaha karşı oynanan Lakers-Portland maçının üçüncü çeyreğinde talihsiz bir olay yaşandı. Çeyreğin sonunda Lakers potasına doğru hareketlenen ve rahat bir turnike imkanı bulan Rudy Fernandez, arkasından gelen Ariza'nın yaptığı sert müdahele ile yerde kaldı. Olayın ardından Brandon Roy-Trevor Ariza kaynaklı bir kargaşa yaşansa da fazla büyümedi.
Pau Gasol ve Sergio Rodriguez gibi iki İspanyol vatandaşının endişeli bakışları arasında boyunluk takılarak sedye ile hastaneye kaldırılan Fernandez'in durumu henüz bilinmiyor. İşte olayın videosu..
6 Mart 2009 Cuma
Kısa Kısa
- Yine kısa kısa dönemine girdik. Malum cuma bir haftanın yorgunluğu var. Bu hafta bloga da hiç uğrayamadım. Pc yoktu evde 5 gün kadar her şeyden uzak kaldım.
- Nba'e bakacağım öncelikle.. Free-Agent pazarından hamleler devam etmiş hafta içinde. Önemli hamlelere bakacak olursak;
- Joe Smith => Cavaliers: Tanıdığı bir takıma gitti uyum sorunu olmayacaktır. Hani Cavs içinde yararlı olur. Celtics acaba şimdilerde ''Moore'u alırken çok mu aceleci davrandık?'' diyor mudur ?
- Drew Gooden => Spurs: Vay annanesini. Spurs ne hamle yapmış öyle. Turnayı da gözünden vurdu. Gooden atletikliği ile dış şut tehlikesi ile Spurs pota altına cuk oturacaktır.
- Luther Head => Heat: Head sevdiğim bir isimdir. Zaman zaman play-off katkılarını bilirim. Ancak gerekli miydi derseniz orada düşünürüm biraz. Guard rotasyonu genişlemiş oldu ama iyi bir durumda olsa Roxkets ondan vazgeçmezdi. Bulunsun bakalım benchte..
- Bunlar dışında S.Swift Suns yolunu tutarken yakından tanıdığımız J.White ise Rockets yolunu tutmuş. J.Hart ise Denver ile anlaşmış. Solomon'un ise şu sıra ciddi ciddi Fenerbahçe'ye döneceği dedikoduları var ortalıkta.. Ah bir dönse ne güzel olur.
- İddaa bugün itibari ile Nba'i aldı programına. İlk kuponumuzu yaptık bu gece için.
- Twilight filmini izledim geçende. Fena film değildi ama pekte beğendiğimi söyleyemem. İçerde dvd'de Iron Man izliyordu ev halkı. Bir kaç sahnesine denk geldim. En kısa zamanda izlemeliyim o filmide.
1 Mart 2009 Pazar
Bant Yasağı



Wade'in sol gözünün altına 8 Şubat'taki Bobcats maçında aldığı darbenin ardından 6 dikiş atılmıştı. O tarihten itibaren öncelikle Amerikan Bayrağı sonrasında üzerinde Wade yazılı renk renk bantlar ve son olarak 'Flash' yazılı bantlar ile sahaya çıktı.
Ancak Nba yönetiminden gelen bir açıklamada Wade'e "Gösteri amacıyla marka veya promosyon türü şeylerin vücutta bulundurulması ligimizde yasaktır." denmiş. Adam yakıştırmıştı işte kendine. Son iki gecedir bant takmıyor Wade.
Az önce tamamlanan Knicks karşısında ise son çeyrek tek başına 24 sayı atarak hayvani bir performansa imza attı. 46 sayı 10 asist 8 ribaunt 4 topçalma 3 blok..
28 Şubat 2009 Cumartesi
Kısa Kısa

- Takas dönemini değerlendirdiğim yazıda bahsetmiştim Celtics'in kadrosunda 2 kişilik yer açıldığını. Bunları Moore ve Marbury ile doldurdular. Marbury sezon başından beri beklenen bir hamleydi zaten Boston adına. Dün gecede ilk maçına Boston Garden'da çıktı yaklaşık 1 yıl aranın ardından. Moore'da şu an Garnett'in yokluğunda süre alıp katkı vermeye başladı. O da sezon sonuna kadar gerekli olan katkıyı verecektir. Boston iki iyi hamle ile sezon sonuna doğru ilerliyor..
- Dün gece gözler Marbury'de idi ancak Shaq tüm dikkatleri yine üzerine çekmeyi başardı. Toronto önünde 45 sayı 11 ribaunt.. Yürü be koca oğlan.. Pazar akşamı Lakers'a karşı neler olacak bakalım. Merakla bekliyoruz o maçı. Lakers demişken All-Star ödülünü beraber kazanan bildiğiniz gibi Kobe&Shaq ikilisiydi. Kobe incelik yaparak ödülü Shaq'ın eve götürmesine izin vermiş..
- Her sene bir çok takımın sakatlıklardan başı yanıyor. Bu sezonda sakatlıklar ön planda her zaman olduğu gibi. Son olarak Garnett ve Granger'ın 3 hafta oynayamayacakları haberini aldık ardından da Nash ayak bileğinden sakatlandı ve ne zaman döneceği henüz net değil. T-Mac'in ameliyatının ardından 6-12 ay arası kaçırabileceğinden bahsedilirken, Ben Wallace'ın en az 1 ay parkelere çıkamayacağı açıklandı. Bu kadar sakatlık haberinin üstüne de uzun süredir takım elbiseleri ile gördüğümüz Boozer'ın Hawks maçı ile dönüş yaptığını ve yavaş yavaş ritim tutmaya başladığını da hatırlatalım.
- Birazda futbola geçiş yapalım. Akşam herkesin gözü Fenerbahçe-Sivas maçında olacak. Merakla bekliyoruz o maçıda bakalım Sivas büyük takımlardan ilk yenilgisini alacak mı? Dün ise Beşiktaş garip bir maç sonunda galibiyete ulaştı. 80-85 arası neler oldu neler bitti hala anlayabilmiş değilim. Hafta içi Galatasaray'da Uefa'da tur atladı. Gayet zevkli bir maçtı ve sonunda gülen taraf oldular. Kutluyoruz.
- Arkadaşın ısrarla tavsiyeleri üzerine Alacakaranlık -Twilight- filmini indirdim. Bugün yarın izleyeceğim. Bende açıkçası tavsiyeler üzerine merak etmiştim fazlasıyla. Oth-Prison Break tatilde kendimizi Lost'a adadık. Ne güzel gidiyor öyle 5.sezon. Jj Abrams diziyi aldı götürdü vallahi. Son bölüm yine çok iyiydi. Bir hafta ara var şimdi Lost'ta da...
- Nba-Bbl-ve Euroleague İddaa kapsamına giriyor. Broşürleri açıklamaları iddaa'nın sitesinde ve bayilerde mevcut. Sanırım 1 Mart Pazar günü yeni programla çıkacak karşımıza iddaa.. Eh bizde Nba'i artık daha farklı izleriz bahis oynayarak..
22 Şubat 2009 Pazar
Larry Miller

1985'ten bu yana Utah Jazz takım sahibi olan Larry H. Miller geçtğimiz gün şeker hastalığından dolayı yaşama veda etti. Takım onun döneminde gayet baarılıydı. Özellikle play-off bakımından pas geçmemek gerek Jazz'ı. 2 kezde çıkmış oldukları final serisi var. Bakalım ondan sonra nasıl bir dğeişme gözlenecek Jazz'da. Sezon sonuna kadar da formalarında Larry Miller'ın anısını yaşatacaklarmış.
21 Şubat 2009 Cumartesi
Takas Dönemi
Nba'te takas dönemi perşembe akşamı saat 22 itibariyle sona erdi. Takip ettik gelişmeleri ama bloga yazacak fırsat olmadı. Şimdi fazla detaya girmeden bi bakalım neler olmuş neler bitmiş.
- Öncelikle hafta başında ilk büyük sürpriz gerçekleşti ve taslağı Joe Smith-Chris Wilcox for T.Chandler olan takas paketi bomba gibi düştü piyasaya. Hornets'in başta bu hamlesine anlam veremedim. Tamam ekonomik kriz falan var elbet ancak şampiyonluk yarışındaki bir takımın cap boşaltma adına yaptığı bu hamleye anlam veremedim.
- Ardından yavaş yavaş fırtına öncesi sessizlik kıvamında gerçekleşen bir iki takas oldu. Sam Cassell Kings yolunu tutarken Celtics 2.tur draft hakkı aldı. Bunun dışında Detroit rotasyonuna fazla şans bulamayan Alex Acker, Clippers'a yine 2.tur draft hakkı karşılığı yollandı.
- Çarşamba günü ortalıkta dolaşan bir çok dedikoduya rağmen takas göremedik ancak Perşembe günü bombalar patlamaya başladı. Öncelikle Bulls-Kings takasına bir göz atalım. Brad Miller - John Salmons for Drew Gooden - Andres Nocioni - Michael Ruffin takası ile günün ilk bombası patladı. Ardından Kings bir takasa daha imza atarak Ruffin'i Portland'a Ike Diıogu karşılığı yolladı.
- Bu takastan sonra yine biraz vitesi küçültelim. Lakers, Chris Mihm'i Memphis'e 2014 yılı 2.tur draft hakkı karşılığı Memphis'e gönderdi. Eheh serbest bırakmaktan iyidir öyle değil mi ? Celtics ise son dakikada üçlü bir takasa imza attı. Takasın son günü gerçekleştiridği 4 takas ile en hareketli takım olan Kings ve Raptors'un katıldığı takasta yakından tanıdığımız Will ''King'' Solomon, Kings'e takas oldu. Toronto bunun karşılığında Boston'dan Patrick O'Braynt'ı kadrosuna katarken Celtics ise 2.tur draft hakkı aldı. Şu takasın önemi olmayabilir ama play-off dönemi öncesi Celtics'in 2 Lakers'ın ise 1 boş koltuğu var. Free-Agent piyasasında neler dönecek merak ediyorum. Unutmadan bahsedeyim Shelden Williams'ta Wolves yolunu tuttu son gece.
- Gelelim takas döneminin bomba olmayan ama son günün bomba takaslarına. Kinicks iki takasa imza atarak kadrosunu güçlendirdi. Öncelikle Hughes'u aldıkları haberi geldi. Hughes karşılığı Tim Thomas, Jerome James ve Anthony Roberson Bulls kadrosuna katıldı. Bulls yüklü kontrata sahip Hughes'u göndererek yaz için olası hamlelere göz kırptı. Knicks ise Hughes'ın kontatını aldı almasına ancak 2010'da biteceğini unutmayalım.
- Kinkcs adına günün bir diğer takası Malik Rose for Chris Wilcox takasıydı. Chandler takası yatınca Wilcox'un da takas değeri iyice düşmüş olacak ki Mailk Rose karşılığı takımdan gönderilebildi ancak. Biten 7 milyonluk bir kontrata sahip Wilcox ve daha iyi bir pakete gönderilebilirdi. Gerçi Malik Rose'da şu anda Oklahoma'da en çok kazanan oyuncu durumunda gözükmekte. Sene sonu onunda kontratı biteceğinden güzel bir boşluk yaratacaklar yine. Oklahoma ayrıca Seaatle zamanlarında büyük umutlarla draft ettikleri Sene'yi de serbest bırakmış.
- Günün son bombası ise Magic cepheinden geldi. Memphis-Rockets ve Magic arasında gerçekleşen üçlü takas sonucu Rafer Alston Magic yolunu tutarken Rockets ise karşılığında Brian Cook ve Lowry'e sahip oldu. Memphis sie Magic'in ilk tur draft hakkını aldı. Magic açısından bakıldığında gayet mantıklı takas. Nelson'un sakatlığında takım hiçte fena gitmezken guard'sız oynamak adama koyardı. Bu sezon belli bir hedefleri varsa guard olmadan yapamazlar. Beklenen de birşeydi hamle yapmaladı ve tercihleri Alston'dan yana oldu. Hiçte fena değil. İlk karşılaşmasında da gayet temiz bir basketbol oynamış. Houston'da Cook önemli bir dış şutör olabilir sürpriz isim olarak. Lowry ise ilk maçına çıktı dün gece ama fazla süre almadı. Alston yerine de potansiyeli olan bir Lowry fena değil.
18 Şubat 2009 Çarşamba
16 Şubat 2009 Pazartesi
Nba All-Star Game
Maçı özetleyen resim işte budur. Gecenin en skoreri ile en eğlenceli adamı Mvp ödülünü kucaklıyor.Çekişmeden uzak bir maçtı. Batı daha baştan rengini belli etti ve Doğu'nun size probleminden yararlanmasını iyi bilerek rahat bir maç çıkarttı. Son çeyrek formalite maçıydı. Amare-Cp-Kobe arasında geçen Mvp yarışına Shaq'da ortak oldu ve sonunda ipi göğüsleyen iki isimden biriydi.
Maça zaten eğlenceli bir giriş yapan Shaq daha baştan gönülleri fethetti. Şiddetle videosunu izlemenizi tavsiye ediyorum. Maç içinde guard tipi yaptığı hareketler, Howard'a karşı bacak arası attığı çalım vs derken maçın eğlencesiydi yine. Bu adamı All-Star'dan eksik etmesinler. Çıksın 2 daika oynasın ama yine oynasın. Öyle ki 11 dakikada Mvp oldu adam.
Doğu'da LeBron ve Wade'den beklediğim performansı göremedim. Maçın en etkili ismi Roy'du. En çok sahada kalan isimdi Roy'du ama performansı aman aman göz önüne gelmedi. Joe Johnson kötü bir maç çıkarttı ve skor üretemeyen tek isimdi. Bunun dışında Mo-Will ilk All-Star maçında gayet başarılı bir grafik çizdi.
15 Şubat 2009 Pazar
All-Star: Saturday Night
Haier Shooting Stars
Cumartesi Gecesi yarışmaları Takım Şut yarışması ile start aldı. Benim için bu yarışmanın pek bir önemi zevki yok. Kazananı orta sahadan atılan şut belirliyor. Oraya kadar 10 saniyede bile gelseniz kazanamayabiliyorsunuz örneğini de dün kaşam gördük.Kaç senedir oynanıyor bu oyun ama takımların değiştiğini hiç görmedim. Hatta katılan isimler bile nadiren değişiyor. Aptalca geliyor yarışma bana. Belki başka takımlarda katılsa daha ilgi çekici olabilir ama her sene La-Detroit-S.Antonio-Phoenix. Bu dört takımdan başka bu oyunu oynayan yok.
Bu sene orta sahadan en çabuk isabet bula ntakım Detroit oldu ve yarışmayı kazandı. Seneye lütfen ya kaldırın yada alternatif takımlar sunun.
PlayStation Skills Challenge
Bir önceki yarışmaya göre gayet zevkli bir yarışma Skills Challenge. Bir-iki sene öncesi Kobe-LeBron-Wade gibi isimler birbirleriyle karşılaşırken bu seneki isimlerin bunlara nazaran sönük kalması kötü oldu. Üstüne ben katılımcılar arasında son şampiyon Deron'u da görmek isterdim.İlk turda Parker'ın rezil derecesini seyrettikten sonra üstüne Mo-Will'de kazanmamak adına oynayınca finale Harris ve Rose kaldı. Yarışma öncesinde de 4 isimden Rose'u favori olarak görüyordum kendimce ve kazanmasına sevindim.
Foot Locker 3-Points Shootout

Yarışma öncesi herkesin favorisi Kapono idi. Eh adamın neler yapabildiğini gördük geçtiğimiz iki yıl boyunca. Üstüne üstlük antrenmanlarda yaptığı denemelerde 30 da 28 attığı videolarıda mevcut. Üçüncü kez kazanması kimseyi şaşırtmazdı.. Bense biraz apaçilik yaparak Kapono yerine Cook'un kazanmasını istedim ve kazandı da bizim bücür.
İlk turda Bibby'nin finale çıkabileceğini düşünüyordum ama kötü bir performans sergiledi. Danny Granger ve Roger Mason'da vasat bir performans sergiledi. Kapono beklentilerin çok çok altında kaldı ilk turda ama yine de 16 puanla final turuna çıkmayı bildi. Cook 18 puan ile ilk turun en başarılı ismiydi.
Final turunda en düşük puanı aldığından ilk yarışam isim Kapono oldu. 14 puan alarak etabı tamamladı. Kapono tek kelime ile hayal kırıklığı yaratmıştı. Kimin kazanacağının da bir önemi kalmamıştı. Kapono beklenmedik bir performansla noktaladı finali. Ardından gelen Lewis son renkli topta isabeti bulmasa Kapono'nun da gerisinde kalacaktı. Nitekim Cook'ta son etapta yüzdeli atarak 15 puana ulaştı. Yarışmanın kötü bir yarışma olduğu Kapono'nun az kalsın 14 puan ile şampiyon olacaktı.15'er puan elde eden Lewis ve Cook bir kez daha sahne aldı ve Cook rahat bir şekilde bu kez şampiyonluğa ulaştı.
Sprite Slam Dunk Contest
Çok çok iyi bir gece değildi biz ekran karşısındakiler için ve smaç yarışmasında bir heyecan bir tat aranıyordu. Howard-Nate-Rudy-Jr. Smaç yarışmasına katılacak ilk Avrupa'lı olan Rudy'nin neler yapabileceğini görmek istiyordum. Bir aydır reklamları dönen Howard'ın nasıl bir sürpriz yapacağını mera kediyordum. Jr ve Nate fazla ilgimi çekmiyordu bu yarışma için.Jr ile başladık geceye. Basit bir smaçla geçti ilk hakkında. Ardından gelen Rudy gecenin en iyi üç smacından birine imza attı. O an gördük ki yine rezil bir jüri vardı. Yarışmanın başından itibaren kısa ile uzunu finalde karşılaştırmak için ellerinden geleni yaptılar ve sonuca ulaştılar. Nate'de kısmen basit bir smaçla ilk hakkını geçerken Howard gayet güzel bir smaçla mesjaı veriyordu.
İkinci turda Rudy-Gasol işbirliği olağanüstüydü. İlk denemde smaç yapılabilse belki çok daha fazla puanı ha kederdi ama jüri işte. Ardından gelen Jr'da beş-altı denemenin sonucunda smacı vurabildi. Verilen puanlardan finale kalan isim belliydi zaten ama hala aranan tat bulunamamıştı.
Nate'in Chandler'In sırtından zıplayarak vurduğu smaç gecenin en kötü smaçlarından biriydi. Ayıptır yahu. Final performansına geleceğim ama hak etmeden adam çıktı finale bu smacın ardından.
Gel gelelim Howard show'una başladı ikinci hakkında. Öncelikle 'Superman' lakabının hakkını verircesine bir telefon kulübesine giren ve pelerinini takan Howard getirttiği pota ile bir hayli yükseğe smacını vurdu. O ana kadar kasvet içinde geçen geceye bir renk gelmişti.
Final turunda jüri istediğini elde etmiş ve kısa ile uzunu karşı karşıya getirmeyi başarmıştı. Eğlenceli sempatik tavırlarına diyecek sözüm yok bu ikilinin ancak orada Nate yerine Rudy'nin olmasını isterdim.Nate ilk hakkında basit bir Reverse pump smacı ile ilk hakkını tamamladı. Kısa boyu sayesinde etkileyici bir görüntü oluştu ancak zor bir smaç değildi. Ardından sahne alan Howard ise gecenin en iyi smacına imza attı. Panyanın kenarına çarptırdığı topu alçak-posttan yakalayıp smaçlayan Howard yine yaptı yapacağını.
İkinci haklara sıra geldiğinde sahada hem pelerini ile Howard ve Nate vardı. Howard pota altında durunca neler olacağını anladık. Nate üzerinden uçacaktı. Howard'ın omzundan hafif destek alsa da ben beğendim yaptığı smacı ve ardından sergilediği dans show'unu. Howard'ın serbest atış çizgisinden vurduğu smaç bir önceki smacın gölgesinde kaldı. Kazananı telefon ve internet yoluyla yapılan oylama belirleyecekti. Oyların %52'sini alan Nate Robinson yarışmayı ikinci kez kazandı. Haksızlık ile finale çıkan Nate finaldeki başarılı performansı ile birinciliği aldı.
Smaç yarışmasına damga vuran olay ise bu dört isimden değilde kenarda oturan LeBron'dan geldi. Tnt'nin yaptığı röportajda James gelecek seneye smaç yarışmasına katılmak istediğini söylüyordu. Bu açıklama neredeyse yarışmayı gölgeledi.

Ve gönüllerin şampiyonu.. Rudy Fernandez yarışmaya damgasını vuran isimdi şüphesiz. Finale kalsa neler yapacaktı görmek isterdim.
All-Star H-O-R-S-E Game

Yarışmanın saati ve yayını hakkında bilgim yoktu. Bu organizasyonu da izleyemedik haliyle. Merak ediyordum açıkçası bu yarışmayı. Phoenix güneşinin altında ferah ferah yapılmış yarışma.
Özetini şuradan izleyebilirsiniz.
Horse ile ilgili de eskilerden bir video var. Yarışma öncesi o videoyu izlemiş ve hakkında fikir sahibi olmuştum Horse'un. Eskilerde daha bi pota dibinden atarlarken bizimkiler iyice abartıp seyirci aralarına falan çıkmışlar. Eğlenceli olmuş.
Soph 122-116 Rook
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








