11 Aralık 2010 Cumartesi

Yeni Adres

Bundan sonra yazılarımla Konyalı Portlandlılar adresinde olacağım. 2.5 yıldır belli bir düzenle tuttuğum, bir ara sınav dönemine denk gelip sekteye uğrasa da sizlerle önemlişeyler paylaştığımı düşünüyorum. Blog yine açık olacak. Blog'da benim dışımda yazarlık yapan dört arkadaş daha var. İkisinin sınav döneminde olmasından dolayı zaten pek ilgilenemiyorlar. Diğerlerinden haber alamıyorum. Blog açık olacağından onların basketbol hakkında fikirlerini paylaşmasına bir engel yok elbette ki. Şahsım adına yeni adres orası olacak. Bekleriz efendim.

Nba'de Bugün - 10.12.2010

Miami Heat biraz fikstürünün avantajı biraz da takım içi sorunlarının halledilmesiyle önemli bir ivme yakaladı. Dün Warriors deplasmanından da rahat bir galibiyetle dönen Miami, Orlando'nun yenilmesiyle beraber GüneyDoğu'da liderliğe yükseldi. Dwyane Wade takımın yakaladığı galibiyet serisinde skorer kimliği ve ribauntlara yaptığı katkı ile takım adına önemini bir kez daha ortaya koydu. Benchten beklenen katkı gelmemiş olsa da Dampier'ın takıma ne denli faydalı olduğunu her maç görüyoruz. Skor katkısı yapmasa da ribauntları pota altında duruşu ile savunmada ve hücumda önemli bir silah.

Lige müthiş başlayan ancak son bir iki haftadır form düşüklüğü yaşayan Hornets bu kez kendi evinde Thunder'a yenilmekten kurtulamadı. Üçüncü çeyrek yalnızca 12 sayı üreten Hornets'in genel olarak ikinci yarılarda oyundan koptuğunu görüyoruz kaybedilen maçlara bakıldığında. Tabi şu sıra takımın taşınması, satılması gibi durumlar ön planda olduğu için belki de oyuncular kendilerini kafaca basketbola veremiyorlar. Thunder'da Westbrook bir kez daha takımını sırtlayan isim olmuş. Thunder'da asıl galibiyeti getiren performansta bana göre Ibaka'nın 18 sayı 9 ribauntluk performansıdır.

İki maçtır kaybeden ve Melo'nun sakatlığında eksik oynayan Denver, deplasmanda Raptors'u mağlup etme başarısını göstererek hem kötü gidişe dur dedi hem de koç Carl'ın kariyerindeki 1000. galibiyeti gelmiş oldu. Billups, Melo'nun yokluğunda ipleri eline almış ve pota altında sıkıntısı olan rakibine karşı topu bol bol Nene'ye indirmiş. Melo'nun yerine ilk beş çıkan Forbes'te kritik bir katkı sağlamış. Harrington'un benchten gelerek 31 sayı bulması da galibiyeti perçinleyen katkı olmuş kuşkusuz ki. Toronto'da sezon başından beri benchten oldukça verimli katkılar almayı sürdürüyor ama bunu ilk beş rotasyonuna yansıtamıyorlar.

Lakers dört maçlık yenilgi serisinden sonra kısmen kolay iki rakibi yenmeyi başarmış ve Clippers'a karşı son saniyede galibiyete uzanmıştı. Doğu Turnesi'ne başlayan Lakers'ın ilk ayağında yenilgi görmesi bu zorlu fikstür öncesi kötü oldu onlar adına. Bulls'ta Rose takımını sırtlayan ve galibiyetine götüren isimdi. Maça çok kötü başlamalarına rağmen akıllı oynayan ve ayakta kalan Bulls ikinci yarı Lakers'ın fişini çekmeyi başardı. Ömer'de maçın ilk çeyreğinde fazlasıyla dakika bulmasına ve savunmada Gasol'e karşı başarılı bir duruş sergilemesine karşın ilerleyen bölümlerde pek süre bulamadı ve 8 dakika süre aldığı maçı 1 sayı 1 ribaunt ile tamamladı.

Amare Stoudamire 30 artı sayılarına ve Knicks'te maç kazanmaya devam ediyor. Üst üste 7. galibiyetini alan Knicks Doğu'da da yükselerek beşinci sıraya kadar geldi. Yeni kurulan bir kadroydu ve lige kötü başlamaları normal olandı ancak şimdi ritmini bulan Knicks'in önünde kimse duramıyor. Amare'nin müthiş performansına dikkat çektikte bir de maçın kritik anlarında John Wall'a vurduğu bir blok var ki aman aman. Açın özeti izleyin adeta 'Daha buralarda yenisin genç ağır ol bakalım.' diyerek mesaj vermiş.

Batı'da liderliğini sürdüren Spurs evinde ağırladığı Hawks'ı mağlup etmeyi bildi ve üst üste 4.galibiyetini elde etti. Uzun süredir kendi sahasında Hawks'a maç vermeyen Spurs serinin devamını sağladı. Maç boyunca herkesin bir şekilde katkı verdiği ve 6 oyuncunun çift haneli sayılara ulaştğı Spurs'te Blair'in Hawks pota altına karşı sergilediği 16 sayı 12 ribauntluk performans dikkat çekiyordu. Hawks cephesinde ise Johnson'un sakatlığının takımı büyük ölçüde etkilediğini söylemek mümkün. Son bir iki maçtır Crawford benchten gelerek iyi performans sergiliyor ancak bu maç galibiyeti getirememiş.

Deron Williams'ın müthiş perforansıyla Batı'da kendine bir yer bulan Utah Jazz doludizgin devam ediyor. Yine Williams'ın harika performans ile galibiyete giden Utah'ta Howard'a karşı Millsap'ın sergilediği performansa da dikkat çekilmeli. Bunun dışında kontrat sezonunda olan Krilenko'nun da sezon başından beri belli bir seviyede ve takıma oldukça yararlı oynadığını da biliyoruz ki dün gece de double yaparak etkisini göstermiş. Orlando kağıt üzerinde Doğu açısından kalbur üstü bir takım olmasına rağmen bir türlü bu kadrodan yüksek verim elde etmeyi başarmıyor Svg. Bakıyoruz istatistiklere Carter çok az şut kullanmış, Howard'da bitiricilik yok, Nelson iyi performans sergilemiş ama gereğinden fazla şut kullanmış bir guarda göre. Lewis ise uzun bir aradan sonra iyi bir maç çıkartmış şaşırdım. Orlando'da bir takım sorunlar var ve böyle giderse daha da gerileyecekler.

Phoenix'in bu sezonki belalısı kim diyecek olurska cevap kesinlikle Portland olur. Ligin açılış maçında Suns'u mağlup eden Portland son bir haftada da iki kez rakibine yenilgi tattırdı. Portland açısından şu sıralar çeşitli spekülasyonlar dolaşıyor ancak galibiyetlerine devam ediyor onlar. Takımdan ayrılacağı konusunda adları geçen Camby ve Miller oldukça iyi performanslar sergileyerek galibiyeti getirmiş. Suns'ta ise Hedo benchten gelip 22 dakika süre aldı ve 11 sayı 5 ribaunt ile maçı tamamladı.

10 Aralık 2010 Cuma

10 Aralık - Nba'de Bu Gece

11 Aralık 02.00 - Raptors vs Nuggets
11 Aralık 02.00 - Pacers vs Bobcats
11 Aralık 02.00 - Wizards vs Knicks
11 Aralık 03.00 - Hornets vs Thunder
11 Aralık 03.00 - Wolves vs Pistons
11 Aralık 03.00 - Bulls vs Lakers - Ntv
11 Aralık 03.30 - Spurs vs Hawks
11 Aralık 03.30 - Bucks vs Rockets
11 Aralık 04.00 - Suns vs Blazers
11 Aralık 04.00 - Jazz vs Magic - NbaTv
11 Aralık 05.30 - Warriors vs Heat

Her cumartesi gecesi olduğu gibi yoğun bir program var. Gecenin en önemli ve dikkat çekici iki maçı tv'den yayınlanıyor. Son günlerde istenilen basketbolu yansıtamayan Lakers, Boozer'lı Chicago karşısında. Miami ise Warriors deplasmanına konuk olacak. İki akşam önce karşılaşan Portland ve Suns bu kez Arizona'da kozlarını paylaşıyor. Yine Batı'da sıkıntılı günler geçiren Hornets evinde Thunder'ı ağırlayacak. Batı'da liderliği elinde bulunduran San Antonio ise evinde Atlanta'yı ağırlıyor. Bin galiiyet barajına dayanan George Karl'da iki maçtır alamadığı galibiyeti bu akşam Kanada'da kovalıyor.

Portland Hedef Küçülttü


Portland'da bir lanet var diyoruz yah hep, hani şu oyuncuların sürekli sakatlanmasına sebep olan lanet. Belki de Portland'a musallat olan lanetin son halkasına da şu günlerde şahit olabiliriz. Portland yönetiminin kararına göre takımda bir gençleştirme operasyonu olacak ve Andre Miller-Marcus Camby-Pryzbilla gibi isimler takımdan gönderilecek.

Şimdi böyle bir karar neden alınmış olabilir? Portland kağıt üzerinde kadrosuyla Batı'da kafaya oynayabilecek seviyelerde bir takım. Ancak bir türlü beklenen basketbolu parkeye yansıtamıyorlar. Buna sakatlıklar da eklenince bir türlü üst sıralara ciddi bir tehdit olarak görmüyoruz Portland'ı. En başa dönmek lazım aslında. Greg Oden seçimine kadar gider bu. Oden-Roy-Aldridge hatta ve hatta bunların yanına Miller gibi bir guardı eklemek fazlasıyla önemli ve tehlikeli bir kadro kurmasına sebep oldu Portland'ın. Ancak ne Oden'dan faydalanabildiler ne de Aldridge'in gelişmesini seyredebildiler. Roy'un da patlak veren sakatlık sıkıntısı takıma hepten dert oldu son dönemde. Portland bu doğrultuda hedef küçülterek takımın tecrübeli isimlerini göndermeyi planlıyor. Hedef küçültmek için de zaten oldukça müsait bir ortamı var Portland'ın.

Bu veteran isimlerin dışında elden çıkartmak istenen bir diğer oyuncu da bence Brandon Roy. Sakatlığı geçmesine rağmen eski Roy olamayacağının sinyallerini görüyoruz. Tabi bu saatten sonra Roy'un herhangi bir takasında nasıl bir geri dönüşü olur bilemiyorum ancak arkasından gelen Matthews'in bir şekilde onun görevini üstlenebileceğini düşünüyorum. Yani belki uzun vaadede güvenilebilecek biri değil Aldridge ama takım ona emanet edilecek gibi duruyor.

Yani ortada bu sezon Portland için hüsran oldu. Oden'ın sezonu kapatması, Roy'un sakatlığı ve onun etkisindeki performansları, Fernandez'in yumuşak oyunu derken Portland ister istemez hedef küçülttü. Tabi bu hedef küçültme bu sezonluk olacaktır nitekim yapılacak hamlelerle çekirdek bozulmadan üst sıralar için iddialı bir takım kurulabilir.

Griffin'den Mesaj

Sezonu şu ana kadar çok iyi geçiren ve yılın çaylağı ödülünün bir numaralı adayı olan Blake Griffin maçlar içinde yaptığı güzel hareketlerle de dikkat çekiyor. Clippers özetlerinde en az bir iki tane olağanüstü hareketine tanık olduğumuz Griffin verdiği bir röpörtajda '2011 yılında Los Angeles'ta düzenlenecek olan All-Star'da smaç yarışmasına katılabilirim.' diyerek bu konuda kendine olan güveninide göstermiş. Bizde izlemekten zevk duyarız eğer yarışmaya katılırsa. Sıçrama konusundaki yeteneğini yukarıda resmi bulunan smaçta görebiliyoruz zaten.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Nba'de Bugün - 07.12.2010


* Sezona doludizgin devam eden Dallas dün gece evide ağırladığı Golden State'e karşı da zorlanmasına rağmen kazanmayı bildi ve üst üste 10.galibiyetini elde etti. Dallas'ta yine Dirk Nowitzki ve benchten gelen Terry'nin etkili oyunu ile galibiyete ulaştı. Kidd'in guard rotasyonunda genç meslektaşlarına karşı yavaş kalmasına ve kötü şut yüzdesi ile oynamasına karşın maçın sonunda kritik bir anda sahneye çıkarak üçlüğü buldu ve galibiyeti getiren isim oldu.

* George Karl'ın kariyerindeki 1000.galibiyet için takımın başında sahaya çıktı ama istediğini alamadı. Charlotte karşısında galibiyet serisini bırakan ve beklenmedik bir yenilgi alan Denver'da Billups iyi katkı vermesine karşın Melo'nun kötü yüzdesi ve bir maç şaha kalkarken bir sonraki maç takımı baltalayabilen Afflalo'nun kötü gecesinin de etkisiyle kaybeden taraf oldu Denver.
Bobcats'te ise S.Jackson'un performansından ziyade benhten gelen Tyrus Thomas'ın yüzdeli performansı ve Agustin'in skorer oyunu ön planda tutulmalı.

* Dün gece Suns-Portland maçının ikinci devresini seyretme fırsatı buldum. İlk beşteki rotasyonda dikiş tutturamayan ve benche çekilen Hedo'dan benchten gelerek önemli katkılar vermesini bekliyordum. Özellikle Suns'un ikinci beşine liderlik edebilecek seviyede bir isimdi. Ancak iki sezon önce takımını finallere taşıyan Hedo'dan çok uzak bir görüntüde. Önemli anlarda yine azımsanmayacak derecede süre buluyor ancak ne hücumda o arzusu var ne de istatistiki olarak önemli işlere imza atıyor. Hidayet eski Hidayet'ten çok uzak kısacası.
Portland'ın Rose Garden'a dönmesi yaramış olacak ki önce Clippers'ı ardından b2b maçında Suns'u mağlup etmeyi bildiler. Galibiyetin en önemli mimarı yine skorer kimliğiyle bu maçta da öne çıkan Matthews oldu.

* Merakla beklenen bir mücadeleydi Wizards-Lakers karşılaşması. Kısa rotasyonunda Wall-Arenas-Kobe gibi isimlerin varlığı biraz olsun heyeanlandırıyordu. İzlenilebilirlik açısından fazlasıyla da iyi maç oldu. Wizards maç boyu geriden takip etse de sonuna kadar Lakers'ın ensesindeydiler. Nitekim Wizards'ı taşıyan isimler Wall ve Arenas oldu. Nick Young'un da benchten gelerek sürpriz katkı verdiğini atlamamak gerek. Ancak Lakers pota altında Blatche'nin de eksikliğinden faydalanarak Gasol üzerinden oynadı ve galibiyete ulaştı. Kobe'de 32 sayıyla takımının en skoreri oldu.

* Güneybatı Grubu'nda Magic ve Heat ile beraber kıyasıya bir liderlik mücadelesi içinde olan Atlanta dün gece Nets karşısında kazanması gereken bir maçı kayıpsız atlattı. Atlanta'da Smith 14/16 isabetle 34 sayı kaydederek oldukça efektif bir performansla galibiyeti getirdi. Smith'in dışında Crawford'da benchten gelerek galibiyete önemli katkı sağladı. Nets'te ise Lopez'in kaba tabirle kofti performansları devam ediyor.

* Houston, Scola'nın 35 sayı 12 ribauntluk performansıyla Detroit karşısında galibiyete ulaştı. Detroit'te McGrady Houston'a dönüş yaptığı maçta 23 dakika sahada kaldı ve 11 sayı 3 ribaunt 3 asist ile mücadele etti.

7 Aralık 2010 Salı

7 Aralık - Nba'de Bu Gece


8 Aralık 02.00 - Hawks vs Nets
8 Aralık 02.00 - Sixers vs Cavs
8 Aralık 02.00 - Bobcats vs Nuggets
8 Aralık 03.30 - Mavs vs Warriors - NbaTv
8 Aralık 03.30 - Rockets vs Pistons
8 Aralık 05.00 - Blazers vs Suns
8 Aralık 05.30 - Lakers vs Wizards

Dün gece sahne alan Miami'nin ardından Lakers sahneye çıkıyor bu gece. Kings karşısında kazanarak yenilgi serilerine nokta koyan Lakers Wizards'ı da devirerek geri düştüğü Batı sıralamasında tekrar üst sıralara çıkabilmenin derdinde. Yine aynı hedefi olan takımlardan Dallas'ın rakibi Golden State. Roy'un sakatlığı, formsuzluk derken uzun bir aradan sonra Clippers karşısında galibiyetle tanışan Portland, Suns'u ağırlıyor. Orlando'yu deplasmanda deviren Atlanta b2b maçında Nets karşısına çıkacak. Batı'da üst sıraları hedefleyen Denver ise Bobcats'e konuk olacak.

Bulls 99-90 Thunder (Bulls İyi Yolda)

Boozer'ın dönüşü ile beraber kadrosunda eksik bulunmayan Chicago Bulls evinde ağırladığı Thunder'ı rahat bir oyunla yenmeyi başardı. Boozer'ın ilk üç maçı takım açısından olumlu geçmemişti ki bir galibiyet almalarına rağmen bu gerçek vardı. Ancak dün gece oynanan basketbol en azından benim gözümde iyi seviyelere ulaşma yönünde ilerliyordu.

Chicago maçın ilk çeyreğinde iyi top çevirdi. Rose sayesinde akıcı hücumları vardı ve bireyselliğin ön planda olmadığı hücumlar izledik. İlk hücumlarda Rose ikili oyunlarıyla uzunları bularak Boozer ve Noah'ın skor üretmesine katkı sağladı. Uzunların hücumda her ne kadar sıkıntısı pek öne çıkmasa da savunmada ilk çeyrek Kristic'e 10 sayı attırdılar. Durant hücumda istediği oyunları oynayamasa da bire bir oyunları ve aldığı faullerle skora katkıda bulundu.

Yedek beşlerin sahne aldığı ikinci çeyrekte Bulls adına Korver sahneye çıktı. Hücumda fazlasıyla istekli olan ve sürekli şut arayan Korver üst üste bulduğu sayılarla farkı çift hanelere çıkartan isim oldu. Benchten getirdiği taze kan ile hücumda fazlasıyla rol aldı ve işini başarıyla yaptı. Oklahoma'da ona cevap veren isimse Westbrook oldu. Farkın açıldığı anlarda sahneye çıkan Russell oyunda kontrolü eline alarak farkı indirdi.

İkinci yarıyla beraber oyunda Rose ve Boozer'ın etkisi arttı. Biraz zorlama şutlara izma atsa da müthiş bitiriciliğinin de etkisiyle Boozer ikinci devrenin başında takımını sırtlayan isimdi. Maçın başında Kristic odaklı hücumlara imza atan Thunder yine aynı yönteme başvuruyordu. Üçüncü çeyrek sıkıntılı bir çeyrek oldu aslında. Bu çeyrekte en az 2 dakika basket atılmadan geçilen iki periyot yaşandı. Skor açısından kısır bir çeyrek gibi görünse de Bulls bu sıkıntıyı yaşamadan atlattı ve galibiyete daha da yaklaştı. Çeyrek sonunda Rose'un öldürücü turnikesive son saniye üçlüğü galibiyetin Bulls hanesine yazılacağını simgeliyordu adeta. Nitekim son çeyrek Oklahoma ufak kıpırdanmalar yaşasa da skoru kendi lehine çeviremedi ve kaybeden taraf oldu.

Boozer'ın gelişi öncelikle Ömer'in sürelerini biraz aşağı çekti. Ancak Ömer, Boozer'ın yokluğunda kendini göstermesinin meyvalarını topluyor. Savunması standart ölçülerde olduğundan savunma konusunda ün yapmış koçu ona güveniyor ve süre veriyor. İlk çeyrek oyunda olduğu dönemde fazlasıyla verimli işler yaptı Ömer. Belki istatistiki açıdan kağıda yansımıyor yaptıkları ama pota altındaki duruşu blok tehdidi ve ribaunt sezgisi ile Bulls adına önemli bir silaha dönüşüyor.

Zaten Noah-Gibson ve Ömer gibi bir pota altıyla ribaunt gücüne sahip olan Chicago, kafaya taktığında Nba'in en iyi ribauntçularından birine dönüşen Boozer'ın da akdroya katılımıyla ribauntlarda fark yaratmaya başladı bile. Kazandıkları son iki maçta ribauntüstünlüğünü kaptırmadılar. Boozer'ın gelişi ile Gibson'un bu konudaki istatistiğinde biraz düşüş yaşanacak gibi osla da dün Gibson-Noah-Boozer üçlüsü toplamda 30 ribaunt aldı. Bulls adına önemli olan noktalardan biri de bir numaralı silahları olan Rose2un kısmen kötü oynadığı ve skor katkısı veremediği maçı kazanmak olmalı. Rose'un kötü şut yüzdesi ile oynadığı ve hücumda bir opsiyon olamadığı maçta başta Boozer olmak üzere Deng ve Korver'ın katkıları fazlasıyla önem taşıyordu.

Oklahoma ise bir ileri bir geri reaksiyonlarla sezonu götürmekte. Geçtiğimiz sezon Lakers'ı henüz ilk turda fazlasıyla zorlamalarının ardından bu sene çok şey bekleniyor olabilir ama onlarda da belli bir potansiyel var. Bu dönem kötü gittikleri bir gerçek. Bu durum biraz Durant'in kıas süren sakatlığına da bağlanabilir ama Toronto'ya veya Houston'a kaybetmelerini açıklamaz bu. Dün de belki direk olarak kazanacakları bir maç değildi ama skorda geri düştükten sonra geri döneceklerini hissettiren en ufak hamleleri olmadı. Bulls'un hamlelerine cevap veremediler ve en kısa sürede toparlanmaları gerek.

Haftanın Oyuncuları: Westbrook&Amare

Nba'de 6.haftanın oyuncuları belli oldu. İki hafta önce olduğu gibi Doğu'da Knicks forveti Amare seçilirken Batı'da da Thunder'ın guard ismi Westbrook bu ödüle layık görülen isimler oldular.

Knicks yeni kurulan kadrosuyla sezona çok kötü başlamıştı. Ancak üst üste beşinci maçlarını kazanan Knicks son 11 maçın 10'unun sonucunu galibiyet hanesine yazdırdı. Tabi bu galibiyetlerde forvet Amare'nin katkısı büyük. Özellikle son dönemde muazzam performansları vardı zaten. Amare geçtiğimiz haftayı 33.3 sayı 11.7 ribaunt ile oynadı ve tüm karşılaşmalarında 30+ performanslara imza attı.

Durant'in kısa süreli sakatlığında yine sahneye çıkan isim Thunder'da Westbrook oldu. 3-1 ile haftayı geçen Thunder'da Westbrook 25.5 sayı 10 asist 7.5 ribaunt 3 top çalma istatistikleri ile oynadı. Henüz üçüncü yılında ve takımında ikinci adam konumunda bulunan bir oyuncu için muazzam istatistikler gerçekten.

6 Aralık 2010 Pazartesi

6 Aralık - Nba'de Bu Gece


7 Aralık 02.00 - Magic vs Hawks - NbaTv
7 Aralık 02.00 - Pacers vs Raptors
7 Aralık 02.30 - Knicks vs W0lves
7 Aralık 03.00 - Bulls vs Thunder
7 Aralık 03.00 - Bucks vs Heat
7 Aralık 04.00 - Jazz vs Grizzlies
7 Aralık 05.30 - Clippers vs Kings

Nba'de bu gece 7 maç var. Gecenin en güzel ve önemli maçlarından birini NbaTv yayınlıyor. Magic'de hasta olan Howard ve Nelson gibi isimlerin oynayıp oynamayacağı merak konusu. Bucks pota altında ezilen Magic'in eğer bu isimler oynamazsa nasıl bir anlayışla sahada olacağını merak ediyorum. Bunun dışında Boozer'lı kadrosuyla Bulls Durant'lu Thunder'ı ağırlıyor. Formunu bulan Miami ise Bucks deplasmanına çıkıyor. Utah ise son maçlarında istediği verimi alamayan Memphis'i evinde konuk edecek.

5 Aralık 2010 Pazar

Nba'de Bugün - 04.12.2010


Bir gece önce Detroit karşısında sekiz kişilik rotasyonla çıkmak zorunda kalan Orlando Magic b2b maçında fazlasıyla yorgun bir şekilde Milwaukee karşısındaydı. Howard-Nelson-Reddick-Pietrus gibi takımın önemli isimlerinin mide rahatsızlığından dolayı oynayamadığı karşılaşmada yine sahne almaya çalışan isim Carter oldu. Milwaukee'nin dengesiz hücumlarına karşı Carter ile direnen Orlando'da iki maçtır bu eksiklerin ışığında sivrilmesini beklediğim Lewis bu maçta da kendini bulamadı. Hani ben artık umudu kestim Lewis'ten. Takım şu haldeyken bile çıkıp iyi oyun sergilemiyorsa bir sorun var bunda. Detroit karşısında benchten gelen Bass etkili olmuştu ancak dün o da maçın belirli bölümünde katkı sağlayabildi.

Zaten şu üstteki resim maçın portresini tamamen ortaya koyuyor. Bogut'un boyalı alandaki müthiş oyunlarına şahit olduk. Howard'ın yokluğunu da fırsat bilip Gortat'a karşı muazzam oynadı. Maçın son çeyreğinde geri dönüş için her şeyi deneyen Orlando uzunca bir süre Bogut'a taktik faul de yaptı ki Bogut maçta 16 serbest atış kullandı. Bogut'un bu performansına rağmen Bucks hücumları o kadar çıldırtıyor ki insanı. Hani tarafsız bir gözle izlememe rağmen acıdım Bucks taraftarlarına. Jennings-Salmons ve Cdr üçlüsüne top geçmesin. Bir daha o topu anca ribaunt mücadelesi verirken potada görüyorsunuz. Bu kadar mı şuta meyilli bencil oynanılır basketbol. Ersan'a acıyorum şu takımda. Benchten gelse de ilk beş çıksa da takıma çok önemli katkı sağlıyor ama hücumda bir silah olarak değerlendirilmiyor. Bucks hücum sisteminin çözümü tez konusu olur o derece.

Kolejdeki müthiş skorer kimliğini Nba'a yansıtamayan Meeks geçtiğimiz hafta Miami karşısında sergilediği performansla dikkat çekmişti. Dün de Bobcats karşısında takımı adına ilk çeyrek yıldızlaşan isim oldu. 6 üçlük gönderen Meeks ilk çeyrek 20 sayıya imza atıyor ve Sixers tarihine geçiyordu. Meeks sayesinde daha ilk çeyrekten belli bir farkı yakalayan Sixers maç boyunca üstünlüğü kaptırmıyor ve önemli bir galibiyete ulaşıyordu.


Carlos Boozer'ın gelişi Bulls'a pek yaramadı. Önce Orlando sonra da Boston karşısında laınan yenilgiler takımın Boozer eklemesine olumlu tepki vermediğini gösteriyordu. Dün tam da dişlerine göre formsuz bir rakip buldular. İlk devreden biz bu maçı alıyoruz sinyalini de çakmalarına rağmen üçüncü çeyrek Martin'in etkili oyunu ile Rockets geri dönüyordu. Son çeyrek ortada geçerken geriden gelen ve rüzgarı arkasına alan Rockets gerek pota altında Scola gerek dışardan Miller ve Lowry ile skor üreterek Bulls'u iyiden iyiye zorluyordu. Son anlara da üç sayılık avantajla girdiler ve Bulls kötü bir son hücumu harcadı dediğimiz anda Rose'un mucizevi üçlüğü maçı uzatmaya taşıdı ve uzatmanın galibi Bulls oldu. Boozer skorda yine önemli katkılar yapmaya başladı ki daha bu üçüncü maçı. Ancak Boozer'ın gelişi ortalama 15 dakika süre alan Ömer'in sürelerini iyiden iyiye kıstı. Dün 5 dakika oyunda kalan Ömer 2 sayı 1 ribaunt 1 asist ile oynadı.

Sacramento uzun süredir çok kötü oynuyordu. Dün gece Dallas'a karşı kaybettiler ama iyi oynayarak kaybettiler. Belki yenilgi serileri bir maç daha uzadı ancak iyi bir basketbol izlettiler dün gece. Maç sonu oynama eksikliği ile Dallas rakibin bu dezavantajını kullandı. Nowitzki her zamanki gibi takımını sırtlarken Terry'de çok iyi ekstra katkılar verdi ve maçın kazananı Dallas oldu. Dallas'ın da üst üste 9.galibiyetini aldığını vurgulayalım.

Son olarak en önemli hücum gücü olan Beasley'in yokluğunda Cleveland'ı daha ilk çeyrekte mağlup etmek Wolves'in iyi bir takım olduğunu göstermez ama Cavs'ın takım olamadığını gösterir. LeBron gittikten sonra toplama oyuncular kaldı takımda ve tüm çabaları boşuna gidiyor. Dün Kevin Love sadece 31 dakika sahada kaldı ve 29 sayı 18 ribaunt ile boyalı bölgeyi domine eden isim oldu Wolves cephesinde.

Heat 89-77 Hawks (Heat Coştu Bir Kere)


Son üç maçını kazanarak maça gelen Miami Heat evinde son haftaları formda geçen Hawks'ı ağırlıyordu. İki takım için de serilerini devam ettirebilme adına önemli bir maçtı. Sıralama açısından da olası bir Heat galibiyeti iki takım yüzdelerini eşitleyecekti.

Miami son Cavs maçında oynadığı ruhla maça başladı.Wade-Bosh ve James eksenli hücumlarda skor üretiyordu Heat. Aslında maç boyu bu şekilde devam etti hücum varyasyonları. 89 sayının 75'i bu üçlüden geldi zaten. Maç boyu sadece üç ismin eline baktı Heat. Ama bazı maçların kazanılması için Wade-James ve Bosh'un ağırığını koymasında da problem yok. Heat maçı devreye kadar gayet iyi bir şekilde getirdi ve maçı kazanacağını hissettiriyordu.

Boyalı alan savunması konusunda problemleri olan Miami dün gece yine bu eksikliğinin ceremesini çekti. Atlanta'da Joe Johnson'ın yokluğunda Crawford ve Smith'i savunmada durdurmayı başardık ancak All-Star forvet Al Horford'un yüksek post oyunlarına ve benchten gelen Josh Powell'ın skorer oyununa engel olamadık. Nitekim üçüncü çeyrek bir gazla geri dönüş yapan Hawks'ta atılan 25 sayının 18'i bu ikiliden geliyordu.

Hawks'ın geri dönüşü ile maç Heat adına sıkıntıya giriyordu. Üçüncü çeyrek boyunca top kayıpları ve zorlama şutlara imza atan Miami'de panik havası seziliyordu. Son çeyrek ise Wade'in ağırlığını koyması ile Miami skorda bir kez daha öne fırladı ve galibiyete uzandı. Dwyane Wade'in uzun süredir efektir bir performansını seyretmemiştim. Bu sene genelde top James'te olur sorumluluğu o alırdı. Wade maçın başından beri topu aldı oynadı sayısını yaptı ve müthiş bir maç çıkarttı. Wade'in yanında Chris Bosh'ta savunmada yine eksik olarak gözükse de hücumuyla bu eksikliği kapatıyordu. Takımın en skoreri olan Bosh kendisine indirilen topları çok iyi değerlendiriyor ve double-double yaparak maçı tamamlıyordu.


LeBron James oyun anlamında savunmada ön plana çıktı. Hücumda özellikle üçüncü çeyrek sorumluluk almak istedi ancak Hawks'ın ekstra oynadığı dönemde bol bol şut kaçırdı. Buna rağmen gerektiği anda içeri drive'ları ile sayı aldı, faul yaptırdı ve hücumun kilitlendiği anlarda kilidi açan isim oldu. Skor anlamında liderliği Wade ve Bosh'a bıraksa da oyun içi liderliğinde yine ön plandaydı.

Chalmers'a deyinmek istiyorum. Sezon başı rotasyona dahi girmekte zorlanan ve gabarage timelarda süre bulan Chalmers son zamanlarda koçun da gözüne girmiş olacak ki fazlasıyla süre buluyor. Dün 27 dakika ile benchten gelerek en fazla süre alan isimdi ve 3 kişi üzerine yoğunlaşan hücumda 9 sayı bularak dikkat çekti. Skor katkısının yanında 5 ribaunt ve 4 asist ile oynayarak diğer alanlarda da önemli katkılara imza attı. Benchte havlu sallayan adamdan süre bulan ve iş gören seviyesine çıkan Chalmers hakkı olan ilk beşe ne zaman yerleşecek merak ediyorum. Hücumda zaten ceza şutu konusunda bir katkı sağlarken savunmada da Wade ile guardlara zor anlar yaşatıyorlar. Chalmers'ın en kısa sürede ilk beşteki yerini almasını bekliyorum Arroyo'dan daha verimli olduğu kesin.

Hawks'ta Joe Johnson'un yokluğunda hücumda problemler oluyor top paylaşımı konusunda. Bibby biraz olsun bu sorunu çözmeye çalıştı ancak Johnson olmayına kim ne kadar top kullanacağını bilemez durumda. Horford elinin de sıcak olmasına rağmen az top kullandı. 10/11 gibi müthiş bir yüzdeyle hücum etti. Hawks biraz olsun topu Horford'a indirmeye gayret etse çok farklı bir maç olabilirdi ancak benchten gelen Crawford olsun Smith olsun Marvin olsun atmaya yönelik oynadı. Hani Joe Johnson'un yokluğunda elbette takımı taşıyacak bir isim çıkmalı ancak hazır Horford doludizgin giderken onun oyundan soğutulmasına anlam veremedim.

Heat önemli bir galibiyet aldı ve Atlanta ile yüzdelerini eşitledi. Doğu'da da uzun bir aradan sonra ilk üçe giren Miami dört maçlık bir deplasman turnesi öncesi önemli bir moral avantajı yakaladı. Hawks'ın da galibiyet serisi bu maçla son buldu ve önünde bir Florida ekibi daha var. Orlando son dönemde eksik kadro ile mücadele ediyor. Eğer Howard ve Nelson iyileşmezse bir galibiyet çıkartabilirler Amway Arena'dan.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Nba'de Bugün - 03.12.2010

Nba'de dün gece 13 maç vardı. Yani 26 takım sahne aldı. Kısaca dün geceye dair notlara bakalım

* Gecenin önemli karşılaşmalarından biriydi Chicago-Boston maçı. Hem Doğu'da bu iki takımın elde edeceği konum için hem de Semih ve Ömer'in oynadıkları takımlar olduğu için. Boozer'ın dönüşü ile Ömer'in süreleri biraz olsun kesilmiş olsa da oynadığı dönemlerde katkısını vermeyi sürdürüyor. 3 sayı 2 ribaunt ile oynadı. Ancak Boozer'ın dönüşü ile Chicago kendine gelebilmiş değil henüz. Rondo ve Garnett performansları ile göz doldurdu maçta. Garnett fazla konsantre çıkmıştı maça. Semih'te 20 dakikaya yakın süre buldu ve 7 sayı 4 ribaunt üretti.

* Durant'in sakatlığında zorlanarak Nets galibiyeti alan Thunder'ın şansı dün Raptors karşısında tutmadı. İlk beşe yerleştiğinden beri oldukça iyi performanslara imza atan Calderon başta olmak üzere Bargnani ve Barbosa'nın önemli katkılarıyla Toronto üst üste 2.galibiyetine uzandı ve Cavs'ı altına alıp Doğu'da play-off potasına girdi.

* Elton Brand ve Iguodala'nın başarılı istatistiklere imza attığı gecede Sixers kazanabileceği bir maçı Hawks'a verdi. Maçın son çeyreği sadece 14 sayı üretebilen Sixers maçı kazanma şansını da kaybediyordu. Atlanta'da günün yıldızı All-Star isim Horford oldu yine.


* Batı'nın tepesindeki iki takımın mücadelesi de merak ediliyordu. Savunma odaklı bir mücadele oldu. Son çeyreğine kadar izleme fırsatı buldum ve Dirk'in fazlasıyla etkili performansı vardı. Utah'ta son dönemde takımı galibiyetlere taşıyan isim olan Deron usta isim Kidd'e karşı başarılı bir performans sergileyemedi.

* Üst üste dört yenilgi alan ve soru işaretleri taşıyan Lakers evinde Kings'i fena dağıttı. Maçın başından beri üstünlüğü eline alan Lakers ikinci yarısı formaliteden oynanan maçı 33 sayı farkla kazandı. Kobe'de takımının kötü gidişine dur dediği gece de 22 sayı üretti. Kaybettiği maçlarda benchten katkı alamayan Lakers farkın da etkisiyle oyuna sürdüğü bench isimlerinden bu maç 54 sayılık katkı aldı.

* Clippers'a deplasmanda yenilerek deplasman serisi son bulan Spurs evinde Wolves'i konuk etti. Son çeyreğe 15 sayı geride gire Spurs son bölümde müthiş bir geri dönüşe imza attı ve galibiyeti söke söke aldı. Duncan performansıyla izleyenleri yine mest etti. Yıllanmış şarap misali iyi oyununu sürdürmeye devam ediyor Duncan. Dün geceki Wolves galibiyetinde 22 sayı 10 ribaunt 5 asist 4 blok ile katkı sağladı.

* Howard, Pietrus, Nelson, Reddick'in midesinde problem olduğundan dolayı oynamadığı maçta sadece sekiz isimle mücadele etti Orlando. Vince Carter'ın eksik kadroyu sırtladığı maçta Detroit'i zorlansalarda tecrübe farkı ile geçtiler. Bu kadar eksiğin olduğu Orlando'da Lewis yine kendini bulamadı. Denecek laf kalmadı artık Lewis'e. Maçın kazanılmasında bir numaralı katkıyı da sadece bir şutu kaçıran ve benchten gelip 27 sayı atan Bass sağladı. Bu arada bu takım aşçısını değiştirsin herkes zehirlenmiş eheh.

* Son dönemde formsuz oldukları gözlenen Hornets evinde bir yenilgi daha aldı. New York karşısında beklenmedik bir yenilgi alan Hornets'te David West'te midesinden rahatsız olan oyuncular kervanına katıldığından forma giymedi. Knicks'te formda isimler Amare ve Felton takımlarını galibiyete götüren isimler oldular.

* Denver ise evinde Clippers'ı eli boş gönderdi. Billups-Jr-Melo'dan beklenilen katkılar gelince galibiyete uzanmasını da bildi Denver. Bu galibiyetle serisini de 6 maça çıkartan Denver üst sıralara biraz daha yaklaştı.
*Phoenix ise evinde Pacers'ı mağlup etmeyi başardı. Granger ve Hibbert gibi iki önemli yıldızının formsuz olduğu gece de McRoberts ile maça tutunan Pacers'a karşılık Frye sahneye çıktı ve 29 sayı üretti. Hidayet'te benchten gelerek 6 sayı 2 asist ile mücadele etti.

3 Aralık 2010 Cuma

Cavs 90-118 Heat (James'ten Sus Payı)

LeBron James'in tv ekranlarında Cleveland'ı terketmesi, 7 sezon formasını giydiği takımı yüzüstü bıraktığı yorumlarını da beraberinde getirmişti. Fikstür belirlendiğinden beri en çok konuulan maç 2 Aralık'ta oynanacak Cavs-Heat maçıydı. James'in eski taraftarlarının önüne çıkacağı gün yani. Son on-on iki gündür de maçın atmosferi, tansiyonu yükseldi. İki taraftan da gelen açıklamalar sayesinde. Ancak James her tepkiye gerekli ceabı sadece 30 dakikada yaptıklarıyla sahada verdi ve Heat, Cavs karşısında hiç zorlanmadan galibiyete ulaştı.

Maç henüz başlamadan atmosferi ile dikkat çekiyordu. Pankartlar giyilen t-shirtler bir salon dolusu kin kusmaya gelmiş insan. Maç öncesi bu atmosferi yaşamak bile yeterdi insana yani. James ise sahada ısınırken yalan gülümsemelerle etkilenmedim havası veriyordu ama biraz traş olduğu fazlasıyla açıktı. Maç başlayınca gördük etkilenip etkilenmediğini. İlk boş şutunda isabet bulsa da daha sonraları bi iki zorlama şut ya da normalde sorululuk alacağı noktalarda topu Wade'e teslim ederek başladı.

Cleveland taraftarı manyak inanarak gelmişti maça. Amaçları her ne kadar James'i yuhalamak yermek olsa da hafiften kendi takımlarına da gaz verdiklerini söylemek gerek. Biraz da Heat'in pota altı dağınıklığından faydalanan Byron Scott ilk dakikalarda dayadı oyunu Hickson'un üzerine, meyvesini de aldı tabi. Jamison'un dahi el üstü üçlük attığı ve rüzgarı arkasına aldığı bir dönemde Cavs'a cevap olarak sahneye James çıktı. Üst üste 6 sayı yaparak takımını öne geçirdi ve salonu sessizliğe boğdu. James'in en mutlu olduğu anlarda o anlardır zaten. Basket sonrsı salondaki müthiş sessizlik. James'te kısa süreli o gerginliğini atarak maçta etkisini göstermeye başladı.


İlk çeyreği yuhalamalar, ıslıklar ve tepkiler arasında geçiren James ilk çeyrekte 10 sayı 4 ribaunt 5 asist gibi oldukça iyi rakamlara imza atarak zaten mesajı çaktı seyirciye. Wade'in skora önemli desteği vardı ancak takımı düzlüğe çıkaran Byron Scott'un üçlük çizgisinde iki defa üst üste James Jones'u boş bırakması oldu. 16-0'lık seri yakalayan Heat'e cevap üçlükleriyle Gibson'dan geldi. 31-23 ilk çeyreği önde kapattı Heat ve aradaki sınıf farkını göstermiş oldu.

İlk çeyrekte önce Wade ve sonrasında James'in sahneye çıkmasıyla rahat oynayan Miami'de ikinci on iki dakikalık bölümde Chris Bosh sahne aldı ve 8 sayı üreterek Cavs'ın geri dönüş çabalarını sonuçsuz bıraktı. Zaman zaman pota altında zorlanan Bosh'un karşısında bu maç Jamison olunca hücumda ve savunmada işleri de kolaylaşıyor tabi biraz. Benchten gelerek kısa sürede iyi katkı veren bir diğer oyuncu da Chalmers'tı. Heat devreye 19 sayı ile önde girmeyi başarıyordu Cavs karşısında ve seyircide de iyiden iyiye yuhalamalar azalma belirtisi gösteriyordu.

İkinci devreye Wade ve James ikilisi öyle bir başlangıç yapıyordu ki beş dakikada maçı kopartıyordu. 30'lu sayılara ulaşan farkı Cavs'ın zaten eritmeye mecali yoktu bariz bir şekilde. Maçın son 16-17 dakikası boş yere oynanmış oldu. Bizde zevkli bir maç beklerken bununla yetindik eheh. Üçüncü periyot bir ara James 31 Wade'de 22 sayıdaydı yani toplamda 53. Bu dönemde Cavs'ın toplam ürettiği sayı 51'di. Bu biraz maçı özetliyor sanırım. Heat son çeyreğe 30 sayıyla önde girmeyi başardı. Üç çeyrekte atılan 95 sayı var ve en ufak bir mücadele olmadan çok rahat bir şekilde kazanmayı garantiliyor Heat. LeBron James ise üçüncü çeyrek tek başına 24 sayı üreterek hem 'siz kimi yuhalıyorsunuz' mesajını veriyor hem de maçı garanti altına alıyordu. Peki James'in tek başına 24 sayı ürettiği çeyrekte Cavs ne yapıyordu? 25 sayı...

Son çeyrek beklemediğim şekilde Wade ve Bosh oyundaydı. 30 sayılık farkı Heat çeyrek boyu sayı atmasa bile Cavs'ın kapatması zorken niye böyle bir tercih yaptı Spoelstra bilemiyorum. Son çeyrek istatistikleri geliştirmekten başka bir şeye yaramadı. James Jones biraz daha fazla üçlük attı Dampier House Powe gibi oyuncular süre buldu. Dördüncü çeyrek bundan ibaretti.


Bu maç ne yaptığını bilen bir takım vardı sahada. Hani zaman zaman yine sadece bireysele yönelik hücumlar izledik ancak maçın atmosferinden dolayı gelen birebirler oldu. Heat üç çeyrekte 95 sayıya ulaşarak hücumdaki verimliliğini de göstermiş oldu ki bunun yanında savunmada da çok hafif bir kemer sıkmayla rahatça galibiyete yürüdüler.

LeBron James müthiş bir performans sergiledi. 30 dakika sahada kaldı sadece tek başına üçüncü çeyreği domine etti ve yaptıklarıyla henüz devre olmadan taraftarı susturmayı başardı. Hani baya büyük bir kinden bahsediyoruz burada ki Cavs taraftarı günlerdir bu maçı bekliyordu. Buna rağmen devreyi bulmadan onca insanı susturmak büyük iştir. LeBron çıktı baskı altında çatır çatır oynadı basketbolunu. Wade'de onun yanında özellikle ribauntlara fazlasıyla destek sağladı. Dördüncü çeyrekte kısa bir süre oyunda kalsa da Wade'de oynaıdğı 33 dakikaya oranla fazlasıyla verimliydi. Öyle ki tüm gözler James'in üzerindeyken çaktırmadan triple'ı yapıp işini görecekti.

Cavs'ta ise bir cacık yoktu kaba bir tabirle. Zaman zaman Gibson ile Heat serilerini durduran ve biraz olsun umut sağlayan Cleveland maçın üçüncü çeyreği bitmeden havluyu atmıştı zaten sahaya. Hani şu takıma bakınca James'in 7 yıldır yaptıkları muazzam geliyor insana. James'siz Cavs rezillikten öte bir şey değil çünkü. Byron Scott'un da koçluk yapacağı bir yer değil. Hornets koçuyken Lakers için adı geçiyordu bir ara nereden nereye. Gibson'da bol bol şut sallıyor koçum benim buldu boş alanı karışanı edeni de yok oynuyor topla bol bol, helal olsun.

2 Aralık 2010 Perşembe

Büyük Maça Saatler Kala

Yeni sezon fikstürü açıklandıktan beri 2 Aralık'taki Cleveland-Miami maçı merak ediliyordu. James'in gidişinin ardından formalarını yakan beyzbol maçında James formalı isimleri yuhalayan Cavs taraftarlarının tepkisi fazlasıyla mera kediliyor.

2 Aralık günü geldi çattı. Cavs cephesi maç boyu James'e nasıl baskı uygulayacağına dair açıklamaları yaptı bile. Oldukça kabarık bir liste var ve maç boyu bunu uygulamaya çalışacaklar. Uygulamaya çalışan taraftarlar Türk olsa yaparlar derdim ama Amerika'da basketbol seyircisi gözümün önüne gelince biraz zor olacak gibi. Ama o kin herşeyin önne geçecektir.

LeBron cephesinde de duygusal fırtınalar yaşanıyor. Sahadaki her türlü tepkiye hazır olacğaını söyleyen James asıl önemli olan 7 yıldır arabasıyla gittiği salona şimdi takım otobüsü ile gideceğini ve misafir takım soyunma odasında olacağına dair açıklamalarda bulunmuş. Fazlaca duygusal ;) Ben asıl James'in her maç öncesi gelenekselleştirdiği pudra gösterisini yapıp yapmayacağını merak ediyorum.

Cavs taraftarlarının yapmak istediklerine bakacak olursak Maç öncesi tanıtımlarda Wade-Arroyo ve Bosh yuhalanacak, takımın eski sembol ismi Ilgauskas alkışlanacak ve James'e sıra geldiğinde kahkahalarla ona gülünecek. Olabildiğince kahkaha atın diye slogan yapıyor Cavs taraftarları. Onun dışında James serbest atış çizgisine geldiğinde çeyrek çeyrek yapacakları tezahüratlara bakacak olursak;

1.çeyrek ilk 6 dakika = 'No Ring King' - Yüzüksüz Kral
1.çeyrek son 6 dakika = 'Akron Hates You' - Akron Senden Nefret Ediyor
2.çeyrek ilk 6 dakika = 'Witness Nothing' - Nike reklamına atıfta bulunarak birşeye şahit olmadık
2.çeyrek son 6 dakika = 'SideKick' - Yancı
3.çeyrek başında besteli bir şarkı var. Bilmiyorum bunu yapabilirler mi. Zor olacak sanki ;)
3.çeyrek ilk 6 dakika = 'Scottie Pippen' - İkinci oyuncu olduğunu vurgulamak için.
3.çeyrek son 6 dakika = 'Traitor' - Hain
4.çeyrek ilk 6 dakika = Delonte West maskeleriyle 'Delonteeee' tezahüratı. *
4.çeyrek son 6 dakika = Cavs lehine tezahürat. Sonunda ;)

*Delonte'nin James'in annesi ile ilişki yaşadığı ortaya atılmıştı. İlginç olacaktır ama her türlü olaya eyvallah ama bu çok çok fazla.

Durumun özeti bu. Fazlasıyla enteresan olacağı ortada. Şu hazırlandıkları tezahüratları bir bir yaparlarsa ilginç görüntüler çıkacaktır. James topu aldığında da kahkahalar yükselecek aynı zamanda salonda. Ve ön sırada olan isimler de fazlasıyla James'e kinlerini kusabilirler. Bekliyoruz maçı...

Nba'de Bugün - 01.12.2010


Dün gecenin kuşkusuz en ilgi çekici yanı Carlos Boozer'ın sezonun ilk maçına çıkması oldu. Sezon başında elinden sakatlanan ve iki ay kadar basketboldan uzak kalan Boozer takıma döndü. Boozer'ın dönüşü ile Noah ve beklediğimiz gibi Ömer'in süreleri azaldı ancak dikkat çekii nokta Boozer gibi ribauntlara önem veren Noah gibi bu konuda lig ikincisi iki oyuncunun varlığına rağmen koca maç boyunca sadece 21 ribaunt aldı Bulls ki Noah'ın aldığı ribaunt sayısı 0'ı gösteriyordu. Ömer'de 9 dakikada, Bulls'un toplam ribauntlarının 7'de 1'ini toplayan isim olmuş. 3 ribauntla takımdakilere göre iyi bir maç çıkarttığını dahi söyleyebiliriz. Ayrıca Ömer'in 3 bloğuna da dikkat çekmek gerek.

Bir önceki gece Lakers'ı deviren Memphis deplasmanda Hawks ile karşılaştı ancak istediği sonuçla ayrılamadı salondan. Hawks ise sessiz sedasız kötü gidişe dur dedi ve üst üste 4.galibiyetini aldı. Conley dün gece yine takımının iyisi olurken Hawks cephesinde de dikkat çeken isim bu sezonun çoğu maçında olduğu gibi Al Horford olmuş.

Büyük maç öncesi evinde Pistons'u ağırlayan Heat rakibin kısa rotasyonunda bulunan Stuckey ve Rip'in kötü bir gününde olmasının da avantajını kullanarak maçı rahat bir şekilde kazanmayı bildi. Üçüncü çeyrekte sadece rakibe 9 sayı izni verdiler. Detroit adına sezonun en felaket maçı olarak görüyorum ben bunu ki takımın en iyisi Monroe oldu.


3 uzatmalı müthiş maçı kazanan taraf Durant'ın eksikliğine rağmen Oklahoma olmuş. Westbrook'un durdurulamaz yükselişi de hızla sürmekte. Dünkü maçı 38 sayı 15 ribaunt 9 asist 3 top çalma ile tamamladı. Muazzam istatistiklerinin yanında kısa rotasyondan gelen biri için ultra muazzam bir ribaunt rakamına sahip. Bunun yanında Green'de 37 sayısıyla kariyer rekoruna imza atmış. Nets ise kazanabileceği bir maçı çok ekstra bir üçlükle uzattı buna rağmen ilk uzatma ve ikinci uzatma sonunda da maçı kazanma noktasına geldiler ancak beceriksizliklerinin de katkısıyla galibiyetten oldular. Eh onlara müstahak artık diyecek laf yok.

Lakers'ın mağlubiyet serisi devam ediyor. Böyle bir cümle kuracağımı hiç düşünmezdim aslında. Grizzlies yenilgisinden sonra bu maçla beraber toparlanacağını düşünüyordum Lakers'ın ancak pota altındaki sorunu iyice dikkat çekmeye başladı. Ratliff ve Bynum zaten sakatlıktan dolayı oynayamıyorken Gasol'un 40 dakikada kendi standartlarına göre çok kötü oynaması kabul edilemez. Gasol yerine Odom çıkmış 45 dakika sahada kalarak fazlasıyla iş görmüş ancak savunma kısmında da problemleri var bu takımın. Dün Conley'e kariyer maçını yaaşttılar bugün Martin skorda Lowry asistleriyle baş belaları olmuş.

Boston evinde Portland'ı yenmesini bildi. Mühim olan o değil aslında mühim olan Celtics gibi bir takımın maç sonunda 15-0'lık bir seri yemesi ve kopan maçın ortaya gelmesi. Sorun. Semih'e baktığımızda 5 dakika süre alarak 2 sayı üretmiş. Portland'da Matthews'in müthiş performansları sürüyor. Utah'ta da bu ve buna benzer performansları vardı ama bir türlü dikkat çekemiyordu. Portland tam yeri belki de onun kendini göstermesi ve kariyeri için. Müthiş bir yüzdesi var biraz daha skordan ziyade diğer alanlara katkı da verirse tadından yenmez.


Clippers'ta Griffin muazzam performanslarını sürdürüyor. Hadi Knicks'e karşı ona buna karşı iyi maçlarını izledik ancak Spurs'e akrşı yaptıkları artık sınırı aştığının göstergesi. Her Clippers maçında en az bir muazzam hareketini izliyoruz özetlerde. Spurs'un aslında zorlu fikstür ve Warriors'un ardından b2b maçına çıktığını varsayarsak kabul edilebilir bir yenilgi onlar adına. Ki nisan ayında iyi olması beklenen bir takım için fazla önemsenecek bir olay değil ancak ilk deplsman yenilgileri olduğunu belirtmek gerekiyor.

Hornets ise kötü gidişe dur dedi Bobcats karşısında. West dolu dizgin kontrat seonunda iyi istatistiklerine devam ediyor. Dün yine takımının en skorer ismi oldu. Yine Batı'da tepeye oynayan bir diğer takım olan Dallas evinde Wolves'i geçmeyi bildi ve üst üste 7.galibiyetini aldı. Ribaunt makinesi Kevin Love 12 sayı 15 ribaunt ile yine takımını sırtlayan isimdi. Dallas'ta ise Dirk'ün 10 sayıda kaldığı bir maçı kazandığı için övgüyü hak ediyor.

Ersan'ın takımı Bucks ise deplasmanda Denver'a kaybetti. Denver'da Melo 2 teknik faul alarak oyun dışı kaldı. Ersan ise 41 dakika sahada kaldığı maçı kötü şut yüzdesiyle bitirdi. Toplamda 7 sayı 9 ribaunt 4 asist ile takımına katkı sağladı.

1 Aralık 2010 Çarşamba

1 Aralık - Nba'de Bu Gece


2 Aralık 02:00 - Hawks vs Grizzlies
2 Aralık 02:00 - Nets vs Thunder
2 Aralık 02:00 - Raptors vs Wizards
2 Aralık 02:30 - Celtics vs Blazers
2 Aralık 02:30 - Heat vs Pistons
2 Aralık 03:00 - Bulls vs Magic - NbaTv
2 Aralık 03:00 - Hornets vs Bobcats
2 Aralık 03:30 - Mavs vs Wolves
2 Aralık 03:30 - Rockets vs Lakers
2 Aralık 04:00 - Nuggets vs Bucks
2 Aralık 04:00 - Jazz vs Pacers
2 Aralık 05:30 - Clippers vs Spurs

Kalabalık bir maç programıyla karşı karşıyayız. 12 maç var. Gecenin dikkat çeken maçlarına bakacak olursak üst üste üç yenilgi alan ve çıkış arayan Lakers, Rockets deplasmanında olacak. Ligin lideri olan Texas ekibi Spurs ise Staples'a Clippers karşısına çıkıyor. Roy'un dönüşü ile çıkış hedefleyen Portland, Celtics deplasmanına çıkarken Doğu'da iki testiden biri Chicago'da kırılacak. Miami ise evinde Pistons'u konuk ediyor. Dallas ile Wolves Texas'ta karşılaşırken son dönemde Lakers'ı mağlup eden iki takım Salt Lake'de kozlarını paylaşacak.

Nba'de Ayın Çaylakları: Fields&Griffin


Nba'de ilk ay sona erirken ayın çaylakları da açıklandı. Doğu'da Knicks'te sürpriz bir şekilde ilk beş başlayan ve git gide iyi performansını arttıran Fields ayın çaylağı seçilirken, Batı'da ise beklenildiği gibi bu ödüle uzanan isim Blake Griffin oldu.

Blake Griffin lige bir sene geç başladı, bir sene basketboldan uzak kaldı falan. Dolayısıyla fazlasıyla aç bir isim olarak lige girdi ve muazzam performanslara imza atıyor. Knicks karşısındaki 44 sayı 15 ribaunt 7 asistlik performansı ile başlayan haftada birbirinden muhteşem dört güzel maç çıkarttı. Son dönemde çok formda. Oynadığı oyun kadar yaşattığı görsellikle de dikkat çekiyor. Tek sorun Clippers gibi bir takımda basketbol ateşini kaybetmemesi. Cidden yazık olur öyle bir şey olursa.

Fields ise D'Antoni'nin sürpriz hamlesiyle sezona ilk beş başlayan ve şu ana kadar da yerini kaptırmayan bir çaylak. Lige Griffin kadar çok hızlı bir giriş yapamadı ve ortalamaları insana 'vay bee' dedirtmiyor olsa da ufaktan sergilediği performanslarla kendisine tav olmamızı sağladı zaten. Denver'a karşı 21 sayı 17 ribaunt ile oynadığı maç şu an için kariyerinin en dikkat çekici maçı olarak kayıtlara geçti. Ribaunt sezgisi fazlasıyla iyi olan biri Fields.

Aslında henüz ligin ilk sekiz maçında gösterdikleriyle bile Wall ciddi ciddi Doğu'da bu ünvana layık görülebilirdi ancak son maçalrda sakatlık dolayısıyla forma giyememiş olması onu bir sıra geriye itmiş osla gerek. Yine de kariyerinin henüz 6.maçında triple-double yapğtığı gerçeğini görmezden gelemiyoruz. Büyük oyuncu vesselam...

Fenerbahçe 100-97 Cibona (Fırtına Devam Ediyor)


Euroleague'de fırtına gibi esen Fenerbahçe Ülker son olarak evinde henüz galibiyeti olmayan Cibona'yı geçmeyi bildi. Maçın başından beri kurduğu üstünlükle dikkat çeken Fenerbahçe Ülker maçı 30 sayı farkla 100-70 kazanarak averaj olarak da iyi bir avantaj elde etti grupta.

Maçın hemen başında savunmada fazlasıyla istekli başlayan Fenerbahçe Ülker, Ömer'in Bogdanovic'i savunmada alması ve hücumad bir anda 10 sayı ile fırlaması ile ilk molaya Fenerbahçe önde giriyordu. Maçın hemen başında öne geçen Fenerebahçe bir daha bu üstünlüğü kaptırmayacaktı. Ömer'in ilk çeyrekteki iyi oyununu devam ettiren isim Kaya Peker oldu. Euroleague kariyerinin 1000. sayısına ulaşma hedefi ile maçaç ıkan Kaya oldukça motive olduğu maçta pota altında önemli bir tehdit oldu.

Spahija çok cesur hamleler ile devam etti maça. Henüz ilk çeyrekte Erbil'i oyuna süren ve sonrasında da sahadaki beşi Can Maxif Mutaf ile takviye eden Spahija maçın henüz yarısı dahi geçmemişken bu genç oyunculara bu şansı tanımışsa iyi bir mesaj veriyor demektir. Bu takımda herkesin yeri var ve kim hak ediyorsa formayı o giyecek. Gençler adına da güzel bir tecrübe olmuştur bu maçta aldıkları süreler. Üçüncü periyotta Oğuz ve Kinsey ile skor bulmaya devam eden Fenerbahçe, Mirsad ile de üst üste hücumlar kullanıyordu. Rako Ukic'de fazlasıyla verimli oldu. Saha içi yüzdesi fazlasıyla yüksekti.

Fenerbahçe önemli bir sınavı daha atlattı. Haftaya Barca maçı içerde olacak ve eminim ki kazanırsak liderliğe kadar gideriz. Siena'yı burada 13 sayıyla geçmeyi bildik. Belirli bir avantajımız da mevcut. Kalan üç maçın ikisi de İstanbul'da. Fikstür avantajı, takımdaki hırs mevcutken bu takımın kolay kolay sırtı yere gelmez. Yürüyedur Fenerbahçe Ülker.

Grizzlies 98-96 Lakers (Lakers L3)

Üst üste gelen yenilgilerle dün gece Memphis karşısına çıktı Lakers. Deplasmanda Utah karşısında alınan yenilgi normal karşılanabilir ancak Staples Center'da Pacers'a kaybetmeleri ciddi sorunların işareti. Dün gece böyle bir ortamda Memphis deplasmanına konuk oldu Lakers ve kötü oynayarak bir yenilgi daha aldılar.

Maç ilk devre boyunca başa baş geçti. Memphis'te Conley ve Gasol'un etkili oyunları vardı ilk devrede. Lakers ise Gasol ve Kobe odaklı hücumlar ediyordu. Memphis'te ise özellikle Conley'in yüzdeli atışlarının yanında pota altında Zach&Gasol ile etkili oldu. Üçüncü çeyrek rakibin hücumda ritiminin bozulması ile öne fırlayan ve maç boyuna kadar üstünlüğünü kaptırmayan Memphis maçı kazanmayı bildi. Bir ara Shanon Brown şapkadan tavşan çıkartan bir basket ve hızlı hücum sayısıyla Lakers'a bir rüzgar kazandırsa da ayakları yere basan ve galiiyete uzanan taraf Memphis oldu.

Memphis'te galibiyeti getiren isim Conley oldu. Sezon başında aldığı kontratı tartıştık ettik ki halen de hak ettiğini düşünmüyorum ancak dün gece sezonun en iyi karşılaşmalarından bitini çıkarttı Conley. Kulandığı 13 şutta 10 isabet bulan Conley aynı zamanda 4te üçlük isabeti bularak 28 sayı ile maçı tamamladı ve takımının en iyisiydi. Conley'e aynı zamanda Rudy Gay ve benchten gelerek oldukça etkili olan Oj Mayo'nun da katılımı ile Memphis arka alanda fazlasıyla etkili oldu Lakers'a karşı. Pau Gasol'un fazlaca yorgun olmasına rağmen double-double yapmayı bildi ancak maç boyu kardeşi Marc'ı tutmakta onu potadan uzaklaştırmakta zorlandığını gördük. Marc'ın 10 sayı 9 ribaundu abisine göre etkisiz gözükse de maç içinde önemli anlarda fazlasıyla zorladı ve ekarte etti abisini.

Gasol'ün sürelerinin kısılması gündemde şu sırada. Sezona müthiş giren Gasol'un erken yorgunluğu bir sorun olabilir. Ancak Bynum dönene kadar Gasol'e mahkum durumdalar. Dünkü maçta da zaman zaman oyundan düştüğünü gördük. Hemen bir kaç gün öncesinde hafta sonunda Utah maçının sonlarında felaket seviyede yorgun gözüküyordu. Gasol'un sürelerinin kısılması için Bynum'un dönüşü bekleniyor acil bir şekilde.

Kobe Bryant'a değinmek istiyorum. Maçta bir şeyler üreteyim takımı kurtarayım derken takımı baltalayan isim oldu. Çoğu hücumda topu eline alan ve bire bir oynamaya çalışan Kobe'nin şut performansı rezil bir seviyedeydi ve takıma özellikle ikinci devre çok zarar verdi. Hani o üçgen hücumdur çizilen setlerdir vesaire nadiren görebildik bunları Lakers hücumunda. Savunmaya bakacak olursak

Lakers sezona müthiş bir giriş yapmasına rağmen Batı'da gün itibariyle dördüncü sıraya kadar geriledi bu yenilgiyle. Rotasyonda biraz sıkıntı yaşıyorlar ki Bynum'un dönmesi ilaç olacak takıma. Bunun dışında benchten gelen Barnes'ın da sezon başındaki gibi katkı vermediği açık. Lakers için bu kaybedilen üç maçın telafisi önlerinde nispeten kolay olan üç maçı almaktır. Bu akşam Rockets karşısında alınacak bir yenilgi işleri daha da kötü hale getirebilir.

30 Kasım 2010 Salı

Nba'de Bugün - 29.11.2010


Miami Heat einde kolay takımlara krşı maç kazanma geleneğini sürdürüyor. Kasım fikstürü Heat adına bulunmaz fırsattı ancak kadronun oturmaması belirsizliğini koruyan roller ve oyuncu koç çatışmalarıyla oynanan 18 maçta alınan 8 yenilgi var. Dün Wizards'ı 105-94 ile geçti Miami ve önlerinde kısmen kolay olan iki maçlık bir seriye iyi girdiler. Wade 26 sayı 7 ribaunt 8 asist ile takımı sırtlarken James ise 30 sayı ile mücadele etti. Wizards cephesine bakacak olursak Wall'ın sakatlığı halen sürerken Arenas'ın takımı taşıma çabaları devam ediyor ancak kısıtlı kadro seviye atlamalarına engel tanıyor.

*Heat'te başarılı ile sonuçlanan 33 serbest atışın 29'u Wade-James-Bosh üçlüsünden geldi.
*Wizards'ta Blatche 26 sayı 9 ribaunt ile bu sezon Heat pota altında devleşen bir diğer oyuncu oldu.

Dallas dolu dizgin galibiyetlerine devam ediyor. Dün kendi evinde Rockets'i konuk eden Texas ekibi üst üste 6.galibiyetine imza attı. Son üç-dört maçtır Nowitzki'nin yanında da olması gerektiği gibi katkı bulan Dallas'ta dün gece Dirk'in 20-10'luk performansının yanında dikkat çeken benchten gelen Marion'un double'ı ve Butler'ın son dönemdeki takım içindeki yükselen performansı olmalıdır. Houston ise sezon başından beri düştüğü yerden kalkabilmiş değil düşene bir de Dallas vurdu. Kadro yapısı olarak herkesin istediği bir kadroya sahipler ancak bir türlü dikiş tutturamadılar.


Hornets ara ara galibiyetler alsa da şu ara çok formsuz olduğu apaçık ortada. Önce Spurs sonrasında Thunder yenilgileri geldi üst üste mesaj maçlarını kaybetti Hornets. Bir sorun olduğu ortada ve bir an önce toparlanmaları gerekiyor. Spurs maçında olduğu gibi yine son çeyrek rakibine teslim olan bir takım görüyoruz. Belki de sorun benchte çünkü ilk beşteki her oyuncunun belli bir rolü ve ortalama olarak yaptığı istatistikler var ancak bench katkısı çok az Hornets'in. Jack'i aldılar Raptors'tan ancak ona da takas olduktan sonraki maç dışında pek süre ve şans tanınmadı. Oklahoma ise beklenmedik Rockets yenilgisinden sonra moral buldu b2b maçında. Westbrook bu sezonki iyi oyununu sürdürürken Durant'te skorer kimliği ile yine ön plana çıkan isim olmuş.

*Oklahoma ribauntlarda 56-36'lık müthiş bir üstünlük sağladı Hornets'e. Benchten gelen Ibaka skor üretemese de 11 ribaunt ve 3 blok ile önemli katkı sağladı takımına.

Son olarak Utah Jazz sessiz sedasız zirve takibini sürdürüyor. Sezona kötü başlasalar da Deron'un yükselen performansı ile şu an lider Spurs'un 1.5 maç gerisinde. Utah son çeyrek performansı ile dün gece Bucks engelini geçmeyi başarmış. Son çeyrekte sadece 15 sayı atmasına izin vermişler Bucks'un. Jennings'in 27 sayısına rağmen katkı vermesi beklenen Salmons'un felaket bir maç çıkartması nları yenilgiye götürmüş. Millsap'tan yeterli verimi alamayan Utah bir diğer pota altı Jefferson üzerinden oynadı ve Jefferson maçı 22 sayı 11 ribaunt 4 blok ile tamamladı. Utah'ta son dönem de Watson'da benchten gelerek sergilediği performans ile dikkat çekiyor.

* Ersan üst üste ikinci defa ilk beş başladığı mücadele de 41 dakika sahada kaldı. 18 sayı 6 ribaunt 3 top çalma ile mücadeleyi tamamladı.

Haftanın Oyuncuları: Nowitzki&Howard


Nba'de 5.haftanın oyuncuları belli oldu. Dwight Howard bu sezon 2.kez bu ödüle layık görülürken Batı'dan da Dirk Nowitzki haftanın oyuncusu seçildi.

Orlando haftayı 3-1 ile geçerken Howard'ın 26.3 sayı 14.5 ribaunt ortalamaları ve %63 şut yüzdesi dikkat çekiyordu. Son olarak Wizards maçında da 32 sayı 11 ribaunt ile oynayan Howard bu hafta dört maçta da double-double'a imza attı.

Nowitzki'li Dallas ise Batı'da fırtına gibi eserken geçtiğimiz hafta dört maçta dört galibiyet aldı. 31 sayı 7.5 ribaunt ve 3.5 asist ortalamaları ile haftayı kapatan Nowitzki'nin Detroit'e karşı sergilediği 42 sayı 12 ribauntluk müthiş performans onu bu ödüle taşıyordu. Dirk o maçta takımının sayılarının neredeyse yarısına imza atmıştı.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Hornets 95-109 Spurs (Ginobili Mesajı Verdi)

Batı'da oldukça önemli bir maçtı Spurs-Hornets maçı. Güneybatı grubunda bulunan iki takım hem grup içinde çekişiyor hem de Batı'da liderlik mücadelesi eriyordu. Aynı zamanda iki testiden biri de kırılacaktı bu gece. Spurs deplasmanda şu ana kadar hiç kaybetmemişti Hornets ise evinde yenilgi yüzü görmemişti. Maçtan galip ayrılan taraf ikinci devredeki iyi oyunu ile Spurs oldu. 109-95 ile rakibini deiren Spurs, kaybedilen Dallas maçı sonrası bu zorlu maçtan galip ayrılmasını bildi.

İlk yarısı ile ikinci yarısı çok farklı bir maç oldu. İstatistiksel olarak bakarsak Spurs ilk yarı 44 sayı buldu ancak ikinci yarı bambaşka bir oyun oynadılar ve sadece son çeyrekte rakip potaya 37 sayı yolladılar. Son çeyrek çok ekstra oynadı zaten Spurs ki ilk kaçırdıkları şut bitime 6.26 dakika varken geldi. Spurs son çeyrek 37 sayıya imza atarken Hornets'in ikinci devrenin tamamında bulduğu sayı ise sadece 34.

Kontrat sezonunda olan ve son günlerde performansını yükselten David West maça iyi başlayan isimlerdendi. Hornets'in ilk 30 sayısının 16'sı West imzalıydı ancak performansını maçın ilerleyen bölümlerine yansıtamadı. Maçı 23 sayı 7 ribaunt ile tamamladı West. İlk bölümde pota altında ve boyalı alanda fazlasıyla eksik gözüktü Spurs. West olsun Okafor olsun buraları fazlasıyla iyi değerlendirdi. Okafor'da 12 sayı 7 ribaunt ve 5 blokla pota altında Hornets'in etkili ismiydi. İlk devre arı gibi çalışan Hornets, Spurs'un geri dönme çabalarına her türlü cevabı verdi. 61 sayı üreten Hornets'te West başta olmak üzere Ariza ve Belinelli'nin de hatırı sayılır katkısı vardı. Bench katkısını da ikinci çeyrekte fazlasıyla alan Hornets'te Green ve Thornton sayılarıyla farkın erimesini önleyen isimlerdi.

İkinci devre ise bambaşka bir Spurs vardı parke üzerinde. Ginobili'nin basketleriyle başlayan çeyrek Hill ve Jefferson'un iyi oyunuyla devam etti ve Spurs, Hornets'i fazlasıyla zorlamaya başladı. Bu dakikalarda hücumda tıkanan Hornets, Spurs hücumlarına cevap vermekte çok zorlanıyordu. Son çeyreğe farkı eritmiş ve maça ortak olmuş bir şekilde giriyordu Spurs. 5 sayı geride olmalarına rağmen çok kısa bir sürede farkı eriten ve Hornets'in geri dönüşüne engel olacak seviyelere farkı çıkaran Spurs fazlasıyla ekstra bir son çeyrek geçiriyordu. Üçlük yağmuru ile başladı San Antonio son çeyreğe ki Manu'nun bu kritik anlarda performansına bakacak olursak 5 sayı 4 asist ile takımını sırtladığını görüyoruz. Son çeyrek Hill'in de önemli katkıları oldu ve Spurs farkı açarak galibiyete yürümesini başardı.

Öncelikle söylüyorum ki Manu bu sezon kesinlikle All-Star'ı hak edecek düzeyde performans sergiliyor. Maçın en kritik anlarında takımını sırtlayan Manu Spurs'un geride olduğu anlarda da oyundan kopmayarak önemli bir karakter örneği gösterdi bizlere. Son çeyrek maçın çevrilip kazanılmasında payı büyük olan Manu'nun skordan ziyade asistleri ile de takımına verdiği katkı göz ardı edilemez. Manu'nun arkasında son çeyrek fazlasıyla önemli bir performansa imza atan Hill'de maçın kazanılmasında büyük katkı sağladı. Benchten gelerek 14 sayı atan Hill önemli dakikalarda yaptığı verimli işlerle dikkat çekti.

Tim Duncan'ta sessiz sedasız iyi performansını sergiledi yine. Hücum ribauntlarında çok efektif olan Duncan 21 sayıyla maçı tamamladı. Hornets'in uzunlarına karşı oldukça başarılı bir gece geçirdi Duncan. Bu sezon performansını arttıran Jefferson'da kırılma anlarında sürekli sahne aldı. Farkı azaltarak takımını diri tuttu, gerektiğinde basketleriyle Hornets rüzgarını başlamadan bitirdi ve maçın sonunda yaptığı basket faul ile şalteri indiren isim oldu. Tony Parker ise kötü bir gece geçirdi bu maçta ancak onun performansına rağmen Spurs'un kazanması fazlasıyla önemliydi.

Hornets'te ikinci yarı West'in oyundan düşmesi ile Paul bireysel olarak baş etmeye çalıştı Spurs'e karşı. Maçı yine iyi istatistiklerle noktalasa da galibiyeti getiremedi Paul. İkinci yarı zaten hücum da şutları girmeyen Hornets savunmada da guardı düşürdü. Pota altı ve yardım savunmasını unutan Hornets bunun zararını fazlasıyla gördü.

Manu Ginobili'nin yine çılgın attığı bir maçta önemli bir mesaj vererek kazanmasını bildi Spurs. Halen sezonun bir yerlerinde aktif dinlenmeye geçmelerini bekliyorum Spurs'un ancak performansları giderek yükseliyor. Normal sezonu 3.viteste geçirmesine alışkın olduğumuz Spurs'un bu performansını sürdürdüğü takdirde play-off'lar gelince neler yapacağını da merak etmiyor değilim. Hornets bu ara kötü bir dönemden geçiyor. Utah Clippers ve Spurs'e karşı gelen bu mağlubiyetlerden bir şekilde alacağını alıp önüne bakmalı Hornets.

28 Kasım 2010 Pazar

28 Kasım - Nba'de Bu Gece

28 Kasım 20.00 - Raptors vs Hawks
28 Kasım 20.30 - Pistons vs Knicks
28 Kasım 22.00 - Hornets vs Spurs
28 Kasım 22.30 - Clippers vs Lakers

Nba'de pazar geceleri erken maçlarıyla dikkat çeker ancak bu gece fazlasıyla cömert bir fikstür var. 4 tane maç Amerika'da öğlen oynanacak ve izlememiz için uygun saatlerde olacak. En dikkat çekici maç kuşkusuz Spurs-Hornets maçı. O maçtan önce de Raptors-Hawks ve Pistons-Knicks maçları da fazlasıyla iyi gidecektir. Seçenek bol bu akşam.

29 Kasım 02.00 - Nets vs Blazers
29 Kasım 02.00 - Rockets vs Thunder
29 Kasım 03.00 - Nuggets vs Suns - NbaTv
29 Kasım 04.30 - Lakers vs Pacers

Sabaha karşı oynanacak maçların da izlenebilirliği yüksek. Şampiyonluk adaylarından sadece Lakers sahne alacak olsa da Thunder'ın Rockets deplasmanı ve NbaTv'den yayınlanacak Denver-Phoenix karşılaşması izlenilesi maçlardan. Roy'un dönüş yaptığı Blazers ise Nets deplasmanına konuk olacak.

Nba'de Bugün - 27.11.2010


* Deplasmanlar Heat için cehenneme dönmüş durumda. 7.deplasman maçında 5.yenilgilerini aldılar dün Dallas'a karşı. %50 galibiyet seviyesindeki takımlara karşı da 2-7'lik bir istatistiği var Miami'nin. Hücumdaki sorundan tutun da pota altındaki soruna kadar herşey mevcut takımda. Dün Dampier 8 dakika süre buldu ilerleyen maçlarda daha da süresi artacaktır ancak birşeylerin değişeceğini söylemek zor.

* Dallas ise Spurs deplasmanından sonra b2b maçında önemli bir galibiyete imza attı. Dirk'in yanında yine yan parçalarından da katkı alınca Dallas'ın işi kolaylaşıyor. Dünkü maçta özellikle Butler'ın 23 sayısı ve Chandler'ın double'lık performansı galibiyeti getirirken benchten de 39 sayılık katkı aldı Dallas.

* Q.Rich dün gece Cavs karşısında ritmini biraz olsun bulmuştu ki Wizards karşısında iyi oyununa devam etmiş. Pota altında Howard etkeni ile de rahat olan Magic Howard'ın son saniye basketi ile de galibiyete uzanmış. Nelson'un son saniyede sorumluluk aldığından bahsetmiştik dün gece kötü bir tercih ile son şuta kalkmış olsa da Howard'ın takipçiliği galibiyeti getirdi Magic'e.

* Kontrat sezonundan mıdır basketbola olan özleminden midir bilemeyeceğim ama Arenas'ın güzel basketbolu izlenmeye değer. Wall'ın yokluğunda ipleri tümüyle eline alan Arenas 31 sayı 5 ribaunt 5 asist ile mücadele etti dün gece ancak fazlasıyla şut kaçırması hala bir şeylerin eksik oldğunun göstergesi.

* Bobcats-Bucks maçının sonu ilginç anlara sahne olmuş. G-Wall'ın korkusuzca iki penetresinden biri basket biri de faul ile sonuçlandı. Geriden gelerek rüzgarı arkasına alan Bobcats'ti ancak Wallace'in trnike pozisyonunda sakatlığı ve faulleri Kwame'nin kullanması ile Bucks galip gelen taraf oldu. Gooden'ın yokluğunda ilk beç çıkan Ersan'da 40 dakikada 17 sayı 9 ribaunt 6 asist ile Skiles'e iyi bir mesaj verdi.

* Chicago 2 haftalık Batı turnesi son buldu. 7 maçta alınan 4 galibiyet var. Kaybedilen maçlarda da sürekli oyunun içindeydiler ve iyi bir mesaj verdi Bulls Booer'ın yokluğuna rağmen. Denver maçında geri dönüşe rağmen maçı kaybetmişlerdi ve dün gece de maç başında geri düşen taraftılar ancak toparlanarak galibiyete uzandılar. Ömer sayı üretememiş 9 dakikada. Rose 30 sayı 7 ribaunt 7 asist ile oynasa da garip olan bir önceki maç Rose'un yokluğunda gayet iyi bir maç çıkartan Watson'un sadece 6 dakika süre alması.

* Sezona çok iyi giriş yapan Warriors biraz da zor fikstür ve Lee'nin eksikliği ile üst üste 5 yenilgi almıştı. Wolves deplasmanında Love'un 21 sayı 22 ribauntluk oyununa rağmen galip ayrılmayı bilmişler. David Lee'de bu maçla beraber takıma katıldı ancak sakatlık dönüşü ilk maçında beklenileni veremedi. Maçta dikkat çeken isim se 9 üçlük ile 30 sayı üreten ve şalteri indiren Wright oldu.

* LeBron'un yokluğuna rağmen çekirdeğini bozmayan Cavs beklenildiği kadar kötü bir görüntü sergilemiyor. Zaman zaman kopukluklar olsa da dün gece Memphis karşısında galip gelmeyi başarmışlar. Büyük maçlarda takımda sorumluluk alması beklenen ancak çok çabuk sinen Mo Williams bu maçta 25 sayı 12 asist ile galibiyeti getiren isim olmuş. Bakalım Mo bu hafta içinde Celtics ve Heat maçlarında da benzer performanslara imza atacak mı?
Heat demişken evet LeBron Ohio'ya geliyor. Perşembe gecesi 03.00'da. Bekliyoruz.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Nba'de Bugün - 26.11.2010


Gecenin en zevkli ve önemli karşılaşmalarından biri Dallas-Spurs karşılaşmasıydı dün gece. Maçın başından beri ne Dallas ne Spurs farkı açamadı maç hep ortada ve aynı çekişmede geçti. Dallas son iki üç maçını Nowitzki odaklı oynamış ve kazanmıştı. Bu sefer ekstra katkıları da iyi aldı Dallas. Dirk 12/14 şut isabeti ile 26 sayı üretti ancak Dallas adına önemli olan ilk beş rotasyonundan Kidd ve Chandler'ın benchten de gelen Marion ve Terry'nin çift haneli rakamlara ulaşması oldu. Maçın kritik bölümlerinde de özellikle Dirk'in yanında Marion'un da müthiş katkısını gördük. Spurs'te de Manu'nun müthiş performansı sürüyor. Manu'nun yanında benchten gelen Hill'in iyi performansı Spurs'u ayakta tutarken Parker ise kötü bir gece geçirdi ve Spurs 12 galibiyetlik serisini seyircisinin önünde bıraktı.

Rajon Rondo üç maç aradan sonra dönüş yaptığı maçta Raptors karşısında yine asistleri ile takımını galibiyete taşıdı. 14 asist ile takımını sırtlayan Rondo'nun yanında Garnet'in double'ı ve bir önceki maç Nets'e karşı uzun süreden sonra çok iyi maç çıkartan Shaq'ın 16 sayı 8 ribauntu ile galibiyete rahat ulaştı Boston. Semih'te 11 dakikada 8 sayı 1 ribaunt ile mücadele etti. Toronto'da yine bench rotasyonu ilk beşten iyi performansa imza atmış ve benchten 63 sayılık katkı aldı Raptors. Calderon'da ilk beşe yerleştikten sonra iyi performanslar sergilemeye başladı. 12 sayı 15 asist ile Rondo karşısında oldukça iyi bir performansa imza atmış Calderon.


Batı turnesinde bulunan Chicago Bulls batının kalbur üstü takımlarına karşı oldukça başarılı grafikler çiziyor. Denver'a konuk olan Bulls maçın başında skorda geriye düştü ve mental olarak fazla yorgun olduklarını gözlemledik. Rose'un da yokluğunda zorlanan ancak daha sonra Watson'un oyunu ile toparlanan ve maça ortak olan Bulls'ta maçın son anlarında Lucas'ın serbest atışları kaçırmasıyla galibiyetten olan Chicago Melo'nun buzzer'ına engel olamadı ve bu deplasmandan yenik ayrıldı. Melo 22 sayı 6 ribaunt 8 asisti ile takımını sırtlarken Billups'ın yokluğunda Lawson iyi performansıyla dikkat çekti. Ömer'de 18 dakika süre aldığı maçta 2 sayı 3 ribaunt ile mücadele etti ve pek güvenilecek bir istatistik olmasa da +/- istatistiğinde +20 ile takımının en iyisi oldu.

Oklahoma dün gece Indıana deplasmanında oldukça zor anlar yaşadı. Uzatma sonunda galip gelmeyi başaran Thunder'da Westbrook'un 43 sayı 8 ribaunt 8 asistlik performansı gecenin performansıydı. Sefolosha ve Green'in double'lık performansları ve Durant'in 25 sayısı ile galibiyete uzanan Oklahoma'da James Harden'ın bi ileri bi geri performansları sürmekte.


Dün gece Miami-Philadelphia maçının büyük bölümünü izledim. Hayatımda izlediğim en kötü basketbol maçlarından biriydi. Heat açısından konuşayım ne bir hücum seti var oyunda ne bişey. Wade yada James topu alıyor diğer dört kişi maçı sadece en pahalı yerden seyrediyor. Hani tamam bu yıldızlar varken onlar üzerinden oyun kurarsın edersin ama bu kadar da bağımlı aciz hücum etmemeli bu takım. Maçı kazandı ama Sixers'ın daha kötü olmasından kazandı Miami. Sixers'ta Weems özellikle ikinci çeyrekteki performansıyla dikkat çekti ve maçı 21 sayıyla tamamladı.

İki maçlık bir mağlubiyet serisi ile yalpalayan Hornets dün gece Portland'ı deplasmanda mağlup ederek silkindi. Paul'un 16 sayı 13 asistle başı çeken Hornets'te Ariza'da 18 sayı 7 ribaunt ile dikkat çekti. Portland'da Brandon Roy dönmesine rağmen ve hatta 27 sayı ile oynamasına rağmen performansı galibiyete yetmedi.

Suns evinde Clippers'ı mağlup ederken Hidayet skor üretemedi ve 2 asistle oynadı. Ersan ise takımının Pistons'a mağlup olduğu maçta benchten gelerek 14 sayı 11 ribaunt ile mücadele etti.

Jazz 102-96 Lakers (Geri Dönüş Çocukları)


Los Angeles Lakers'a sezon içinde Utah deplasmanları hep ters gelse de play-off'ta son üç yıldır eşleştikleri bu takımı her zaman elemeyi başarmışlardır. Normal sezon sizin mayıslar bizim söylemi için bu iki takım oldukça uygundur. Beş maçını kazanarak gelen Lakers maç başında 19 sayı ve bitime 2.30 dakika kala 5 sayı öne fırlamasına rağmen Utah bu sezon alışık olduğumuz geri dönüşlerinden birine daha imza atarak Lakers'ı devirdi.

Maça iyi başlayan takım Lakers'tı. İlk çeyreği muazzam hücum performansı ile domine eden Lakers rakibin guardını en baştan düşürmeyi hedefliyordu. Cidden öylesine akışkan, iyi paslara dayalı, verimli hücum ediyordu ki Lakers sadece hayranlıkla izliyordum. Farkın açılmasında Jazz'ın ribaunt konusundaki zaafiyetinin de payı vardı tabi. Ortadaki tüm ribauntlar Lakers tarafına düşüyordu. Maç sonunda ribauntlarda Jazz'ın üstünlüğü gözükse de ilk çeyrek felaket bir konumdaydı Utah.

İkinci çeyek başında benchlerin oyuna dahil olmasıyla yörünge bu sefer Jazz'ı gösteriyordu. Özellikle Deron'un yokluğunda ikinci çeyrek performansı ile dikkatleri üerine çeken isim Earl Watson oluyordu. Ronnie Price'ın smacı ile rüzgarı arkasına alan Utah Jazz üst üste üçlüklerle farkı eritiyor ve maça ortak oluyordu. Hatta ilk devre bitmeden öne dahi geçmeyi başarsa da devreye 4 sayı geride giriyordu.

Üçüncü ve dördüncü çeyrek maçın kıvama gelmesiyle izlenebilirlik açısından harika anlardı. Deron'un takımı yönetişi, Kobe'nin sahneye çıkışı derken tam bir play-off atmosferinde bir maç oldu. Ancak son sözü söyleyip maçı alan taraf gri dönüşü ile Utah oldu.

Kobe dün gee elinden gelen her şeyi yaptı. Utah'ın geri döndüğü kriz anlarında faul aldırarak serbest atışlarla iş yaptı, son çeyrek inanılmaz üçlükleriyle Utah'ın direncini kırmaya çalıştı maça tamemen kendini verdi yani. Kobe bu sene bir çok maçı 2. ve 3. viteste gitmiştir ve hatta sorumluluğu Brown Blake gibi isimlere bırakmaktan da çekinmemiştir. Sezon boyu Brown-Blake ikilisinden iyi katkı alan Lakers'ta dün gece planlar tutmadı. Bu ikilinin toplam şut isabetleri 2/15 olarak dikkat çekti. Benchinden sadece 13 sayı geldi Lakers'ın dün gece.

Utah'ta Deron her zamanki gibi takımın liderliğini üstlenerek galibiyeti getiren baş rol isimlerden biri oldu. Maç boyu takımı oyunda tutan ve maç sonunda da elini taşın altına sokarak galibiyeti getiren isim yine oydu. Bunun yanında guard rotasyonunda Williams'ın arkasından gelen Watson 8 sayı 5 asist ile mütevazi rakamlar çıkartmış olsa da maçın geri döndüğü anlarda bunları yapması ve Utah'ı taşıması adına bir artı da ona veriyoruz.

Pota altına bakacak olursak Lakers'ta Gasol her zamanki gibi hücumda işini oldukça iyi bir şekilde yaptı. Savunma konusunda sıkıntılı olsa da bir şekilde takım olarak bunu kapatıyorlar. Ancak dün gece maç sonuna doğru aşırı yorgunluk gördüm onda ki hiç verimli olamadı o anlarda. Gasol'un yanında Odom'da Lakers'ta iyi oynayan isimlerdendi. Yine bu ikili ribaunt konusunda oldukça başarılıydı. Utah cephesinde ise Jefferson ve Millsap iyi bir mücadele geçirdiler. Gerek ürettikleri sayı gerekse savunma gayretleriyle galibiyette payı en büyük olan isimlerin başında geliyorlar.

Utah üst üste dördüncü galibiyetini aldı ki bu galibiyetler Portland-Hornets ve son olarak Lakers gibi mesaj maçlarında alındı. Utah için işler şu an iyi gidiyor ve önlerinde kısmen kolay b2b maçları var şimdi. Eleştirmek istediğim nokta ise Utah seyircisine. Tamam bir şekilde Kobe bir kaç senedir sizin canınızı yakıyor olabilir ama saygı duyulası bir oyuncu olduğunu unutmamak gerekir. Nba seviyesinde oyuncu yuhalanmasını abes buluyorum. Deplasman takımlarına yönelik yuhalamalar tabi bahsettiğim. Örneğin Kobe yada herhangi bir oyuncu kötü oynar takımı baltalar kendi seyircisi tarafından haklılıkla yuhalanabilir ancak deplasmanda bir oyuncuyu yuhalamak çok acizce yapılmış bir harekettir ev sahibi takım adına.

25 Kasım 2010 Perşembe

Gündem Konusu: Heat


Nba'in bir numaralı gündeminde şu an Miami Heat var şüphesiz. Sezon başında yaptığı takas ve hamlelerle şampiyonluk adayları arasına giren Miami için Bulls'un 72 galibiyetlik rekorunu kırabilirler söylemi ortaya atılıyordu. Hazırlık maçlarının daha ilkinde Wade'in sakatlanması ile beraber sezona başına kadar Wade-Bosh-James üçlüsünü beraber olarak izleyemiyorduk. Sezonun açılış maçı Celtics'e kaybedildi ve uyum problemlerini aştıklarında çok daha tehlikeli bir takım olacağı da savunuldu. Peki durum şimdi nasıl?

Sezonda 15 maç geride kalırken Heat'in derecesi ise 8-7. Burada daha sezonun ilk ayında alınan 7 yenilgiden bahsediyoruz. Hani şu rekor kıracak olan takımın aldığı 7 yenilgi.

Üst üste üç maçtır galibiyet alamıyor Miami. Önce çok kötü oynadıkları Memphis maçını haklı olarak kaybetti Heat. Sonrasında kendi sahasında Indıana'ya karşı 77 sayıda kaldı. Rakip Celtics yada Spurs gibi savunma kısmını ön plana çıkaran isimlerde değil ayrıca sadece Indıana. Son olarak dün gece toparlanmaları için son bir fırsat olan hem Doğu'daki hem de Florida'daki rakibi Magic karşısına çıktı Miami. Ancak Magic karşısında da maç boyu geride olan Heat yine kaybeden taraf oluyordu.


Miami'nin pota altı evlere şenlik. Chris Bosh gibi biri mevcut kadroda ama o hiç bir zaman savunması ile ön plana çıkan bir uzun olmadı. Joel Anthony'nin de hücumda sınırlı katkısı olması nedeniyle Bosh ile tammlayıcı bir ikili de değiller. Benchten gelen Ilgauskas ise gerekli katkıyı verse de son yıllarda 5 numaradan 4 numaraya doğru kaymaya başladı oyun stili. Cavs'ta bir ara sadece dış şutu ile hücum eden ve sertlikten çekinen bir yapısı vardı ama bereket burada biraz direnç gösteriyor.

Pota altı rotasyonunun işe yarayan tek uzunu Haslem. Haslem gerek ribaunt mücadelesi ile gerek dış şutu ile oldukça katkı sağlıyor ve bir alternatif oluyordu Heat açısından. Ancak Memphis maçında sakatlanan ve Şubat'a kadar takımdan uzak olacağı ve hatta çıkan haberlere göre sezonu kapatabileceği söylenen Haslem'in eksikliğini fazlasıyla yaşamaya başladı Miami. Indıana karşısında boyalı alanda normalden 12 fazla sayı gördü potasında Heat ve hücum ribauntlarında da önemli bir yüzde de azalma vardı. Bunlar sadece görünen istatistiksel katkılar ancak Haslem'in o sertliği ve aktifliğini çok arayacak Miami. Sene başında anlaşılan ancak Riley'in vetosu ile gönderilen Dampier ile tekrar anlaşıldı Haslem'in sakatlığı üstüne.

Gelelim takımın hücum sorununa. Miami'nin bu sezon bir çok maçını izledim ve görülüyor ki oynanani yapılmaya çalışılan tek bir hücum seti dahi yok. James yada Wade sıcaklık durumuna göre topu istiyor alıyor ve oynuyor. Bu kadar basit. Sadece James ve Wade odaklı takım hücumları. Wade'in son dönemde hafif sakatlığı ve durgunluğu olsa da Magic maçında geri dönüşteki en etkin isimdi. Kritik anlarda ise topu eline alan James oldu ve maçın kaybedilmesinde baş rol oynadı. Heat sahasında oynadığı Pacers maçında da taraftarlar James'e ağır bir şekilde yüklendi. Zaman zaman top ona geldiğinde salondaki taraftarlar James'i yuhalayarak ona tepki gösterdi. İşin hücum kısmında Bosh ile ilgili yorum yapadım. Bosh Wade ve LeBron gibi kısa oyuncu olmadığı için topu bekleyen kısımda ve top ona geldikçe işini yapıyor. Bunun dışında James yaptığı açıklamalarla da dikkat çekiyor. Göz önüne alınması gereken en önemli açıklaması ise;

'Artık eskisi kadar eğlenmiyoruz!'

Miami Heat için ise ilginç iddialar ortaya atılmaya başladı. Son olarak Dennis Rodman çok tartışılacak bir iddia ortaya attı. Söz konusu olan açıklamada Rodman Heat oyuncularının oyunu sabote ettiğini ve takımın başına Riley'i getirmek için kötü performans sergilediklerini söylüyordu. Hani gerçekliği olur olmaz tartışılır ama ateş olmayan yerden de duman çıkmaz. Phil Jackson'da bu kötü gidişin devam etmesi durumunda Riley'in takımın başına geçeceğini öngren açıklamalarda bulundu.

Spoelstra'yı oldukça beğenirim ve bugüne kadar arkasında durmuşumdur. Ancak kaybedilen Jazz maçında yapmadığı hamleler ile tamamen gözümde sıfırlandı. Herhangi bir Nba takımına gitse çoğu takıma sınıf atlatacak bir koç öyle ki Miami'yi geçen sezon ligin iyi savunma yapan takımları arasına sokmuştu. Ancak bu kadroyu yönetemediği, idare edemediği çok açık. Taraftarlarda Spoelstra'nn kovulması ve göreve Riley'in gelmesi için çeşitli kampanyalara start verdi bile.

Riley gelirse ne değişecek peki? Riley'in gelmesi durumunda oyuncular kenara baktığında saygı duyacağı bir ismi görecek ve ona göre oynayacak. Burada Spoelstra'yı yermiyorum ancak kuşkusuz Wade'de, James'te, Bosh'ta başlarında Riley'in olmasını ister. Riley her oyuncudan maksimum verimi alacaktır eğer kadronun başına geçerse. Riley'in gelmesiyle takımın guard sorunu ve pota altı bir anda çözülmeyecek haliyle ama bundan daha iyi olacakları kesin. Heat adına söylenecek kesin bir şey var ki Riley gelsin gelmesin bu takımın bir seneye daha ihtiyacı var yapılacak eklemeler ve güçlendirecekleri bench için. Bu sezon yine şampiyonluk mücadelesini iyi kötü verirler ancak kağıt üstünde ne Boston'dan ne de Lakers'tan iyi değiller ancak önlerinde daha iyi olmak için fırsat var.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...