02 Temmuz 2009 Perşembe

Son Dakika !!

Akşam saatlerinde Detroit'e gelen ve kontrat görüşmelerinde bulunan Ben Gordon ve Charlie Villanueva sonunda istedikleri kontratı alarak yeni takımlarına imza attılar. Ben Gordon 5 yıllık 55 milyon dolara imza atarken Villanueva'da 5 yıl 35 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı.

Detroit'e iki yeni oyuncu hayırlı olsun. Bu hamlelerin ardından gördük ki artık Hedo ile bir bağları kalmadı. Zaten Hedo konusunda da ilginç gelişmeler yaşandı bu gece. Öncelikle takımda Rip Hamilton gibi bir isim zaten varken Ben Gordon'la anlaşmak yeni hamlelerin de habercisidir. Özellikle Rip merkezli bir takas beklemekteyim artık Pistons'tan. Daha önce de Rip takası gündeme gelmiş Gordon dedikodularında Dumars'ta 'Kimse dokunulmaz değildir' diyerek mesajı vermişti. Kısa rotasyonunu ardından uzun rotasyonu da Villanueva'nın uzun vadeli kontratı ile ilginç bir hal aldı. Sheed'in durumunu merakla bekliyorum artık. Bakalım bir türlü verim alamadıkları Prince'de takas paketlerinden birine dahil olur mu ? Hey gidi Pistons.. Toronto Raptors'ta Villanueva'nın tercihini yapması ile beraber Kleiza ismi ön plana çıkmaya başlamış. Cavs'ta da Villanueva'nın ardından Artest sesleri yükseliyor. Shaq-LeBron-Artest.. Enteresan olacaktır..


Hedo konusuunda da gece boyu önemli gelişmeler yaşandı. Portland koçu McMillan'ın Orlando'ya kadar gidip Hidayet'le buluşması aslında Portland'ın bu işi ne kadar ciddiye aldığının göstergesi. Öyle ki Hedo ve Portland arasında prüz de kalmamıştı. Hedo istediği 5 yıl için 50 milyonluk kontratı alacaktı Portland'dan. Ancak ilerleyen saatlerde Toronto'dan gelen bir haber ortalığı karıştırdı. Toronto açık çekle Hidayete 5 yıl için 60 milyon öneriyordu. Her fırsatta 'Geleceğimi düşünmeliyim ve en iyi kontratı öneren takıma gideceğim' diyen Hedo'nun ne yapacağı merak konusu. NtvSpor'da Wade'in Hedo ile görüştüğü haberi de çıkıyorsa Heat'de boş yere ilgilenmiyor Hedo ile. Belki onlarda bir teklifle çıkabilirler. Ancak ortaya Hedo için açık arttırma çıkarsa neler olacağını düşünemiyorum bile. Hedo şu an sadece beni gururlandırıyor. Ancak ben mantığını kullanıp Portland'a gitmesinden yanayım. Toronto'da kariyeri daha iyi noktaya gitmez ancak Portland ile bu şans daha fazla ki belkide yeni koçu olacak McMillan'ın Orlando ziyareti de Blazers'ın bu konuda ne kadar istekli olduğunun göstergesi. Ancak Hedo konusunda o kadar da istekli olmayan bir isim var Blazers cephesinde. Rudy Fernandez.. Rudy Hedo'nun olası kontratına ses çıkartmış ve isyan etmiş. Belki de kendi kontratı ile karşılaştırdı ve takımdaki dengelerin bozulabileceğinden bahsetmiş. Hadi bakalım göreceğiz neler olacak Hedo konusunda.

Gecenin en taze haberi de draftta ilk iki sırada seçim yapan iki ekipten geldi. Clippers ve Memphis'in girdiği takas sonucu Q.Rich Clippers'a, Z.Randolph ise Memphis'e takas olmuş. Draft gecesi Milicic karşılığı Richardson'u kadrosuna katan Memphis şimdi de aynı oyuncuyu takas ederek Zach'i kadrosuna kattı. Yani aslında mantıklı Milicic yerine Randolph gibi bir ismin bulunması. Hoş onun gibi isimler yalnızca kontrat senelerinde oynar ya neyse.. Şimdi Hasheem Thabeet, Marc Gasol ve Zach Randolph üçlüsü ellerinde. Thabeet feda edilmez ama Memphis'in takasa halen açık bir takım olduğu da açık. Clippers ise dış alanına önemli bir ismi katmış oldu. Richardson, Knicks gibi dağınık bir organizasyonda verimli olmayı başarmıştı. D'Antoni etkisi de bunda faktördür muhakkak ancak Clippers'ta da başarılı olabileceğini öngörüyorum ben.

01 Temmuz 2009 Çarşamba

Heat - Hedo ??

Miami Heat'in süper yıldızı Dwyane Wade, Hidayet Türkoğlu'nu arayarak aynı takımda oynamak istediğini söyledi. Wade, Hidayet'e, "Seninle beraber oynamak istiyorum. Bizim takıma gel." dedi. Miami yöneticileri ise Hidayet'e iyi bir teklif yapabilmek için birkaç oyuncuyu gönderip maddi açıdan rahatlamanın yollarını arıyor.

NtvSpor haberine göre Hidayet ile Wade arasında bir görüşme olmuş. Hani bakalım belki bu gece netleşecek belki de üç-beş gün içinde öğreneceğiz Hidayet'in yeni takımını ancak Portland'ın ardından Miami'nin de Hidayet için ciddi ciddi atak yapmasına şaşırdım doğrusu. Bu sezon şimdiden cap sınırında 69 milyona gelen Heat'in, Hedo'yu kadroya katması durumunda cap'in de daha da artış olacak. Belki Wright-Blount gibi isimlerden vazgeçilebilirse bir şekilde dengelenebilir ancak vergi ödemekten kaçamayacaklardır. Onun aksine gelecek sezon cap'te çok rahat edecek Heat. Kontratı devam edecek neredeyse oyuncu yok ve sil baştan Wade etrafında bir takım oluşturulabilir. Ki Hidayette bu takım içinde olursa gayette yakışıklı olur. Vergi ödemeyi göz önüne alacaksa Heat durmasın yapsın Hedo'ya 5 yıllık bir kontrat.

Shaq 33#


Shaq : ''James oynadığım en iyi oyuncu'' ... Göreceğiz bu günleri de..
Shaq kolejde giydiği forma numarasını almış Cavs'ta.

Gündemdekiler

Yine kısa bir süreliğine netteyim. Şöyle bir gelişmelere baktım da fena gitmiyoruz aslında. Dedikodular falan derken yaz ayı boş geçmiyor Nba'de.. Hoş bundan 1-2 hafta sonrasını da görmek isterim ya..

Gündeme bakacak olursak ilk gözüme çarpan haber Yao'nun sakatlığı oldu. Sol ayağında kırık olan Yao Ming ilk tespitlere göre yalnızca 2-4 ay arasında basketbol oynayamayacaktı. Ancak doktorundan gelen açıklama öncelikle Rockets'i fazlasıyla üzdü. Yao'nun gelecek sezon basketbol oynayamayacağı hatta ve hatta kariyerinin bile tehlikede olduğu belirtilmiş. Houston için büyük kayıp olur cidden gelecek sezon ki zaten T-Mac'in durumu da belirsizliğini korumaktayken..

Kariyerinin bitme ihtimali bana göre uzak bir ihtimal ancak gelecek sezonun tamamını yada büyük bir bölümünü kaçıracağı kesin. Eh geçtiğimiz sene Rockets Mutombo'yu da sakatlıklara kurban verince uzun oyuncu alma işi kesinleşti. Piyasada uzunlar mevcut aslında ancak onlar öncelikli olarak takas için Wolves'in kapısını çalmışlar ve Rubio'yu istemişler. Bu da ilginç bir tercih tabi..

Houston'un bir ayağı şu konumda zaten çukurdayken Artest için de, Yao'nun takımda olmayışından dolayı gelecek sezon için fikrini değiştireceği yönünde dedikodular çıkmaya başladı. Neyse ki en son menajeri Artest'in Rox'ta kalmak istediğini söylemiş. Rockets'te şu sıra Orlando'da bu sezon Howrad'a iyi birer bench olan Gortat ile ilgilenmeye başlamış. Orlando takıma Carter'ı da katarak salary konusunda ciddi bir seviyeye ulaştı. Orlando Gm'si Otis Smith'te sınırlı serbest kalacak Gortat için de 5 milyon doların üzerindeki teklifleri karşılayamayacaklarını belirtmiş. Eh Houston'da biraz kasayı açarsa Gortat fena seçim olmaz onlar için.

Houston ve Yao Ming konusunu bir kenara bırakırsak gündemdeki diğer bir konu ise Ricky Rubio.. Draftta 5. sıraya kadar düşen ve Wolves tarafından draft edilen Rubio burada oynamak istemediğini belirtmiş. Rubio'yu ağzı açık olarak bekleyen bir takım ise pusuda. New York Knicks.. Houston'un Rubio'ya teklif yaptığından bahsettik. Wolves GM'si Kahn Rockets'in Brooks+Battier teklifini reddetmiş ve amaçlarının Rubio'yu takımda tutmak olduğundan, takasa şu an için yönelmeyeceklerinden bahsetmiş. Rubio'nun bu sezon büyük ihtimal oynamayacak Nba'de ama haklarının Wovles'te bulunması takım adına olumlu olabilir. Ellerinde drafttan seçtikleri ve yine gayet iyi birer isim olması beklenen Johny Flynn'de mevcut. Draft gecesi üst üste iki guard seçmelerine şaşırmıştım ancak şuan görülüyor ki Rubio burada oynamaya niyetli değil ve Wolves haklarını elinde bulundurduğu Rubio'yu en doğru paketle pazarlama amacında. Bu arada geçenlerde NtvSpor'da Rubio'nun menajerinin Türkiye'den bir takımdan teklif aldık açıklamalarının olduğu söylendi. Ne kadarı doğru bilemiyorum ama ortalığın karışacağı kesin bu yaz Rubio konusunda.

Gelelim bizim vatandaşlara.. Memo opsiyonunu kullanıp bir yıl daha takımda kalma kararı almış. Aslında şöyle bir çıkıp piyasasını kontrol etse fena olmazdı ama seneye onun da son büyük kontrat senesi olacak. Bunun yanında Mehmet ile beraber Boozer'da opsiyonunu kullanıp takımda kalan bir diğer isim olmuş. Hal böyle olunca da Millsap'ın durumu da merak konusu olmaya başladı. Talipleri de artmakta Millsap'ın bakalım Utah o konuda ne yapacak ?

Carter'ın Magic yolunu tutması ile beraber Hidayet'in takımdan ayrılacağı kesinleşmişti zaten. Otis Smith'te bunu biliyor olacak ki kurulu bir düzeni Carter'la bozmazdı. - Carter'da şampiyonluk hedefinde olan bir takıma geldiği için çok mutlu olduğunu söylemiş gerçi ama bakalım bir sürpriz yaratıp hayatta olduunu kanıtlar mı bize? -Nba'de 29 takımında kadrosunda görmek isteyeceği bir isim Hidayet. Zaten bu sezonki oyunu ile de bir çok takımın ağzını sulandırdı. Onunla en baştan beri ciddi ciddi ilgilenen iki kulüp var. Portland ve Detroit. Özellikle Portland draft gecesi Rodriguez'i Kings'e göndererek cap'te biraz daha boşluk yarattı ve Hedo'nun menajeri ile ciddi anlamda temasa geçen ilk ekipte onlarmış. Şu sıra Hedo'nun da istediği bir kontrat önerirlerse Hedo'yu takıma katacaklarına şüphe yok. Henüz resmi bir gelişme yada teklif olmasa da kulislerde Kings, Raptors ve Heat'in de Hedo'nun peşinde olduğu söyleniyor. Ancak Pitchard, Hedo konusunda çok istekli ve muhtemelen Portland yolunu tutacaktır Hedo. Detroit ise ikiye bölünmüş durumda. Kimilerine göre Ben Gordon kimilerine göre Hedo off-seasonda ön plana çıkıyor ve bu belirsizlik muhtemelen Portland'ın işine gelecek.

Detroit bir yandan Hedo'yu takıma katma çabası içindeyken dün gece gelen bir haber artık yeni bir koç arayışı içinde olacaklarını da söylemekte. Detroit'te Michael Curry kovulmuş. Beklenen ve olması gereken bir hamleydi. Gerçi sene boyu tamamiyle yanlış bir hamle olan Iverson yüzünden büyük sıkıntı çekti ama böyle bir takımın başında olması gereken bir isim değildi Curry. Gündemdeki isimler Bill Laimber, Avery Johnson ve Doug Collins imiş. Ancak bu isimler içinden Collins'in yeni Pistons koçu olmak için şansı daha yüksek.

Bucks'ta C.Villanueva serbest kalmış. Şimdiden Cavs'ın ilgilendiği söyleniyor Charlie ile.. Bunun dışında serbest kalan bir diğer isim de David Lee oldu. David Lee için şu an iki kulüp kapıda. Oklahoma ve Memphis. Bunun dışında Portland'dan Frye'da serbest statüsüne geçen isimlerden. Frye fena bir isim değil özellikle uzun piyasasını yoklayan takımlar için.

Evet son dedikodular bu şekilde. Bakalım birdaha ne zaman nete girebileceğim meçhul. O zamana kadar önemli bir gelişme olursa burda oluruz..

26 Haziran 2009 Cuma

Kısaca Draft


Evet. Tatildeyim, bloga hatta nete girme şansım yok. Anca böyle arada cafelerden gelebileceğim yaz boyunca.
Dün draft vardı. Tv'den takip etme fırsatım oldu. Beklenmedik seçimler yaşanmadı. Ricky Rubio'nun 5. sıraya kadar düşmesi beni şaşırttı ama bunun da draft öncesi yaptığı açıklamalarının da katkısı olduğu kesin. Minnesota draft öncesi Foye ve Miller'ı göndererek guard seçeceğinin sinyalini vermişti. Rubio ilaç olur onlara.
Ha bir de koca oğlan Shaq Cavs'a takas olmuş. Maşallah adam Kobe-Wade'den sonra şimdi de James ile beraber. Hadi hayırlısı bakalım. Rabbime sordum Clevelands dedi. Eee boşuna dememiş rabbim.. Ben bir de Suns'ta Ben Wallace'ın neler yapabileceğini merak ediyorum ya..
Orlando kadrosunu Carter ile güçlendirmiş, formayı da giydirmiş Carter'a ancak Lee'nin feda edilmesi yazık olmuş. Bu sene onlar için en büyük sürprizlerden biriydi. Carter'ın takıma katılımı ile Hedo konusu da iyiden iyiye patlak vermeye başladı. Yüksek ihtimal takımdan ayrılacaktır.
Spurs'ta Jefferson'u adeta çalmış. Hayırlısı olsun onlar adına da. Fena bir isim değil Jefferson.
Crawford'ta Hawks yolunu tutmuş. Zaten Nelson ile yıldızı barışmamıştı, cap için iyi hamle olmuş. Yalnız Crawford hamlesi Hawks'ın mevcut yapısını bozar mı bilemem. O konuda şüphelerim var.
Oğuz Savaş draftta seçilememiş bakalım gidebilecek mi Nba'e. Genç yaştan beri takip ettiğim bir isim ve gelişimini izlediğim biri ve Nba'e gitmesini çok isterim. Emir 57. sıradan Suns tarafından seçilmiş. Bir şekilde atmış oldu kapağı Nba'e. Onun da içeri drive'ları çok can yakıcı oldu bu sezon.
Haydi kalın şimdi sağlıcakla...

22 Haziran 2009 Pazartesi

Aday Kadro


Fatih Solak (Aliağa Petkim), Cevher Özer (Beşiktaş Cola Turka), Barış Hersek (Darüşşaka Cooper Tires), Ender Arslan (Efes Pilsen), Engin Atsür (Efes Pilsen), Kerem Gönlüm (Efes Pilsen), Kerem Tunçeri (Efes Pilsen), Sinan Güler (Efes Pilsen), Oğuz Savaş (F.Bahçe Ülker), Ömer Aşık (F.Bahçe Ülker), Ömer Onan (F.Bahçe Ülker), Semih Erden (F.Bahçe Ülker), Cemal Nalga (G.Saray Cafe Crown), Evren Büker (G.Saray Cafe Crown), Hidayet Türkoğlu (Orlando Magic), Ersan İlyasova (Barcelona), Bekir Yarangüme (Türk Telekom)

Aday kadro açıklandı ve yine bu sene de açıklanan kadro sezon performanslaırna göre değil kişisel tercihlere göre oldu. Tamam Mehmet Okur'un olmayışını anlayabiliyorum ama Hüseyin Beşok gibi bir isim orada Cemal Nalga'nın yerinde pekala olmabilirdi. Bunun dışında Barış Hersek antrenmanlar için kadroya dahil olmuş bir isim bana göre. Sezon performansları için Evren ve Bekir ödüllendirilmiş ancak Polonya'ya gidecekleri meçhul. Sene boyu sakatlıkla boğuşmuş olan, maç eksiği olan Engin Atsür'de kadroda. Olacak iş değil. Tanjevic yine çiftliğini kurmuş orada. Hadi bakalım neler yapacaklar göreceğiz bu kadroyla.

23 Numara


Bu adama her türlü rol yakışıyor be abi.. Hani komik rolleri geçtim de bu tip rollerin de üstesinden gelebileceğini bu filmle gösterdi Carrey. Antalya'dan dönüyordum bugün. Otobüsteki tv'de sürekli 23 Numara oynuyor. Hani filmi bir kez adam gibi izledim ancak gün içinde bir defa değil 3-5 defa aynı sahnelere bakmak zorunda kaldım zaman zaman. 12 saatlik Antalya-Bursa yolculuğu olunca arada izliyorsun filmi de ister istemez.

Konusu falan cidden fazlasıyla iyi filmin, sonu da sürprizli ve merak uyandırıcı ama olayı bağlama biçimlerinde hata var. Hani flash'ları ile izleyiciyi mest eden şu güzel filmi basit bir hafıza kaybına dayandırarak sonlandırdılar ya helal olsun diyorum. Yine de bu kötü sona rağmen film etkileyici. He 23'ü elde etme konusunda fazlasıyla gereksiz ayrıntılar kullanılmış olsa da film idare eder seviyede. Hele o pembe muahabbetinden 23 nasıl bulunud hayret doğrusu. İnandırıcılık açısından film biraz zorlanıyor ama ikinci bölümden itibaren oalyı daha da yaşamaya başlıyoruz. İzlemediyseniz tavsiyemdir, izleyin..

18 Haziran 2009 Perşembe

Efes Şampiyon


Biraz geç kaldık ama tebrik etmemek de olmazdı. Efes Pilsen 3 yıl ara verdikten sonra yeniden şampiyonluğu yaşadı. Bu şampiyonluğun en çok sevindiğim yanı Kerem Tunçeri. Zamanında Efes'de kendini sevdirememişti bir türlü. Şimdi Efes şampiyon olurken en beğenilen oyunculardan biri.

Maçtan sonra yaşanan olaylarsa tam bir rezalet. Bir sezon da şampiyon olamayın kardeşim niye dalıyorsunuz böyle. Spor yüzünden kavga etmeyi hiçbir zaman anlamadım, anlayamayacağım da...

15 Haziran 2009 Pazartesi

Sonunda Başardı


96 draftının çıkardığı en başarılı oyuncu. 2. oyucu sıfatıyla kazandığı 3 şampiyonluğun ardından Shaq'ın takımdan ayrılmasıyla başlamıştı onun için soru işaretleri. Kendi başına şampiyon olabilecek kadar iyi mi? Yalnız kaldığı ilk sezonda Play-Off göremedi. Ondan sonraki sezonlardaysa sürekli NBA tarihine geçecek birşeyler yaptı. Onca sayı rekorları kırdı, takımıa maç kazandırmak için herşeyi yaptı. İki sezon ilk turda elendikten sonra geçen yıl finale kadar çıktı. Finalleri kaybedince yine liderliği sorgulanmaya başladı. Ve bu yıla başladı Kobe, olimpiyat altın madalyasıa sahip biri olarak. Batı'da arkalarındaki mücadele çok çetindi. Onlarsa bu mücadeleyle fazla haşır neşir olmadan önden önden gittiler sezonda. Başrolde Kobe vardı. Geçen yılki MVP ödülünden sonra bu yıl 2. kapattı oylamayı. Play-Off'da ilk turu rahat geçti Kobe ve arkadaşları. Sorun 2. turda başladı. Önemli eksikleri bulunan Rockets'a karşı 7 maçta seriyi kazanabilmeleri konferans finalleri için birçok soru işareti oluşturuyordu. Kobe yine sorgulanırken bu Lakers'ın Denver karşısında ne yapacağı merak ediliyordu. İlk maçtan sonra bütün soru işaretleri kalktı. Kobe mükemmel liderliğiyle önce Batı şampiyonluğunu sonraysa NBA şampiyonluğuna ulaştı Lakers. 2. turdan sonra sorgulanan Kobe'nin konferans finallerindeki ortalamaları 34-6-6, final serisindeki ortalamaları ise 32-5.5-7 idi. Finaller MVP'si olduğundan kimsenin şüphesi yoktu. Kariyerinde eksik olan en önemli şeylerden birini ekledi Kobe başarı müzesine. Şampiyon Lakers, Finallerin En Değerli Oyuncusu KOBE BRYANT.

14 Haziran 2009 Pazar

Tatil


Eveeet bu akşam itibariyle Antalya'ya doğru yola çıkıyorum. Bir haftalığına internetle haşır neşir olacağımı sanmıyorum. Dünyada olan biteni gazetelerden öğreniriz artık. Eh arada Tv'ye bakmayı da ihmal etmeyiz. Bu gece yolda olacağım için Nba finalleri ve Bbl finallerinin 5.maçlarını kaçıracağım. Bir şekilde telefondan öğreniriz maçların sonucunu. Tatile çıkmadan dizileri de tamamladık, sınıfımızı da geçtik. Herşey hazır.

Eh bizim tatil işi de blogda bir ara gerektiriyor. Bir hafta yokum diyorum ancak ondan sonra da net aleminden kopuk olarak yazlığa gitme ihtimalim var. Pası blogdaki diğer yazar arkadaşlara atıyorum ve minimum süreyl bir haftalığına inzivaya çekiliyorum. Haydi kolay gele herkese.. Kendinize iyi bakın..

13 Haziran 2009 Cumartesi

Chuck


Evet sezon finalini yaptığım bir diğer dizi de Chuck oldu. Dersler bitince bol bol diziye yöneldik, izleyemediğimiz ne varsa izledik bu ara. Chuck geçtiğimiz sene reklamlarından etkilenerek başladığım diziydi. Reklamlarda ''maaş asgari ücret, görev dünyayı kurtarmak'' sloganı ile tanıtımı yapılan Chuck beni etkilemişti. İlk bölümünü izlediğimde ise hem aksiyon hem de komedi unsurlarının bir arada oluşu beni diziye bağlamaya yetmişti.

İlk sezonda aslında pek öyle konu birliği yoktu. Sit-com tarzı her bölüm yeni konunu işlendiği bir sezondu. Aslında bu sezon Chuck'tan çok Morgan hayranıydım. Onun için izlerdim diziyi. Tabi Sara'yı da es geçmemek lazım. Ancak ikinci sezondan itibaren dizi daha oturmaya başladı ve konular, bölümler birbirine bağlandı. Chuck-Sara ilişkisi daha da ön plana çıktı. Eski aşık Jill'in gelmesi ile işler sarpa sardı. Devon'un işlerin içine sıkça dahil olmasıyla komik anlar yaşandı vs vs.. Chuck bomba gibi bir sezonu geride bıraktı. Ayrıca 3D olarak yayınlanan bölümü de es geçmemek lazım.

Gelecek sene için yayın konusunda sıkıntıdaydı Chuck. Neyse ki şimdilik 13 bölümlük anlaşma sağlanmış ancak bütçe küçültmesi nedeniyle bir baş rol oyuncusu veda edebilirmiş diziye. Haydi bakalım kime veda edeceğiz merak etmeye başladım. Hee gelelim dizinin 2.sezon finaline. Falcurm'dan kurtuldu dedik yeni bir grup çıktı karşımıza ancak Chuck bölüm sonunda Intersect'i yine kendine yükleyerek dünyayı kurtardı. Ayrıca bu Intersect fazlasıyla gelişmiş bir model olduğundan Chuck'a da fazlasıyla ajanlık özelliği kazandırdı.

Merakla bekliyorum 3.sezonu. Sezon finaline doğru iyice alevlenen Chuck-Sara ilişkisinden tutun da yeni nesil ajan Chuck'a kadar bir çok soruyu merak ediyorum. Hee bir de Devon bizim Chuck'un ajan olduğunu artık biliyordu. Bakalım 3.sezonda onun davranışları nasıl olacak. Haydi bu diziyi izlemeye devam..

''Stay in the car Chuck'' :D

Magic vs Lakers : Game 4


Gecikmeli olarak final serisinin 4. maçını yazıyoruz. Malum karne günüydü okula gittik, sonrasında gezdik tozduk maç yazısı kaldı. Muhtemelen de yazacağım son final yazısı olacak. Lakers zaten şampiyonluğunu ilan etti gibi. Şu saatten sonra Orlando'nun geriye dönüşü çok zor olacak. Evlerinde Lakers'a karşı 3 galibiyet hesapları vardı, şimdi ise o hesap serinin kalanı için olacak.

Maça Orlando müthiş başladı. Özellikle Howard pota altını hakimiyeti altına alırken Lakers uzunlarının ard arda faul düdükleri almasıyla daha ilk yarıdan Mbenga-Powell gibi isimleri final serisinin bu kritik maçında sahada yan yana gördük. Lakers zaten uzunlardan ziyade savunma olarak çok kötü başlamıştı. Üst üste verilen boş şut imkanları Lakers'ın maça ne kadar konsantre olduğunu kanıtlıyordu. Kobe yine üstüne düşen görevi yapmış bu kötü başlangıç içinde ilk çeyrek takımının 20 sayısından 13'üne imza atmıştı.

İkinci çeyrek oyuna Pietrus'un da dahil olması ile hücum varyasyonları gelişen Orlando pota altındaki üstünlüğünü kullanarak farkı biraz daha açtı ve devreye 12 sayı farkla önde girdi. Orlando gayet ritminde hücum ederek farkı 12'ye kadar çıkartmış ve devreyi oldukça iyi noktalamıştı. Lakers'ın ise kötü savunması halen devam ediyor ve maçın geri kalanı için fazla umut taşımıyorlardı. Ancak soyunma odalarında iki takım adına da neler oldu bilemeyeceğim. Yani ikinci yarıya iki takımda çok ters başladı.


Lakers'ta özellikle Ariza'nın 3. çeyrek yaptığı katkılar yadsınamaz derecede önemli. Ariza 3.çeyrek oyunun her alanında boy göstererek takımının ayağa kalkmasını sağlayan tek isimdi. Sayıları, çaldığı toplar, hücumuyla, savunmasıyla takım arkadaşlarını ateşleyen isim oldu. Şu maçın kazanılmasındaki iki isimden biri Ariza'dır. Fisher'a zaten daha sonra değineceğiz.

Orlando ikinci yarıya çok silik başladı. Tabii bunda Van Gundy'nin ısarcı guard seçimlerininde etkisi büyük. Alston yada şu mantelitesiyle Nelson final seviyesinde oynayabilecek oyun kurucular değil. Elde olanla yetinmek zorunda derim ama elde olan bir Johnson'da var benchte unutulmuş. Bu iş Tanjevic'in Ömer Onan'ı unutma işine dönmeden finallerde rotasyon denemeleri ile kendisine farklı bir bakış açıyla bakmamı sağlayan Van Gundy'nin bir an önce Johson'u oyunda kullanması gerek. Orlando'nun maçı kriza sokmasındaki bir diğer neden de top kayıpları. Howard cidden övülesi bir performans ortaya koydu ancak 7 top kaybı Orlando'nun bu alandaki çöküşünü hazırladı. Rakibinden 10 fazla top kaybeden Magic serbest atış yüzdelerinde de %59 gibi berbat bir yüzde de kaldı.

Magic'te Howard çok iyi başladı dedik, öyle de sürdürdü maçı. Savunma gayreti ile Lakers'ın hücumlarına etki eden , yaptğı bloklarla moral bozan ve topladığı ribauntlarla pota altında hakimieti tek başına sağlayan Howard rakip uzunların faul probleminde olması sebebiyle fazlasıyla da rahat bir maç geçirdi. İstatistikleri de bunu kanıtlar nitelikte ancak en kritik anda bir tek serbest atışı sayıya çevirebilse şu an şu yazı da Lakers'ın galibiyetinden bahsetmiyor olacaktık.Belki de şampiyonluğundan..



Howard'ın yanında Hedo yine maestro gibi oynayarak bu takım için ne denli önemli bir isim olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle ilk yarı şut kaçırmayacak dediğimiz Hedo, doğru penetreleri, doğru pasları ve doğru basketbolu ile her şeyi doğru yaparak takımını omzunda taşıdı. İlk yarıdaki müthiş performansının ardından üçüncü çeyrek faul prblemi nedeni ile kenarda fazla süre geçirse de son çeyrek yine hakimiyeti eline alan isimdi. Orlando'nun her hücumunda topu eline alan, oyunu okuyan ve doğru hamleyi yapmaya çalışan Hedo bu konuda başarılı da oldu. Arkadaşlarını besledi, skor üretti, faul aldırdı kısacası fazlasıyla verimli oldu. Cidden Hedo fazlasıyla olgunlaşmış.. Son hücumlara da gerekeni yaptı basketleri buldu. Ancak onun performansına engel olarak yine karşısında Fisher vardı.

2004 Batı Konferansı Yarı Finali'nde Hedo'lu Spurs'e karşı 0.4 saniye kala maçı kazandıran basketi atan Fisher belki de Spurs'un o seneki şampiyonluk yolunun önünü tıkıyordu. Bu kez farklı takımda karşısında çıkan Hidayet'e karşı yine maçın en kritik üçlüklerini sokma başarısı göstererek başka baharı gösteriyordu. Fisher maçta son ana kadar 0/5 üçlük isabeti ile oynadı ve maçı 2/7 isabet ile tamamladı. Biri maçı uzatmaya götüren, bir diğeri de uzatma da Orlando'yu oyundan koparan üçlüktü. Cidden tecrübe çok önemli. Orlando guardları resmen savunmada hücumda sıçarken Fisher tecrübesiyle buralarda neden olduğunu gösteriyordu. Onu uzaktan savunan Nelson'a ise diyecek tek bir lafım yok. Tabi burda Kobe'ye yönelen Magic savunmasına karşı Fisher alternatifini ortaya koyan Jackson'un da başarısını atlamamak gerekir.

Uzatmada da işin tecrübe yönü ağır bastı. İki takımında şut atacak dahi enerjisi kalmamışken tek bir set oynanmadan uzatma periyodu sona eriyordu. Lakers 12-4 ile uzatma periyodunu geçerek serideki 3.galibiyetine uzanıyordu. Şu andan itibaren Orlando'nun işi çok zor. Tek amaçları evlerinde şampiyonluğu vermek istememeleri olacaktır. Yoksa şu tabloda 3-1'den geri dönmek çok ama çok zor.

11 Haziran 2009 Perşembe

Himym - 4.Sezon


Evet dün gece itibariyle fazlasıyla gecikmeli olsa da How i Met Your Mother'ın 4.sezonunu bitirdim. Anneyi sezon finalinde açıklayacaklarını duymuştum ancak yine olmayınca hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Ancak keçi hikayesi gerçekten iyiydi finalde :)

Dizideki 2 başrol ismin de aynı anda hamile kalması 4.sezonda aslında görünenin ardındakilere de bakmamızı sağladı. Lilly ve Robin sürekli göbeklerini çantalarıyla yada bol kıyafetleri ile saklarlarken komik görüntülerde oluştu. Lilly'nin hamburger espririsi sayesinde senaristler Lilly'nin normal halini de göstermekten çekinmediler. Her ne kadar doğum dolayısıyla sezon finaline doğru bir kaç bölüm Lilly olmasa da en azından bu zamansız hamilelik dönemini senaristler gayet güzel bir şekilde atlattı.

Aslında sönük bir sezon oldu öncekilere göre ama Himym bu, gelecek sezonlarda tekrar eski temposuna çıkacağından şüphem yok. 7 sezon için anlaşmışlar diye biliyorum yani en az 3 sezon daha olacak. Belki ''hadi yaa daha ne kadar bekleyeceğiz anne için'' diyenler olabilir ama 20 dakikalık gayette iyi giden bir sit-com'u da bitirmek mantıklı değil aslında. Gayet güzel ilerliyor dizi. Bizde bakıyoruz ekrana acaba ne ara anne ile tanışacağız diye.. Haydi bakalım sıradaki sezon için rastgele diyelim.

Son olarak 4.sezon ile ilgili en beğendiğim bölümleri yazayım. Son 3-4 böllümü dahil etmedim, çünkü finale doğru tempo arttırdığından o bölümleri ayıramadım hepsi birbirinden güzeldi :)

En İyi : 4-15 / The Possimpible 4-10 / The Naked Man
İdare Eder
4-16 / The Stinsons 4-9 / Woooo!
Jüri Özel
4-2 / The Best Burger in New York 4-11 / The Fight
Kötü
4-5 / Shelter Island 4-12 / Little Minnesota

Melekler ve Şeytanlar


Şimdi öncelikle filme biraz önyargılı yaklaştım. Kitap çevirisi olması ve devam filmi olduğu Da Vinci'nin bende yarattığı hayal kırıklığını göz önüne koyarak filmi bir beklentim olmadan izledim. Ancak filmi izledikçe Da Vinci'den çok farklı olduğunu görebiliyoruz. Kitaba belki yine tamamen bağlı kalınmamış ancak ortaya gayet güzel bir eser çıkmış.

Öncelikle Melekler ve Şeytanlar kitabı fazlasıyla etikeliyici bir kitaptı. Da Vinci'de öyleydi ancak onun filmini izleyince kitapla ilgili güzel anılarımda silindi gitti. Tek başına belki iyi bir filmdi ama kitaba göre olmamıştı. Zaten olmasını da bekleyemezsinz. Muazzam biçimde kitapla paralellik gösteren sinema hatırlamıyorum ben pek. Ancak bu filmde bir farklılık var. Da Vinci'de olayı bildiğimden ne bir heyecan olmuştu filmi izlerken ne başka birşey. Bu filmde insanı çeken bir şey var, belki dar bir zamanda geçmesi ve olayların ardı ardına gerçekleşmesi olabilir. Filmin sonunu bilmeme, karakterleri tanımama rağmen sonunda neler olacağı heyecanı cidden fazlasıyla mevcuttu bende. Hele ki Da Vinci'nin final sahnesine göre burada mükemmel bir final vardı. Bombanın patlama anı falan çok iyiydi. Senaryo orada dğeiştirilmiş olsa da kitaptaki paraşütsüz atlama saçmalığı olmadığı için memnun oldum ben.

Sonuç olarak kitabını okuduktan sonra fazla beklenti içinde olmadığım film cidden fazlasıyla iyi geldi bana. Kitaba 10 verirsem filme de en az 8 veririm. Fazlasıyla başarılı buldum filmi.

10 Haziran 2009 Çarşamba

Magic vs Lakers : Game 3

Lakers'ın 2 galibiyetiyle serinin LA ayağı geride kalmış ve 3 maç için Florida'ya dönülmüştü. Magic adına önemli bir maçtı. Baskı vardı üzerlerinde kazanmak için. Kaybedecek olurlarsa şampiyonluk şansları da kalmayacaktı şu noktada. Takım ve seyirciler maçın öneminin farkındaydı ve Magic gerekeni yaparak kazanmasını bildi.

Lakers topu pota altına indirerek oyuna başladı. Bynum ve Gasol endeksli hücumlarla boyalı alanı maçın başında ele geçirmeyi hedeflemişlerdi. Daha sonra ise boyalı alandan hücum etmek yerine başka bir alternatif önlerine çıktı. Kobe Bryant. İkinci maçın özellikle ilk devresindeki kısırlık iki takım adına da ortadan kalkmıştı bu maç. Lakers Kobe önderliğinde, Magic ise takım halinde oldukça yüzdeli oynuyor ve hücumda iki takımda sıkıntı çekmiyordu. İki takım da hücumda böylesine iyiyken işin savunma kısmına baktığımızda Magic adına aslında işler kötü gitmiyordu. Tek sorun Kobe idi onlar için. Yine muazzam bir ilk çeyrek geçirdi. Atmakla kalmadı kendine gelen ikili sıkıştırmalarda da çevresindkei isimleri rahatça buldu. Hem sayıları hem asistleri ile ilk çeyreğin Lakers adına yıldızıydı. Orlando'nun savunma adına verebilecek bir cevabı zaten yoktu, özellikle Kobe bu denli ısınmışken. Lakers ise boyalı alanda üstünlük kurma sevdasına dış bölgeyi boş bıraktı savunmada. Howard'a endeksli savunma sayesinde takımın en önemli şutörü Lewis bile bomboş şutlar buldu. Bunun da üstüne Lakers'ın savunmasını riske ettiği Alston'un ekstra bir gece geçirmesi Orlando adına fazlasıyla olumlu bir gelişmeydi.

Evet Alston ekstra bir gece geçiriyordu. Sokak basetbolundan kalma hünerleri, gözyaşıvari basketleri ile Lakers'ın savunmadaki dengesini bozdu. Ancak Alston bu kadar iyi oynadığı bir maçta dahi takımını baltalamayı, ritim bozmayı sürdürdü. Bir hücumda basketi bulduysa diğer hücumda gereksiz şut tercihleri yaptı, takımın dengesini alt-üst etti. Buna rağmen onun böyle ekstra bir günde olması önemliydi. Magic'in ekstra katkılara ihtiyacı var, öyle ki ilk iki maç benchten yeterince yararlanamamıştı bile.



Alston da değil sadece tüm Magic oyuncuları şut konusunda fazlasıyla iyimser bir maçı geride bıraktı. İlk devreyi finaller rekoru kırarak %76 isabet oranı ile noktaladılar. Kobe'nin ilk devredeki muazzam performansı olmasa Lakers adına fark fazlasıyla açılmıştı. Orlando benchten yararlanamadı dedik.. Cavs serisinin yıldızı Pietrus beklenen katkısını dün gece verdi. Belki bazı şans sayıları oldu ama bunu da Magic'in şut konusunda fazlasıyla iyi olmasına bağlayabiliriz. Pietrus gerek hücumdaki aktifliği, gerekse 2.devre Kobe'ye karşı savunmasıyla oldukça katkı sağladı.

Stan Van Gundy'yi bu konuda anlamak mümkün değil ancak. Tamam çeşitli rotasyon denemeleri yapıyorsun ancak takımın buralara kadar gelmesinde büyük pay sahibi olan Johnson'un günahı ne. Üç maçtır adam gün yüzü göremedi. Şut atmaktan başka bir şey yapmayan -hoş onu da yapamayan- Redick'ler, sakatlıktan yeni çıkmış Nelson'lar ile yeni sistem denemeleri yapacağına koysana oyuna Johnson'u.. Gerek tecrübesi gerek oyun anlayışıyla hiçte fena olmaz oyunda olması. İlk maç Gortat, ikinci maç Redick fazlasıyla süre aldı ancak bu maç için aynı şeyleri söylemek mümkün değil onlar adına. Tamam bir kemik var ancak yan parçaların da belli bir düzende işlemesi gerek. Bir gün o bir gün bu şeklinde olmaması lazım bu işlerin.

He Orlando'nun bu maç yüksek şut isabetiyle oynadığı, gelecek maçlar öyle olmayacağını söylemekte biraz basit kaçar. Orlando'nun bu oyununa karşı Lakers 14 fazla top kullandı ve %50'nin üzerinde isabet oranıyla maçı tamamladı. Yani sadece göz önünde olan Magic değil Lakers'ta şut konusunda ekstra bir gece geçirdi. Bunda Kobe'nin ilk devredeki performansı etken ancak olayın Orlando yüksek yüzdeyle attı maçı kazandıya bağlanması da oldukça gereksiz.

Orlando kazanması gereken maçı kazandı. Lakers karşısında finallerde üst üste üç maç kazanmak zordur. Bunu başarabilirler mi bilemiyorum, ancak bu maçı unutup sıradaki maça da belli bir konsantre ile hazırlanırlarsa neden olmasın. Daha Florida'da oynanacak iki maç var ve Orlando gösterdi ki şu oyunu ile Lakers'a kafa tutabilir. Seri 2-1'e geldi ve şampiyonluk için şansları uçurum değil. Bir maç daha kazanmalarına bakar iş..

09 Haziran 2009 Salı

Kapono Sixers'ta


Toronto ve Sixers karşılıklı takasa girmiş. Sixers kadrosuna Kapono'yu katarken Toronto'da Evans'ı almış. Toronto hiç bir zaman istediği, beklediği verimi alamamıştı Kapono'dan. İki taraf içinde fena hamle değil bana göre. Raptors i.in fena isim değil Evans hem de Kapono'nun kol gibi kontratından kurtuldular bu takasla. Sixers'a bakacak olursak Eddie Jordan Kapono'dan fazlasıyla verim alacaktır. Sixers'da belirgin bir şutör eksikliği vardı, Kapono bu açığı kapatmak için önemli bir hamle onlar için. En azından gerçek bir şutörleri var artık.

08 Haziran 2009 Pazartesi

Lakers vs Magic : Game 2

Serinin ikinci maçı bizlere finalleri izlediğmizi hatırlattı. İlk maçın aksine savunmalar daha ön plana çıkarken çekişme de üst seviyedeydi. Özellikle Hedo'nun performansı bizleri gururlandırsa da kazanan taraf Lakers oldu. İlk iki maçı kazanmak oldukça önemli seride, Lakers şampiyonluk adına şu maçta önemli bir adım attı ve Orlando'yu yarışta arkasına aldı.

Savunmalar ön plana çıktı dedik, bunda birazda iki tarafında hücumlarındaki verimsizlik neden oluyordu. İlk periyot özellikle oldukça kısır bir dönemdi. Bu kısırlığın içinde yaşanan iki önemli olay Howard ve Kobe'nin savunmacılarına 2şer faul aldırarak benche göndermeleri oldu. Kobe'nin karşısına yine savunmasıyla ün yapmış bir Pietrus gelecek hele ki çaylak Lee'ye göre bu konuda daha avantajlı olabilir ancah Bynum'un almış olduğu fauller önemli.

Bynum ne zaman şu konuda kendine hakim olabilecek çok merak ediyorum. Tamam karşısında durdurulmazı zor bir oyuncu olabilir ancak sadece burda değil oyununu genelinde çabuk faul alan bir yapısı var. Bynum'un benche alınması başta kötü gibi dursa da oyuna Odom'un girmesi ve eşleşmeler de dengeyi sağlamak adına iyi bir hamle gibi geliyor bana. Özellikle de Odom dün oldukça istekli basketbol oynayarak Bynum'un yokluğunu hiç hissettirmedi. Lewis'e karşı oldukça başarılıydı.

Lewis demişken ilk yarı sonlarına doğru farkı yavaş yavaş açmaya başlayan Lakers'a karşı Orlando'dan gelen cevap Lewis oldu. Lewis ikinci periyotta oldukça sıcaktı ve üst üste bulduğu üçlüklerle Orlando'nun skordan kopmasını önledi o anlarda. Lewis maçın genelinde de iyi nir basketbol sergiledi zaten. İstatistiki olarak performansına baktığımızda da bunu görebiliyoruz. Özellikle dış şutlarıyla Lakers savunmasını fazlasıyla zorladı.

Orlando'da Van Gundy'nin ilk maça nazaran farklı bir rotasyona yöneleceği belli bir şeydi. İlk maç rotasyon sıkıntıları yüzünden maç erken kopmuştu. Maçın koptuğu anda denemeye koyduğu Howard-Gortat iki uzunlu sistemi bu maç bol bol sahada gördük. Zaman zaman da Tony Battie süre aldı. İlk maçın aksine daha ciddi anlarda bu taktiği denediğinden belki Orlando hücumu zaman zaman aksadı, karmaşa yaşandı ancak zamanla oturdu 2 uzun 3 kısa'lı sistem. Florida'da duruma göre bunu sık sık görebiliriz. Ancak Howard+4 kısa formulü de her takımın durdurabileceği bir sistem değil. Belki de hiç bir takımın durdurabileceği bir sistem değil. bu yüzden çabuk vazgeçmemeleri de gerekiyor mevcut sistemlerini.

İkinci olarak Van Gundy'nin ilk maçta süre vermediği hatta Cavs serisinde de kullanmayı unuttuğu Reddick hamlesi vardı. İlk maça oranla Nelson'un süresini kısan ve Reddick'e daha fazla şans tanıyan Van Gundy aslında istediği verimi alamadı. Aslında Orlando'da benchten gelen isimler iki maçtır gereken enerjiyi veremiyor takıma. Bench katkısı önemli bu alanda ve maç maç birilerinin çıkıp gerekli katkıyı yapması gerek. Reddick'ten bahsediyorduk, savunmasıyla yine bir nevi oyuna tutundu ancak hücumda Reddick futbol tabiri ile takımı 10 kişi bıraktı. Reddick'in işi şut atmak bu böyledir. Ancak gerektiği anda şutları girmedi, özellikle uzatma periyodunda kaçırdığı üçlüğün ardından ivme tamamen Lakers'ın eline geçti o pozisyondan sonra.

İkinci yarı hücumların daha da ön plana çıkması ile Lakers'ta Kobe ve Magic'te ise Hedo oyunda ön plana çıkan isimler oldular. Özellikle Hedo ikinci yarı muazzam bir basketbol ortaya koyarak bu takımdaki yerini, liderliğini bir kez daha gösterdi herkese. Özellikle üçüncü periyot dış şutlarıyla takıma ivme kazandıran Hidayet son periyot ise oyununu başka bir boyuta çekti.

Van Gundy son çeyrek oyun kurucusu olmadan oynadı. Nedeni ise Hedo'ya olan güvencesiydi. Hedo hücumda oyun kurucu görevi yaparak takımın beyni görevi görürken savunmada da rakibin en önemli silahı olan Kobe Bryant'ı durdurma işini üstleniyordu. Oyunun bu kritik anlarında son çeyrekte sorumluluğu alan Hidayet bu işin altından başarıyla kalkıyordu. Lakers'ın son hücumunda jeneriklere geçecek bir pozisyonda Kobe'ye tertemiz bir blok yaparak -evet muazzam bir bloktu, tekrarlarını izledikçe daha da mest oldum- 0.6 saniye kala topu takımına geçiren Hidayet maçı kazanma şansı için kenarda topu eline alıyordu. Son top yine onun elindeydi, aslında herkes oynanacak oyunu biliyordu, Howard ile daha önce de denedikleri gibi bir aley-oop oyunu. Ancak dikkatler Howard ve Lewis'in üstündeyken Lee ile son topu oynamak gerçekten cesaret işidir. Lee'de az kalsın baskete çevirecekti o pozisyonu ancak olmadı. Tekrarladan gördüğümüz kadarıyla pozisyon zaten basket ama..


Uzatmada da maçı daha çok isteyen Lakers'tı. Uzatma periyodunda yine Kobe'yi savunma da alan Hedo gerektiği yerlerde durdurmasına karşın iki pozisyonda sayıya izin veriyordu. Eee sonuna kadar Kobe'yi kilitleyecekte değil yani.. Kobe belki ilk maçtaki oyununu ortaya koyamadı ancak yine de skorun ve oynanan basketbolun gerektiği kadar oyuna hükmetmesini bildi. Kobe dışında dün gece fazlasıyla istekli olan bir Gasol vardı. Bynum'un faul problemine girmesiyle Howard ile daha haşır-neşir olan Gasol buna rağmen oldukça verimli oynadı.

Lakers avantajı eline geçirdi. 2-0 4 maçlık bir seri için önemli bir skor. Her ne kadar sıradaki 3 maç Orlando'da olacak olsa da maksimum 5 maçın kaldığı final serisinde Orlando'nun 4 maç birden alması biraz zor gözüküyor. Lakers deplasmanda bir maç alabildiği takdirde şampiyonluğunu da ilan eder büyük bir ihtimalle.

Şampiyon Magic

Evet yaklaşık 5 gündür devam eden anketimiz bir kaç saat içinde sonlanmak üzere. 33 kişinin katıldığı ankette şu an kim şampiyon olur sorusuna Orlando Magic diyenlerin sayısı 22..

Evet ankete katılanların %66'sı Magic derken %33'ü ise Lakers'ın şampiyonluğa ulaşacağını öngörmüş. Şu an finallerin 2. maçının devresindeyiz. Bakalım hangi takım maçı kazanacak oldukça kritik bir maç iki takım adına da..

07 Haziran 2009 Pazar

Oth 7.Sezon


One Tree Hill'in 7. sezon için promo fotoğrafı yayınlanmış. 6.sezonun sonlarına doğru dizinin merkezindeki iki ana karakterin, Lucas&Peyton'un diziden ayrılacağı dedikoduları etrafta dolanmaya başlamıştı. Sezon finali bu ikilinin ayrılabileceğini öngördüğü gibi devam edebileceklerini de düşündüren bir sahneyle noktalanmıştı.

Görülen o ki 7.sezonda Chad Michael ve Hilarie Burton olmayacak. Yayınlanan fotoğrafa göre Brooke bu sezon daha da ön planda olacak .Onun ön planda olması sevindirici ancak dizinin merkezindeki bu iki önemli ismin diziden ayrılması dizinin sonu demektir bence. Esas oğlan ve esas kızın diziden ayrılmasından sonra pek takip edileceğini ve tutulacağını sanmıyorum. Sönük bir veda ile bu güzel dizi 7.sezonda sonlanabilir. Oyunculardan sonra dizi de veda etmeden önce muhtemel son sezonun keyfini çıkartmaya bakalım..

05 Haziran 2009 Cuma

Lakers vs Magic : Game 1


Sahada iki takım düşünün. Biri istediklerini harfiyen uygulayan oyuna hükmeden ve rakibini kilitlleyen bir takım. Diğeri ise panik anlarında bir ihtimal skor üretebilen, set hücum edemeyen, savunması dağılmış bir takım. Ehh buna bir de ilk bahsettiğimiz takımın süper star oyuncusu da olağanüstü bir gece geçirince bunun adı tecavüz oluveriyor.

Orlando aslında istediği gibi başladı maça. Howard'a bol bol top indirdiler, rakip uzunlara zor anlar yaşattılar. Bunun yanında takımda sorumluluk alması beklenen isim Hidayet ilk çeyreğe muazzam bir başlangıç yaptı. Orlando oynadığı oyunla sinyali vermiş gibiydi ancak hatalı sollama kötü sonuçlara yol açabiliyor.

Orlando ilk çeyrek belli şeyleri ne kadar iyi yapmaya çalışsa da maçın geri kalanında yaptıklarının üstüne koymak yerine düzeni bozmaya karar verdi. Öncelikle sakatlıktan dönen bir Nelson var. Finalde oynaması bekleniyordu ancak henüz ilk maçtan rotasyona dahil edileceğini bilmiyordum. Nelson bir hayli de fazla süre aldı ancak özgüven sorunu vardı. Maça fena başlamadı aslında ancak hazır olmadığı kesindi. Sakatlıktan yeni çıkmış olmasına rağmen drive'ları Fisher ve Farmar'a zor anlar yaşattı. Ancaak belki de sakatlıktan yeni çıkmanın etkisiyle şut konusunda henüz kendine güveni yok. Bunu fırsat bilen Lakers savunması Nelson'u savunmada riske etti ve istediğini aldı. Böylece doğru ikili sıkıştırmalarla da Magic hücumuna zor anlar yaşattılar maç boyunca.

Şimdi yenilgiyi Nelson'a bağlamak mantıksız sonuçta kötü oynayan bir takım var ancak takımın form durumu iyiyken yapılan bu rotasyon değişikliğinde yeni parça sorun oluşturacaktır. Cavs serisinde Alston ve Johnson gayet güzel idare etmişti. Hani biraz biraz alıştırırsın Nelson'u belki 3.maçtan sonra adam akıllı süre verirsin ancak 3.5 ay kenardan maçları izlemiş birine henüz finallerin ilk maçında 23 dakika süre alırsa fatura birazda ona ve koça çıkar. Normaldir.

Lakers'ta maç boyu pota altından oldukça fazla skor buldu. Boyalı alanda Magic'e karşı net bir üstünlüğü olan Lakers ribauntlarda da rakibini geçmeyi bildi. Özellikle rahat boyalı alanda rahat pas alışverişi dikkatimi çekti Lakers'ın. Hey gidi hey geçen sene Celtics serisinde bunları göremiyorduk işte.

Şimdi Howard yine etkiliydi maçta. En azından Orlando maç boyu topu ona indirmek için çaba sarf etti, eskiden olduğu gibi ilk periyottan sonra Howard'ı boyalı alanda unutmadılar. Howard gerek Bynum'u gerekse Gasol'u zorladı hatta ilk yarı için faul problemine dahi sokmuştu uzunları.

Howard pota altında bunları yapadursun Lakers'ın ise farklı bir cevabı vardı: Kobe Bryant.. Lakers'ın uzunları faul yaparken Orlando'da Kobe karşısında kimse duramadı. Önce Lee'yi perişan eden -Lee'ye de ayrı parantez açmak lazım adam savunma da Kobe ile boğuşsa da hücumda verimli olmaya çalıştı. Fena iş yapmadı- Kobe daha sonra LeBron'u savunan adam olarak ün yapan Pietrus'u da denize dökerek mükammel bir maç çıkarttı. İkinci periyotta 33-28'den sonra sazı eline alan Kobe'nin hücum performansı Lakers'ın takım halinde gaza basmasına neden oldu. O andan itibaren savunmada da inanılmaz dirençli oynadılar ve maçı kazanmak için gerekli her şeyi yaptılar. Savunma da vites arttıran Lakers'a karşı yine bir üçüncü çeyrek sendromu yaşayan Orlando doğru düzgün hücum edemedi ve maç orada koptu. Set hücumu oynayamayan dış şutlara yönelen ve orada da yüzdeli olamayan Magic'de Hedo'da beklenilen performansı gösteremedi. Özellikle Lakers'ta savunmasıyla Hedo'yu kilitleyen adam olan Luke Walton'un da finalde cidden iyi oynadığı bir maç gördük ya daha ne göreceğimiz kaldı bilemiyorum.


Maçın hikayesi Kobe'ydi. Adam çıktı çatır çatır oynadı aldı maçı. Yukarıdaki fotoğrtaki gibi maç boyu hırslı olan içeriye yüklenen, istediğini elde eden Kobe belli ki kafasına koymuş. Bu şampiyonluğu kaybetmeye niyeti yok. Kobe maçı 16/34 şut yüzdesiyle tamamladı ancak son 7 şutunu oyunun laçkalaşan döneminde attı ve sadece bir isabet kaydedebildi. Zaten onun neler yaptığını görmek için maçı izlemek yeterli. Attı, attırdı, yönetti, kazandı..

Orlando için deplasmandaki 2. maç kritik olacak. Eğer 2-0 ile dönerlerse Florida'ya üst üste 3 maç sahalarında olmalarına rağmen seriyi çevirmek kolay olmayacak. Tecrübe farkı da terazinin Lakers tarafında ağır basmakta. Bu yönden Orlando'nun işi zor olacak. Lakers aldığı ilk maçla beraber iyi oyunu ile mesajı da verdi, bu şampiyonluğu kaybetmeye niyetleri yok.