9 Aralık 2008 Salı

McHale ve McDyess


Minnesota Wolves sezona 4-15 gibi kötü bir derece ile girince takım sahibi Glen Taylor Wolves koçu Randy Witmann'ın görevine son verdi. Yerine koçluk yapacak isim ise takımın Gm'liğini yürüten McHale olacak. Bu çer-çöpü yaratan Hale'di bakalım birazda saha kenarında oynatsın.

Bir diğer olay ise McDyess'ın Pistons'â dönüşü. Denver tarafından serbest bırakılınca bir çok takımın gözdesi olmuştu ancak McDyess bir aylık tatil yapmayı seçti ve tekrar Pistons'a döndü. Sene sonuna kadar Pistons'da McDyess..

Wade Monster Dunk



Wade dün gece 41 sayı attı Bobcats karşısında. Bu sezon üçüncü defa 40 sayı barajını aştı böylelikle. Maçın son anları başa baş giderken Wade'in Okafor'un üstünden vurduğu bir smaç var ki aman aman..

Wade 40+ Points;
vs Tor 40 pts 11 ass 3 reb 5 blk
at Phx 43 pts 6 ass 3 reb
vs Cha 41 pts 3 ass 8 reb

Clippers 88-95 Magic

Clippers derecesini gösteren bir takım mı ?
Soru budur.. Zaman zaman sergiledikleri performans gayet iyi olsa da maçın geneline bir türlü performanslarını tam anlamıyla yayamıyorlar. Üç dakika iyi iken diğer üç dakikanın ne getireceğine dair fikriniz olmuyor Clippers'ı izlerken.. İşte kafa kafaya giden -hatta 9 sayı önde olduğunuz- bir maçı nasıl kaybeder Clippers gördük..

Orlando iyi bir savunma ile maça başladı ve bu Clippers'ı zorladı özellikle ilk dakikalarda. Bogans'ın üçlükleri ve başarılı hücumları ile skorda bir anda öne fırlayan Magic ilk molaya 12 sayı önde girmişti bile.

Hedo hücumda aktif başladı. Gerek yaptığı asistler gerekse bulduğu skorlar ile hücumda tehlikeliydi ilk dakikalarda.

Howard, Magic pota altı için ne kadar önemlidir yahu. Bir ara aldığı darbeden dolayı soyunma odasının yolunu tuttu Howard ilk çeyreğin bitimine 1.30 kala..
Soyunma odasına gittiğinde 24-10 Magic lehine bir skor vardı. O kalan iki dakikalık zaman diliminde hücumda ısrarla boyalı alana yönelen Clippers istediğini aldı. Savunmada da rahatlardı o anlarda ve kötü başladıkları hatta umutlarının bir an yok olmaya yüz tuttuğu ilk çeyreği 26-19 gibi bir sonuçla iyi bitirerek maça tutundular.

Clippers ikinci çeyrekte fena değildi özellikle Mike Taylor ve Zach Randolph ile etkili olan Clippers farkı 4 sayıya kadar indirmeyi başardı. Zach Randolph hücumda etken olmaya başladı 2.çeyrek ile beraber. Randolph ilk çeyrekte skor üretememesine karşın ikinci çeyrek 13 sayı üreterek takımının geri dönüşüne en çok katkı sağlayan isimdi ve ilk yarı 48-42 Clippers üstünlüğü ile noktalandı.


Baron Davis hakkında da söylemek istediğim birşeyler var. Bu sezon izlediğim Clippers maçlarında bol bol şut kaçırmayı sürdürüyor Davis. Ki bu sene %50'nin üzerinde şut yüzdesiyle oynadığı -ki kariyer ortalamalarında hiç yakalamasa da en azından %50 yapardı- maç yok sanırsam. Dünkü maçtada attıklarından çok kaçırdıkları gözüme battı. Yani bu takımın skor opsiyonu açısından ilk tercihi olabilirsin ama atamıyorsan da takıma zarar vermeye gerek yok. Guard olarak topu paylaş çeşitli varyasyonlar yarat, en yararlısı bu olur.

İlk yarıda en dikkat çekici istatistik şüphesiz ribauntlar oldu. Clippers toplamda 30 ribaunt toplarken, Magic ise 18'de kaldı. Özellikle Clippers'ın hücum ribauntlarındaki aktifliği -Zach 6 off reb ilk yarı- ve sürekli ikinci şans yaratması öne geçmesinin başlıca nedenidir. Pota altında Howard'ın varlığına rağmen savunma ribauntu alamaz oldu Magic.

Nelson ile beraber Magic ikinci yarıya iyi bir giriş yaptı ve skoru eritti. Üst üste Nelson'un basketleri ile bir anda ivme yakalayan Magic üçlükleri ile rakibi zora soktu. Bogans maçın başında bulduğu üçlük isabetlerinin ardından ikinci devre başında da ceza kesen isimler arasındaydı üç sayı çizgisinin gerisinden.

Magic iyi başladı dedim ama maç bu dakikadan itibaren kafa kafaya gidecek bu belli. Magic'in serisinin ardından savunmada dozaj arttıran Clippers hızlı hücumlarla rakibini hazırlıksız yakalayıp skorlar üretti. Warriors gibi bir fast-break takımında bugüne kadar oldukça verimli gözüken Davis bu dakikalarda öne çıkan isim oldu.İkinci çeyrekte hakkında iki kelam ettiğim Baron'u da ilk defa adam akıllı oynarken görmüş oldum böylece. Gayet faydalı oynadı ikinci yarı..

Hidayet maça 4 sayı 3 asist ile başladı ilk 3 dakikada ancak maçın geri kalanında pek aktif değildi özellikle hücum yönünde. Boş şutları kaçırdı ve çok kötü bir şut isabet oranı yakaladı. Bugün gününde olmadığı açıktı ama savunmada Al Thornton'a karşı iyi bir savunma yaptı ve Thornton'un da yüzdesini aşağıda tuttu.

Orlando Magic dördüncü çeyreğe 10-0'lık seri ile başladı ve skorda dengeyi buldu. Son çeyrek skorun da dengeye gelmesiyle savunmalar daha bir sertleşti. Şut konusunda teredütler başladı. Son çeyrek iki dakika boyunca skor üretemedi iki takımda bir ara..

Clippers son çeyrek o kadar kötüydü ki rakibinin geriden gelip bir de fark yapmasına seyirci oldu. Hücum da hiç verimli dğeilken savunmaları hepten berbattı. Zach'in Howard'a yaptığı flagrant foul'un ardından serbest atışları bile başarıyla kullanan Howard kazanan tarafın Magic olacağının sinyalini verir gibiydi. Böyle kafa kafaya gidecek maçta olacak iş değil cidden. Bir ara box'a baktım maçın bitimine 4.39 kalmış ve son çeyrek skoru 21-2.. Yani 9 sayı geriden çeyreğe başlayan takım o anda 10 sayı ile öne geçmişti.

Flagrant foulun başlattığı seri ile 10 sayı öne fırlayan Magic'te bitime 3 d akika kala gelen Cook'un flagrant foul'u bu kez Clippers'ı maça ortak etti. Flagrant foul'un ardından farkı 3 sayıya kadar çekti Clippers..

Hedo son çeyreğe kadar tutuktu. Maçın başında bir ara sahneye çıktı ondan sonra göremedik. Hedo bu ama ne zaman sahneye çıkacağını iyi biliyor. Son çeyrek önemli katkılar sağlayan Hedo bitime 2 dakika kala önce Lewis'e asist yaptı ardından bir üçlükte kendi yolladı Clippers potasına ve ivmeyi ters çevirdiler. Clippers bu andan itibaren şutlarında isabet sağlayamadı ve maçı 95-88 kaybetti. Son çeyrek skoru da 29-13 bu arada..

Howard azmanını da maçın adamı seçiyorum.. Azman harbiden..
23 sayı 22 ribaunt 6 blok 4 asist.. Doğum gününde harika bir performans Howard'dan.. İyi ki doğdun Superman..

'Gerçek'ten Etkilendim


Martın sonuna doğru vizyona girmişti Banka İşi. Sıkı bir Jason Statham fanı olmama rağmen -ki adamın hiç bir filmini sinemaya gidip izlemişliğim yok- daha yeni izleme fırsatı buldum filmi. Kanal D'de görmüştüm geçen reklamını. Adını 'Banka Soygunu' diye değiştirseler de aslen Banka İşi'dir o..

Olay 1971'de geçiyor filmde ve zaten giriş filmde izleyeceğiniz olaylar gerçektir ile başlıyor. İlk başları biraz sıkıcı gibi geldi. Dört bir koldan tanımadığımız simalar vs derken yarım saatin dolması ile beraber bu ayrı karakterlerin birbirleri ile olan etkileşimlerini. görüyooruz ve aksiyon heyecanın içinde buluyoruz kendimizi. Jason Statham'ın daha önce izlediğim filmlerine nazaran fazlaca dövüş sahnesi yok. Bir tane var ama onu da maksat adamın yeteneklerini sergilemek olsun diye çekmişlerdir.

Gerçek dedik başlıkta. Gerçekte harbi gerçek yalnız. Bir banka soyhunu oluyor ama olayda en masum kişiler hırsızlar. Zaten film sonunda bankada kasası bulunan bir kaç vatandaş hapsi boylarken bizim soyguncuların mutlu sonu gözüküyor. İzlenilmesi gereken bir film. Dikkat edilmesi gereken önemli bir husus ilk yarım saati izledikten sonra ön yargılı olmamak.

8 Aralık 2008 Pazartesi

İyi Bayramlar

Namaza gittik bayramı açtık. Hava soğuk ama idare edeceğiz artık.
İyi bayramlar herkese.

Nba: Pazar Gecesi

13 Ocak 2008 Pazar akşamı Detroit Msg'de Knicks'e konuk olurken Portland'da Kanada deplasmanında Raptors önüne çıkıyordu. Knicks o gün Pistons'a acı bir sürpriz yaşatıyor ve 89-65 ile farklı bir sonuç ile uğurluyordu. Portland-Raptors maçı ise son ana kadar çekişmeli gitmiş hatta 2 uzatma oynanmış ve gülen taraf Raptors olmuştu.
7 Aralık 2008 Pazar akşamı yine Detroit Msg'de Knicks'e konuk oldu. Oyuncular yap antrenörler tamamiyle değişik ancak kazanan yine Knciks. Kanada deplasmanında Raptors karşısına çıkan Portland ise yine çekişmeli geçen maçta Raptors'u devirmeyi biliyordu. Portland'ın galibiyeti olmasaydı tam anlamıyla bir dejavu yaşamış olacaktık.

Pazar akşamları bize göre insani saatlerde maç olmakta Nba'de. NtvSpor'da her hafta -güya- vermekte bu pazar akşamki maçlardan bir tanesini. Bu hafta bir istisna yaptı daha önceden sözünü verdiği Detroit-Knicks maçını 'Bant' değil de 'Canlı' yayınladı. Üzerine de Portland-Raptors maçı kaymak gibi oldu. Güzel eğlenceli heyecanı bol ve basketbol dolu bir pazar gecesi geçirdim.

Öncelikle bakıyorum da programa NtvSpor Detroit-Knicks maçını yayınlarken NbaTv'de de Portland-Toronto maçı yayınlanmaktaymış. Mış'lı diyorum ama biliyorum yayınlanacağını. Evde olsam daha rahat bir ortamda maçı izlerdim ama justin'den maçları takip etmeye çalıştık bağlantı hızı kadarınca.

Detroit maçını unuttum. Evet unuttum. 19.00'da NtvSpor canlı maç yayınlıyor.. Eee her zaman görülecek bir olay değil biz de unuttuk. Zaten bayram telaşesi var. Maça baktığımda evden çıkmak üzereydim ve Knicks 26 sayılık bir farkla öndeydi. Aklıma hemen geçen yılki Detroit-Knicks maçı geldi. Yine Msg'de Isıah yönetimindeki Knicks Detroit'i 89-65 gibi farklı bir skorla mağlup etmişti. O gece Pistons hangi formaları ile oynadı bilmiyorum ama Nba'i takip eden bir vatandaş bilir ki Pistons'a kırmızı forma yaramaz. Zaten zorunluluktan giyer Pistons bu formasını. Üçüncü bir alternatif forma ve oynanacak maçlarda minumum giyilmesi gereken bir maç sayısı. Hatırladığım bir maçı yok şu an için Detroit'in kırmızı forma giyip kazandığı.

Baktığımda fark 26 sayı idi arkadşaın eve gittim neti açtığımda fark adına azalma yok gibiydi ancak maçın bitimine doğru baktığımda 11 civarı bir rakam vardı. NtvSpor'u bulduk uydudan izlemeye başladık. Rip Hamilton atılmış ki eksikliği de hissedilir biçimde. Detroit zaten savunma bakımından bu maçta birşey verememiş anladığım kadarıyla ama kritik anlarda başvurulan isim Hermann.. İki topu heba etti Hermann ve arkasından gelen Knicks isabetleri. Harrington'un son anlarda yolladığı üçlük maçı bitiren üçlük oldu.


Arkadaşla beraber izliyoruz dedim ya çocuk sardı baskete. Portland-Toronto maçı da mevcut. Ah NbaTv olsa tam olacaktı ama neyse ki Justin denen bir oluşum var damlıyoruz ekranın başına. İlk bulduğumuz link acayip takılıyor izlenecek gibi değil sonrasında güzel bir link buluyoruz ve maçın son 18 dakikasını takip ediyoruz burdan.

Box'tan ara ara baktığımda Raptors ilk yarı maçı önde götürüyordu. Ancak izlemeye başladığımda gördüm ki Portland yakalamış hatta öne dahi geçmiş 10 sayılık bir fark ile. Ben zaten Raptors'a bir sevgi beslerim kazanmalarını istiyorum. Maç da baya çekişmeli seyirciler falan da havasında. Arkadaşta bana inat birazda ortam oluşsun diye Portland'ı desteklemeye başladı. Basket olunca çığlıklar ah'lar vah'lar bir arada.

Toronto 11-0'lık seri ile son çeyrek yakalıyor Portland'ı ve o dakikadan itibaren inanılmaz bir çekişme. Son bir dakikaya kadar nerdeyse Raptors üstünlüğünü vermiyor. Bu anlarda Kapono ve Calderon'un kritik isabetleri aynı zamanda O'Neal'ın da müthiş savunma çabası var. Son hücumda Portland adına önce Roy ardından da kritik bri anda Blake isabetler bulunca Raptors afallıyor. 8 saniye kala yapılan hücumdan hayır yok elbet ama yine de hafta içi koç değiştirmiş ve henüz üzerinden 1.5 gün geçmiş Utah maçı sonrasında böyle bir mücadele gerçekten takdire değer Toronto cephesinde. Son top Bosh ile harcandı elbet ama dediğim gibi güzel bir gece geçirdim heyecan dolu basketbol dolu. Şu Toronto-Blazers maçını bayram şekerlerinden fırsat bulursam NbaTv'de muhakkak izleyeceğim.

7 Aralık 2008 Pazar

Suns 106-104 Jazz

İki takımında içinde bulunduğumuz performansları çok iç açıcı değil ancak yine maçın bir adı var. Suns-Jazz.. Ki adına yakışır bir maçta oldu ve son ana kadar heyecan vardı. Maçın başından sonuna kadar skorda öyle aman aman bir kopma olmadı. İki takımda iyi değildi dedik ki Utah'ta özellikle sakatların eksikliği son dönemde canlarını fazlasıyla sıkmıştı.

Suns hücumda Shaq'ı ilk dakikalarda kullanma düşüncesindeydi nitekim Shaq iyi bir başlangıç yaptı maça. Amare son dönemde ribauntlara hiç katkı vermiyordu. Dün gece 20 ribaunt alarak önemli bir katkı sağladı. Bu ribauntların yarısından fazlasının da hücum ribauntu olması takıma önemli bir katkı sağladı.

Nash şutları ile başarı sağlamasa da yine asistleri ile takıma katkı sağladı. Skor opsiyonu açısından Nash'ten istediği katkıyı alamayan Suns benchten gelen Barbosa ile bu sorunu aştı. Barbosa benchten gelerek 25 sayı bıraktı Utah potasına. Bunun dışında Suns benchinin önemli diğer iki oyuncusu Bell ve Barnes'te işin hem savunma hem de hücum yönünde katkı sağladı.

Son maçlarda Nash'in eksikliğinde dahi süre almakta zorlanan Dragic 9 dakika sahada kaldı ancak kayda değer bir performansı yoktu. Zaten aldığı bir darbe sonrası kontrol amaçlı hastahaneye kaldırıldı.


Utah pota altında Millsap yine etkili bir maç çıkarttı. Takımın hafta içi oynadığı maçlarda iyi performansıyla Ddoldurmuştu ve dün gece Suns karşısında da pota altında oldukça mücadeleci, ribaunt kovalayan atletik özelliklerini sergileyen bir Millsap vardı.

Sakatlığının ardından dün gece Raptors karşısında ilk kez forma giyen ve benchten gelerek önemli katkılar yapan Krilenko dün gece özellikle skorda yaptığı katkıyla takımının ayakta kalmasını sağladı.

Deron Williams özellikle 2.çeyrekte gösterdiği performans ile beğenimi kazandı dün gece. Maç boyu skor 16 kez el değiştirdi ve 17 kez skorda eşitlik vardı. Böyle bir maçta Suns'un 9-0'lık bir seri yakaladığı dönemde bulduğu skorlar ve oynattığı oyun ile takımını ayakta tuttu. Tam anlamıyla hazır olduktan sonra daha iyisini göreceğiz elbette ondan.

Memo son maçlarda Boozer'ın olmayışına rağmen kötü performanslar sergiliyor. Eskiden Boozer sahada yoksa canını dişine takıp mücadele ederdi ama ben ne bu maçta ne de bundan önceki bir kaç maçta görmedim o performansı. Yinede double-double yaparak iyi bir istatistik elde etti.


Cj Miles'ta dün gece Utah adına önemli katkılar verdi. Özellikle üçlük isabetlerinde sergilediği yüksek yüzde ile Suns'un canını fazlasıyla yaktı Cj Miles ancak 4/4 ile giderken son iki dakikada bu performansını sergileyemedi ve kritik üçlükleri kaçıran isimdi. Utah adına maçta sürpriz yumurta gibiydi ancak son dakikalarda iki hücumda onun üzerinden oynamak ne kadar doğru tartışılır. Deron özellikle onu aradı belkide yüksek şut isabetlerinden dolayı ancak boş iki üçlüğü atamadı ve ibre Suns'a son defa döndü ve maç sona erdi.

Suns üst üste dört maç kaybetmişti ve Utah galibiyeti ilaç gibi geldi ancak önlerindeki fikstürde pek kolay gözükmüyor. Utah ise eksiklerinin acısını çekmeye devam ediyor. Belki bu maçta Boozer dışında eksiği yok gibiydi ama tam kadro olmak psikolojik açıdan önemli bir avantaj teşkil eder. Utah'ın önündeki maçlara baktığımda yine kolay maç gözükmüyor. Portland-Magic ve Celtics maçları var Jazz'ın önünde.

İnenler - Çıkanlar #4

Son iki haftadır İnenler-Çıkanlar olayını yazamadık şu sayfada. Sınav dönemidir derslerdir fırsat olmadı. Pazar yada pazartesi yazdığımdan da haftaya haftaya diye erteledim hep. Bayram öncesi hemen yazayım dedim bu hafta da aksatmayalım. Çok derin olmadı ama bu haftalık böyle.

Dallas Mavericks: Dallas sezona öyle bir giriş yaptı ki akılara zarar. Ama son iki haftadır yükselişte Dirk ve ekibi.Oynadıkları son 10 maçta aldıkları tekbir mağlubiyet var o da Lakers'a karşı zaten. Terry ve Dirk'ün form bulması ile üst üste maçlar kazanan Dallas'ın önlerindeki 4 maçı da kendi sahalarında olacak. Şu an 11-8 ile Batı'da 7. sıradalar. Son 10 maçta alınan 9 galibiyet ile anca bu noktaya gelebildi Dallas. Düşünün artık sezona nasıl kötü başladığını.

Rajon Rondo: Rondo son maçlarda harika oynuyor cidden. Ben onun hep bu takımda bir skor tehditi olmasını istiyordum ki Lakers ile oynanan finallerde de göz önüne çıktı şut seçimleri kendine olan güveni vs. Son maçlarda sayı ortalamasında yükseliş göze çarparken yanında ribaunt-asist ve topçalma işlerini de düzenli olarak yaptı Rondo. Pacers maçında 23 dakikada yaptığı triple-double ile de her alanda takıma katkı verdiğini göstermiş oldu.

San Antonio Spurs: San Antonio'da sakatlıklar bu sene büyük dert oldu. En önemli oyuncularından biri olan Manu sezon açılışını kaçırırken, Parker ise müthiş başladığı sezonda sakatlık geçirerek iki haftalk bir süreç ortadan kayboldu. Spurs savunma odaklı oyununa bu iki yıldızı olmadan da devam etti. Üstüne Hill ve Mason gibi yan rollerde önemli katkı sağlayacak iki ismide kazandılar. Şimdi Manu ve Parker geri döndü ve artıkdaha tehlikeli oldular.

Devin Harris: Nets Batı turnesinden üç galibiyetle dönünce Harris'in performansının değeri arttı. Bir önceki inenler-çıkanlar'da Harris'in bir atıp bir kaybolduğunu bahsetmişim. Ama son haftada öyle değildi Harris. Her zaman takımın ihtiyacı olduğu anda sahne aldı. İstikrarlı performanslar gösterdi ve takımını önemli bir noktaya taşıdı.

Dwyane Wade: Wade bu sezon tam manasıyla Mvp gibi oynuyor. Her alanda verdiği katkılar takımı sıkışınca sorumluluğu alıp birşeyler başarma isteği. Kişiliği ile d eörnek olacak biri Wade. Yine o da her zamanki gibi son haftalarda oldukça iyi performanslar çıkarttı. Portlad maçında devre dışı kalmış olsa da takımının Batı turnesinden başarılı bir şekilde dönmesini sağladı. Zaten sezon istatistikleri de şu sıra harkulade.

Düşenler kısmına geçelim şimdi de ama burda oyuncu performanslarına değinmeyeceğim bu hafta. Yalnızca takım olacak.

Detroit Pistons: Detroit'te Iverson'un gelişinin ardından istediği havayı bir türlü yakalayamadı. Çaylak koç Curry'de yanlış rotasyon tercihleri ile takımının önde olduğu ve rahat götürdüğü Sixers maçını kaybettirecek kadar kötü bir koç. Detroit'in en önemli silahlarından biri saha ve seyircisi ancak onlar evlerinde de kaybeder oldular.

Toronto Raptors: Evet hafta içi Sam Mitchell kovuldu. Yılın koçu olduğu dönemde de bu adamı yetersiz bulurdum geç alınmış bir karar oldu. Yerine şimdilik yardımcı koç Triano var ki Triano yönetiminde ilk maçta Utah'a farklı mağlup oldu Raptors. Kötü bir durumda şu sıra. O'Neal'dan hatta Calderon'dan sezon başındaki katkılar gelmiyor. Ama yine de Mitchell'ın kovulmasını ilerisi için bir ışık olarak görebilirler.
Golden State Warriors: Crawford hamlesi ile geçtiğimiz hafta gündemdeydiler ama şimdilik Crawford'ta takıma birşeyler katabilmiş değil. Son 9 maçından yenilgi ile ayrıldı Golden Sate. Ellis yakın zamanda dönecek ancak bu takımın düzelmesi zor gibi duruyor. Morrow bir ara parladı ancak şu sıra benchin arka köşelerinde maç izlemekle yetiniyor. Neyse ki bu kötü gidişe bir dur diyebilecekleri Oklahoma maçı var önlerinde.

Utah Jazz: Utah hakkında da bir şeyler karalamak istedim. Tamam takım eksik yani ilk skor opsiyonları takım elbeseli ancak takım neden böyle ruhsuz olur bilemiyorum. Memo'da da bir düşüş var yine. Boozer yokken pota altında estirirdi Memo ama son zamanlarda öyle değil. Millsap bir çıkış içinde şu sıra zira maç kazanırsalar onun bu performansı ile kazanıyorlar. Evlerinde Bulls-Heat-Nets gibi ağır yenilgiler aldılar ve sıralamada hem Denver'In hemde PortlandI'n gerisine düştüler.

6 Aralık 2008 Cumartesi

Garnett-Davis Münasebeti



Dün gece oynanan Portland-Boston maçında Garnett ve Davis arasında ilginç bir olay yaşandı. Portland'ın 16-4'lük bir seri ile farkı 13'e kadar indirdiği dönemde alınan molada Glen Davis'e sertçe çıkışan Garnett, takım arkadaşının benchin bir ucunda gözyaşları dökmesine neden oldu.

Garnett son dönemde nedense çok agresif davranıyor. Tabi neler söyledi koca oğlana bilemiyoruz ama Bogut ile olan bir tartışması ve daha öncede Calderon'a karşı yaptığı gereksiz hareketler vardı.

Gol mü ? Eee Evet..


Denizlispor-Fenerbahçe maçında Deivid'in uzaklardan vurduğu şut sonrası üst direğe çarparak içeriye düşen top. Anxak kamera geniş açıya geçtiğinde yan hakemin pozisyonun içinde olmadığını görüyoruz. Nedendir bilinmez yan hakem çok emin bir ifade ile golü vermedi. Pozisyon olduğunda gol diye ayaklandım ama sevincim yarım kaldı. Maç sonunda Denizlispor kalecisi de ''Gol gibi gördüm...'' dedi. Görmene gerek yok hocam top yarım metre içerde en az. Lig Tv piero falan ne varsa ölçsün biçsin bu top bariz gol...

Washington Zephyrs


Washington Wizards'ta bu sezonki classic forması ile görücüye çıktı dün gece. Aslında öyle dikkat etmem her gece ne giydiler diye . Özetleri izlerken farkettim formaları. Belki daha öncede giymişlerdir bilemiyorum.
Zephyrs yazılı formalar ile Lakers karşısındaydı Wizards ancak tüm çabalarına rağmen galibiyete ulaşamadılar.

4 Aralık 2008 Perşembe

Nba Tv Top 10 November



NbaTv'nin Kasım Ayı için hazırladığı Top 10
İçlerinden seçtiğim en iyi 3 hareket ise şu şekilde..
1-Roy buzzer for Rockets
2-Lebron monster block
3-Rodriguez&Fernandez: Spanish Connection

Sam Amca


Toronto'da beklenen oldu ve Sam 'Amca' Mitchell kovuldu.
Raptors'ı sıkı takip eden biri olarak diyebilirim ki bu adamı kovmak için geç bile kalındı. Yılın koçu olduğu dönemde dahi ben bu adamı sıkça eleştirdiğimi bilirim. O zamanlar daha gitmesinden yanaydım. Kadroyu oynatamıyor. Maçlarda uyuyor gerektiği anda molaları alıp tempoyu ayarlayamıyor vs. yine de birkaç takım için iyi koç sıfatında olur ancak Raptors değil bu takım.

Yerine geçici olarak Jay Triano gelmiş. Yardımcı antrenör.
Triano geçtiğimiz sezon 2-3 maçlık bir periyotta yine takımın başındaydı. Mitchell'ın ailevi problemleri nedeniyle uzak kaldığı bir haftada gayet başarılı geçirmemizi sağlamıştı. Mitchell ile göremediğimiz setler savunmalar Triano ile açığa çıkmıştı. Geçici bir süre de olsa Triano'ya güvenmek Mitchell'a güvenmekten daha kolaydır.

Cavs Alternative Jersey


Cleveland Cavaliers dün gece evinde oynadığı Knicks karşısına sarı-kırmızı bu şık formalarla çıktı. Muhtemelen bu sezon bir kaç kez daha göreceğiz onları bu formalar ile..

3 Aralık 2008 Çarşamba

Conseco Fieldhouse


Indıana Pacers bu sezon sahasında oynadığı 9 maçta 5 galibiyet 4 yenilgi aldı.
Aldığı galibiyetlere bakınca iki takım ön plana çıkıyor.
Lakers ve Celtics.
Pacers dün sahasında 7 maçtır yenilmeyen Lakers'ı 118-117 yenmeyi bildi.
Ligin hemen başında da Boston'u 95-79 gibi bir ksorla mağlup etmişti.
Pacers deplasmanlarına dikkat etmesi lazım takımların.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...