4 Ocak 2009 Pazar

Nuggets 105-100 Hornets

NtvSpor'da Pazartesi günü bu maçın yayınlanacağını görünce sevindim açıkçası. Chris Paul'u kurt oyun kurucu Billups karşısında izlemek zevkli olacaktı. Zaten Denver'ı seyretmeyi severim bu sene daha bir derli toplular karşılarıda da Paul'lu Hornets olunca tadından yenmez bir maç diye düşündüm. Beklentilerimi buldum mu? Hayır.. Sonuçta bir Nba maçını daha geride bıraktık bu maçta yine ana hikaye beklenilen seviyede olmasada yan hikayeleri ile öne çıktı benim için.

İki takımda birbirini yoklayarak başladı maça. Paul'un yavaş basketbolda ne kadar doğru kararlar verebileceğini gördük. Nene'nin 2 faul alıp oyunu erken terk etmesi ile Kleiza'nın oyuna dahil edilmesi ve H.Armstrong ile bire bir bırakılması ilk çeyrekte Hornets'in işine geldi. Pota altında Nene gibi yırtıcı bir oyuncunun eksikliğinden faydalanarak boy avantajını da kullanan Armstrong kendisine Paul tarafından ısrarla inen toplar sayesinde ilk çeyreğin sürpriz skoreri oldu.

İkinci çeyrek Denver'ın farkı üst üste gelen Hornets molalarına rağmen bir anda açması ve 20'li farkları henüz ikinci çeyrekte görmemiz maçın geri kalanı için beni korkuttu. Neyse ki üçüncü çeyrek Paul'un müthiş bireysel performansı ile geri dönüş sinyali veren Hornets son çeyrek Denver'ı güç bela yakalasa da galibiyete ulaşamadı. Hornets özellikle son çeyrekte Peja ve Posey'den gelen üçlüklerle Denver'ı ciddi anlamda tehlikeye soksa da son hücumlardaki yetersizlikler ve basit hatalar kazananı belirledi. Mesele benim için Hornets yada Denver değildi güzel bir maç izlemekti. Sonunda da gayet heyecan yaşadım.

Denver'da Billups cidden kötü bir gece geçirdi. İzlediğim Denver maçları içinde oyuna bu denli etkisiz kaldığı bir maç hatırlamıyorum. Buna rağmen son anlarda kritik serbest atışlarını isabetle atmayı bildi. Maç boyu serbest atış çizgisinden 9/9 ile oynadı zaten. Kötü bir maç çıkarsa da maçın sonunda o sorumlulukları almaktan çekinmedi.

Denver adına ikinci çeyrekte farkın bir anda 20'lere çıkmasını sağlayan ve dördüncü çeyrekte gösterdiği performansla Hornets'in geri dönüşüne cevap veren isim Jr Smith'ti. Savunmada başarıyla görevini yerine getiren ve yardımlarıyla önemli katkı sağlayan Smith transition hücumlarda da rakibin canını fazlasıyla yaktı. Son çeyrek Hornets potasına gönderdiği 12 sayı ile maçı Denver'a getiren isimlerden biriydi.

Gelelim Hornets'in bücürü Chris Paul'a. Maçın başından sonuna dek Hornets'in ayakta kalmayı başaran tek ismiydi. İlk periyot doğru tercihleri ile oyunda etkili olan Paul ikinci çeyrekte farkın açıldığı anlarda sahada değildi. Ancak Denver öyle bir gaz yakalamıştı ki Paul döndükten sonra dahi serilerine devam ettiler ve rakibe bunaltıcı bir ikinci çeyrek yaşattılar. Chris Paul fark 20'lere gelmesine rağmen ısrarla potaya drive etmeyi, şut kullanmayı ve takım arkadaşlarını uykudan uyandırma çabalarını sürdürdü. Zaman zaman West zaman zaman Peja'ya servisler yapan Paul müthiş bir üçüncü çeyrek geçirdi ve 14 sayı 6 asistle bu 12 dakikayı noktaladı. Maçın son çeyreğinde de etkisini hissettiren Paul geri dönüşte etkiliydi ancak son anlarda yapılan aceleci ve kötü hücumlar ile Hornets son darbeyi vuramadı. Hornets'in bu son anlarda molaları varken Byron Scott'un mola almayı tercih etmemesi de ilginçti.

Carmelo sıcak bir gece geçirdi. Öyle aman aman bir skor üretmedi yalnızca 22 sayıda kaldı ancak gerektiği yerde gerektiği anda sorumluluk aldı ve altından başarıyla kalkmasını bildi. Maçın son çeyreğinde Jr ve Billups ile beraber son anlarda önemli katkı veren üç isimden viriydi. Hakemlerin gereksiz düdükleri ile dengesiz drive'larını ödüllendirildiğini belirtmek gerekir. Ev sahibi avantajını fazlasıyla kullandı Denver hakem kararlarında.

Denver'ın ders alması gereken bir maç oldu. Aslında iki takımında çıkartacağı dersler var elbette ancak Billups'ın takıma katılması ile beraber Batı'da iyi bir noktayı hedefleyen Denver'ın basit hatalarla maçları tehlikeye sokmaması gerekir. Hornets adına diyecek sözüm yok. Özellikle Chirs Paul yılmadı oynadı ve farkı eritti. Maç içinde sürekli birşeylere tebessüm ettim bende. Kimi zaman Hornets'in geri dönüşüne uyanamayan Denver'a kimi zaman garip işler yapan Armstrong'a.. Zevkli maç oldu maç boyu fark çift haneli rakamlarda olsa da bitime yaklaşık 1 dakika kala Hornets'in ilk defa maçta üstünlüğü ele geçirmesi de ilginçti. Kazanan taraf maç boyu skor üstünlüğünü elinde tutan ve Karl'ın garip tercihlerine rağmen Denver oldu..

2 Ocak 2009 Cuma

How ı Met Your Mother


Ne güzel ne tatlı ne cici bir dizidir öyle yahu. Geçenlerde izlemeye başladım şu an 2.sezonun ortasındayım. Ders aralarında kafa dağıtmak için birebir. Süresi açısından son dönemde üstüne fazlasıyla düştüğüm bir dizi oldu How I Met Your Mother.

Dizi garip bir bölümle başlıyor aslında. Kendi spoiler'ını ilk bölümden veren 'Hımym' gayet hoş bir şekilde devam ediyor. Romantik-Komedi böyle olur diyebileceğim bir tür 'Hımym'. Karakterleri yaşadıkları hikayeleri izlerken o derece benimsiyor ki insan onlarla 'ouv,ahh' diyebilecek konuma geliyorsunuz. Yeri geliyor durağan ilerleyen bir anda sizi gülme krizine sokabiliyor. Dizinin favorosi benim için Barney onun dışında romantik Ted'e de bazı bölümlerde üzülmüyor değilim. Robin bana biraz soğuk gelse de Marshall ve Lilly'i çok seviyorum.

Dizi ilk sezon finalindeki son sahnesi için bile izlenebilir. Kalbimin cız ettiğini hissettiğim bir sahne olmuştu. Bunun dışında ''Peki ananas nasıl geldi'' bölümü de cidden iyiydi. İkinci sezon Robin-Ted ilişkisi yüzünden biraz durağan geçsede benim için 4.sezona ulaşmış bir dizi olarak gelecek bölümlerin fena olmadığını tahmin edebiliyorum. Zaten alışkanlığım olmadığı halde 4.sezonu takip etmeye başladım bile Cnbc-e'den. Yakında 4.sezona yetişirim haftada bir Tv'den izlerim. Öyle de zor olacak ama.. Şiddetle tavsiye ederim.

Diziden bahsetmişken son günerde fazla izleyemedim. Prison Break'le haşır-neşir oldum son bir hafta. 8 bölüm izleyerek 16. bölüm sonuna ulaştım. Artık sıkmaya başladı desem de ilk sezonun hatrına izlettiriyor kendini namussuz. Kötü eleştrileri dyuyorum çevremden ama aldırmıyorum. Prison Break devam ettiği sürece daimi izleyicisiyim.

1 Ocak 2009 Perşembe

Kural Hatası


Bu sabahki Portland-Boston maçında yaşanan ilginç bir kare. Portland oyun alanında 6 kişi. Hükmen Celtics alsın. İşin garibi pozisyonda meydana gelen baskette geçerli sayılmış..

Girdik 2009'a

Ulan hiç çekinmeden paylaşıyorum. Yeni yıla İsmail Yk'nın Bas Gaza şarkısıyla girdim. Star Tv ilk dakikalarda adamı uygun görmüş açıktı izledik öylecene :D
Şimdide babalar gibi Victoria Secret izliyorum. Tadından yenmiyor vallahi defile :P Kızlar xD
Gece de bol bol Nba maçı var zaten...
Hadi hayırlısı girdik 2009'a..

31 Aralık 2008 Çarşamba

Kısa Kısa Nba

* Dikembe Mutombo Mpolondo Mukamba Jean Jacque Wamutombo -off ne uzun lan- tekrar Nba'e döneceğini söylemişti. Spurs ve Celtics talipleri arasındaydı ama Mutombo bir kez daha Rockets ile sözleşme imzaladı. Onu ve bloklarını 2009'da tekrar izleyeceğiz.

* Bir-iki hafta önce buradan bahsettiğim hadise gerçekleşmiş ve Kristic, Okc ile resmen sözleşme izlamış. Bekliyoruz bakalım maça çıkmasını görmek istiyoruz Kidd olmadan performansını.

* İki eski takım arkadaşı S.Jackson ve B.Davis arasında sözlü bir atışma başladı gibi. İlk olarak Jackson Davis için ''Gsw'a geri dönmek istiyor.'' demiş ve sonrasında Davis cevap olarak ''Burada sisteme alışmakta zorluk çekiyorum daha ilk yılım bu normal ama böyle bir şey söylemedim.'' demiş.

* Sakatlığı nedeniyle bu sezon henüz forma şansı bulamayan Knicks pivotu Eddy Curry dönüş hazırlığındaymış. Önümüzdeki hafta k*çını kaldırıp antrenmanlara başlayacakmış. Marta doğru gelir herhalde :)

* Bir dönüş haberi de Bulls'un guardı Hinrich'den geldi. En son 7 Kasım'da maça çıkan ve sakatlanan Kaptan Kirk'ün 3 hafta içinde tekrar takıma döneceği bekleniyormuş.

*
Utah Jazz de dönüşü yılan hikayesine dönen Carlos Boozer'ın, yapılan son testleri sonrası ameliyat olmasına karar verildi. Boozer 9 Ocak'da sol dizinden yaşadığı sorunlar nedeniyle arthroscopic ameliyatı olacak.

* New Jersey Nets, ikinci sezonunu geçiren yetenekli uzun Sean Williams'ı NBDL'in Colorado 14ers takımına gönderdi. Aslında iyi oyuncuydu kerata geçen yıl çaylaklar maçında iyi iş çıkartmıştı.

* TalkBasket.net'in haberine göre İtalya Ligi takımlarından Virtus Bologna, eski NBA oyuncusu Earl Boykins'i takımdan gönderdi. Takım başkanı ''Bizden 4 günlük tatil istedi, izin vermedik. İzinsiz Amerika'ya gitti.'' ifadelerini kullanmış.

* Dönüş haberleriyle doldurduk burayı ama Arenas'ın da döneceği konuşuluyor son dönemde. Dönsün o da bir zahmet. Kontratı alıp yatmasın.

* Unutmadan son dönemde Joe Johnson'u izlerin derim bi.. Hawks şu sıra 6 maçlık bir seri yakaladı ve son dönemdeki performansı cidden çok iyi.


Yeni Yıl

Yeni bir yıla giriyoruz.
Yaşamımızdan hiçbirşey değişemese de tarih 2008'i terk ediyor.
Yeni yılın tek değiştirdiği gazetelerdeki, dijital saatlerdek ve bilimum yerdeki tarih göstergesi.
Yoksa kasmayın boşuna kimsenin değişeceği yok, herşey aynı..
Bende değişmiyorum..
Her zaman olduğum gibi.
Aynı benliğimle ortasında duracağım hayatın.
Aynı hayallerimle, aynı aşkla, aynı umutsuzlukla..

Unutmadan kutlu olsun hepinizin yeni yılı.
Değişen bir şey olmasa da seviyorum yılbaşı gecelerini.
En azından lotonun bana çıkma ihtimali var :)

30 Aralık 2008 Salı

4 Steps - No Travelling



Bugün özetlerde izlerken gördüm Young'un smacını. Cidden enfes bir pas fake'i ile rakibini çarşı yapıp basmış smacı. İzlerken baya bi iyiydi ama bariz bir şekilde steps var pozisyonda bende izlerken farkedemedim ancak bu videoyu izleyince farkedebildim..

28 Aralık 2008 Pazar

Rockets 120-115 Jazz


Houston-Jazz maçlarını izlemek bana her zaman keyif vermiştir. Mehmet'in Yao'nun arkasındaki performansı, Memo Yao ile boğuşurken arada kaynayan Boozer'ın sergilediği oyun Houston cephesinden T-Mac vs vs.. Önemlidir benim için Jazz-Rockets maçları. İki takımın yakın geçmişindeki play-off mücadelelerini de düşününce cidden iyi maç olacağı belliydi maç öncesinden.

İyi maç olacağı belliydi ama yukarıda saydığım Memo,Boozer,T-Mac gibi isimler bu maç sahada yoktu. Maçın Yao veya D.Will dışında izlenecek bir yönü neredeyse kalmamıştı. Uzatma anları hariç öyle aman aman bir maçta izlediğimi sanmıyorum ama beni gecenin bi vakti ayık tutmayı başardı ve yine kendini izlettirdi Jazz-Rockets maçı.

Utah'ın önemli dezavantajları vardı. Pota altında Boozer ve Memo gibi iki ismin olmayışı fiziki açısından Rockets pota altında karşı dezavantajlı konumdaydılar. D.Will halen ritmini tam olarak bulamadı ama bu dezavantajı Alston'un da kötü oynaması ile biraz kapattılar. Bir de bench olayı var ki rakipte Artest başta olmak üzere önemli bench isimleri varken Utah'ta bench neredeyse ilk beş çıktığından kenardan beklenilen katkı glemedi.

Houston'da Jazz'da ribaunt takımı. Oyunda sertliği seven ve uygulayan takımlar. Belkide maçlarını da benim açımdan ilgi çekici hale getiren en önemli neden bu. Dün gece Utah eksiklerinden dolayı ribauntlar konusunda Rockets ile yarışamadı. İlk periyotta sürekli olarak Houston hücumları Scola ve Yao'nun üzerinden döndü ve Utah pota altı zor anlar yaşadı. Zaten oyunun ilk bölümünde Houston'un yakaladığı ivme ve gelen fark maç sonuna kadar hemen hemen sürecekti.

Houston bir fark yakaladı. Sürekli 8-10 sayılarda Rockets üstünlüğü ile geçildi maç. Utah maç boyu ne Rox'u yakalayacak ciddi bir atak yaptı ne de Rockets maçı koparacak bir atak. Maç böyle olduğundan aslında sıkıcı geçiyordu benim için ancak maçın hep ortada kalmasıda önemliydi.

Nitekim son çeyrekte Deron Williams'ın oyuna ağırlığını koymaya başlaması ile Utah rakibini yakaladı ve son anlar baya bir heyecan içinde geçti. Uzatmanın ilk periyounda iki takımda birbirini tarttı bu dakikalarda Yao'nun fazlasıyla yorulduğu gözlenebiliyordu. Neredeyse oyunda olduğu her an onun üzerinden oynanan oyunlar onu bitkin düşürdü. İlk uzatma periyodunda da hücumda eline top aldı ancak çok aktif değildi.

2. uzatma devresinde Rockets bu sefer B planını uygulamaya başladı. B planının odağınadki isim ise Ron Artest.. Ron Artest maçın bu son 5 dakikalık bölümünde her hücumda topu eline alarak kendinden bekleneni yaptı. Artest bu ikinci uzatma periyodunda tam 10 sayı sığdırarak taraftarların bir ağızdan ''Ron Artest'' temposu tutmasını sağladı. Buna bir daha tanıklık edebilir miyim bilemiyorum...

Utah'ta maç boyunca D.Will etken olamadı. İlk çeyrek skor üretememesine rağmen asistleriyle oyuna katkı sağlayan Deron son çeyreğin son 5 dakikasına kadar ruh gibi oynadı. Ancak o dakikalarda elini taşın altına soktuğunda takımını geriden gelmesini sağlayan isimdi. Bunun dışında Utah'ta Brewer önemli katkılar verdi. Sahada 53 dakika ile en çok kalan isimdi neredeyse hiç kenara gelmedi ve ciddi bir katkı sağladı takımına.

Krilenko maç boyu takımını ayakta tutan isimlerden biriydi. Gerektiğinde hücumu ile gerektiğinde savunması ile Rockets'e cevaplar veren Krilenko maç boyu Utah'ın kritik anlarda başvurduğu isimdi. CJ Miles ise yalnızca skor katkısı verdi 15 sayı ile. Diğer alanlara katkı sağlamadı ve tek yönlü bir oyun oynadı.

Utah'ın pota altında eksiklerinde bol bol süreler alan Koufos ve Fasenko dün gece gayet efektifti ve Yao karşısında fena da değildiler. Özellikle ben Koufos'un faul problemine girmesin rağmen Yao arkasında sergilediği oyunu beğendim. Son çeyrekte de Utah hücumunda önemli işler yapan bu iki isim özellikle Fesenko'nun katkıları ile de oyunda tutundu. Fesenko Utah'ın benchden gelip verim alabildiği yegane isimden biriydi.

Yao dediğim gibi fazlasıyla yoruldu maçta. İnfilak edecek diye korktum bir an.. Her hücum neredeyse onun üzerinden oynandı ve kesinlikle maç boyu süren bu ısrar Utah'ın geri dönüşünde en önemli etkendir. Son çeyrekte ve uzatma periyotlarında yorgunluğu net anlaşılıyordu. Nitekim ikinci uzatmada oyunda etken olabilecek bir seviyede izleyemedik onu.

Artest Rox benchinden gelerek önemli bir katkı yaptı. İlk yarı sergilediği şut performansı ikinci yarıda ritmini kaybetse de uzatma periyounda yeniden ritmini buldu ve Utah'ı deviren isimdi maçta. Dediğim gibi taraftarlar bir daha ne zaman bağırır ''Ron Artest'' diye muamma.. Özel bir geceydi onun için hele ki son günlerde sergilediği performansların içinde.

Alston baya kötü bir maç çıkarttı. Maçı 1 asistle bitirmesinin yanında şut performansı da bir hayli düşük seviyedeydi. Uzatma periyodu ve son çeyreğin bitimlerinde yaşanan faul seanslarında başarılı bir iki ft'si ile çift haneli skorlara ulaştı. Yani karşısında kötü bir Deron Williams varken Alston'un da kötü bir maç çıkartmaması gerekirdi.

Houston kolay alacağı bir maçı zora soktu ama sonuçta kazanmasını bilerek önemli bir galibiyet aldı. Utah bu sene sakatlıklardan çok çekti ki bu maçtada etkileri görüldü. Sertlikleri eskisi gibi değil ve bir an önce toparlanmaları gerek..

26 Aralık 2008 Cuma

1000 !!


Phil Baba'yı tebrik etmek gerek cidden. Dün gece Boston karşısında Lakers'ın aldığı 92-83'lük galibiyet ile beraber 1423. maçında kariyerinin 1000. galibiyetini aldı.

Phil Jackson en az maçta bu başarıya ulaşan koç oldu.
Phil Jackson Nba tarihinde 1000 galibiyet barajına ulaşan 6. koç oldu.
Phil Jackson 1000. galibiyetini Boston'un 19 maçlık galibiyet serisini sonlandırarak aldı.
Phil Jackson 1000. galibiyetine Chiristmas gününde ulaştı.

Devam Phil Baba.. Daha şampiyonluk görürsün sen..

Sıra Dördüncüde


All-Star hafta sonuna yaklaşık 1.5 ay kala smaç yarışmasının katılımcıları da belli olmaya başladı. Son şampiyon olarak Howard'ın katılacağı turnuva da yine daha önceden bu heyecanı yaşamış isimler olacak. Rudy Gay ve Nate Robinson..

Rudy Gay geçtiğimiz sezon katılmış ama bizleri şaşırtamamıştı. Nate'i ise tanıyorsunuz. 2006 yılında Igy'nin elinden birinciliği 2536 denemede yaptığı smaçla çalmış ve 2007'de de finalde Green ile karşılaşmıştı.

Yarışmada son olarak yarışacak dördüncü ismi belirlemekte bizlere düşüyor. Nba.com'dan yapılacak oylamada listede üç isim var.. Bucks'tan Joe Alexsander, Blazers'tan Rudy Fernandez ve Thunder'dan Russell Westbrook. Şöyle bir bakınca Westbrook'u seçeceğim gibi..

All-Star Sonuçlar #2


Eastern Conference

Forwards: LeBron James (Clev) 1,259,764; Kevin Garnett (Bos) 905,506; Yi Jianlian (NJ) 762,162; Chris Bosh (Tor) 500,700; Paul Pierce (Bos) 313,474; Shawn Marion (Mia) 210,040; Hedo Turkoglu (Orl) 137,035; Danny Granger (Ind) 116,238; Josh Smith (Atl) 110,186; Michael Beasley (Mia) 100,257; Tayshaun Prince (Det) 98,262.

Guards: Dwyane Wade (Mia) 1,229,858; Allen Iverson (Det) 858,469; Vince Carter (NJ) 600,087; Ray Allen (Bos) 354,642; Devin Harris (NJ) 267,504; Gilbert Arenas (Wash) 205,223; Derrick Rose (Chi) 203,687; Luke Ridnour (Mil) 197,933; Jose Calderon (Tor) 193,715; Jameer Nelson (Orl) 174,081; Joe Johnson (Atl) 162,772.

Centers: Dwight Howard (Orl) 1,421,882; Samuel Dalembert (Phi) 232,733; Rasheed Wallace (Det) 163,279; Jermaine O’Neal (Tor) 147,534; Andrew Bogut (Mil) 112,708; Al Horford (Atl) 107,118; Ben Wallace (Clev) 89,809; Emeka Okafor (Char) 69,015; Zyrdrunas Ilgauskas (Cle) 60,970; Kendrick Perkins (Bos) 54,772; Brendan Haywood (Wash) 28,182.

Western Conderence

Forwards: Tim Duncan (SA) 903,311; Amare Stoudemire (Pho) 626,796; Carmelo Anthony (Den) 602,457; Dirk Nowitzki (Dal) 553,611; Ron Artest (Hou) 509,717; Pau Gasol (LAL) 424,135; Shane Battier (Hou) 292,287; Bruce Bowen (SA) 286,923; Josh Howard (Dal) 209,802; Luis Scola (Hou) 181,253; LaMarcus Aldridge (Por) 145,857.

Guards: Kobe Bryant (LAL) 1,280,912; Tracy McGrady (746,098); Chris Paul (NO) 725,251; Manu Ginobili (SA) 386,846; Tony Parker (SA) 358,107; Jason Kidd (Dal) 299,107; Steve Nash (Pho) 281,909; Jason Terry (Dal) 226,754; Rafer Alston (Hou) 211,017; Brandon Roy (Por) 174,244; Chauncey Billups (Den) 170,645.

Centers: Yao Ming (Hou) 1,114,709; Shaquille O’Neal (Pho) 546,583; Andrew Bynum (LAL) 259,331; Mehmet Okur (Utah) 235,292; Greg Oden (Por) 144,650; Andris Biedrins (GS) 101,115; Al Jefferson (Minn) 86,296; Tyson Chandler (NO) 85,452; Nick Collison (OKC) 67,338; Marcus Camby (LAC) 49,235; Chris Kaman (LAC) 19,415.

23 Aralık 2008 Salı

Yao vs Yi


Gecenin bir diğer düellosu Yi ve Yao arasındaydı. Nba'deki iki popüler Çinli basketbolcuyu karşı karşıya getiren ve tahminen Çin'de izlenme rekoru kıran maçta Yao'nın takımı Y'nin takımını 114-91 ile geçti.

Yao Ming: 24 sayı 16 ribaunt
Yi Jianlian: 10 sayı 7 ribaunt

Gasol vs Gasol


Bu sezon özellikle tartışılır oldu Gasol takası. Küçük birader Marc'ın performansına göre. Fena da oyunamıyordu ama istikrar yok takımı gibi bir iyi bir kötü. Dün Lakers Memphis deplasmanına çıkınca iki kardeş bu sezon ilk kez karşılaştı.

Lakers'ın kötü bir dönemine denk gelen maçı az daha Mmephis kazanacaktı. Neyse ki Lakers önünde zorlu maçların olduğu dönemde bu galibiyetle biraz olsun rahatladı. Kardeşlerin düellosuna gelince...

Pau Gasol: 15 sayı, 7 ribaund, 6 asist
Marc Gasol: 8 sayı, 7 ribaunt, 2 asist

Kısa Kısa Nba

* Ekonomik krizin vurduğu Rusya'da paralarını alamayan oyunculardan biri olan Kristic Okc ile offer-sheet kontrat imzalamış. Zaten Nets'te karşılamayacağını belirtmişti. Okc'ye hayırlı olsun..

* Boston Celtics ilk olarak 1966-67 sezonunda Sixers'ın kırdığı daha sonrada Knicks'in egale ettiği 26-2'lik en iyi başlangıç rekorunu egale etti. Rekorun yeni sahibi olmak için ise bu akşam kendi sahalarında bu rekorun ilk sahibi olan Sixers'ı ağırlayacaklar.

* Haftasonu oynanan ve 2 uzatma sonunda Jazz'ın deplasmanda kazandığı Utah-Detroit maçından sonra hakemlere yönelik iddialar yine su üstüne çıktı. Özellikle Rip ''Onlara faul çalınmaması ilginç.'' diyerek tepkisini dile getirdi.

* Yi Jianlian'ın normalden 3 yaş daha büyük olduğu kanıtlarla ileri sürüldü. Eğer iddialar gerçekse Çin Hükümeti'nin başı çok ağrıyacaktır.

* Izod Center'da Nets taraftarları ''Thank You Cuban'' diye tempo tuttu.. Eee bu alemde her çılgınlığı Cuban yapacak değil. O anki yüz ifadesi de harika adamın.

* Cuban demişken Dallas takas arayışı içerisindeymiş. Özellikle guard ve center mevkilerinde eksikler sezmiş Cuban efendi.

* Bulls ekibi takas listesine bu sezon kontratı bitecek olan Gooden'ı da eklemiş. Biten kontrat almak isteyen takımlar için fena bir isim de değil hani..

* Alonzo Mourning'in tekrar sahalara dönmek istediği konuşulmakta. Joen Anthony dışında alternatifsiz gözüken Heat pota altına çare olsunda ne olursa olsun.

21 Aralık 2008 Pazar

Magic 106-103 Lakers


Şu maça bakınca direk beklentim Howard-Bynum kapışması olurdu. Öyle de oldu. Büyük bir hevesle geçtim tv karşısına ama daha bir dakika henüz dolmuştu ki anladım bu akşam bu ikiliyi nadir yan yana göreceğiz. Ama başka hikayeler girdi işin içine. Nelson-Fisher-Kobe ve son çeyrek performansıyla yine Howard. Cidden güzel ve zevkli bir maç oldu Lakers-Magic maçı.

Bir dakika içinde Bynum'un iki faul alması uzunca bir süre bench yolunu tutacağının göstergesiydi. Heat maçında süres iyiydi ancak top bir türlü ona indirilmiyordu bu maçta ne süre aldı ne de top kullandı. Florida'da zevkli bir maç izlemiş oldu benchten. Sonucun tadını çıkartır artık.

Bynum'un ütüne Howard'ın da faul problemine girmesi ile pota altında sıkıntı çeken Magic bu sıkıntıyı Gortat'ın oyuna getirdiği boyut ile aştı. Gortat benchten oyuna gelerek savunma direnci ile savunması berbat olan Magic'in biraz uyanmasını sağladı. İlk çeyrekte oynadığı kısıtlı dönemde 3 blok yapan Gortat, Howard'ın yokluğunda Lakers'ın boyalı alanı kullanmasına izin vermedi.

Lakers'ta dün gece oynanan Heat maçından beri bir değişiklik olmamış. Takım halinde oynayan bir Lakers'tan ziyade sahada oynayan bir Kobe vardı. İlk yarı muazzam oynadı. Hatta ilk üç çeyrek muazzam oynadı Kobe ama Orlando sonunda ona da çözüm buldu. Son çeyreğin ilk 8 dakikasında skor üretemeyen Kobe son 4 dakikada da yalnızca 4 sayı üretti ve son çeyrek bir hayli suskun kaldı.

Orlando daha ilk periyottan itibaren üçlüklerine başladı. Lewis'in başlattığı üçlük furyasına Hedo ve sonrasında Nelson'da katıldı. Özellikle Orlando 9 sayı geride girdiği ve 1 sayı önde tamamladığı üçüncü çeyrekte tam 6 -yazıyla altı- üçlük buldu. Üçüncü çeyrek tamamiyle Nelson'un çeyreği idi ve 15 sayı ile takımının maçtan kopmamasını sağlayan isimdi.



Nelson'dan bahsetmişken atlamayayım cidden bu Nelson nasıl bir gelişim göstermiş öyle. Orlando adına hücumda çok önemli işler yaptı kendileri. Yüksek yüzdeli şut atan Nelson son çeyrekte Howard'a indirdiği toplarla da beğenimi kazandı. İşin bir de savunma yönünü yapabilse cidden onun hakkında daha iyi düşüneceğim ama Fisher'a inanılmaz alan bıraktı maç boyunca.
Fisher'ın zaten savunma namına bu yaştan sonra aman aman bir olayı yok. Elinden geldiğince yapıyor ama bu geceki Nelson'u da durdurmak zordu cidden. Ama Nelson savunma da Fisher'a karşı hiç etki gösteremedi. İki guard'da hücum yönünde ne kadar iyilerse savunma da kötüydüler bence. Dün gece Kobe-Wade düellosunun ardından Fisher-Nelson biraz yavan gelse de iyiydi sonuçta.

Kobe son çeyrek hakem desteğini arkasına almasına rağmen bir türlü istediklerini gerçekleştiremedi. Kobe'nin çılgınca oynadığı bir gecede Lakers bu maçı 10 sayı önde iken koparamadıysa bunda bir sorun var bence. Orlando maç boyu çok iyi şut attı ve maçın kopmasına izin vermedi.

Faul problemleri ile boğuşan Howard benchte maça iyi konsantre olmuş olacak ki son çeyrek döndüğünde Lakers pota altını duman etti. Dördüncü çeyrek iyiden iyiye kendini farkettiren Howard savunmadkai azmi ve hücumdaki katkılarıyla Magic'in en dikkat çeken ismiydi. Genelde Nelson başta olmak üzere Magic oyuncuları Howard'ı kullanmayı unutur ancak son çeyrek hemen hemen her hücum onun üzerinden oynandı. Nasıl yarar alındığını da uygulamalı olarak görmüşlerdir böylece.

Pietrus'u yeni yıldan önce beklemiyordum ben. Birden ekranda onu görünce sürpriz oldu bana. Daha yüzde yüz hazır değil etkisizdi. Sakatlığı öncesi performansından çok uzaktı ki bana göre fazla da top kullandı. Zamanla ritmini bulacaktır yeniden Pietrus.

Lakers son çeyrek Kobe'nin suskun oyununa rağmen Magic'i kendi silahı ile vurdu. Üçlükler. Son çeyrek Fisher ve Radman ile bulduğu üçlükler ile Orlando'nun maçı koparmasına izin vermeyen Lakers maç sonu üçlükler ile yıkılan taraf oldu. Önce Vujacic'in sonrasında son topta Kobe'nin kaçırdığı üçlükler maçı Magic'e getirdi. Kobe'de iki gece üst üste son topu kullanamamış oldu. Lakers bu sezon ilk kez iki kez üst üste yenildi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...