2 Mayıs 2009 Cumartesi

Denver Nuggets - Dallas Mavericks

İki takımın da formu, eğlenceli basketbolu ve karşılıklı ismleri ile seri başlamadan insanın ağzı sulanıyor. Umarım teoride oluğu gibi pratikte de güzel bir seri olur biz izleyenler için. Normal sezon maçlarına baktığımızda Denver hiç yeilmemiş ancak skorlar hep yakın..

Dallas ilk tur avantajlıydı. Karşısında yaşlı ve eksik bir Spurs bulan Mavs en büyük kozu Dirk'ün sadece bir maç ritim bulmasına karşın seriyi 4-1 ile rahat geçmişti. Dirk eğer bu seri adına da bir şeyler yapmak istiyorsa standartını yakalaması gerekli. Bunun dışında Nowitzki'nin pota altında Martin tarafından yavaşlatılmaya çalışacka olması hangi taraf adına avantaj teşkil edecek mera kediyorum. Aynı tür eşleşme D.Jones ile Terry eşleşmesi olacak.

Kidd-Billups ikilisinin birbirine karşı üstünlük sağlayabileceklerini düşünmüyorum. Biri bir maç çıkar sahne alır öteki diğer maç. Her maç çıkıp birinin oyunu domine etmesini beklemiyorum. İki numaralarda benchten gelen önemli dış skorerler var. Terry ve Smith. Bu iki ismin varlığı da seriyi başka noktalara taşıyor. Bench derinliklerine bakacak olursak Barea-Bass ve Hllins ile üçlü bir kontak kurulmalı ve faydalı olmaları sağlanmalı Dallas'ta. Denver'da Billups'ın gelişinin ardından yapı oturdu tam anlamıyla. Kenardan gelecek Smith dışında savunma da oldukça dirençli Andersen - Kleiza ve Carter kağıt üstünde Dallas'a göre daha ağır basmakta.

Denver'ın bir diğer artısı Nene olacak elbette. Dampier karşısında oldukça avantajlı olacaktır. Dampier her ne kadar Spurs karşısında x-faktör olacak oyunlar sergilese de bu konsantrasyon bu maçta sürmez. Howard-Melo eşleşmesi de iyi ir eşleşme izletecek bizlere. Spurs serisinde Howard'ı Hornets serisinde Melo'yu rahatsz edebilecek düzeyde bir savunma yoktu. Bakalım birbirlerini bulunca ne yapacaklar mera kediyorum. Ama Melo'nun formu ibrenin birazda olsa Denver'a dönmesini sağlıyor.Denver'ın zaten ev sahibi olarak bir adım önde başlıyor seriye. İyiden iyiye hissettirmeye başlayacak artık kendini ev sahibi avantajı olmak. Denver pek takılmadı buna Hornets karşısında zira Dallas'ta saha avantajına sahip Spurs'u yendi ama şu seri için önemli bir nokta saha avantajı. Denver ilk iki maçı kayıpsız geçerse seriyi rahat noktalayabilir.

Tahmin: 4-2 Nuggets

1 Mayıs 2009 Cuma

Game 7: Celtics vs Bulls





Chicago Bulls 128-127 Boston Celtics
Final 3 OT

Boston-Chicago serisi beklentilerin üzerinde olan belki de play-off'un play-off olduğunu gösteren bir seri oluyor. Şu serinin 7. maça gitmesini beklemezdim ama Bulls öyleine bir direnç gösteriyor ki aman aman. Üçüncü maç haricinde her maç Greatest Game'lere girecek cinsten. İlk maç uzatma ile sonlandı. İkinci maç Ray Ray'ın 'buzzer-beater'ı ile kapandı. Üçüncü maç Boston farkı yakalasa da serinin çekişmesi kaybolmadı. Dördüncü maç iki uzatma sonunda Bulls'a gitti. Serinin beşinci maçında bu kez uzatma ile kazanan Boston oldu. Ve dün gece üç uzatma sonunda Bulls seride 3-3'ü sağladı ve 7. maça uzadı. Şu seriye de cidden o yakışır. Cumartesi günü oynanacak yedinci maçta 4 uzatmadan aşağı olursa ayıp ederler yalnız.

NBA All Rookie First Team


Player (Team) First-place votes Second-place votes Total
Derrick Rose (Bulls) 29 -- 58
O.J. Mayo (Grizzlies) 29 -- 59
Russell Westbrook (Thunder) 24 5 53
Brook Lopez (Nets) 21 7 49
Michael Beasley (Heat) 17 10 44

Mayo'nun seçilmeyeceğini düşünüyordum birinci takıma. Takımları koçların oyları belirlediğinden Mayo'nun Westbrook'u geçemeyeceğini, 2. beşe kalacağını düşünüyordum (geçen yıl Durant de Mayo'yla aynı durumdaydı ve oylamada ikinci olabilmişti). Hadi takıma 3 tane guard alınınca takıma seçilebilir. Ama oylamayı nasıl birinci bitirir onu anlamıyorum. Westbrook takımına mayo'dan çok daha faydalıydı.

Beasley'nin seçilmesi de Marc Gasol ve Kevin Love'a ayıp olmuş sanki. Hadi bir tane pivot var o yüzden Gasol seçilmez anlarım ama Love'un durumunu cidden anlamak zor. Çaylakların ribaunt kralı sayıda da fazla bir fark göremiyorum. Zaten olay istatistikler de değil. Love sezonun ilk ayından sonra hep çok efektifti. Al Jefforson'ın yanında oynamasına rağmen hem de. O sakatlandıktan sonra da performansını düşürmedi, pota altında canla başla mücadele etti. Beasley'nin bu adamdan daha iyi bir çaylak yılı geçirdiğine inanmıyorum ben...

30 Nisan 2009 Perşembe

Hesabı Erken Kapatanlar


Cavaliers 4-0 Pistons

Bu eşleşmenin tahminini yapmak seri başında kısmen kolaydı. 4-2 demiştim play-off'lar öncesi Pistons'un geçmiş başarılarının hatrına onların evinde maç alacağını düşünerek. Ancak düşündüğüm şekilde gitmedi ve Cavs seriyi domine ederek Doğu yarı finaline rahat bir şekilde ulaştı. Miami-Atlanta serisinden gelecek rakibini beklemeye başladı.

Cavs bu sezon evinde 40 galibiyet aldı. 41 maçta 40 galibiyet çok önemli bir istatistik. Play-off'ta her seride maksimum 4 maçını evinde oynasa şampiyonluğa rahatça ulaşacağı öngörülen bir istatistikle karşılaşıyoruz. Ki bu rahatlığı Pistons karşısında gayet rahat gösterdiler. İlk iki maçı rakibe orta sahada top göstermeyerek rahatça aldılar.

Üçüncü maç öncesi Pistons koçu Curry bu mücadeleyi takımları için bir 'Onur Savaşı' olarak lanse etti ancak düşündüğü gibi gitmedi seri. Cavs deplasmandaki ilk maçı da kazanınca seri geri dönülemez bir yola sapmıştı bile. Cavs serinin kapılarını ardına kadar aralamıştı. İçeri adım atması ise 4. maç sonunda oldu ve Cavs, Pistons'u 8 günde oynadığı 4 maçta yenerek seriyi geçen taraf oldu.


Lakers 4-1 Jazz

Cavs'ın ardından bu senenin bir diğer favori ekibi Lakers ise rakibi Utah Jazz'a yalnızca bir maç vererek seriyi geçen taraf oldu. Bu iki ekibin formu insanı korkutmuyor değil. Bakalım play-off öncesi yapılan Cavs-Lakers final tahmini Haziran'da tutacak mı ?

Lakers'a karşı herhangi bir cevabı olmayan Utah'ta Memo'nun ilk üç maçtaki sakatlığı fazlasıyla can yaktı. Üçüncü maçta Boozer'ın bir hayli ekstra performansını kenara koyacak olursak seri boyunca sürekli boyalı alanda ezilen taraf olan Utah Staples'taki maçlarda varlık gösteremedi. Zaten deplasman da maç kazanmaları da beklenen bir durum değildi. Evlerindeki o tek maçı da kaybedince seri ellerinden kaydı gitti.

Boyalı alanda çare üretemeyen Utah'ı, Deron'un çabaları da ayakta tutmadı. Kobe'ye karşı zaten bir savunma alternatifi olmayan Utah, Lakers'ın guardlarının kötü günlerinde olduğu zamanlarda dahi seriyi yada en azından ivmeyi lehlerine çevirecek atakları yapamadı. Lakers rahat bir şekilde Batı yarı finaline çıktı ve Rox-Portland eşleşmesinden gelecek rakibini beklemeye başladı. Sağlam seri olur o da..


Spurs 1-4 Mavericks

Eski günlerin hatrına şu serinin daha bi çekişme dolu olmasını isterdim ancak Spurs'un yaşlanan kadrosu ve kadrosundaki oyuncuların kiminin aşırı tecrübeli kiminin tecrübesiz olması, Mavs'ın son haftalarda yakaladığı müthiş çıkışın burada da devam etmesi, Ginobili'nin yokluğu, Howard'ın form tutması vs vs vs..

Tüm bu etmenler Dallas'ı bir adım değil bir kaç adım öne çıkarttı ve seriyi kazanan taraf oldular. Seri başlamadan hemen önce yaptığım analizde Dallas'ın Spurs'e ilk maçta bir sürpriz yapabileceğini yazmıştım. İlk maçta da Howard'ın müthiş oyunu ile Spurs'u devirerek seride saha avantajını ele geçirdiler. Tony Parker serinin ikinci maçında resmen kendi aşan bir performans sergileyerek Spurs'u ayakta tuttu.

Dampier üçüncü maç için 'Parker kendini kollasın' tarzında açıklamalarda bulundu. Ki o Dampier seri boyunca belkide Dallas adına x-faktör olan isimdi. Çok iyi konsantre oldu maçlara. Dallas üçüncü maç rakibini denize döktü. Çekişmeli geçen ve Parker'ın yine harika oynadığı maçta Dallas adına Howard'da sahne alınca seri 3-1 ile tekrar San Antonio'ya taşındı. Dallas dış şutlarda başarı yakaladığı son maçtanda galip ayrılarak seriyi geçen taraf oldu. Spurs'un de Detroit gibi bu kadro ile belkide son play-off mücadelesi olacak.


Nuggets 4-1 Hornets

Çok çekişmeli geçmesini beklediğim ancak bir maç dışında beklediğimi bulamadığım bir seri. Gerçi 2009 Play-off'ları diyince belkide aklımıza Bulls-Celtics serisi gelecek belki ama beklentilerimin çok altında kalan bir seri oldu.

Hornets'in geçen sene Batı Finalini bir maçla kaçırdığını düşünürsek bu sezonda aynı çekirdek kadro ile daha fazlasını başaracağını yada en azından ilk turda varlığını gösterebileceğini düşünmüştüm. Seriyi yine Denver'ın geçmesini bekliyordum ancak bu kadar kolay olmamalıydı. İlk iki maç Denver Billups'un sazı eline almasıyla rahat kazandı.

Serinin maç gibi maçı Hornets'in evindeki ilk maç oldu. Büyük çekişmeye sahne olan maçta son topla kazanan Hornets seriye tutunmuştu. Ancak takımın seriyle bağlarını kopartan maç Hornets Arena'daki 4. maç oldu. Denver play-off tarihinin en yüksek farkını yakalayarak rakibini 58 sayı ile mağlup etti. Öyle ki farkın 21'e indiği bir dönem taraftar sevinçten deliye dönmüştü.

Denver evindeki son maçı da ikinci devre Melo'nun ritmini bulması ile geçerek Batı yarı finalinde Mavs'ın rakibi oldu. Mavs-Denver eşleşmesi de iki formda takımın eşleşmesi olacak ve şimdiden insanın ağzı sulanıyor. Sezon içindeki 4 maçın 3'ünün son topa kaldığını ancak Denver'ın 4-0 üstünlüğü ile normal sezonun geçildiğini de hatırlatalım.

28 Nisan 2009 Salı

58 !!




2009 Nba Play-Off 1st Round
Denver Nuggets 121-63 New Orleans Hornets

27 Nisan 2009 Pazartesi

26 Nisan 2009 Pazar

Hawks vs Heat: Game 3


Atlanta'da ki 2. maçın üzerinden 3 gün geçti ancak iki takım adına da değişen bir şey yok görüldüğü üzere. Heat yine afresif oyunu ve dış şutlarındaki başarılı grafiği ile Hawks'ı bir kez daha geçmeyi bildi. Hawks farklı olarak bu sefer Joe Johnson ve Josh Smith'in isteksiz oyunlarıyla yenilgiye davetiye çıkardı.

Maça o kadar kötü başladı ki Atlanta bir an hiç basket atamayacaklar gibi geldi bana. Bibby ve Murray'ın bir iki basketi ile toparlanır gibi olan Hawks'ın karşısında eli sıcak bir Chalmers ve pota altında yine sert oynamaya çalışan ve rakiplerini yıldırmaya uğraşan bir O'Neal vardı. İkinci çeyrek Hawks farkı indirir gibi oldu ancak devreye Wade'in girmesiyle ibre tamamiyle Florida ekibine döndü. Wade tıpkı 2. maçtaki gibi bu maçında aynı dakikalarında eli ısındı ve Hawks'ın canını yakan isim oldu.

Üçüncü çeyrek Hawks'ın geri dönüş çabaları vardı. Ki başarılı da oldular bu noktada farkı 11'e kadar çektiler ancak ard arda gelen Heat basketlerine engel olamayınca takım yine kaybetmeye mahkum olarak oynadı. Hawks dördüncü çeyrek berbat bir yüzle ile mücadele edince olayı kurtarma çabası da kalmadı.

Aslında farktan dolayı maç erkenden koptu gitti. Maçın asıl konuşulacak noktası Heat'in erkenden maçı koparması değil hakemlerin maç içindeki tutumları. Wade bazı pozisyonlarda dayak yemişte olsa hiç bir pozisyonda kimsenin gözünün yaşına bakmadı hakemler. Düdükler nadiren çalındı ve kemik seslerinin duyulduğu sert bir mücadele oldu.

Heat'te ilk maçın aksine bench katkısı üst düzeyde değil ancak bu maçta üst düzey oynayan bir başka isim var. Jermaine O'Neal.. Cidden buralarda tecrübesi ile brçok şey kattı O'Neal. Onun olgunluğu sayesinde buralardayız. Bunun dışında maç boyu eli titremeden şutlarını bir bir gönderen bir isim vardı ki oda kritik anlarda attığı basketlerle seri adına önemli istatistikler geldi.

Hawks'ta Joe Johnson son yılların en kötü play-off maçını çıkarttı. Bunun üstüne Heat'te kendisine cevap olmayan Josh Smith bütün gün evde yattıysa helal olsun diyorum. Zaza ikinci maçtan farklı olarak ribauntlardaki aktifliğini dile getirdik.

Seriyi 2-1'e getirdik. Önemli bir maç ve önemli bir galibiyetti bizim için kazanmamız sevindirici. Takımında Wade gibi bir oyuncun varsa kafan rahat olsun o maç bir şekilde istenirse alınır.. :)

25 Nisan 2009 Cumartesi

Nuggets vs Hornets: Game 3

Denver'ın Billups önderliğinde ilk iki maçı kazanması Paul ve arkadaşları için üçüncü maçı farklı bir konuma getirmişti. Hornets'in kazanmaktan başka çaresi yoktu evinde..

Ancak maç öyle bir başladı ki aman aman. Maçı izlemesem ve bana 18-6 olarak skor söylense Hornets öndedir derim takımların durumuna göre. Ancak maça ve seriye asılmasını beklediğim takım olan Hornets mücadeleye öyle bir başladı ki yataktan zorla kaldırılmış ve sahaya zorla çıkartılmış bir takım olarak izledik Hornets'i. Denver ise ne yaptığını bilen bir takım olarak sahaya çıktı ve rakibi zayıf noktalarından bir bir vurmaya başladı.

Hornets o kadar dağınık ve dengesizdi ki Paul'un çabaları birşeyleri değiştirecek gibi de değildi. West'in maça kötü bir giriş yapması, Peja'nın da iyi bir giriş yapamaması üstüne Chandler'ın aldığı 2 faul ile kenara gelmesi Hornets'in işini bir hayli zorlaştırmıştı maçın başında. Benchten gelen Marks ve Posey, Paul'un da yardımı ile takımı dipten çıkartan isim oldular. Uyuyan seyircilere ve takımın yüzüne su çarpan ve ayılmalarını sağlayan bu üç isim ard arda hücumlarda ürettikleri basketler ile ibreyi Hornets yönüne çevirdi.

Maçın başındaki o müthiş Denver serisinden sonra ilk yarının Hornets lehine 3 farkla kapanması Denver adına tehlike demekti. Maça o kadar iyi bir girişten sonra böylesine bir duraklama evresi iyiye işaret değildi onlar adına.

Üçüncü çeyrek tam anlamıyla play-off sertliklerinin yaşandığı, kemik seslerinin çıktığı bir çeyrek oldu. Maçın maç gibi olduğu anlardı. Hornets çeyreğe müthiş bir giriş yaptı. İlk devre ortalıkta gözükmeyen West ve Butler Paul'a en büyük yardımcıydı. Denver adına Melo ilk devredeki etken performansını sergileyemedi üçüncü çeyrek ancak yine başa baş bir şekilde kapandı.

Son çeyrek başka bir boyuttu artık. Paul'un hızlı drive'ları ile yarattığı pozisyonlar, Billups'un sabırla arkadaşlarını bekleyip oynadığı müthiş oyunlar derken çok iyi bir maç izliyorduk. Hornets çeyrek boyu 8-10 farkla önde ola ntaraftı ancak son 3 dakika içinde Denver ufak çaplı bir seri ile rakibini yakaladı ve maç ortaya geldi. Ancak oyunu kazanan taraf Hornets oldu.


Paul'un bu maçtaki oyununu kelimelere sığdırabilir miyim bilmiyorum. Hornets'in o rezil startında çabalayan tek isimdi. Hızı sayesinde transition hücumlarda Denver'ın canını fazlasıyla yaktı. Bir kaç dış şut dışında gereksiz şut denemelerine de girmedi ve isabet oranı da gayet iyi düzeydeydi. Hornets'in her zamanki gibi saha içi lideri oldu ve maçın kazanılmasındaki en büyük etkendi.

Hornets'de maçın kazanılmasındaki yan etmenlerde öncelikle benchten gelen iki isim olan Posey ve Marks. Takımı ilk çeyrek o kötü durumdan kurtaran isimlerden olan bu ikili benchten getirdikleri ile oyuna farklı bir anlam kattılar. Hornets'in düşen pota altını ayağa kaldıran isim olan Marks son Denvert hücumunda da Melo'nun topunu bozan isimdi. Posey'de maç boyu kritik anlarda sahne alarak Hornets'i ayakta tuttu. Bunun dışında maça kötü başlamasına karşın yine başvurulduğunda önemli katkılar veren West ve Butler ikilisi fena maç çıkartmadı.

Hornets'in bu maç için kötüleri Chandler ve Peja oldu. Chandler aslında bu seriye bir türlü giremedi tam anlamıyla. İlk iki maçtada sönük performansları vardı bu maç performansını dahi göremedik. Faul probleminden oynayamadı bile. Peja'yı devreye sokmak için Paul ona bir çok pozisyon hazırladı ancak Peja'nın oyunu kafasında silmiş bir kere. Savunmada Melo karşısında duramadı ve Denver adına kilit eşleşme yarattı. Her seferinde Melo'yu pota altına buyur etti. Hücumda da beklenilen performansının çok dışındaydı.

Denver'da benchten gelen Kleiza üçüncü çeyrek sertleşen oyunda iyi katkılar verdi. Jr Smith önemli bir ksor katkısı sağladı ancak benchin bir diğer önemli ismi kuş adam Andersen'i bu akşam sahada göremedik. Hele ki bu maç hiçte sağlam olmayan Hornets pota altı karşısında. Aslında o etkisizliği Nene ve Martin'de de görmedik değil.

Hornets adına önemli bir galibiyetti seriye tutunma açısından. Şimdi önlerinde bir maç daha var evlerinde oynayacakları ve bunu da alıp serinin tekrar New Orleans'a dönmesini isteyeceklerdir. Denver'ın evinde maç vereceğini sanmıyorum bu maçta gösterdi ki dışarda da kazanabilecek kapasiteleri var. Hornets Paul sayesinde seride ayakta kalsa da sonunda yıkılan taraf olmaktan kurtulamayacak.

Yılın 6. Adamı : Jason Terry


Sezonun en iyi 6. adam ödülü bu yıl Dallas'tan Jason Terry'ye gitti. Terry sezon boyunca gösterdiği performansla maça nasıl başladığı değil nasıl bitirmesi gerektiğini de bizlere göstermiş oldu. Dallas'ın sezon boyu en etkili silahlarından biri olan Terry son saniyelerde de rakiplerinin canını yakmayı başardı.

Terry'nin ödülü amlası sürpriz olmadı. Yanında ciddi ciddi aday olan iki isim vardı. Biri Nate bir diğeri de Jr Smith. Jr Smith patlayıcı bir isim ama bazen rakibe patlarken bazende elde patlayabiliyor. Bu da kredisini düşüren etmen. Nate Robinson ise belkide takım başarısı göz önüne alınarak geri planda kaldı. Terry haketmedi diyemeyiz sonuna kadar haketti ve bu sezonun en iyi 6. adamı ödülünü almayı başardı.

24 Nisan 2009 Cuma

Maverics-Spurs Game 3


Gece sırf bu maç için kalkan insanlar epey pişman oldular. 88-67'lik skor (ikinci maçtan sonra) normal olarak algılanabilir ancak normallikle alakası yok. Farkın sürekli olarak 30 sayılarda gezdiği bir maçtı. Ben son çeyrek kapadım televizyonu yedek kadrolarla fark 21'e kadar inmiş.

Bu maçla ilgili üç istatistik versem Spurs'ün bu farkı yemesinin sebebi anlaşılabilir:
Parker+Duncan =16 sayı 6 ribaunt 4 asist
Spurs'ün üç sayı isabet oranı 2/17

Mavericks'in kapanan savunması karşısında dış şutları sokamayan bir Spurs vardı. Parker dışında kimseye yakın savunma yapılmadı. Spurs'ün kullandığı üç sayılık atışların çoğu rahat atışlardı. Ya da sezon içinde rahatça soktukları atışlar diyelim. Ama bunları sokamayınca Mavericks içeride daha sağlam durmaya başladı. Duncan sorumluluk almaya çalışmazken içeri hangi kısa girse Dampier'ı gövedesiyle ya da blokla karşılaştı. Burada bütün sorumluluğu Duncan'a yüklemeyelim. Gooden'ın 2/12'lik enfes şut yüzdesi de epey etkili oldu.
Mavericks, Spurs'un üçlük yüzdesinin etinden sütüden faydalandı savunmada. Savunma kısmını yukarıda anlattım zaten. Mavericks son çeyrek hariç gayet güzel götürdüğü hücumuyla maçı kazandı. Panzer Dirk oynadığı süre boyunca hiç durmadı. Eline ne geldiyse soktu. Maç daha başa baş geçse ve 35-40 dakika falan bir süre alsaydı yine de durmazdı. O kadar sıcaktı.

İlk 5 başlayan Kidd-Barea ikilisi maçın kazanılmasında çok önemli birer faktör oldular. Parker'ı hangisi savunsa hiç bırakmadı. Zoraki atışlara zorladılar. Bir şekilde geçişine izin verseler de Dampier durdurdu zaten.

Bitirişi de bu günkü galibiyette oyuncular kadar payı olan Mavericks seyircisile yapalım.

23 Nisan 2009 Perşembe

Hawks vs Heat: Game 2

Hawks 93-108 Heat

Benim için belkide organizasyonu takip eden birçok kişi için sürpriz bir galibiyet oldu. Florida'ya 2-0 diye döneriz, Philips Arena'da maç kazanmak zor, bir ihtimal 5. maçı çalarsak belki seri için umutlanırız diye düşünürken umutları yeşerten çok önemli bir galibiyet oldu. O meşhur çılgın Hawks seyircisini maçta göremedik bile..

Kontrollü başladı iki takımda maça. Heat adına kilidi açan isim O'Neal oldu. O'Neal'ın bu takımda olması büyük şans. Her maç hücumda bu kadar aktif olacak değil elbet ancak sahada var olması bile birçok şeyi kolaylaştırıyor. Tecrübesi ile buraları oynamayı bilen bir isim. Chalmers-Beasley-Cook gibi isimlerin aceleci ve gereksiz oyunlarına karşın O'neal topu eline aldığında oyunun sete yerleşmesini bekliyor. Takım arkadaşlarının görev dağılımını iyi süzüyor ve gereğine göre oyunu okuyup pas veriyor yada Horford'a yükleniyor. O'Neal'ın tecrübesi ile takıma kattığı güven önemli. Zaten maç başında Wade'de ısrarla O'Neal üzerinden oyun kurdu.

İlk çeyrek başa baş geçildikten sonra ikinci çeyrek sahada Wade show vardı. Farkı Cook'un üçlükleriyle açan Miami'de devrenin bitimine 5 dakika kala bir panik havası başladı. Gereksiz top kayıpları, aceleci hücumlar derken basit bir takım hüviyetine geçtik. O anda tökezleyen takımın belini doğrultan Wade oldu. Bire bir kaldığında şutuna yönelen ve Hawks'a zor anlar yaşatan Wade üst üste 13 sayı üreterek devrenin beklenilenden de fazla farkla kapanmasını sağladı.

Hawks'ın saldırmasını bekliyorduk zira Josh Smith önderliğinde sıkı bir Atlanta vardı ikinci yarı. Ancaj Joe Johnson'un 4'lemesi ve gereğinden fazla kenarda oturması Heat'in işine geldi. Bu noktalardan kayıpsız çıkmamızı sağlayan ise Cook ve üçlükleri oldu. Ancak üçüncü çeyrek sonunu da kötü oynadık ve 18'e kadar çıkarttığımız fark 7-0'lık bir Hawks serisi ile durumu tersine çevirdi.

Son çeyrek sıkıntılı geçecekti bu belliydi. Wade kenarda başladı çeyreğe, gözler Beasley'in üzerindeydi. Maç boyu ivme yakalanacak anlarda yanlış şut tercihleri ile kendisine sövüp saydığım Beasley son çeyrek üst üste hücumlardan basketle döndü ve farkın Wade yokkken kapanmaması için önemli çaba sarfetti. Bu basketlerini de bu tip şutlar ile yapmadı Beasley, potaya yüklendi ve karşısında Josh Smith varken bu basketleri buldu.

Hawks maç boyu Bibby'nin kritik basketleri ile ayakta kaldı. Onun üçlükleri fazlasıyla Heat'in canını yaktı. Yine bu tip ivme kırıcı bir basketle ibrenin Hawks'a dönmesi Heat'i panikletti. Buna birde Wade'in 5'lemesi farkın 5'e kadar düşmesi eklenince kaybetme korkusu sardı takımı. Wade bir kez daha kenara geldi ancak o anda sahne alan Haslem üst üste iki hücumda yumuşak bilekleriyle 2 basket bulup farkı açan isim oldu. Bir sonraki hücumda oyuna dahil olan Wade bitime bir dakika kala çok gerilerden savurduğu üçlük isabetli olunca maçın galibide ortaya çıkıyordu.

Heat ilk maça oranla daha savaşçı bir görüntüdeydi. Boyalı alan sayılarında Hawks'ın üstünlüğü göze çarpmakta ama bu konuda oldukça mücadeleciydi Heat. Boyalı alanda kolay basket imkanı tanımamak adına elinden geleni yapan oyuncular ribaunt konusunda da ilk maçtaki kötü görüntüden uzaktı ve kritik ribauntlara imza attı. Benchten gelen Moon ve Haslem'in son çeyrek rakibe kaptırmadığı ribauntlar oldukça önemliydi.
Birde buna ek olarak bench katkısı üst düzeydeydi Heat cephesinde. 37 sayı üreten Heat benchinne karşı Hawks benchi yalnızca 20 sayıyla yanıt verebildi. Hawks'ın direnişinde en etkili isimlerden biri olan Murray'ın dışında benchten beklenilen katkı gelmedi. Evans maçın başında Wade'e üst üste faul yapınca problem yaşadı ve kafaca maçtan uzaklaştı. Bunun dışında özellikle ribauntlar konusunda çekindiğim Zaza beklenilen etkiyi gösteremedi ve zayıf kaldı.

Kazanmayı beklemiyordum sürpriz bir galibiyet aldık ve bunun avantajını önümüzdeki 2 maçta en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Belki biz de Florida'da rakibe maç veririz ancak bu 2 maç olmamalı. En kötü ihtimal 5. maça eşitlikle dönmeliyiz. Son olarak gösterdikleri mücadele azim için helal olsun takıma..

22 Nisan 2009 Çarşamba

Yılın Çaylağı; Rose

Nba'de normal sezonun sona ermesiyle beraber ödüllerde birer birer sahibini buluyor. Yılın savunmacısı ve koçundan sonra çaylağı da belirlendi. Zaten yılın çaylağı konusunda sivrilen en fazla iki isimo luyor sezon sonunda. Bu sene de ödülü bariz bir şekilde hak eden Derrick Rose oldu.

Öncelikli avantajı ona süre veren bir kulüpte kariyerine başlaması oldu. Bulls ona güvendiğini göstererek ilk beşinin dğeişmezi yaptı ve Rose oyununu oynayarak ödüle rahatça uzandı. Kariyerinin ilk Play-Off mücadelesinde de Rose izleyenleri kendine hayran bıraktı. Daha da başarılı olacaktır böyle giderse..

Ve, Powe da Gider


Bulls serisinin ikinci maçında sakatlanan Leon Powe'un diz bağlarındaki yırtık nedenyle en azından 9 ay basketbol oynayamayacağı söyleniyor. Celtics için berbat bir gelişme. Üstteki ikili yok Perkins ve Glen Davis idare etmeye çalışacak pota altını. Bulls'un da pota altının pek iyi olmamasını hesaba katarsak bu turda o kadar büyük bir sorun oluşturmayacaktır. Ama Orlando'ya karşı bu pota altıyla nasıl seri kazanabilir ki Celtics? Tamam ribauntlara destek için Rondo var. Ama nereye kadar?

21 Nisan 2009 Salı

Yılın Savunmacısı: Dwight Howard


Dwight Howard beklentileri boşa çıkartmadı ve yılın savunmacısı seçildi sonunda.Beklenen birşeydi zaten helal olsun sonuna kadarda haketti.Sezon içerisinde ribaunt ve blok kralıda oldu ve bunu yapan NBA'de 5. kişi oldu.Gerçekten Howard iyi bir savunmacı,bu ödülüde kariyerinde bu kadar erken alması onun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunuda gösteriyor.

Ayrıca Howard yaptığı açıkladada ne kadar mütevazi ve komik bir kişiliğe sahip olduğunuda bize gösterdi;

Howard ''Bu ödülü kazanan en genç oyuncu olmak benim için büyük bir onur. Koç Stan Van Gundy'nin üzerimde emeği büyük. Ancak savunma bir takım işidir. Jameer Nelson, Hidayet Türkoğlu ve Rashard Lewis başta olmak üzere diğer tüm takım arkadaşlarıma rakiplerin onları geçmesine izin verip bana blok yapma şansı doğurdukları için teşekkür ediyorum.'' dedi.

20 Nisan 2009 Pazartesi

Coach Of The Year


Yılın koçu ödülü pekte itibarı olan bir ödül değil aslında. Jery Sloan'ın bu ödülü hiç alamamış olması belkide koçluk kariyerinin sonuna kadar 10 parmağına 10 yüzük takacak olan Phil Jackson'un yalnızca 1 - bir- defa bu ödülü almış olması ödüle gösterilen itibarı zedeliyor.

Buna ek olarak sadece bir önceki sezondan 20 galibiyet fazla aldı diye Sam Mitchell'a ödül verilmesi de benim gözümde düşürmüştü değerini. Bu sezon Cavs'ın başında Cavaliers tarihinin en yüksek galibiyet derecesini elde eden Mike Brown yılın koçu ödlünün sahibi oldu. Erik Spoelstra'nın Heat'i getirdiği nokta yüzünden ödülü almasını bekliyordum ki adaylar arasındaydı ancak Mike Brown'da sürpriz biri değil.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...