5 Haziran 2009 Cuma

Lakers vs Magic : Game 1


Sahada iki takım düşünün. Biri istediklerini harfiyen uygulayan oyuna hükmeden ve rakibini kilitlleyen bir takım. Diğeri ise panik anlarında bir ihtimal skor üretebilen, set hücum edemeyen, savunması dağılmış bir takım. Ehh buna bir de ilk bahsettiğimiz takımın süper star oyuncusu da olağanüstü bir gece geçirince bunun adı tecavüz oluveriyor.

Orlando aslında istediği gibi başladı maça. Howard'a bol bol top indirdiler, rakip uzunlara zor anlar yaşattılar. Bunun yanında takımda sorumluluk alması beklenen isim Hidayet ilk çeyreğe muazzam bir başlangıç yaptı. Orlando oynadığı oyunla sinyali vermiş gibiydi ancak hatalı sollama kötü sonuçlara yol açabiliyor.

Orlando ilk çeyrek belli şeyleri ne kadar iyi yapmaya çalışsa da maçın geri kalanında yaptıklarının üstüne koymak yerine düzeni bozmaya karar verdi. Öncelikle sakatlıktan dönen bir Nelson var. Finalde oynaması bekleniyordu ancak henüz ilk maçtan rotasyona dahil edileceğini bilmiyordum. Nelson bir hayli de fazla süre aldı ancak özgüven sorunu vardı. Maça fena başlamadı aslında ancak hazır olmadığı kesindi. Sakatlıktan yeni çıkmış olmasına rağmen drive'ları Fisher ve Farmar'a zor anlar yaşattı. Ancaak belki de sakatlıktan yeni çıkmanın etkisiyle şut konusunda henüz kendine güveni yok. Bunu fırsat bilen Lakers savunması Nelson'u savunmada riske etti ve istediğini aldı. Böylece doğru ikili sıkıştırmalarla da Magic hücumuna zor anlar yaşattılar maç boyunca.

Şimdi yenilgiyi Nelson'a bağlamak mantıksız sonuçta kötü oynayan bir takım var ancak takımın form durumu iyiyken yapılan bu rotasyon değişikliğinde yeni parça sorun oluşturacaktır. Cavs serisinde Alston ve Johnson gayet güzel idare etmişti. Hani biraz biraz alıştırırsın Nelson'u belki 3.maçtan sonra adam akıllı süre verirsin ancak 3.5 ay kenardan maçları izlemiş birine henüz finallerin ilk maçında 23 dakika süre alırsa fatura birazda ona ve koça çıkar. Normaldir.

Lakers'ta maç boyu pota altından oldukça fazla skor buldu. Boyalı alanda Magic'e karşı net bir üstünlüğü olan Lakers ribauntlarda da rakibini geçmeyi bildi. Özellikle rahat boyalı alanda rahat pas alışverişi dikkatimi çekti Lakers'ın. Hey gidi hey geçen sene Celtics serisinde bunları göremiyorduk işte.

Şimdi Howard yine etkiliydi maçta. En azından Orlando maç boyu topu ona indirmek için çaba sarf etti, eskiden olduğu gibi ilk periyottan sonra Howard'ı boyalı alanda unutmadılar. Howard gerek Bynum'u gerekse Gasol'u zorladı hatta ilk yarı için faul problemine dahi sokmuştu uzunları.

Howard pota altında bunları yapadursun Lakers'ın ise farklı bir cevabı vardı: Kobe Bryant.. Lakers'ın uzunları faul yaparken Orlando'da Kobe karşısında kimse duramadı. Önce Lee'yi perişan eden -Lee'ye de ayrı parantez açmak lazım adam savunma da Kobe ile boğuşsa da hücumda verimli olmaya çalıştı. Fena iş yapmadı- Kobe daha sonra LeBron'u savunan adam olarak ün yapan Pietrus'u da denize dökerek mükammel bir maç çıkarttı. İkinci periyotta 33-28'den sonra sazı eline alan Kobe'nin hücum performansı Lakers'ın takım halinde gaza basmasına neden oldu. O andan itibaren savunmada da inanılmaz dirençli oynadılar ve maçı kazanmak için gerekli her şeyi yaptılar. Savunma da vites arttıran Lakers'a karşı yine bir üçüncü çeyrek sendromu yaşayan Orlando doğru düzgün hücum edemedi ve maç orada koptu. Set hücumu oynayamayan dış şutlara yönelen ve orada da yüzdeli olamayan Magic'de Hedo'da beklenilen performansı gösteremedi. Özellikle Lakers'ta savunmasıyla Hedo'yu kilitleyen adam olan Luke Walton'un da finalde cidden iyi oynadığı bir maç gördük ya daha ne göreceğimiz kaldı bilemiyorum.


Maçın hikayesi Kobe'ydi. Adam çıktı çatır çatır oynadı aldı maçı. Yukarıdaki fotoğrtaki gibi maç boyu hırslı olan içeriye yüklenen, istediğini elde eden Kobe belli ki kafasına koymuş. Bu şampiyonluğu kaybetmeye niyeti yok. Kobe maçı 16/34 şut yüzdesiyle tamamladı ancak son 7 şutunu oyunun laçkalaşan döneminde attı ve sadece bir isabet kaydedebildi. Zaten onun neler yaptığını görmek için maçı izlemek yeterli. Attı, attırdı, yönetti, kazandı..

Orlando için deplasmandaki 2. maç kritik olacak. Eğer 2-0 ile dönerlerse Florida'ya üst üste 3 maç sahalarında olmalarına rağmen seriyi çevirmek kolay olmayacak. Tecrübe farkı da terazinin Lakers tarafında ağır basmakta. Bu yönden Orlando'nun işi zor olacak. Lakers aldığı ilk maçla beraber iyi oyunu ile mesajı da verdi, bu şampiyonluğu kaybetmeye niyetleri yok.

4 Haziran 2009 Perşembe

Hadi Rastgele !!




Hedo gayet rahat ve sakin. Her zamanki gibi..

3 Haziran 2009 Çarşamba

Los Angeles Lakers - Orlando Magic

Eveeet.. Sonunda geldik bu büyülü arenaya. Nba Finalleri.. Lakers'ın sezon başından beri burada olacağı tahmin ediliyordu. Ancak işin diğer kısmı konusunda Magic pek tahmin edilebilir bir isim değildi. Cavs yada Celtics Doğu'dan gelecek finalist için en güçlü iki adaydı ancak bu iki takımı da Magic basketboluyla adeta denize döktü ve kazıyarak, basketbol oynayarak finallere çıktılar.

Buraya kadar gelmeleri büyük başarıdır. Özellikle Celtics önünde 3-2 geriye düştükten sonra, moralman çöküntü yaşamadan seriyi çevirmek, Cavs serisine yorgun ve 20 sayı farkla başlayıp buna rağmen adeta basketbol dersi vererek Doğu'nun en büyüğü olmak kolay işler değil. Başarıları fazlasıyla takdiri hak ediyor Orlando'nun. Tabi bu başarıda en büyük pay sahiplerinden birinin bir Türk olması da bizleri fazlasıyla gururlandırıyor. Hidayet'i finallerde izleme şansına sahibiz bu sene. Hem de takımda topu elinde tutan, sorumluluk alan biri olarak, sadece biz değil tüm dünya ile beraber izleyeceğiz Hidayet'i.

Guard rotasyonundan başlayalım. Öncelikle Nelson'un dönme ihtimali var ve ciddi ciddi konuşulmakta ilk maç öncesinde. Hazır mı sorusunun cevabı net değil avantaj yada dezavantaj mı olacak bu Magic'e göreceğiz. Ancak karşısında son yılların en kötü performansını sergileyen Fisher'ın olması hem Nelson için hem de Alston için oldukça önemli olacaktır. Lakers'ın yapısında guard önemli değil özellikle hücumunda ancak savunma da iş değişiyor. Savunma da bir şekilde rakip guard gelip Fisher'a karşı kariyer maçı oynayabiliyor. Orlando'nun fazlasıyla ekmek yiyebileceği bir nokta ve seri boyu Fisher'ı zorlamaları gerek.

Şutör guard'lara gelelim. Orlando eğer Lebron'a yaptığı gibi Kobe'yi de durdurmaya çalışmaz ve savunmasını yan parçalara uygularsa gayet başarılı olabilir. Zaten o sistemde bile LeBron'a karşı inanılmaz oynayan Pietrus tüm gözlerin üzerine çevrilmesini sağladı. İlk beş başlayacak isim bu seride de Lee olacaktır. Henüz çaylak bir ismin play-off'ta bu kadar iyi oynaması sürpriz bir olay. Bir iki maçlık değil katkıları her maç elinden geleni ypıyor, ceza şutları konusunda tehlikeli. Ancak işin savunma yönünde özellikle de ligib en iyi oyuncularından birisine karşı ne yapacak orası muamma. Pietrus'u henüz ilk dakikalarda bile kenardan gelirken görebiliriz. Kobe'yi mümkün olduğunca yavaşlatmaya çalışacak Magic. Pietrus, Kobe'nin önünde durur ve içeri drivelarını engellerse avantaj sağlayabilirler. Ancak yine de bu bölgede avantaj sarılarda.


Kritik eşleşme sf pozisyonunda olacak. Ariza ve Hedo.. Hedo muhtemelen pozisyonuna rağmen buraları en iyi bilen isim olarak genelde rakip sahaya topu taşıyan isim olacaktır. Zaten onun saha görüşü ile verdiği paslar oynattığı oyun cidden inanılmaz. Oldukça başarılı bu konuda Hedo. Onun varlığı bile Orlando'nun nefes almasını sağlayabilen bir etmen. Ego sorunu da yok. Gelir oyununu oynar şut kullanmak önemli değil onun için. Bu seri de de karşısında zorlu bir isim var. Trevor Ariza Lakers'ta en büyük çıkışı yapan isim bu sezon. Özellikle ceza şutları konusunda oldukça meziyetli. Savunmada da aklı ile rakibine zor anlar yaşatan biri. Hedo için kolay eşleşme olmayacak ancak benim tahminim Hedo'yu oyunun büyük bölümünde özellikle son çeyreklerde Kobe'nin alacağı.

Serinin en kritik eşleşmesi ise Lewis-Gasol eşleşmesi olacak benim gözümde. Çünkü savunma konusunda iki takımında bu isimlere verebileceği cevap yok. Durdurulan isim belki de o gece maçı kaybettirecek takımına. Gasol'un fizik üstünlüğü yadsınamaz Lewis'e karşı. Özellikle onun saha görüşü sayesinde kendinden kısa oyunculara karşı oldukça faydalı olduğunu biliyoruz. Alçak post'ta bire bir yakaladığında affetmeyecektir Gasol. Lewis'in savunma kısmında Gasol'e dur diyebileceğini sanmıyorum. Gerek orta mesafe yeteneği gerek pas yeteneği gerek basketbol bilgisiyle Gasol ön plana çıkıyor. Ancak Magic hücumuna döndüğümüzde Lewis'in de ayrı avantajları var. Bir kere Lewis dış şutları seven bir uzun. Hani bir 4 numara değil de 3 numara özellikleri bulunan bir isim. Bu Gasol'u fazlasıyla zorlar. Eğer Gasol Lewis'i dışarılara kadar takip ederse Howard pota altını duman eder bırakır. Hangi takımın savunma da bu iki isme daha çok cevabı varsa o takım avantajlıdır benim gözümde.

Gelelim pivot kısmına. Howard gösterdi ki faul yüzdesini finallerde oldukça yukarıya çekti. Durdurulması için faule başvurulmaması gerek. Howard potaya yakın topu eline aldığında durdurulması çok zor bir isim. Lakers'ın onu potadan uzak tutması gerekecek. Bynum ise Lakers'a bu sezon play-off'ta aman aman katkı sağlayamadı. Henüz 21 yaşında ve ilk play-off'u. Onda da tecrübe eksiklikleri var ancak bu eksiklikleri takımdaki diğer elemanların kapattığını söylemek gerek. Onun yapacağı tek şey Howard'ı potadan uzak tutmak ve hücumunda ise ekstra katkılar vermek olacaktır. Sadece Howard'a odaklanmalı maç boyunca..

Bench desteğine bakacak olursak şüphesiz Orlando adına en önemli isim Pietrus olacak. Eğer Nelson dönüş yaparsa ki zaman zaman Hedo'nun da guard oynadığını düşünürsek A.Johnson'a fazla süre şansı olur mu bilemem ancak olursa da yine Fisher'a karşı sırıtmayacağı kesin. Bunun dışında Howard faul problemine girerse Gortat gibi savaşçı bir isim var ancak onun da ne yapacağı günden güne değişmekte. Pek güvenilmesi gereken bir isim olmadığı aşikar.

Lakers tarafına baktığımızda Odom'un adını söyleyebiliriz bench konsunda. Özellikle Bynum olurda faul problemi yaşarsa Howard karşısında bol bol sahada görebiliriz onu. Bu da Lakers'ı fiziksel açıdan oldukça zor bir duruma sokacaktır ancak Odom'un Denver'a karşı oynadığı son iki maçta oldukça umut verici finaller için. Fisher'ın yedeği olarak Farmar ve Brown var. Özellikle Shannon Brown büyük atılım yaptı son dönemde. Farmar'ın değil de Brown'un daha fazla süre alması taraftarıyım.

Yer yer Lakers yer yer de Magic avantajı eline alıyor pozisyonlarda. Oldukça güzel ve seyir zevki yüksek bir seri olacağı kesin. Eee biz de Hedo dolayısıyla farklı bir gözle izleyeceğiz bu sezonki finalleri. 2-3-2'lik serinin deplasman takımına daha fazla avantaj yarattığını düşünsem de üst üste 3 maç almakta biraz zor gibi geliyor Magic için. Bu yüzden kazanmak istiyorlarsa 2-0 ile dönmemeleri gerek Florida'ya. Staples'ta maç çalmanın bir yolunu bulmalılar. Lakers ise geçen sene başına gelenlerin ardından -özellikle 4.maç- bu sene ayrı bir motivasyonla çıkacak finallere. Kağıt üstünde de favori konumundalar ancak Orlando buraya gelene kadar bir bir o kağıtlarda yazılanları yanılttı. Bakalım hangi testi kırılacak hangi takım yüzüğü elde edecek?
Seri hakkında net bir tahmin yapmıyorum. Sadece ekran karşısına geçip zevkini çıkarmaya çalışacağım. Ancak 7. maça kalmadan 6. maçta bir tarafın işi bitireceğini tahmin ediyorum. Haydi başlıyoruz..

Seri için yukarıya ankette açtık. İkinci maç başına kadar anket sürecek. Bakalım takipçiler hangi tarafta ? Mvp seçimim tamamiyle apaçi'dir :)

Tahmin: 4-2 Lakers-Magic
Mvp: Kobe Bryant -Lakers-
Hedo Turkoğlu - Magic-

1 Haziran 2009 Pazartesi

Los Angeles Lakers vs. Orlando Magic: The Finals

İnişli çıkışlı bir playoff'ların daha sonuna geliyor Lakers, geçen yıl olduğu gibi finallere kalmayı başardılar.Bu senede.4-1'lik Jazz,4-3'lük Rockets ve 4-2'lik Nuggets serilerinden sonra finallerde Orlando Magic ile kapışıcaklar.

Önce Lakers'dan bahsetmek istiyorum.Öncelik olarak playoff'larda serileri çok kötü yönetmiş bir Phil Jackson var.Yeri geldi Bynum iyi oynadı köşeye aldı.Yeri geldi Odom berbat oynadı oyunda tutmakta ısrar etti.Yeri geldi Rockets serilerinde fark yememize rağmen mola almadı.Yani inat etti ama yinede Lakers buralara kadar geldi.Artık dananın kuyruğunun kopacağı vakit geldi.P-Jack inatlarından vazgeçip şampiyonluğa Lakers'ı ulaştırması gerekiyor.Oda 10 parmağına 10 yüzük takmalı artık.

Lakers oyuncularından bahsedersek yüzüğe aç bir Kobe Bryant var.Geçen yıldan kalan hesabı bu sene Boston'dan almak isterlerdi ama onlarından mecali kalmadı tabi gelemediler buraya kadar.Herneyse işte geçen sene finallerde elenmişdi Lakers.Bu sene Kobe çok istiyor yüzüğü belli.Ayrıca sadece Kobe ile şampiyon olunmayacağına göre,Pau Gasol ve Trevor Ariza'dan da şu kritik final serilerinde ekstra birşeyler gelmeli.Lamar Odom'da takımla beraber inişli çıkışlı bir playoff geçirdi.Oda istikrarını bir türlü koruyamadığı için ondan şüpheliyim biraz ama ondanda beklenmedik ekstra birşeyler gelirse Lakers adına çok iyi olur.Ayrıca Fisher'da saçma sapan şutlar kullanıp takımı rezil edeceğine topu Kobe'ye teslim etse çok daha güzel olucak.


Orlando Magic'e gelirsek playoff'ların en iyi koçu Stan Van Gundy başlarında.Gerçekten muhteşem bir koç 1 dakika bile yerine oturmadan her an oyunculara yön veriyor.Gerektiği zaman gerektiği taktikleri vererek oyuncularını ateşliyor.

Orlando 4-2'lik Sixers, 4-3'lük Celtics, 4-2'lik Cavs serilerinden sonra adını finallere yazdırdı.

Oyuncularından bahsederken,Orlando Magic'de herkes görevini ve ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor.Aynı zamanda çok derin bir kadroya'da sahipler.Bench'den gelicek olan Mikael Pietrus Lakers'ın başını çok ağrıtıcak gibi.Ayrıca Lakes'ın başının belası olucak birşeyde üçlük sorunu.Rashard Lewis gibi süper şutör bir 4. numaraya sahipler.Bu Lakers'ı kötü yönde etkiliyebilir.Ayrıca maçın son bölümünde topu tamamen Hidayet Türkoğlu'na teslim ediyorlar.Ona takım tam anlamıyla güvenmiş durumda.Hedo'da iyi saha görüş özelliği sayesinde kötü gününde olsa bile skor yönünden katkı veremese bile her daim arkadaşlarını iyi besliyor.Maçın bir diğer kilit noktası ise Dwight Howard olacaktır.Son maçta Lakers'a gösterdiği inanılmaz performansla finaller için mesaj vermiş durumda.Kaan Kural'ın da dediği gibi:"94-95 Hakeem Olajuwon ve 00-01 Shaq'dan beri böyle performans NBA görmedi." gerçektende çok doğru söyledi.İnanılmaz oynadı sırtladı takımını finallere taşıdı.Finallerdede bu performansını sürdürürse karşısında ne Gasol durabilir nede Bynum.

Yazıma son verirken şunlarıda söylemek istiyorum bu seriye kağıt üstünde baktığımızda Orlando Magic biraz daha üstün taraf gibi duruyor.Ama Kobe gibi yüzüğe aç bir yıldızı var Lakers'ın. Ayrıca saha avatanjıda Lakers'da bu avantajı dezavantaja çevirmedikten sonra ve Lakers eksiklerine yoğunlaştığında şampiyon olur.Ayrıca P-Jack'in de adam gibi yönetmesi gerek maçları.

4-3 Lakers şampiyon olur diyorum ve Finallerin MVP'si ile son veriyorum yazıma.

Orlando Magic: Dwight Howard
Los Angeles Lakers: Kobe Bryant

-BUĞRA

31 Mayıs 2009 Pazar

TBL Final


Play-Off'ların başından beri beklenen, tahmin edilen eşleşme gerçekleşti. Fenerbahçe Telekom'u 3. maçta da devirerek 3-0 ile finale geldi ve Efes Pilsen'in rakibi oldu. İki takımda yarı finali zorlanmadan geçti 3-0 ile. Aslında çeyrek finalde de zorlanmadılar. Saha avantajı Efes'te ki ne kadar önemli olduğunu saha avantajının az önceki Telekom Fenerbahçe maçında. Fenerbahçe seyircisi play-off havasına girmiş. Efes'in Abdi İpekçi'de o taraftarın önünde maç alacağını düşünmüyorum. Fener dışarda maç koparırsa şampiyonluğa ulaşacaktır bence.
Bakalım hangi testi kırılacak? Efes 2007'nin intikamını alabilecke mi ? Fenerbahçe üst üste 3. şampiyonluğuna yürüyebilecek mi ? Bunların hepsinin cevabbını alacağız.. Seri tahminim 4-2 Fenerbahçe lehine.

Chris Bosh


Toronto Raptors denedi. Evet denediler. Bosh ve çevresinde kurulan iyi bir takım vardı. Colangelo'nun da gelişi ile takımda düzen sağlandı ve takım avrupai bir görünüm kazandı. Bosh'un en büyük yardımcısı olarak Jose Calderon takıma monte edildi. Takımın diğer yan parçaları da fena değildi. Ancak herşey Kapono'ya verilen 24 milyon dolar ile başladı belkide. Yapının bozulmaya başlamasının nedeni bu kontrattı belki de..

Herşey iyi güzeldi. 2007'de bir önceki seneden 20 galibiyet fazla aldılar ve play-off'ta Nets ile eşleştiler. Ancak olmadı, tecrübesizlikten ilk turda veda ettiler o sezon. Bir sonraki sezon Nba'in yükselen değeri Orlando ile karşılaştılar ilk turda ama yine olmadı. Bir türlü yapı tutmadı. O'Neal eklendi takıma sezon başında belki bir adım ileri götürebilecek bir hamleydi bu ama o aşı da tutmayınca böyle gitmeyeceği anlaşıldı.

Ve şimdi Bosh'un kontratının sona ermesine bir yıl kalmışken dedikodular da tavan yapmış durumda. Pistons, Warriors ve son olarak Bulls sıraya girdi Bosh için piyasa yokluyorlar. Colangelo'da gözünü karartmış takasa olumlu bakmaya başlamış. Bakalım Bosh nereye gidecek. Belki sezona Raptors formasıyla başlayacak belki de off-season da şehir değiştirecek. Nasıl bir pakete gidecek Bosh merak ediyorum. Şu kadroyla bir şey olmayacağı açık. Takımda kalıpta yeni bir kontrat için istekli olduğunu hiç sanmıyorum.

Orlando Finalde




Orlando evinde Cleveland'ı 103-90 mağlup ederek seriyi 4-2 noktaladı ve La Lakers'ın finaldeki rakibi oldu. Howard cidden en iyi performanslarından birini ortaya koydu belki de dün gece kariyerinin. Play-Off kariyer sayı rekorunu da kırdı. Cavs pota altını tek başına dağıttı. Onun iyi olması şutörlere de ekstra katkı sağladı. Hedo olsun Pietrus olsun Lewis olsun dün gece fazlasıyla iyiydiler. Pietrus'ta bu serinin ayrı bir kahramanıdır aslında.

Hedo'lu Orlando finale kaldı. Gönlüm Hedo'nun gerçekten iyi bir final serisi geçirerek yüzüğe ulaşması. Haydi bakalım cuma sabahı buradayız. Detaylı bir final yorumu da sonra bu sayfalarda olur.

Sen Ağlama !!



30 Mayıs 2009 Cumartesi

LA Lakers - ??

Los Angeles Lakers Batı Finali'nde Denver Nuggets'ı 4-2 ile geçerek finale çıktı. Dün maçı izleyemedim. Kobe 5. maçta olduğu gibi takıma yönelik oynayınca Lakers rahatça maçı götürmüş gibi. Özetlere baktım şimdi de fark zaten hiç te yakın düzeyde de değilmiş maç boyu. Lakers son 2 maçı çıktı isteyerek aldı. Belki kötü oynadığı maçları da George Karl'ın hataları sayesinde aldı ve finale geldi.

Rakibi belki bu gece belki de pazar gecesi belli olacak. Cleveland yada Orlando. Orlando olmasını isterim Hedo'nun takımdaki varlığıyla. Bu gece maçı izlerim büyük bir ihtimal ama nete girebileceğim bir yer yok. Haydi bakalım Orlando diyelim..

Büyük Burun


Bu fotoğrafa bakınca burnu biraz büyük görünüyor. Ama açıklamalarına bakarsak burnu epey büyük gözüküyor. Beyzademiz New York'a gitmek istiyomuş. İstersin tamam anlarım da "Şüphesiz Bosh'dan iyiyim" ne demek?

Amare Stoudemire lige ilk geldiğinde de iyi oynuyordu, yılın çaylağı seçilmişti hatta. Ama asıl patlaması yıldız haline gelmesi Nash'in takıma katılmasıyla gerçekleşti. Kendini üstün gördüğü oyuncu olan Bosh'sa kendi başına gelişti. Yanında öyle ahım şahım bir oyun kurucu oynamadı hiç. Siz hangisini seçerdiniz?

28 Mayıs 2009 Perşembe

Dublajlı Kaçış


Star Tv Prison Break'in yayın haklarını almış 9 Haziran Salı 22.30'da yayınlamaya başlayacak. Eee Star Tv olunca altyazı olayı da olmayacak tabi. Burada da fragmanı var buyrun. Bu efsane diziyi bir de dublajlı izleme deneme şansına sahibiz. Merakta ediyorum açıkçası kimler nasıl seslendirilecek diye.

T-Bag özellikle kim tarafından seslendirilir önemli bir mevzu. Şu ana kadar ortaya çıkan tek sonuç Umut Tabak. Tanırsınız adamı Polat Alaemdar, Lost'ta Jack vs vs .. Türkiye'nin tek ses sanatçısı Mike'a da sesini verecek. Başka bieinin olması da beklenmezdi zaten.

Chris "Birdman" Andersen


Denver-Lakers mücadelesinde bir grup Chris Andersen taraftarları.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Orlando Adım Adım Finale


2. maçtaki o mucize şut olmasa şu gün belkide 8-0 ile Doğu Finali'ne gelen Cleveland'ın süpürülmesini konuşuyor olacaktık. Seriye inanılmaz moralli başlıyordu Cavs 8-0'lık girişinin ardından. Üstüne bir de bir hafta kadar tatil yaptılar. Orlando ise zorlu bir Celtics serisi atlattı. 7. maçta Celtics'i deplasmanda yenebilmek kolay bie iş değil. Ancak Magic'in yolunun uzaması onları yormaktan çok takıma özgüven kazandırdı. Kafalarında ''Yapabiliriz..'' düşüncesi belirdi. Nitekim ilk maçtan sürprizi yaptılar Cavs'a.

İlk maçın ardından Mo Williams'tan muzip bir açıklama geldi. ''Magic'in bizden 4 maç alması imkansız.'' diyordu Mo. Magic şu an evindeki iki maçı da kazanarak seride durumu 3-1'e getirdi. Şimdi sorulması gereken soru ''Cleveland bu Magic'ten üst üste 3 maç alabilecek mi?''

Cavs serinin en iyi oyununu oynadı hücum bazında. İlk maçlarda James'e yardımcı olacak oyuncu yok ondan böyledirler diyordum ama öyle olmadığını bende anlamış bulunmaktayım şu maç ile beraber. Cavs'ta James'e gelebilecek maksimum katkı bu maç geldi belki ama takım savunma yapmayınca, eşleşmelerde zayıf kalınca sounç ortada. Magic biraz da yüzdeli oynayınca özellikle dış şutlarda Cavs'ın işi zorlaştı bu en iyi oynadıkları maçta dahi.

Orlando'nun zorlandığı hücumda tıkandığı dönemler oldu elbet. Ancak bu onların o ara kötü oynadıklarını işaret etmiyor. Aksine her zaman oğru pasları verdiler, boş adamı buldular. Üst üste bri kaç hücum kaçırınca Cavs öne fırlar gibi oldu ancak her hücumda bu pozisyonları bulan Magic bir müddet sonra kaçırmayı bıraktı. Özellikle Alston ve Pietrus'un şut performansları etkileyiciydi.

Hidayet Magic'in en önemli ismiydi yine. Hücumda yine topu eline alan Hedo her zaman doğru tercihleri yaptı, takımın zorlandığı anlarda elini taşın altına koyan isim yine kendisiydi. Takımı toparlayan isim Hedo.. Şu an Denver'da Billups ne ise Magic'te de karşılığı Hedo'dan başkası olamaz. O kadar soğuk kanlı ve rahat ki bu tip bir maçta bile yüzünde en ufak bir gerginlik sezemiyorsunuz. Aynısı takım arkadaşı Lewis'te var. 4.çeyrek sonunda attığı o üçlük herkesin o anda atabileceği bir üçlük değildi. Eli titremeden basketi buldu Lewis.

Howard'a gelince maça mükemmel başladı dün gece. İlk çeyrek pota altında karşısında duran olmadı Cavs'ta. Ancak yine sahneye Varejao çıkıt ve Howard'la eşleşmeye onu sinirlendirip sindirmeye çalıştı. Bir pozisyonda da istediğini aldı ve Howard'a teknik faul çaldırdı. Bu çalınan faul o kadar gereksiz ve saçmayı ki insan o çalınan faulü görünce ''Bir gece önce Jr Smith'in yaptığı neydi? Onun o zaman oyundan atılması falan lazımdı.'' diyesi geliyor. Yine de Howard uzatma periyodunda yine topu istedi ve Varejao'yu duman etti. Maç sonunda, kritik anlarda sorumluluk almıyor diye eleştirdiğimiz Howard'ın şu performansına hayran kaldığımı söyleyebilirim.

Cavs'ta James hakkında konuşacağım bu maç yine elinden geleni yaptı. Pietrus'un müthiş savunmasına rağmen adam çıktı yine 40+ skor üretti. Ee üretsin bir zahmet ancak son çeyrek o kadar yorgun ve bitkin düştü ki uzatma periyoduan şut atacak takati yoktu adamın. Üst üste top kayıplarına imza attı oyunun son dönemlerinde James. Ancak o bitkinliğine rağmen yine uzatmanın sonunda çok zor bir şutta isabet buldu ve az kalsın bir mucize şutla seriyi eşitleyecek basketi de bulacaktı.

Hakemlere gelince konuşmak istemiyorum ama ben ilk kez bir takımın bu kadar kollandığına şahit oluyorum. Hele ki James'in 4. çeyrek sonunda tökezleyip düşmesinin ardından faul çalınmasına diyecek lafım bile yok. Hakemler bir türlü dikiş tutturamadı şu play-off'larda. Bir Heat-Hawks maçı vardı sanırım 3. maçtı. Ne güzel hakemler vardı orada öyle. Sertliğe sonuna kadar izin veren düdüğün sesini çok az duyduğumuz kıran kırana bir maç olmuştu. Bütün maçları gelse de o hakem üçlüsü yönetse keşke..

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Avrupa Cavaliers'a Bela Oldu


İlk iki maç sonuçları hariç birbirinin aynısıydı am bu kez öyle olması beklenmiyordu. Bir sürpriz olmadı, Cleveland'ın farkı ciddi bir rakama çıkardığını hiç görmedik. İlk çeyrekte Orlando'nun üstünlüğü vardı. Ama ikinci yarıda (Özellikle son dakikalarda) Cleveland'ın baskısı ilk yarının yine yakın bitmesine neden oldu.

Üçüncü çeyrekte Cleveland zaman zaman bastırsa da orlando yine de üstündü. Son çeyrekse Hidayet'in takımı oynatması, Dwight Howard'ın LeBron'dan daha iyi serbest atış kullanmasıyla maç Orlando'ya geldi.

Mickael Pietrus gecenin kahramınıydı. Hem de hepsi o çok sevdiği dip çizgiden olan 4 üçlük kaçırmasına rağmen. Üçüncü çeyrekte hücum tıkanmışken kararlı adımlarla potaya yürüyüşü ve basket faulü çıkarması mükemmeldi. Savunmada -yine- takımın en iyisiydi. LeBron'ın karşısında bu ligde en iyi duran oyuncu olduğunu söyleyebiliriz artık.

Dwight Howard kariyerinin en garip maçını çıkardı belki de. Zorlandığı serbest atışları -hem de son çeyrekte- tıkır sokan Dwight Orlando'nun geri dönüşe izin vermemesindeki en büyük etmenlerden biriydi. Sadece 5 saha içi isabeti varken 14 serbest atış isabeti olması (hem de 19 atışta) maçın garipliğini anlatıyor. Ama aldığı teknik faul ona pahalıya patladı. Varejao onunla uğraşıp durdu daha da pahalıya patlaması için ama yapmadı. kendini koruyabildi. Özellikle fark 8 sayıyken LeBron'ın son bir umut için attığı üçlüğe muazzam bir blok vurduğunda (Play-Off'un en iyi hareketlerinden biriydi) ona çıkan faul sınırını zorladı iyice. Bir kaç kez etrafında döndükten sonra sakinleşmeyi başarıp benche oturan Dwight kendini bu kadar tutmasıyla da övgüyü hak etti.

Hidayet bu maçın kahramanı olamadı hatta olmaya çok uzaktı. Şutların bir problem vardı. içeri girse olmadı, dışardan oynasa yine olmadı. Bu kadar soğukken dahi son dakikalarda top kullanma isteği diğer alanlara yaptığı katkıyı gölgeliyor diyebiliriz. West'in savunmasını yine sonuna kadar kullanan Hidayet asistleriyle maç boyunca Cleveland savunmasını bozdu. Faulleri tıkır tıkır attı ve saha içindeki felaket oranını (1/11) kısmen bu şekilde dengeledi.

Gortat, Howard faul problemine girmişken üzerine kalan pota altı sorumluluğunu yeterli şekilde yerine getirdi. İstatistiklere 2 blok 5 ribaunt şeklinde geçse de içeriyi güzel kapattı. Bence Howard'ın oturduğu zamanlarda bu kadar iyi katkı yapan bir oyuncunun Avrupa'ya gitmesine izin vermemeli orlando.

LeBron James için istatistikler aynı ilerlese de bu maç farklıydı. Dışardan atmayan bir LeBron izledik bu gün. içeriye girdikçe sorun çıkardı ama dışardan şut kullanmakta ısrar etti bir dönem. Son çeyrekteki serbest atış başarısılığı da Cleveland'ın bir türlü dönüş yapamamasında büyük bir etkendi.

Big Z istatistiklerde kötü bir maç çıkarmış olsa da LeBron'a en fazla yarım etmek isteyen isimdi. Kritik zamanlarda üçlüğün bir adım içerisinden attığı basketler Cleveland için çok önemliydi. Ama son çeyrek dışında elinde kötü toplar patladı hep. Hep dipden atış kullanmak zorunda kaldı. Saha içi isabet yüzdesi bu yüzden düştü. Ama skor üretebilmek uğruna içeri penetre etmesi takdire şayandı. Savunmadaysa her zamanki gibi etkili olamadı. Zaten onun yaşındaki herhangi birinin Dwight Howard'ı savunurken etkili olmasını bekleyemezsiniz.

Delonte West, diğer maçların aksine gayet etkindi bu maçta. Savunmada Hidayet'in karşısında sürekli hareketli kalmaya çalıştı. Bu ona faul problemine patlasa da Hidayet'in de dengesini bozduğu gerçeği görmezden gelinemez. Hücumdaysa diğer maçlara nazaran daha etkiliydi.

Anderson Varejao, serinin ilk iki maçında da olduğu gibi çirkeflik şov sergiledi. Howard'ın sabrını iyice zorladı. Başka birşey var mıydı? Son çeyrekte hücum ribauntuı alıp basket attığı var aklımda sadece. Gerisi yalnızca yaptığı çirkeflikler...

Mo Williams, kaşının ve gözünün altının açıldığı bir gecede yine diğer maçlardaki gibi oynadı. Son çeyrekte diğerlerine nazaran daha etkiliydi.

Orlando Magic daha baskı altında çıktığı maçta Cleveland'ı yenerek gelecek maç için kocaman bir yükü rakibinin omuzlarına yükledi. Gelecek maçta kaybedeceği şey daha küçük olan Orlando'nun daha atak oynamasını seyredeceğiz gibi. Cleveland'sa daha sakin kalmaya çalışmalı. Mike Brown şu iki gün boyunca -seri başından beri yapamadığını yapmalı- ve takımına sakin kalmayı öğretmeli mutlaka. Yoksa Cleveland'ın final hedefi mucizelere kalabilir.

24 Mayıs 2009 Pazar

Play-Off Yarı Final


Efes Pilsen - Galatasaray Cafe Crown (1-0)

3 maçlık serilere bir adım önde başlamak ne kadar önemli bunu söylemeye gerek yok. Efes çıksa serinin ilk maçını alıp skoru 2-0'a getirse Galatasaray'ın final için şansı kalır mı ki ? Tek çare Galatasaray için ilk maçı kazanmak. Efes'in de amacı ilk maçı alıp seriyi noktalamak olacak. Belki Ayhan Şahenk'te Galatasaray belli bir direnç gösterecek ancak tablo şu ki Efes'in seriye 1-0 önde başlamak gibi büyük bir avantajı var. Bu avantajını da kullanacağını düşünüyorum. Ayrıca Daçka'yı kolay geçerek 4-5 gündür de dinleniyorlar. Galatasaray nihayetinde bir derbi serisinden geliyor buraya. Sürpriz olmaz ve Efes 3-0 veya 3-1 ile turu geçen taraf olur.

Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom (0-0)

Telekom ilk turun en kötü ekibi şu dört takım içinde. Ankara'da ki maçta Mersin bir iki ufak hata yapmayıp doğru basketbol oynasa şu seriyi konuşmayacaktık bile. İşte 1-0'ın avantajı. Ankara'da ki maçı güç bela alan Telekom dışarda oynadığı bir maçı da çalarak yarı finale yükselen taraf oldu. Ancak soru işaretlerini de beraberinde getirdi Telekom. Mersin karşısında pota altı oyuncuları rezaletti. Kısalar sayesinde maçları kazandılar. Mersin'e bu performansı gösteren pota altı merak ediyorumda Ömer'e Oğuz'a karşı neler yapacak ? Fenerbahçe'de zorlanmadan 3-1 geçer ve bizi yine beklenen bir Efes-Fener finaline götürür.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...