31 Aralık 2008 Çarşamba

Yeni Yıl

Yeni bir yıla giriyoruz.
Yaşamımızdan hiçbirşey değişemese de tarih 2008'i terk ediyor.
Yeni yılın tek değiştirdiği gazetelerdeki, dijital saatlerdek ve bilimum yerdeki tarih göstergesi.
Yoksa kasmayın boşuna kimsenin değişeceği yok, herşey aynı..
Bende değişmiyorum..
Her zaman olduğum gibi.
Aynı benliğimle ortasında duracağım hayatın.
Aynı hayallerimle, aynı aşkla, aynı umutsuzlukla..

Unutmadan kutlu olsun hepinizin yeni yılı.
Değişen bir şey olmasa da seviyorum yılbaşı gecelerini.
En azından lotonun bana çıkma ihtimali var :)

30 Aralık 2008 Salı

4 Steps - No Travelling



Bugün özetlerde izlerken gördüm Young'un smacını. Cidden enfes bir pas fake'i ile rakibini çarşı yapıp basmış smacı. İzlerken baya bi iyiydi ama bariz bir şekilde steps var pozisyonda bende izlerken farkedemedim ancak bu videoyu izleyince farkedebildim..

28 Aralık 2008 Pazar

Rockets 120-115 Jazz


Houston-Jazz maçlarını izlemek bana her zaman keyif vermiştir. Mehmet'in Yao'nun arkasındaki performansı, Memo Yao ile boğuşurken arada kaynayan Boozer'ın sergilediği oyun Houston cephesinden T-Mac vs vs.. Önemlidir benim için Jazz-Rockets maçları. İki takımın yakın geçmişindeki play-off mücadelelerini de düşününce cidden iyi maç olacağı belliydi maç öncesinden.

İyi maç olacağı belliydi ama yukarıda saydığım Memo,Boozer,T-Mac gibi isimler bu maç sahada yoktu. Maçın Yao veya D.Will dışında izlenecek bir yönü neredeyse kalmamıştı. Uzatma anları hariç öyle aman aman bir maçta izlediğimi sanmıyorum ama beni gecenin bi vakti ayık tutmayı başardı ve yine kendini izlettirdi Jazz-Rockets maçı.

Utah'ın önemli dezavantajları vardı. Pota altında Boozer ve Memo gibi iki ismin olmayışı fiziki açısından Rockets pota altında karşı dezavantajlı konumdaydılar. D.Will halen ritmini tam olarak bulamadı ama bu dezavantajı Alston'un da kötü oynaması ile biraz kapattılar. Bir de bench olayı var ki rakipte Artest başta olmak üzere önemli bench isimleri varken Utah'ta bench neredeyse ilk beş çıktığından kenardan beklenilen katkı glemedi.

Houston'da Jazz'da ribaunt takımı. Oyunda sertliği seven ve uygulayan takımlar. Belkide maçlarını da benim açımdan ilgi çekici hale getiren en önemli neden bu. Dün gece Utah eksiklerinden dolayı ribauntlar konusunda Rockets ile yarışamadı. İlk periyotta sürekli olarak Houston hücumları Scola ve Yao'nun üzerinden döndü ve Utah pota altı zor anlar yaşadı. Zaten oyunun ilk bölümünde Houston'un yakaladığı ivme ve gelen fark maç sonuna kadar hemen hemen sürecekti.

Houston bir fark yakaladı. Sürekli 8-10 sayılarda Rockets üstünlüğü ile geçildi maç. Utah maç boyu ne Rox'u yakalayacak ciddi bir atak yaptı ne de Rockets maçı koparacak bir atak. Maç böyle olduğundan aslında sıkıcı geçiyordu benim için ancak maçın hep ortada kalmasıda önemliydi.

Nitekim son çeyrekte Deron Williams'ın oyuna ağırlığını koymaya başlaması ile Utah rakibini yakaladı ve son anlar baya bir heyecan içinde geçti. Uzatmanın ilk periyounda iki takımda birbirini tarttı bu dakikalarda Yao'nun fazlasıyla yorulduğu gözlenebiliyordu. Neredeyse oyunda olduğu her an onun üzerinden oynanan oyunlar onu bitkin düşürdü. İlk uzatma periyodunda da hücumda eline top aldı ancak çok aktif değildi.

2. uzatma devresinde Rockets bu sefer B planını uygulamaya başladı. B planının odağınadki isim ise Ron Artest.. Ron Artest maçın bu son 5 dakikalık bölümünde her hücumda topu eline alarak kendinden bekleneni yaptı. Artest bu ikinci uzatma periyodunda tam 10 sayı sığdırarak taraftarların bir ağızdan ''Ron Artest'' temposu tutmasını sağladı. Buna bir daha tanıklık edebilir miyim bilemiyorum...

Utah'ta maç boyunca D.Will etken olamadı. İlk çeyrek skor üretememesine rağmen asistleriyle oyuna katkı sağlayan Deron son çeyreğin son 5 dakikasına kadar ruh gibi oynadı. Ancak o dakikalarda elini taşın altına soktuğunda takımını geriden gelmesini sağlayan isimdi. Bunun dışında Utah'ta Brewer önemli katkılar verdi. Sahada 53 dakika ile en çok kalan isimdi neredeyse hiç kenara gelmedi ve ciddi bir katkı sağladı takımına.

Krilenko maç boyu takımını ayakta tutan isimlerden biriydi. Gerektiğinde hücumu ile gerektiğinde savunması ile Rockets'e cevaplar veren Krilenko maç boyu Utah'ın kritik anlarda başvurduğu isimdi. CJ Miles ise yalnızca skor katkısı verdi 15 sayı ile. Diğer alanlara katkı sağlamadı ve tek yönlü bir oyun oynadı.

Utah'ın pota altında eksiklerinde bol bol süreler alan Koufos ve Fasenko dün gece gayet efektifti ve Yao karşısında fena da değildiler. Özellikle ben Koufos'un faul problemine girmesin rağmen Yao arkasında sergilediği oyunu beğendim. Son çeyrekte de Utah hücumunda önemli işler yapan bu iki isim özellikle Fesenko'nun katkıları ile de oyunda tutundu. Fesenko Utah'ın benchden gelip verim alabildiği yegane isimden biriydi.

Yao dediğim gibi fazlasıyla yoruldu maçta. İnfilak edecek diye korktum bir an.. Her hücum neredeyse onun üzerinden oynandı ve kesinlikle maç boyu süren bu ısrar Utah'ın geri dönüşünde en önemli etkendir. Son çeyrekte ve uzatma periyotlarında yorgunluğu net anlaşılıyordu. Nitekim ikinci uzatmada oyunda etken olabilecek bir seviyede izleyemedik onu.

Artest Rox benchinden gelerek önemli bir katkı yaptı. İlk yarı sergilediği şut performansı ikinci yarıda ritmini kaybetse de uzatma periyounda yeniden ritmini buldu ve Utah'ı deviren isimdi maçta. Dediğim gibi taraftarlar bir daha ne zaman bağırır ''Ron Artest'' diye muamma.. Özel bir geceydi onun için hele ki son günlerde sergilediği performansların içinde.

Alston baya kötü bir maç çıkarttı. Maçı 1 asistle bitirmesinin yanında şut performansı da bir hayli düşük seviyedeydi. Uzatma periyodu ve son çeyreğin bitimlerinde yaşanan faul seanslarında başarılı bir iki ft'si ile çift haneli skorlara ulaştı. Yani karşısında kötü bir Deron Williams varken Alston'un da kötü bir maç çıkartmaması gerekirdi.

Houston kolay alacağı bir maçı zora soktu ama sonuçta kazanmasını bilerek önemli bir galibiyet aldı. Utah bu sene sakatlıklardan çok çekti ki bu maçtada etkileri görüldü. Sertlikleri eskisi gibi değil ve bir an önce toparlanmaları gerek..

26 Aralık 2008 Cuma

1000 !!


Phil Baba'yı tebrik etmek gerek cidden. Dün gece Boston karşısında Lakers'ın aldığı 92-83'lük galibiyet ile beraber 1423. maçında kariyerinin 1000. galibiyetini aldı.

Phil Jackson en az maçta bu başarıya ulaşan koç oldu.
Phil Jackson Nba tarihinde 1000 galibiyet barajına ulaşan 6. koç oldu.
Phil Jackson 1000. galibiyetini Boston'un 19 maçlık galibiyet serisini sonlandırarak aldı.
Phil Jackson 1000. galibiyetine Chiristmas gününde ulaştı.

Devam Phil Baba.. Daha şampiyonluk görürsün sen..

Sıra Dördüncüde


All-Star hafta sonuna yaklaşık 1.5 ay kala smaç yarışmasının katılımcıları da belli olmaya başladı. Son şampiyon olarak Howard'ın katılacağı turnuva da yine daha önceden bu heyecanı yaşamış isimler olacak. Rudy Gay ve Nate Robinson..

Rudy Gay geçtiğimiz sezon katılmış ama bizleri şaşırtamamıştı. Nate'i ise tanıyorsunuz. 2006 yılında Igy'nin elinden birinciliği 2536 denemede yaptığı smaçla çalmış ve 2007'de de finalde Green ile karşılaşmıştı.

Yarışmada son olarak yarışacak dördüncü ismi belirlemekte bizlere düşüyor. Nba.com'dan yapılacak oylamada listede üç isim var.. Bucks'tan Joe Alexsander, Blazers'tan Rudy Fernandez ve Thunder'dan Russell Westbrook. Şöyle bir bakınca Westbrook'u seçeceğim gibi..

All-Star Sonuçlar #2


Eastern Conference

Forwards: LeBron James (Clev) 1,259,764; Kevin Garnett (Bos) 905,506; Yi Jianlian (NJ) 762,162; Chris Bosh (Tor) 500,700; Paul Pierce (Bos) 313,474; Shawn Marion (Mia) 210,040; Hedo Turkoglu (Orl) 137,035; Danny Granger (Ind) 116,238; Josh Smith (Atl) 110,186; Michael Beasley (Mia) 100,257; Tayshaun Prince (Det) 98,262.

Guards: Dwyane Wade (Mia) 1,229,858; Allen Iverson (Det) 858,469; Vince Carter (NJ) 600,087; Ray Allen (Bos) 354,642; Devin Harris (NJ) 267,504; Gilbert Arenas (Wash) 205,223; Derrick Rose (Chi) 203,687; Luke Ridnour (Mil) 197,933; Jose Calderon (Tor) 193,715; Jameer Nelson (Orl) 174,081; Joe Johnson (Atl) 162,772.

Centers: Dwight Howard (Orl) 1,421,882; Samuel Dalembert (Phi) 232,733; Rasheed Wallace (Det) 163,279; Jermaine O’Neal (Tor) 147,534; Andrew Bogut (Mil) 112,708; Al Horford (Atl) 107,118; Ben Wallace (Clev) 89,809; Emeka Okafor (Char) 69,015; Zyrdrunas Ilgauskas (Cle) 60,970; Kendrick Perkins (Bos) 54,772; Brendan Haywood (Wash) 28,182.

Western Conderence

Forwards: Tim Duncan (SA) 903,311; Amare Stoudemire (Pho) 626,796; Carmelo Anthony (Den) 602,457; Dirk Nowitzki (Dal) 553,611; Ron Artest (Hou) 509,717; Pau Gasol (LAL) 424,135; Shane Battier (Hou) 292,287; Bruce Bowen (SA) 286,923; Josh Howard (Dal) 209,802; Luis Scola (Hou) 181,253; LaMarcus Aldridge (Por) 145,857.

Guards: Kobe Bryant (LAL) 1,280,912; Tracy McGrady (746,098); Chris Paul (NO) 725,251; Manu Ginobili (SA) 386,846; Tony Parker (SA) 358,107; Jason Kidd (Dal) 299,107; Steve Nash (Pho) 281,909; Jason Terry (Dal) 226,754; Rafer Alston (Hou) 211,017; Brandon Roy (Por) 174,244; Chauncey Billups (Den) 170,645.

Centers: Yao Ming (Hou) 1,114,709; Shaquille O’Neal (Pho) 546,583; Andrew Bynum (LAL) 259,331; Mehmet Okur (Utah) 235,292; Greg Oden (Por) 144,650; Andris Biedrins (GS) 101,115; Al Jefferson (Minn) 86,296; Tyson Chandler (NO) 85,452; Nick Collison (OKC) 67,338; Marcus Camby (LAC) 49,235; Chris Kaman (LAC) 19,415.

23 Aralık 2008 Salı

Yao vs Yi


Gecenin bir diğer düellosu Yi ve Yao arasındaydı. Nba'deki iki popüler Çinli basketbolcuyu karşı karşıya getiren ve tahminen Çin'de izlenme rekoru kıran maçta Yao'nın takımı Y'nin takımını 114-91 ile geçti.

Yao Ming: 24 sayı 16 ribaunt
Yi Jianlian: 10 sayı 7 ribaunt

Gasol vs Gasol


Bu sezon özellikle tartışılır oldu Gasol takası. Küçük birader Marc'ın performansına göre. Fena da oyunamıyordu ama istikrar yok takımı gibi bir iyi bir kötü. Dün Lakers Memphis deplasmanına çıkınca iki kardeş bu sezon ilk kez karşılaştı.

Lakers'ın kötü bir dönemine denk gelen maçı az daha Mmephis kazanacaktı. Neyse ki Lakers önünde zorlu maçların olduğu dönemde bu galibiyetle biraz olsun rahatladı. Kardeşlerin düellosuna gelince...

Pau Gasol: 15 sayı, 7 ribaund, 6 asist
Marc Gasol: 8 sayı, 7 ribaunt, 2 asist

Kısa Kısa Nba

* Ekonomik krizin vurduğu Rusya'da paralarını alamayan oyunculardan biri olan Kristic Okc ile offer-sheet kontrat imzalamış. Zaten Nets'te karşılamayacağını belirtmişti. Okc'ye hayırlı olsun..

* Boston Celtics ilk olarak 1966-67 sezonunda Sixers'ın kırdığı daha sonrada Knicks'in egale ettiği 26-2'lik en iyi başlangıç rekorunu egale etti. Rekorun yeni sahibi olmak için ise bu akşam kendi sahalarında bu rekorun ilk sahibi olan Sixers'ı ağırlayacaklar.

* Haftasonu oynanan ve 2 uzatma sonunda Jazz'ın deplasmanda kazandığı Utah-Detroit maçından sonra hakemlere yönelik iddialar yine su üstüne çıktı. Özellikle Rip ''Onlara faul çalınmaması ilginç.'' diyerek tepkisini dile getirdi.

* Yi Jianlian'ın normalden 3 yaş daha büyük olduğu kanıtlarla ileri sürüldü. Eğer iddialar gerçekse Çin Hükümeti'nin başı çok ağrıyacaktır.

* Izod Center'da Nets taraftarları ''Thank You Cuban'' diye tempo tuttu.. Eee bu alemde her çılgınlığı Cuban yapacak değil. O anki yüz ifadesi de harika adamın.

* Cuban demişken Dallas takas arayışı içerisindeymiş. Özellikle guard ve center mevkilerinde eksikler sezmiş Cuban efendi.

* Bulls ekibi takas listesine bu sezon kontratı bitecek olan Gooden'ı da eklemiş. Biten kontrat almak isteyen takımlar için fena bir isim de değil hani..

* Alonzo Mourning'in tekrar sahalara dönmek istediği konuşulmakta. Joen Anthony dışında alternatifsiz gözüken Heat pota altına çare olsunda ne olursa olsun.

21 Aralık 2008 Pazar

Magic 106-103 Lakers


Şu maça bakınca direk beklentim Howard-Bynum kapışması olurdu. Öyle de oldu. Büyük bir hevesle geçtim tv karşısına ama daha bir dakika henüz dolmuştu ki anladım bu akşam bu ikiliyi nadir yan yana göreceğiz. Ama başka hikayeler girdi işin içine. Nelson-Fisher-Kobe ve son çeyrek performansıyla yine Howard. Cidden güzel ve zevkli bir maç oldu Lakers-Magic maçı.

Bir dakika içinde Bynum'un iki faul alması uzunca bir süre bench yolunu tutacağının göstergesiydi. Heat maçında süres iyiydi ancak top bir türlü ona indirilmiyordu bu maçta ne süre aldı ne de top kullandı. Florida'da zevkli bir maç izlemiş oldu benchten. Sonucun tadını çıkartır artık.

Bynum'un ütüne Howard'ın da faul problemine girmesi ile pota altında sıkıntı çeken Magic bu sıkıntıyı Gortat'ın oyuna getirdiği boyut ile aştı. Gortat benchten oyuna gelerek savunma direnci ile savunması berbat olan Magic'in biraz uyanmasını sağladı. İlk çeyrekte oynadığı kısıtlı dönemde 3 blok yapan Gortat, Howard'ın yokluğunda Lakers'ın boyalı alanı kullanmasına izin vermedi.

Lakers'ta dün gece oynanan Heat maçından beri bir değişiklik olmamış. Takım halinde oynayan bir Lakers'tan ziyade sahada oynayan bir Kobe vardı. İlk yarı muazzam oynadı. Hatta ilk üç çeyrek muazzam oynadı Kobe ama Orlando sonunda ona da çözüm buldu. Son çeyreğin ilk 8 dakikasında skor üretemeyen Kobe son 4 dakikada da yalnızca 4 sayı üretti ve son çeyrek bir hayli suskun kaldı.

Orlando daha ilk periyottan itibaren üçlüklerine başladı. Lewis'in başlattığı üçlük furyasına Hedo ve sonrasında Nelson'da katıldı. Özellikle Orlando 9 sayı geride girdiği ve 1 sayı önde tamamladığı üçüncü çeyrekte tam 6 -yazıyla altı- üçlük buldu. Üçüncü çeyrek tamamiyle Nelson'un çeyreği idi ve 15 sayı ile takımının maçtan kopmamasını sağlayan isimdi.



Nelson'dan bahsetmişken atlamayayım cidden bu Nelson nasıl bir gelişim göstermiş öyle. Orlando adına hücumda çok önemli işler yaptı kendileri. Yüksek yüzdeli şut atan Nelson son çeyrekte Howard'a indirdiği toplarla da beğenimi kazandı. İşin bir de savunma yönünü yapabilse cidden onun hakkında daha iyi düşüneceğim ama Fisher'a inanılmaz alan bıraktı maç boyunca.
Fisher'ın zaten savunma namına bu yaştan sonra aman aman bir olayı yok. Elinden geldiğince yapıyor ama bu geceki Nelson'u da durdurmak zordu cidden. Ama Nelson savunma da Fisher'a karşı hiç etki gösteremedi. İki guard'da hücum yönünde ne kadar iyilerse savunma da kötüydüler bence. Dün gece Kobe-Wade düellosunun ardından Fisher-Nelson biraz yavan gelse de iyiydi sonuçta.

Kobe son çeyrek hakem desteğini arkasına almasına rağmen bir türlü istediklerini gerçekleştiremedi. Kobe'nin çılgınca oynadığı bir gecede Lakers bu maçı 10 sayı önde iken koparamadıysa bunda bir sorun var bence. Orlando maç boyu çok iyi şut attı ve maçın kopmasına izin vermedi.

Faul problemleri ile boğuşan Howard benchte maça iyi konsantre olmuş olacak ki son çeyrek döndüğünde Lakers pota altını duman etti. Dördüncü çeyrek iyiden iyiye kendini farkettiren Howard savunmadkai azmi ve hücumdaki katkılarıyla Magic'in en dikkat çeken ismiydi. Genelde Nelson başta olmak üzere Magic oyuncuları Howard'ı kullanmayı unutur ancak son çeyrek hemen hemen her hücum onun üzerinden oynandı. Nasıl yarar alındığını da uygulamalı olarak görmüşlerdir böylece.

Pietrus'u yeni yıldan önce beklemiyordum ben. Birden ekranda onu görünce sürpriz oldu bana. Daha yüzde yüz hazır değil etkisizdi. Sakatlığı öncesi performansından çok uzaktı ki bana göre fazla da top kullandı. Zamanla ritmini bulacaktır yeniden Pietrus.

Lakers son çeyrek Kobe'nin suskun oyununa rağmen Magic'i kendi silahı ile vurdu. Üçlükler. Son çeyrek Fisher ve Radman ile bulduğu üçlükler ile Orlando'nun maçı koparmasına izin vermeyen Lakers maç sonu üçlükler ile yıkılan taraf oldu. Önce Vujacic'in sonrasında son topta Kobe'nin kaçırdığı üçlükler maçı Magic'e getirdi. Kobe'de iki gece üst üste son topu kullanamamış oldu. Lakers bu sezon ilk kez iki kez üst üste yenildi.

20 Aralık 2008 Cumartesi

Heat 89-87 Lakers


Şu maç için ne söylenebilir bilemiyorum. Bir gece önceki Suns-Blazers yada sezon başındaki Hawks-Celtics gibi öyle aman aman bir maç olmadı, iki takımda fazlasıyla top kayıpları yaptı ve dengesiz hücum setleri oynadı ancak Kobe ve Wade kapışmasını izlemek gerçekten çok iyi geldi.

Zaten maçın başında Kobe vs Wade gibi bir olay olacağı maçta belliydi. Son dönemde oynanan Lakers-Heat maçlarını hatırlıyorum çoğunu da izlemişimdir. Cidden şahane maçlara sahne olmuştu hem Staples Center hem de AA.Arena.. Dün gece de öyle oldu..

Maça hem Wade hem de Kobe hücumda ipleri eline alarak başladı ve daha ilk dakikalardan bu iki ismin düellosunun başladığını açıkça seziyorduk. Onlar attıkça heyecanlandım ben maçın geri kalanı tadından yenmeyecek diye ki öyle de oldu. Wade ilk periyot savunmada da Kobe ile eşleşmekten kaçınmadı ancak Spoelstra'nın buna müdahele etmesi ve her ne kadar savunma anlamında maçın geri kalanında Kobe'ye karşı üstünlük sağlayamasa da elde olan Marion'u ilk seçenek olarak kullanması gerekirdi.

Heat'te zaten Wade'in oyunun hücum alanını domine etmesi bekleniyordu. Bu sezon zaten Heat onun kenarda olduğu dönemlerde çok sıkıntı çekti yada onun kötü oyunundan sonra beklenmedik yenilgiler aldı. Lakers'ta ise Kobe'nin bu tip oynamasını beklemiyordum ben şahsen daha ilk dakikalardan. İlk olarak zayıf Heat pota altına karşı Gasol-Bynum gibi isimleri kullanmasını beklerdim Lakers'ın.

Lakers ilk çeyrek çok sık top kaybı yaptı. İşin garibi Heat'in bu top kayıplarında bir payı yoktu. Tamamen kendi basit hataları ile ilk çeyrek sıkıntıdaydılar. Heat ise top kaybı dönemi çok kritik olan son çeyreğin başlaırna denk gelince maç sıkıntıya girdi..

Son dönemde neredeyse kabuğuna çekilmiş olan ve hiç iyi bir performans sergileyemeyen Farmar dün gece özelliklşe ikinci çeyrekte kritik katkılar yaptı. Maçın son çeyreğinde de Sasha ile beraber 12 sayılık farkı eriten isimlerden biriydi. Bunun dışında az önce dediğim gibi Lakers uzunlarını hiç kullanamadı. Lakers'ın 74 top kullandığı bir maçta Gasol-Bynum yalnızca 14 top kullandı. Bynum'un ilk dakikada faul problemine girmesi belki buna etken ama son çeyrek akıl ettikleri Gasol'e daha sık başvurmaları gerekirdi. Heat pota altında J.Anthony'de bu ikiliye karşı oldukça iyiydi. Skor nalamında katkı veremese de savunma kısmında büyük yarar sağladı takıma.



Üçüncü çeyrek Heat'te Wade'in kenarda olduğu dönemlerde Marion-Chalmers ve Cook'un başarılı oyunu ile geriye düşmeyen ve başarılı hücumlar çıkartan takım Wade'in de oyuna dahil olmasıyla beraber iyice ipleri eline aldı. Özellikle son saniyede attığı üçlük görülmeye değerdi. Heat'te Chalmers her ne kadar büyük çıkış yapmış olsa ve takımın ilk guardı olsa da bazen yaptığı gereksiz hamleler oyunu krize sokabiliyir. Bunu daha önce de gördüm. Tamam gerektiğinde skor anlamında katkı veriyor ama yaptığı hataları da yok değil. Dün daha bi gözüme battı onun bu hataları.

Son çeyrek Kobe ve Gasol kenarda iken 12 sayılık farkı Sasha-Ariza-Farmar gibi bench oyuncuları ile 4'e kadar indiren Lakers maça tekrar ortak olmuştu ancak gözle görülen bir şey vardı ki maçı daha çok isteyen taraf Heat oldu hep. Wade'e karşı Ariza son çeyrekte gayet başarılı oynadı savunmada ve ilk dakikalarda opsiyonlarını sınırladı Heat'in ancak çeyreğin devamında yine durdulamayacak bir Wade vardı sahada. İçeri drive'ları nasıl attığını bile göremediğimiz ilk adımları sayesinde çok kolay savunmacısından sıyrılıp oyunu açtı.

Lakers Kobe ile ivme yakaladı ve son dönemde maç krizdeydi. Bende bir Heat taraftarı olarak büyük heyecan içindeydim haliyle. Son topta uğur bilmem ne ne varsa yaptık ettik. Kobe'nin şutu nerdeyse çember içinden çıktı. Kobe iyi bir maç çıakrdı maç boyu. Bu sene ondan görmediğim kadar içeri penetre etti. Heat'in zayıf boyalı alanıda ona davetiye çıkardı. Lakers'ı yenmek için Kobe'yi düelloya mı sokmak gerek anlamadım. Pistons maçında da Ivy ile bir kapışması vardı kaybeden yine Lakers olmuştu.

Heat kazandı sabah sabah sevindik. Hem güzel bir maç izlemiş, hemde takımımızın galibiyetine tanıklı ketmiş olduk. Güzel bir geceydi. Bu gece Lakers yine Florida'da Magic ile oynayacak. Bakalım o maçı da izleyelim. Kritik bir hafta Lakers için. Üst üste zorlu dört deplasman ve sonunda Boston maçı. Merakla takip ediyoruz Lakers'ı özellikle de bu hafta için..

19 Aralık 2008 Cuma

Cl - Uefa Kuraları


Kura günüydü bugün Avrupa'da. Şampiyonlar Ligi ve Uefa kuraları çekildi. Uefa'da Galatasaray'ın rakibi belli olmadan en büyük kupada eşleşmeler belirlendi.

Yine daha son 16 eşleşmelerinden ağzımız sulanmaya başladı. Inter-M.Utd , Real-L'Pool gibi eşleşmeler şu 8 eşleşme arasında bence en iyileri. İtalyanlar başlarını taşa vursun. Bu kadar kötü kura olmazdı. Üç İtalyan ekibi üç İngiliz ekibine karşı oynayacak. İki ülkenin ekiplerinin düellosunda bakalım gülen hangi taraf olacak.
İspanyollar kazançlı. Barça olsun Atletico olsun hani rahat çıkacak güçleri var. Tek eksik çeyrek final de Madrid olabilir toparlanmazlarsa. Yine müthiş maçlar izleyeceğiz.

Uefa'da da yine kaliteli takımlar var bu sene ve eşleşmelerde o yönde oldu. Zenit-Stutgart ve Bremen-Milan maçlarını özellikle bekliyorum. Bunun dışında hem Beşiktaş'ı hemde Galatasaray'ı yenmeyi bilen Metalist'in kupada ne yapabileceğini de mera keder oldum.

Galatasaray son dönemde aşine olduğu bir takımla eşleşti. Bordeaux.. Hani derler ya '' kazanmaması için hiçbir sebep yok'' öyle bir durum Galatasaray için. İlk maçın dışarda olması da avantaj. Yine Galatasaray turu geçtiği takdirde Nijmegen-Hamburg galibiyle oynayacak ki cidden fena kura çekmedi Galatasaray.. Yolu açık olsun.

16 Aralık 2008 Salı

A.R.O.G


Daha dün gittim filme.. Şimdi öncelikle nerdeyse bir yıldır beklenen bir film olduğundan ilk haftadan gidenler oldu etti. Kimi kötü dedi kimi iyi dedi. Ancak çevremde Arog olmamış diyenler çoğunlutaydı. Burun kıvırır hale geldi çevremdekiler..

Beklenti içinde gitmedim bende filme. Olmş mu diye sorarsanız da olmuş. Cem Yılmaz koymuş çocuğu yine..
Olmamış diyenler neye göre olmamış der bu filme bilmem. Gora'ya göre karşılaştırıyorlar. Oyuncu kadrosu falan müthiş bir düzeyde filmde. Efektler görsellikler falan derken o kadar iyi ki artık karşılaştıracakları bir Recep İvedik gibi filmler kalmamış direk olarak kendi filmleriyle kıyaslıyorlar adamı.

Gora'da da gülmüştüm bu filmde de baya bi güldüm. Beklentim hat safhadaydı benimkde hakkaten filmin vizyona ilk girdiği hafta. Gitmekte istedim ama gitsem belkide aynı tadı alamazdım. Bir yıl kadar önce ilk 3 dakikası adı altında yayınlanan video ve sonrasında teker teker yayınlanan traiser'larla milelt acayip iştahlandı. Reklamı da Telekom vs derken acayip oldu filmin. Millet bu yüzden bir hayli beklentiyle gitti filme. Belki bu kadar reklam yada traiser olmasa da bazı espriler filme kalsa daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.

Espriler akılda kalıcı değil diye yakınıyor çevremdekiler. Ee be kardeşim filme öyle bir kaptırmışsın ki kendini tabi ki bir-iki tane özel espriyi hatırlarsın. Gülmeye gitmişsin sende oraya. Gora'da da bende aynı şekildeydi. Espri bir iki tane aklımda kalmıştı. Sonrasında üstüne üç-beş defa daha izlenince artık iyice replikler oturdu bünyeye.. Buda öyle olur..

Çok uzattım çok dağıttım konuyu. Kısacası Arog iyiydi hemde fazlasıyla.. Türk sinemasında böyle filmler görmek gerek. Komedi adı altında kaç film yapıldı birine doya doya gülmedim ama şu Cem Yılmaz'ın yaptığı işler hakikaten takdire değer. Bravo..

Theus


Bu dönemde koç değişimi moda oldu. Toronto,Sixers,Wolves gibi ekiplerden sonra Sacramento'da koç R.Theus kovulanlar listesine eklendi.

Zaten bu takımın başına getirilmesi başlı başına bir hataydı. Hani elde belli başlı isimler var ancak onlarla bir yere gidemeyen lotery'ye yatsa yatamayacak bir koç. Ortada bir yerlerde seyir halindeydi hep takım o geldiğinden bu yana. Garcia biraz oyununa ekstra yönler kattı ve kontratı kaptı, Hawes ve Salmons'da gelişimini sürdürdü döneminde ancak daha iyilerini yapabilecek takım. Yada hiç yoktan lotery yapabilecek.. Bu ikilem arasında kim gelse zıtlaşma olacak zaten.

14 Aralık 2008 Pazar

Nba - 13.12.08


Geceye Detroit-Bobcats maçı ile başladık. Stuckey ve Iverson yine yan yana sahadaydı ve gayet verimli oldular. Verimli gözükmelerinin sebebi ilk üç periyot boyunca Bobcats'in savunma adına ortaya birşey koymamasıydı. Wallace ve Okafor'un çabaları vardı ama bunlar boş birer çaba olarak gözüküyordu. Fark 30'lara dayanmış ve çok rahat bir şekilde maç gidiyordu.

Son çeyrekle beraber Augustin ve Felton'un aynı anda sahada olması ve guard savunmasında takımın aşama kaydetmesi ile Bobcats farkı eritmeye başladı. Detroit farkın getirdiği rahatlama ile bench oyuncularını oyunda tutuyordu ve birden onlarda şaşırdı. Curry uzun süre bench oyuncularını sahada tuttu o sırada Bobcats üst üste basketler buldu ve farkı eritti. Maç ortaya gelmiş seyirci çığlık çığlığa takımı desteklemeye başlamıştı. İkinci yarı biterken o uykumu getiren maç şimdi heyecan fırtınasına dönüşmüştü. Son sözü Sheed söyledi ve 24 saniye süresi biterken zor bir şutta üçlük isabeti buldu ve Sus işaretini yaptı taraftara.. Detroit kolay bir maçı son çeyrekte zora sokmasına karşın kazanmasını bildi.

Bobcats'in yeni isimleri Bell ve Diaw yaklaşık 25 dakika sahada kaldı. Şut yönünden başarılı bir gece geçirmeseler de diğer alanlara katkıları önemliydi. Özellikle Diaw'ı beğendim. Her alanda katkı vererek takımının direncini ayakta tutan isimdi.

Merkez Grubu'nda Detroit dışında Cleveland'ında dün maçı vardı ve Atlanta önünde 11 maçlık serileri son buldu. Maç boyu geride olan Cavs son çeyrekte toparlanıp maçı krize soktu ancak kazanan taraf Hawks oldu. Sixers'ta da Cheeks gidince ilk galibiyet geldi. İşin garibi bu galibiyette herkesin katkı vermiş olmasıydı. Sezon başındaki gibi bir Sixers izledim ama bu yanıltıcı istatistikler muhakkak ki.. Göz boyamalar olacak yeni koç için ancak sonra yine yatışa geçecekler.
Gecenin merakla beklediğim maçıydı Jazz-Magic maçı. Howard'ın dünkü sakatlığından dolayı oynamıyor olması şevkimi kırdı ama yine de iyi maç olacaktı. Gortat ilk beş çıkmıştı ancak oynadığı oyun neden bu adama sadece 10 küsür dakika verilmesi gerektiğini göstermekteydi. 30 dakika sahada kaldı ama öyle takıma yarar sağladığından bahsedemeyiz.

Orlando ilk skor opsiyonu olan Howard'ın yokluğunda sürekli dış şuta yöneldi. 14 üçlük öyle yabana atılır bir istatistik değil. Gerçi Utah'ın da bundan geri kalır yanı olmadı ancak onlarınki istisnaydı. Hedo gayet iyi bir maç çıkarttı. Howard'ın yokluğunda gözler Lewis ve Hedo'da idi ve iki isimde gayet başarılı performansları ile maçı takıma kazandıran isimler oldular.

Utah pota altında çok aktifti. Memo ve Millsap Howard'ın yokluğunu fırsat bilerek gayet başarılı bir çizgideydi. Özellikle Millsap ilk bölümde skor açısından Magic'e çok sıkıntı verdi. Oyuna sonradan giren Krilenko'da benchten gelip önemli bir katkı sağladı ve takımı ayakta tutmaya çalıştı ancak Orlando'nun makine gibi işleyen dış şutlarına çare üretemediler.
Bu arada uykumu getirmeyen Bobcats-Pistons maçının yanında bu maçın son çeyreğinde uyumuşum. Garip..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...