4 Kasım 2010 Perşembe

Nuggets 101-102 Mavericks (Müthiş Maç)

Gece 3 gibi kalktığımda 'uykumu böldüğüme değecek bir maç olsa bari' demiştim kendi kendime. Gecenin sonunda da 'ne maçtı ama' diyebildim sadece. Şüphesiz sezonun şu ana kadarki en iyi maçıydı Denver-Dallas maçı. Maç hep ortadaydı ve son çeyrekteki Dirk&Melo düellosunu izlemek müthiş keyif verdi. Kazan taraf deplasman ekibi Dallas oldu Dirk'in 35 sayı 12 ribauntluk performansıyla. Dallas müthiş maçın sonunda Denver'ı 102-101 mağlup etmeyi bildi.

İlk çeyreğe baktığımda Denver adına başarılı hücumlar izledim. Billups'ın önderliğinde iyi oynanan setler ile sonuca giden Denver'da Afflalo'nun çabaları ve fast-break dönüşleri Billups'un 2 üçlüğü ile atmosferi de kendi tarafına çekti Denver. Dallas cephesinde ise basketbol olarak yapılan tek şey topu Dirk Nowitzki'ye vermek oldu. Alman yıldız ilk çeyreği 10 sayıyla tamamlarken biraz olsun Marion benchten gelip kısa sürede skor katkısı verdi.

Afflalo ve Billups'ın Denver cephesinde skorda başı çekmesine rağmen çift hanelere ilk ulaşan sürpriz bir isim çıktı. İkinci çeyrek üst üste boş şut imkanı bulan ve değerlendiren Forbes sürpriz bir şekilde skorerliğe büründü. Bu maça kadar sadece 3 sayı attığını da hesaba katalım. İkinci çeyrek Dallas benchten gelen Barea ve Marion'dan katkı alırken Nowitzki her zamanki gibi elini taşın altına sokuyordu. Bir gün Dirk olmasa neler yapacaklar çok merak ediyorum. Nowitzki ilk devreyi 20 sayı 9 ribaunt ile kapatırken Dallas çeyrek boyunca serbest atışlarla maça tutundu ve Denver'ı yakaladı. Benchten gelen 15 sayılık desteği de es geçmemek lazım. Nowitzki'ye ve hatta Carmelo'ya rağmen Denver ilk devreyi 52-50 önde kapatıyordu.

İlk devre Dallas&Dirk hakkındaki eleştrilerimi yutmak zorunda kaldım üçüncü periyot. Dallas 34 sayı ile müthiş bir hücum performansı izletirken Dirk sadece 2 sayı ile katkı yapıyordu bu skora. Terry'nin 4 üçlüğü, Butler'ın ipleri eline alışı ile bir anda farkı 11 civarına çeken Dallas yazın son anda elinden kaçırdığı Al Harrington'a engel olamıyor ve son çeyreğe 4 sayı ile önde giriyordu.

Son çeyrek tamamiyle Dirk Nowitzki ve Carmelo Anthony düellosu şeklinde geçti. Üçüncü periyodu 22 sayı ile kapatan Dirk ipleri tekrar eline aldı ve son çeyrek 13 sayı atarak önemli bir katkı sağladı. Yanında aldığı ribauntları saymıyorum bile. Son günlerde mutsuzluğundan bahsedilen ve benimde ruhsuz oynadığını düşündüğüm Anthony son çeyrek müthiş bir gayret hırs ile mücadele etti. Defansta her topa yardım etti ribaunt aldı hücumda sayısını attı arkadaşlarına pozisyon hazırladı vs vs.. Son çeyrek Melo show vardı oyunda. Denver'ın son basketinde yaptığı takip smacı oyuna ne kadar konsantre olduğunu da gösteriyordu. Son topu da Billups yerine onunla kullanlamıydı Denver ve öyle oldu ancak Melo çeyrek boyunca çizdiği başarılı grafiği son topta devam ettiremedi ve Dallas bu enfes maçı 102-101 ile kazanan taraf oldu.


Dallas tamamen Dirk üzerine kurulu bir takım. Üç çeyrek boyunca topu eline alan en azından hücumda tek başına takımı sırtladı Dirk. Üçüncü çeyrek Terry'nin bir iki gaz üçlüğü ile rölantiye geçen ve işi takım arkadaşlarına bırakan Dirk direksiyona geçtiği zaman neler yapabileceğini de gösterdi. Son çeyrek muazzam bir basketbol izletti bizlere. Onun yanında Kidd'de sayı olarak katkı veremese de guard olarak yapması gerekeni yaptı. Yine asistleriyle geceye damgasını vurdu.

Terry ve Butler Dallas'ın geri dönüşünde önemli pay sahibiydi. Üçüncü çeyreğe gerie giren Dallas bu iki ismin basketleri ve çabasıyla bir anda şaha kalktı ve maçı kazanma dürtüsü geldi. Bugün spot ışıklarını Dirk üzerine çekmiş olsa da Terry ve Butler'ın katkılarını da es geçmemek gerekiyor. Bench'ten ikinci yarı verim alamadı Dallas ama ikinci çeyrek Marion ve Barea'nın katkıları ile oyunda tutundu Dallas ve maçtan kopmadı. Takım olarak komple bir görünüm verdi yani Dallas bana.

Denver'a bakacak olursak maçın başında sürpriz bir skorer olarak Forbes çıktı. Billups ve Afflalo ilk devre takımı sırtlamaya çalıştı. Üçüncü çeyrekte kötü giden takımı uyandıran ve canlandıran isim Harrington'du ki hırsıyla Melo'dan sonra maçı en çok isteyen isimdi. Son çeyrekte Melo ön çıktı Denver'da. Yani o an kim sıcaksa kim topu istiyorsa hücum onda bitti. Herkes katkı vermeye çalıştı ama performans bakımından bir çeyrek yerine oyuncuların oyunlarını genele yaymalarını beklerdim. Örneğin maçın son çeyreği tam bir hırs küpüne dönen Melo ilk devre takımının en kötüsüydü belkide. Maç içinde çok iniş çıkışlar yaşayan bir takım Denver ama Harrington hamlesi ile taş gibi takım olmuşlar belli. Melo çoğu maç şu gösterdiği performansı sergilesin kazanamayacakları bir takım olmaz cidden. İnanç önemli en başta.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...