22 Ocak 2009 Perşembe

Andrew 'Big Game' Bynum


Sabah box'ları açtım baktım Los Angeles derbisini Lakers almış. Eh normal sonuç diyorum. Kim ne yapmış diyerek boxscore'u açıyorum. Kobe triple yapmış bakıyorum ki kötü şut yüzdes var. Buna da normal diyelim son maçta adamın parmağı çıktı. Gasol'e bakacakken gözüm başka birine takılıyor.

Bynum Clippers'a karşı 42 sayı 15 ribaunt 3 blok ile oynamış. Koymuş çocuğu yani. Kariyer rekorunu da kırmış haliyle. Son günlerdeki performansı da dikakt çekiciydi zaten. Nazar değmesin bu ara iyi oynuyor kocaoğlan.
Gerçi şöyle bir bakıyorum da Clippers pota altına. Bu da normalmiş lan.. Skinner ve DeAndre'den olan bir pota altı. Öyle ki DeAndre kariyer rakamlarına bu maçla ulaşmış. Biz yine de seviyoruz Bynum'u kutluyoruz bu performansı için.

21 Ocak 2009 Çarşamba

Prison Break


Hey gidi hey.. Prison Break bu sezon bitiyormuş. Fox yapımcılarının açıklamasına göre reyting düşüşlerinden dolayı bu sezon son olacakmış. 16 bölüm yayınlandıktan sonra tatile girmişti dizi. Sezonun 22 bölüm olacağını hesap edersek son 6 bölüm kaldı finale ancak yapımcılar Prison Break gibi bir hikayenin güçlü bir sola bitirilmesi için bölümün 8'e çıkabileceğini de bahsetmiş.

2006 yılında izlemeye başlamıştım Prison Break'i arkadaş tavsiyesi üzerine. O zamanlar yabancı dizi nedir bilmeyen ben bu diziye öyle bir bağlanmıştım ki Cnbc-e'nin haftaiçi her gün tekrar uşağında bir sonraki bölümü beklemek zor gelmişti. En son dayanamayıp tüm sezonu almış ve 2 günde bitirmiştim ilk sezonu.. Öyle bağlanmıştım ki diziye ardından izlemeye başladığım Lost ''overrated'' gibi gelmişti gözüme.

İlk sezon efsaneydi zaten. Prison Break'i sevdiren oydu. Kimilerine göre tadında bırakılması gerekiyordu ama ben görmek istiyordum 2.sezonu. Bir sezon hapiste izlediğimiz kahramanların dış dünyada neler yapabileceğini görmek, yollarının nasıl kesişeceğine dair fikirler üretmek istiyordum. 2.sezon da bana ayrı bir tat verdi o açıdan.

Prison Break başkaydı benim gözümde. İkinci sezonun başında Amerika'da yapılan reklamlarıyla da kendinden bahsettirmişti. Chicago sokaklarına kaçan 8'linin resimleri koyulmuş ve bulanların araması için bir numara verilmişti. Verilen numara arandığında ise 2.sezonun yayın saati duyuluyordu bant kaydında.

Dizi üçüncü sezondan itibaren kredisini tüketti. Belki de grev olmasaydı daha elle tutulur bir sezon ve gelecek olabilirdi dizi adına. Whistler olayını bir türlü bağlayamadılar. Kim bu Whistler? sorusu bir türlü yanıt bulmadı. Hani aslında 2.sezonun son sahnesi de merak uyandırıcıydı. Daha iyi bir sezon çıkarılabilirdi grev olmasaydı.

Bu sezonu yine zevkle izliyorum. Durağan geçiyor ama izlettiriyor kendini namussuz. Daha bir 4 sezon daha olsa izlerdim ama bitiyormuş bu sezon. Prisn Break izlediğim ilk yabancı dizi olduğundan yeri büyük olacak bende. Finali güzel olsun tadı damağımızda kalsın tek istediğim o.. Final demişken senaristler de artık Lj ve Sofia'yı bölümlere dahil eder herhalde. Sofia'yı da özledik :) Ehem ehem.. Maricruz'u da unutmayalım lütfen..

Yeni Tema

Canım sıkıldı blog ile öyle uğraşırken aklıma temayı değiştirmek geldi. Aradığımı da bulamadım -sanki ne aradığımı biliyorum ya-... Sadeliği seven biriyim. Arka fonun siyah-mavi olduğu fonlara bir önizleme çektim ı ıh olmuyor..

Tic Tac Blue temasıyla bunun arasında gittim geldim tercihim bu oldu.
Şimdilik bu dursun bakalım. Bir daha sıkılana kadar böyle devam..

20 Ocak 2009 Salı

All-Star: Formalar



All-Star'da smaç yarışmasını yazdık devam edelim konuyu bozmadan. All-Star formaları da görücüye çıkmış. Daha önceden bir kaç fotoğrafını görmüştüm formaların kaçak olarak çekilmiş ama yayınlamadım resmiyetini bekledik. Budur formalar..

All-Star ile de devam edeceğiz bu gece. İlk beşler açıklanacak yakın zamanda.. Dün oylama bitti bugün açıklanacak diye biliyorum bakalım.. Açıklanırsa anında post atarız buraya. Gerçi hemen hemen belli ilk beşler daha öcneden verilen oylama sonuçlarına göre ama ben yine de kendi beş tahminimi yapayım.

East: Wade Iverson Lebron Garnett Howard
West: Kobe Paul Duncan Melo Yao

MLK Day Lakers vs Cavs


En son Detroit maçını yazmışım buraya. Net gidip geliyor garip bir durumdayım. Gidecek olursa şu maç yazısını yazayım da gitsin..

Geceye Suns-Celtics maçı ile devam ettim ancak o maçın sonucu daha en baştan kendini belli edince kendimi uykuya verdim. Boston savunma olarak çok iyi başladı ve Suns'a hücum ettirmedi. Suns'un zaten savunma yönü de zayıf olunca Boston maçın başında üstünlüğü ele aldı. İlk yarının sonlarına doğru uyudum Lakers maçında kalkarız diye.

Lakers maçına kalktım ama 1 saat uyumanın verdiği mayışmışlık ile tam manası ile kendimi veremedm maça. İkinci yarıya anca dinç hale gelebildim bir bardak kahve ile..
İlk yarıdan hatırladıklarım ilk dakikada Kobe'nin sakatlığı ve bu sakatlığına rağmen Lebron'a uyguladığı bunaltıcı savunmaydı. Lakers aslında takım halinde iyi savunma yaptı maç boyu. Bunlarda da iyice maç seçme başladı. Bir ay önce Boston şimdi Cavs.. Yani götürebiliyorsan ligi normal aslında bu yaptıkları. Kendilerini saklıyorlar.

Gasol maç boyu çok iyiydi. Ribauntlarda fazlasıyla etkendi. Savunma yönünde de fena sayılmazdı. Skor bulma konusunda da azımsanmayacak derece de iyiydi. Gayet iyi de bir yüzdeyle oynadı. Kobe'de bol bol besledi zaten Gasol'u. Uzunlardan yola çıktık Bynum'u da pas geçmeyelim. Dün gece o da fazlasıyla aktifti. Maçın kazanılmasın da etkisi önemliydi.

Daha önce Cavs maçı fazlasıyla izlediğimden fark ettim ki Lebron cidden bu maçta hiç etken olamadı. Doğrudan maça etki edemedi hiç bir zaman. Karşısında özellikle ilk yarıo boğucu bir savunma vardı. Etkisini bir dönem hissettirdi ki zaten orada da fark 20'ye çıkmış Lakers ufaktan bir rehavet havasına girmişti. 23 sayı buldu ama bu 23 sayıyı 25 denemede üretebildi !!!

Mlk günü sayesinde çok çok iyi bir gece geçirdik. 4 maçın keyfini yaşadık. Hoş dediğim gibi çok umutlu olduğum Celtics maçı aynı keyfi vermese de sabah şiş gözlerle yatağa gitmeme değdi. Bu gece de NtvSpor'da Ncaa keyfi var.. O maçıda merakla bekliyoruz.

Dördüncü de Geldi

Nba.com bu sene smaç yarışması için dördüncü ismi belirlemek adına oylama yapmıştı bidliğiniz gibi. Bir defa oy kullandım. Öyle aman aman bir oy atma durumum olmadı. Tek oyumuda Russel Westbrook'a kullanmıştım ama Fernandez'de fena bir seçim değil.

Dört isim belirlendi böylece. Howard-Gay-Robinson-Fernandez.
İnsanın ağzı sulanıyor aslında Fernandez ile Howard'ı orada görünce. Fernandez koysun önüne Howard'ı üstünden bassın. Deja vu yaşatsın bize.. Olmadı Rodriguez ile aley-oup olayına girsin..

Grizzlies 79-87 Pistons


Bir tarafta gençlerden oluşan Memphis kadrosu diğer tarafta ise tecrübeli isimlerin bir araya geldiği Detroit kadrosu. Daha maçın başında kağıt üzerinde belli bir sonuç vardır ya öyle bir durum. Memphis ve Detroit'in maça çıkmadan önce 5 maçlık bir yenilgi serileri var. Durum bu sefer farklıymış. Kadrosu iyi olan takımında sorunları varmış..

Maç Rox-Denver maçına göre kısır geçti. Ya da fırtına öncesi sessizlik diyelim. Haliyle birazdan Suns-Celtics ve Cavs-Lakers maçları var. Kısır bir maç oldu. İlk çeyrek 20 sayı üretti Detroit bunlardan 12'si harika bir çeyrek geçiren Iverson2un elinden geldi. Iverson özellikle sağ dip noktadan bol bol ekmek yedi. Pistons'ta Prince çok kötü bir gece geçirdi. Gerek Iverson gerek Stuckey elinden geldiğince ona pozisyon hazırladı ama Prince 2/12 gibi kabus gibi bri şut yüzdesi ile maçı tamamladı.

İkinci periyot başlarken Detrit'te Rip etkenliğini artırıken Memphis cephesinde ise Warrick'in benchten gelip takıma enerji katma çabaları vardı. Ki işe de yaradı. Warrick kısa Pistons beşine karşı etkili oldu ve double-double ile maçı bitirdi. Kısa beş demişken Gasol'de bunun avantajını iyi kullandı ve hücum ribauntlarında oldukça aktifti. Maç boyu Memphis'i oyunda tutan etmenlerden biriydi. Zaten Memphis boyalı alandan bulduğu sayılardaki üstünlüğü ile de bunu gösterdi.

İlk çeyrek muazzam bir performans sergileyen Ivy son çeyrek yine sahne alan isim oldu ve maçı Pistons'a kazandırdı. Detroit'in ihtiyacı olduğu anda sahne alan Ivy son hücumların başrolündeydi. Pistons son çeyrek savunmayı da bir hayli katılaştırdı. McDyess ve Sheed ikilisi ile pota altını karartan Pistons Memphis'i dış atışlara zorladı. Oj-Gay gibi isimler de bu alanda başarısız olunca son anlarda galip taraf Pistons oldu. Genç olan Memphis kadrosu tecrübeli Pistons'a karşı son çeyrek yalnızca 10 sayı üretebildi.

Çekişmenin olduğu bir maç oldu. Çekişme demişken sıradaki maçlara da akalım hemen. Suns maçı başladı Celtics ilk dakikadan savunmada hücumda farkını hissettirmeye başladı.

Ncaa => NtvSpor


NtvSpor Ncaa yayınlarına başlamış. Martın Luther King dolayısıyla akşamdan beri NtvSpor açık evde reklamını gördüm şaşırmıştım. NtvSpor.net belirtmiş zaten durumu. Bu çarşamba sabahı da 03.00'da Duke-North Carolina State* maçı var. Güzel maç olur güzel. Ntv spikerlerinin anlatımıyla bu maçları izlemek güzel olur.

Rockets 115-113 Nuggets


Martin Luther King gecesinin ilk ekmeğini yedik Rockets-Nyggets maçı ile.. Garip maç oldu aslında. Hakemler maça bu kadar etki etmelerine rağmen heyecanın hiç eksilmemesi güzeldi. İzlenebilirliği vardı maçın ilk anından son anına kadar.

İki takımda savunma anlamında ilk yarı neredeyse sahaya bir şey yansıtamadı. Eh hücumda atılan şutlarda yüzdeli olunca bol skorlu bir devre seyrettik. Öyle bir devre oldu ki Martin üçlük yollar hale geldi. Denver'da özellikle Martin ekstra bir gece yaşadı ki onun katkıları ile ayakta kaldı Denver maç boyu.

Hakemlerin maça etkisi çok oldu cidden. Daha maçın bşaında Yao'ya verilen faul kararları sinirlerin gerilmesine maçın tadının kaçmasına yönelik hamlelerdi ama oyuncular bunu yemedi. Basketbol devam etti ve enfes bir maç izledik. Yao oyunda olduğu dönemlerde Nene'ye üstünlük sağladı. Nitekim istatistiksel bakımdan da takımının en iyisi. Ancak kenarda olduğu anlarda Denver uzunları bunu değerlendirmeyi bildi. Nene-Martin ikilisi Yao'nun kenarda olduğu dakikalarda daha aktif oynadılar.

Denver'da Billups kötü bir gece geçirse de son anlarda yine sorumluluk aldı. Şutu kullanan isim olmasa da pozisyonların içindeydi. Hatta Martin'e indirdiği ve nerdeyse basket faul olan pozisyonu izlerken ağzım açık kaldı. Denver çaktırmadan maçı geriden gelip kazanacaktı.

Son anların keyfini yaşamak olağanüstüydü. Yao-Nene ve Martin'in 5'er faule ulaşması ve hücumda sürekli birbirlerinin üzerinden oynayıp rakibi pes ettirme çabaları görülmeye değerdi. Nitekim uzunların gecesi oldu iki takım adına da.

Denver'da Jr'ın eli fazlasıyla sıcaktı. Özellikle son çeyrek Denver'ın güvenebileceği en önemli isim haline geldi. Billups kötü yüzde ile oynarken ve Melo'da parke üzerinde değilken elde olan en iyi tercih Jr'dı. Niteim oda etkisini hissettirdi oyunun içinde olduğu anlarda.

Açılışı güzel yaptık. Gece devam ediyor. Kısa kestim bu maçın yorumunu aceleye geldi. Detroit maçı başlamak üzere belki de başladı. Hadi eyvallah.

17 Ocak 2009 Cumartesi

Sixers 109-97 Spurs


Sixers üst üste beş maçtır kaybetmiyor ve Brand'in yokluğunda Iggy'nin ritim bulması ve Miller'ın sessiz sedasız harika performanslar çıkarması ile şu an konumları fena değil. Son olarak dün gece evlerinde Spurs'u duman ettiler. Batı ikincisi olan Spurs'u kastediyorum.

Sixers cidden şu sırlar çok iyi oynuyor. Özellikle Iguodala-Miller ikilisi Brand'in yokluğunda taşın altına ellerini sokup bu takımı düzlüğe çıkarttılar. Pota altında Dalembert ruhsuz rahatsız edici bir basketbol oynasa da çaylak Speights onun açıklarını da kapattı bu dönemde. Mera kedilen soru şu artık..

Brand dönünce ne olacak ?

Kaan Kural maç sırasında şunu dedi. ''Takım ritmini buldu. Brand artık takımın sistemine uymalı.'' Yani Elton Brand bu takımın el freni mi yoksa gerçekten takımın ihtiyacı olan biri mi kestiremedim. Ama şu gerçek ki o yokken Sixers en azından geçen yılki kimliğini buldu.

Maça çok istekli başladılar. Spurs Iguodala'ya karşı önlemler almıştı. Biraz hızlarını kesti ilk çeyrek bu olay ancak maça ısınınca bu sorunu da aştı Iggy. Sixers'ın 9 sayı ile geriye düştüğü bir dönemde Young'un üst üste bulduğu basketler ve takıma kazandırdığı hava ritmin Sixers lehine geçmesini sağladı. İkinci periyotla beraber devreye giren Ivey ve Speights farkın açılmasında katkısı olan isimlerdi. Özellikle Speights, Miller ile bir hayli iyi anlaştı.

Sixers maçı istediği gibi çok rahat götürdü. Spurs'ten rahatsız edici bir seri gelmedi. Ribauntlarda da üstündüler. Genelde Sixers yaşlı ve yavaş ayaklı Spurs'e karşı fast-break yöntemine başurdu. Topun ellerinde olduğu her an rakip potaya fırladılar ve sürekli fast-break kovaladıar. Bunun da meyvesini yediler zaten özellikle Iguodala ile.. Az önce ruhsuzluğundan yakındığım Dalembert'te faul problemine girip az oyunda kalmasına rağmen iyi ibr maç çıkarttı.

Spurs'te Duncan dışında maça doğrudan etkili lan bir isim yoktu. İlk çeyrek Bonner ve Mason katkı sağladı takıma ancak kısıtlıydılar. Parker biraz olsun ateşlemeye uğraştı ama sonuç çıkmadı. Manu'da benchten gerekli katkıyı sağlayamayınca Spurs adına acı bir yenilgi oldu. Maça da erken havlu attı aslında Spurs. Son çeyreğe 15 sayı farkla geride girmelerine rağmen sahaya çıkan beş şu şekildeydi..

Oberto-Finley-Bowen-Hill-Thomas..

Yani Spurs adına kötü bir geceydi. Sixers çıkışını sürdürdü ama onlar için asıl sınav Brand'in dönüşünden sonra olacak bu kesin. Igguodala şimdilik iyi oynuyor, Miller'da sorun yok ancak Brand geldikten sonra sorunlar oluşmaya başlarsa ciddi şekilde düşünülmesi gerekir bunun.

Profilime Kim Baktı?


Facebook'ta son dönemde moda oldu herhalde şu ''Facebook kapanıyor, profiline kim baktı, resmini kim çaldı, bla bla..''

Artık sıkıldım bu işten. Her gün binlerce kez davet geliyor bu tip gruplara karşı. Zaten milletin profilinde de bu gruplardan sürüsüne bereket var. Profilime kim baktı yok efendim kim resmimi çaldı. Hikaye hepsi yahu..

Facebook gibi bir portalda insan nasıl düşünebilir profiline bakanların yazılı bir listesinin önüne geleceğini. Yalan o eklentilerin,grupların söylediği sözler. Ben günde binbir çeşit insanın profilini inceliyorum. Facebook bir illet oldu artık açtım mı kapatmaz hale geliyorum. Şimdi neden isteyeyim böyle bir şey olmasını da karşımdakinin profiline baktığımı bilmesini. Bunu yapan adamlar da neden istesin böyle bir eklentiyi. Eğer böyle basit bir işlemle bilinecek olsa profiline bakanlar Facebook'taki trafik bir hayli düşer. Yok öyle birşey kanmayın boşuna..

16 Ocak 2009 Cuma

Martin Luther King


TARİH

SAAT

MAÇ

YAYIN

19 Ocak

21.00

Houston - Denver

NTV SPOR

CANLI

20 Ocak

00.30

Memphis - Detroit

NTV

CANLI

20 Ocak

03.00

Boston - Phoenix

NTV SPOR

CANLI

20 Ocak

05.30

LA Lakers - Cleveland

NTV SPOR

CANLI


Ntv Martin Luther King dolayısıyla yine bize 4 maçlık bir paket sunmuş. Üstüne haftanın iki maçı da eklenince üç gecede izlenecek birbirinden kaliteli 6 maç ortaya çıkıyor. Pizza'nın 6 dilimini de büyük bir iştahla yeriz eyvallah..

Haftasonundaki iki maçta Cumartesi gecesi 02.00'da Sixers-Spurs ve Pazar akşamı 23.30'da Raptors-Suns..

Pazartesi-Salı geceleri cidden çok iyi olacak. Özellikle gecenin sonundaki Kobe-James kapışması. İzlediğim maçlar hakkındaki yorumlar burda olacaktır. Keyifli seyirler.

15 Ocak 2009 Perşembe

Aşk

Tarifi var mıdır aşkın ? Kelimelerle anlatılabilir mi ? Hiç sanmıyorum ya..

Garip duygu aşk yaşamadığın zaman anlamsız gelirken içinde aşkı hissettiğin anda gözün başka birşey görmez. Herkesin aşkı kendine güzeldir. Dünyada aşk hakkında o kadar çok tanım yapılmaya çalışılmış ki genel bir kanya varmak çok zor bu konuda. Anlamsızdır aşk anlamı yoktur.. Sadece yaşarsın. Güzellikleriyle içinde hissedersin onu, sımsıkı tutarsın kaybetmeme umuduyla..

Karşındakinin mutlu olmasını istemek, onun mutsuz yorgun görmeye dayanamamak... Garip hisler belirdi içimde.. Anlamlandıramıyorm.. Aşk lan işte..
Bizde kapıldık bu illete.. Hadi hayırlısı..

13 Ocak 2009 Salı

Mehmet Okur


Mehmet Okur Pacers'a karşı oynadıkları maçta 43 sayı bularak akriyer rekorunu kırmış. Maçı NbaTv verdi izleyemedik sabah. . Tekrarını kaçırmayız bu özel maçın.
Mehmet Okur vs Ind 13/19 Fg 3/4 3Pt 14/15 Ft 43 Pts 9 Reb 3 Ass 1 Stl

Mehmet maçtan sonra ''Takım arkadşalarım bana pozisyon yarattı bende isabet kaydettim. Maç içinde bir ara kaçırmayacağımı düşünmüştüm.'' demiş. Mütevazi bir adam Memo.

Millsap bu maçta oynamamış sakatlığı dolayısıyla ee Boozer'da zaten yok elde olan alternatif pota altında Mmeo olunca bol bol top kullanma imkanı bulmuş haliyle bu maç. Boozer'ın bu sakatlığından daha çok ekmek yer Memo hele ki bu kontrat sezonunda.

11 Ocak 2009 Pazar

Minnesota T.Wolves


Aralık ayı kabus gibiydi Minnesota için. Zaten son bir kaç sezondur böyleler. Aralık ayında 13 maçlık bir seri yakaladılar. 13 maç kazanamadılar. Kevin McHale'in koçluk görevine gelmesi de bir şey değiştirmişe benzemiyordu. Taa ki bugüne kadar.

Yeni yıl ise Wolves'a fazlasıyla yaradı. 2009'da oynadıkları maçlarda şu ana kadar yenilgileri yok. Minnesota son 9 maçında yanlızca 2 yenilgi aldı. Aldıkları yenilgilerde Orlando ve Dallas gibi kalbur üstü takımlar. Son beş maçından da galibiyetle ayrılarak uzun zamandır görmediğimiz bir seriye imza attı Wolves. Gerçi kazandıkları maçlara baktığımızda bunun tamamen bir fikstür şansı olduğunu düşünebiliriz (Nyk-Mem x2 - Okc- Gsw- Chi - Mil)ama takım doğru basketbolu oynamaya başladı gibi.

Son olarak dün gece Bucks'u devirmeyi bildi Wolves 106-104 ile.. Özellikle bu dönemde takımda Al Jefferson'un dışında parlayan bir isim var. Randy Foye. Uzun rotasyonunda Jefferson gibi bir ismi barındıran Wolves'in kısa rotasyonunun da Foye gibi bir isimle rayına oturmuş olması cidden güzel. Telfair'in de bu ara performansı üst düzeye çıktı. Ryan Gomes'u da atlamamak gerek elbette. Şu seride öne çıkmayan bir isim var oda Mike Miller ki ben onun varlığını bile unutmuşum. Vay anasını McHale demekten başka birşey gelmiyor içimden. Sıradaki maçta bize karşı. Bakalım Wade ve Beasley'e karşı neler yapacaklar.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...