25 Eylül 2010 Cumartesi

Güzel ve Çatlaklar Sezon 4





Eski Günler, Naber?


"Bu yıl kimi finalde görmek istiyorsun" diye sorduklarında verdiğim cevabın bir ayağını Bulls oluşturuyor. MJ döneminden sonra sürünen, daha sonra Hinrich-Gordon-Deng temeliyle birkaç sezon heyecan yaşatan ama 2. turdan ötesini göremeyen Bulls'un önünde bu sezon daha ileriye gitme şansı var.

Bu yaza Knicks ile birlikte en büyük beklentilerle giren takımdı Bulls. LeBron ümidi olsa da asıl planlar Wade-Boozer/Bosh tandemi üzerine yapılıyordu. Tıpkı knicks gibi onlar da süperstar uzunu alıp diğerlerinin birleşmesini veya takımında kalmasını izlemek zorunda kaldı. Ama üzerine süperstar getirmek istedikleri çok iyi bir çekirdekleri vardı zaten, knicks'in üzerine. Şimdi en büyük eksiklerini kapatmış gibi görünüyorlar ve Doğu'da zirvenin 4 adayından biri.


Bulls'un bu güne kadar sert, mücadeleci ve seyirciye en büyük zevki veren Play-Off performanslarının hep bir eksiği vardı: En kritik anda topu eline rahatça verebilecekleri bir isim. Ben Gordon MJ'den sonra bu konuda gerçekten umut bağlanan ilk isimdi. Ama onun da çok istikrarlı bir isim olmadığı malumdu hep. Neticede mükemmel bir Boston Celtics serisi sonrasında girilen Off-Season'da Gordon Pistons'la anlaşıp Detroit halkının yeni umutlarından biri oldu. Sonrasında umut bağlanan isim 2008 draftında bir numaradan seçilen Derrick Rose oldu. Ama Rose'la ilgili de hala topu eline aldığında istikrarla ilgili bir şüpheniz oluyor. Bu sezon buna engel olacak isimse Boozer olacak gibi. Utah'a geçtikten sonra bir iki sezon yatan ve profesyonelliğiyle ilgili şüphelerin oluşmasına neden olan Boozer sonrasında öyle birkaç yıl geçirdi ki kimsenin yattığıyla ilgili şüphesi kalmadı. Jazz'ın Konferans Finalina kadar gitmesini sağlayan, All-Star'ın aranan isimlerinden olan Boozer'ın bu yıl Bulls'un hücumdaki ilk eli olacağı rahatça söylenebilir. Gerçekten yapılabilecek en doğru hamleydi bu Bulls için.

Bulls'un bundan başka yaptığı en önemli hamle Celtics benchinin tanıdık isimlerinden Tom Thibodeau'yu koç olarak takıma getirmek oldu. Doc Rivers'ın iyi dilekleriyle Bulls'un başına geçen Thinodeau'nun nasıl bir ilk adam olacağını zaman gösterecek.

Bulls'a katılan diğer isimler milli yıldızımız Ömer Aşık, keskin şutör Kyle Korver, tecrubeli uzunlar Kurt Thomas ile Brian Scalabrine, atletik oyuncu Ronnie Brewer ve Warriors'ta parlayan CJ Watson oldu. Ömer'in ilk sezonu Noah gibi bir uzunun yedekliğini yaparak geçecek. Hücumda tek silahı ikili oyunları bitirmek olan Ömer'in "Hücumda özverili, savunmada mükemmel"olduğunu söyleyebiliriz. Pota altı oyunu olmadığını sürece NBA'de tutunması zor ama en azından bu sezon hem oynayıp hem de kendini geliştirebilir. Kyle Korver ilk bakışta ilk beşe yerleşip dış şut ihtiyacını görecek gibi duruyor ama Brewer'ın ilk beş başlaması ve onun bench gücü olarak kullanılması da olası. Brewer da Rose ve Deng gibi atletik ama şutu ancak orta seviyede olan oyunculardan. Korver'la birbirlerini yedekleyeceklerdir. CJ Watson da Rose'un dinlendiği anlarda birşeyler yapmak için sahada olacak. Egoistliğini üzerinden atamamışsa Bulls'ta tutunması pek olası değil. Thomas ve Scalabrine'nin en büyük katkılarıysa soyunma odasında olacak.



Takım

Rose-Watson
Korver-Brewer-Keith Bogans
Deng
Boozer-Taj Gibson-James Johnson-Scalabrine
Noah-Ömer-Kurt Thomas

Orijinal bir üç numara olarak sadece Deng bulunsa da takımda Korver ve Bogans gibi oyuncular da o pozisyonda süre bulacaktır. Watson zaman zaman 2 numara pozsyonuyla sahada yer alabilir, Kurt Thomas ve Taj Gibson da uzun pozisyonlarının ikisini de kotarabiliyorlar. ABD Milli Takımı ile bir Dünya birinciliği tadmış ve kendii tüm Dünya'ya göstermiş olan Derrick Rose hücumda takımı yönetecek isim olacak. Aynı zamanda Deng ve Noah ile birlikte takımın savunmada sert kalmasını sağlarken takımıny ıldızı Boozer hücumlarını sürükleyecek, dış şut eksiğini de Korver kapatacak gibi duruyor benim tahmini beşimde. Yedeklerden gelen Brewer, Ömer ve Gibson gençlik ateşleriyle mücadeleci oyunu sürdüreceklerdir, Kurt Thomas da zaten takımda abi görevinde bunu saha içine de taşıyacaktır.

Gelecek Sezon

Bulls yönetiminin takımın Nisan ayındaki halinden gayet memnun olacağını düşünüyorum. Doğu'da Heat, Celtics ve Magic'le birlikte ilk sıra için mücadele edeceklerdir. Celtics'in normal sezonda biraz geri planda kalma durumunu da göz önünde bulundurursak ben Bulls'un Doğu'da en azından 3. sıradan Play-Off görmesii bekliyorum.

Takımın bu sezonki üç yıldızı herkesin beklediği gibi en üst resimdeki üçlü olacaktır. Bakalım onlar bu takımı nereye kadar taşıyacak?

Heat, Dampier'dan Vazgeçti

Charlotte Bobats'in kadrosuna Kwame Brown'u kattıktan sonra serbes bıraktığı Eric Dampier -ki bu olaydan karlı çıkıklarını söylemek zor- tercihini Miami'den yana kullandı. Houston'ın da peşinde olduğu Dampier piyasada deli gibi pivot isim arayan Miami'yi tercih etti.

Şimdi Dampier'ın kontrat senesinde oynayacak olması ona ekstra performanslar getirebilir. Ki Shaqvari performanslarına da şahit olmuştum. Belki istatistik anlamında değil ama oyun yapısı anlamıyla. Bu açıdan kontrat senesinde olması onun bu olumlu performanslarını arttıracaktır. Aynı zamanda şampiyonluk parolası ile yola çıkmış bir takımda motivasyonuda her zaman yüksek seviyede olacaktır.

Miami ise piyasada bulduğu pivotu kapacakken beklemedikleri bir fırsat geçti ellerine ve Dampier tam anlamı ile kadrolarına 'cuk' oturdu. Süper üçlü ve yanına Miller'ı aldıktan sonra geri kalan bench oyuncularını ve iyi parçaları takıma kazandırmak önemliydi. Howard, Ilgauskas gibi isimlerle bu bölgeye takviye yapıldı ancak Dampier tercihi muazzam olmuştur takım adınada İhiyaç olunan bölgeye aranan kan misali Dampier'in gelişi ile Miami tam anlamıyla kadrosunu kurmuş oldu.

Güncelleme: Dün gece haberini vermiştik Dampier&Heat birlikteliğinin. Ve neredeyse çoğu Amerikan sitelerinde de yazıyordu bu. Ancak Pat Riley elindeki uzun rotasyonunu yeterli gördüklerini belirterek Dampier'a kontrat önermeyeceklerinden söz etmiş. Pota altında fazlasıyla sertlik ve mücadeleci ruh getireceğine inandığım ve şampiyonluk hamlesi olarak gördüğüm bu transferin Riley tarafından veto edilmesi ile Dampier hala Fa statüsünde ve yeni takımını arıyor.

Değişim Nelson'dan Başladı


Golden State Warriors'un temmuz ortasında 450 milyon dolara -evet. iyi para- satılmasının ardından Nelson'un koçluk görevinden gönderileceği söylentileri dolaşıyordu. Ki söylenenler sonuçta haklı çıktı ve Nelson koçluk görevinden gönderildi. Yerine de bir senelik emaneten yardımcı antrenör Keith Smart geçecek.

Zamanın birinde basketbol maçı izlerken duyduğum yorumlardan birisi Nelson'un kariyerini bir bench oyuncusu olarak geçrdiğini ve bir bench oyuncusunun saha görüşünün koçtan farksız olduğunu dolayısıyla koçluğa daha yatkın olduğuydu. Nitekim de öyle belki basketbolcu karyeri açısından parlark bir geçmişe sahip olmasa da koç olarak Nba'in kilometre taşlarından biridir. Tamam yaşlandıkça 'biraz' sapıttı kadro ve oyuncu seçimleri konusunda. (Kabul ediyorum 'biraz' hafif kaldı.) Koçluk geçmişine ve başarılarına diyecek saygım yok ama Golden State'e vereceğinden bile fazlasını vermeyi başardı.

Şimdi yeni koçla bu saatten sonra takımın bu koş koş yöntemi ne olur, kimlik değiştirirler mi, bunu yaparken sorun yaşayacaklar mı göreceğiz. Ancak Warriors'ta şüphesiz yeni bir dönem başıyor ve bundan sonra bay Çılgın Profesör Nelson olmadan yollarına devam edecekler.

23 Eylül 2010 Perşembe

Beklentiler Karşılandı Mı?



Şüphesiz 2010 yazında neler yapacağı en çok merak edilen takımdı New York Knicks. Walsh'ın organizasyonun başına geçmesinden sonra takımdaki kontratı şişkin oyuncular birer birer gönderildi. Tek hedef vardı LeBron James! Hatta James'in yanına bi süper star daha eklemek için Şubat ayında Tracy McGrady takasını yaptı Walsh. Takastan sonraki hedef LeBron'un yanına Bosh ya da Amare gibi bir uzunu getirmekti. Amare serbest kaldıktan sonra 5 yıl için 100 MD karşılığında New York Knicks'in yolunu tuttu. Şimdi sıra asıl hedefe gelmişti ancak LeBron canlı yayında çoğu kişiye göre süpriz sayılacak bir şekilde Miami Heat'in yolunu tuttu.


Bu karar camiada büyük hüsran yaşatsa da Walsh yine boş durmadı ve Bobcats'in başarılı oyun kurucu Felton ile 2 yıllığına anlaştı. Felton, Duhon'a göre daha istikrarlı bir oyuncudur. 15-16 sayı 8-9 asistlik bir performans bekliyorum. Orlando serisinde Nelson'un karşısında pek duramasada D'Antoni sisteminde savunma zafiyetleri pek göze çarpmıyacaktır. Amare'nin gelişiyle David Lee'yi S&T ile GSW ye gönderdiler karşılığında bu sistemin oyuncuları olan Randolph, Azubuike ve Turiaf'ı kadrolarına kattılar. Randolp büyük kazanç Knicks için, onun ani bir çıkış yapması durumunda bu takas şu an olduğundan 2-3 kat daha fazla önem taşır. 3 ve 4 numara oynayabilmesi büyük avantaj, D'Antoni kısa 5'lerle oynamayı sever bilindiği üzere Amare'yi 5 numara Randolp'u 4 numara olarak kullanabilir pek ala.. Turiaf'ta benchten gelerek hareket getirebilir pota altı savunmasına, blok kovalar, Amare'nin savunma açıklarını kapatır vs vs. Diğer isim Azubuike ise çok beğendiğim bir isim geçen yıl şanssız bir sakatlığa kurban gitti iyi bir sezon başlangıcı yapmıstı halbuki, takıma katkı sağlayacaktır. Bu arada değinmeden geçmeyelim, geçen yıl Spurs'te inişli çıkışlı oyunuyla dikkat çeken Roger Mason ile anlaşma sağladılar. 3 sayı tehditiyle takıma katkı sağlayacaktır. Ancak D'Antoni 6 kişiyle oynamayı sevdiği için çoğu maçta benchte ısıtıcı görevide görebilir.

Gelecek Sezon

Kızışan Doğuda herşeye rağmen şu kadroyla play offlara adım atacaklarını düşünüyorum. Bu yıl play off görmek zorundalar , taraftarlar yıllardır hasret. Eddy Curry'nin biten kontratı sonrası 2011 serbest oyuncu pazarından Carmelo Anthony ve Tony Parker gibi yıldız oyuncularla imzalamak istiyorlar. Hatta ve hatta Melo onların yeni hedefi olmuş gibi gözüküyor. Eğer bu kadro başarılı olursa herkesin takdirini kazanırsa oyuncuların bu takıma karşı bakış açısı değişecektir ve nihayetinde büyük şehir New York her oyuncuya nasip olmaz MSG'de oynamak. Carmelo'yu bağlamaları pek zor gözükmüyor. Son olarak Walsh'ı başkanlık görevinde başarılı bulduğumu belirtmeden geçmek istemiyorum. İsiah Thomas'ın bıraktığı kötü kontratları 2 sene içerisinde temizledi. Geriye sadece Curry'nin kontratı kaldı, tebrik etmek gerek.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Bir Kahn Var Bende Benden İçeri


Ne kadar isterdim bu yazının başlığının "Kurtlar Ulumaya Hazır" tipinde birşey olmasını. Kevin Garnett'in oynadığı dönemde büyük sempatimi kazanmış olan Timberwolves, ne yazık ki bu yıl ligin dibinin en büyük adayı. Bu durumun oluşmasındaki en büyük pay da takımın genel menajeri David Kahn'a ait. Aslında Kahn'a da GM demek için bin değil milyon şahit de yeterli değil ya, neyse.



Timberwolves için 2010 Off-Season'ı GM Kahn'ın açıklamalarıyla başladı. Takımın içine eden McHale'in yerine geçen Kahn, FA pazarında etkili olacaklarını, LeBron-Wade-Bosh üçlüsünden birine talip olabileceklerini belirtiyordu. Genel kanı salary cap'inde fazla yer olmayan Timberwolves'un Al Jefferson dışında takasta kullanabileceği oyuncu olmadığı, Jefferson'ı da göndermeyecekleri yönündeydi. Bunun Kahn'ın fantastik açıklamalarının ve daha da fantastik hamlelerinin başlangıcı olduğunu kim bilebilirdi ki? Timberwolves, yapılmaz denileni yapıp Jefferson'ı gönderdi. Hem de Utah'ın 2 draft hakkı ve Kosta Koufos karşılığında!

Darko Milicic'e daha fazla süre verebilmek için Al-Jeff'i Utah'a hediye paketiyle gönderen Timberwolves'un bu yaz en çok akılda kalan hamlesi bu oldu. Büyük ihtimalle de uzun yıllar unutulmayacak. Geçtiğimiz sezon draftın son gününde yapılan NYK(Cardinal)-Timberwolves(Milicic) takasının karlı tarafıyla ilgili bir soru sormuştu NTVSpor. Bakıyoruz da en karlı çıkan takım Utah Jazz olmuş.

Milicic hamlesini bir yana bırakırsak diğer önemli hamleler olarak 2008 draftı ürünü Nikola Pekovic'i kadoya almak, Ridnour'la anlaşmak, Beasley'i takıma katmak ve Wesley Johnson'ı draft etmek gösterilebilir. Ayrıca takıma katılan Lazar Hayward, Anthony Tolliver ve Martell Webster de tek tek bakılınca güzel hamleler. Ancakbütün hamleleri zaten elde olan kadronun yanına koyunca Timberwolves koçu Rambis için büyük bir sorun çıkıyor: 3-4-5 numaralardaki inanılmaz bolluk.



Takım

PG: Ridnour-Flynn-Telfair
SG: Ellington-Webster-Wilkins
SF: Johnson-Hayward-Beasley-Brewer
PF: Love-Pekovic-Tolliver
C: Milicic-Koufos

Herkesi bir pozisyona koydum, zira bu rotasyon planlaması değil. Wsley Johnson ve Michael Beasley 4 numarada da süre alacaklardır, Webster 3 numarada görülebilir, Love ve Pekovic de pivot pozisyonunda oynayabiliyorlar. Neyin ne olacağı üç aşağı 5 yukarı belli ama Timberwolves'ta hiçbir şey belli olmaz. Tahmini ilk 5; Ridnour-Webster-Beasley-Love-Milicic şeklinde olacaktır. Beasley'nin 3 numarada kötü olduğunu biliyoruz ama onu 4 numaraya çekmek Love-Milicic ikilisinden birini benche göndermek anlamına geliyor. Love hadi neyse de Milicic bench oyuncusu olmaz bu takımda, özellikle Al Jefferson'a yol verilme nedenini düşününce.

Gençlerle dolu bir beş enerji getirecek gibi görünüyor ama 3 çaylağın lige alışma sürecini ve Flynn ile Ellington gibi guardlarının kendilerini daha kanıtlayamadıkları düşünülürse benchin oyuna girdiği dakikalarda sıkıntı yaşanacaktır. Kadro ve olası rotasyon hakkında kesin olan tek şeyse hiçbir amacı olmayan bu takımın Milicic ve Ridnour'u oynatarak Flynn, Ellington gibi isimlere bir sezonu daha zindan edeceği ve Johnson, Hazard, Pekovic üçlüsüne de hiç hoş bir karşılama yapmayacağı.



Gelecek Sene

David Kahn ve Kurt Rambis'in olası bir kazada çalışamyacak durumu gelmedikleri sürece Timberwolves'un derecesi ancak 20-30 galibiyet arasında değişebilir.

Yine de Michael Beasley'nin yerinin garanti olduğunu düşünürsek Timberwolves genç oyuncu için büyük bir şans. Bu karmakarışık ortamda, topu eline alabilir, yönlendirebilir ve atabilir. Kısacası gelişebilir. Flynn'nin zaten şüpheli olan gelişimi de bu yıl Ridnour'un arkasında kalacaktır. 9 maçta 79 dakika oynayarak Milli Takımla kürsünün en tepesine çıkmış olan Love için de pek bir umut görünmüyor. Takasın son gününe doğru, gitmek isteyebilir. Açıkçası hemen her takım da onun gibi hem Avrupa tarzına yakın hem de NBA basketbolunu koparan, pota altı oyunları ve şutu olan bir 4-5 numarayı isteyecektir. Bakalım o da bir boy büyüğü gibi hediye paketi içinde mi sunulacak?



Takımın 3 Yıldızı

Darko Milicic yönetimin ona olan düşkünlüğü sayesinde bu yıl göz önünde en çok olacak isim gibi görünüyor. Yukarıda bahsettiğim nedenlerle de Beasley önplanda olacaktır. Al-Jeff varken 2. adam olan Love da üstüne koyarak takımın 3 yıldızından biri olacaktır. Keşke burada Wayne Ellington ve Nikola Pekovic'i, Love ile birlikte söyleyebilseydim. Ne yazık ki David Kahn buna izin vermiyor.

21 Eylül 2010 Salı

Sonunda Başladı !!


Evet özlemiştik.. How i met your mother'ı kesinlikle özlemiştim. Bu akşam eve gelince yaptığım ilk iş bölümü izlemek oldu. Sezon öncesi promolarda ilk bölümde 'aha anne mi geliyor lan?' dedik ama bölümün gelişiminde öğrendik ki anne falan yok daha bunlar yine ters köşe yaptı. Olsun biz onları böyle seviyoruz. Anne açıklansa da açıklanmasa da dizi kendini izlettiriyor. Ha geçen sezona göre biraz sönük başladı ama ilerleyen bölümlerde kendilerini bulacaklardır. Biraz anne eğilimli olmuş bu ilk bölüm sanki... Daha cafcaf'lı bölümlerini bekliyoruz.

En Büyük Umut

Bütün taraftarın yüzünü yıllar sonra güldürmüştü, Tyreke Evans geçen sene. Kings, onun ve onun etrafında şekillenen takım sayesinde ligde yıllar sonra Play-Off mücadelesinde olabilecekmiş gibi görünmüştü. Sonra Kevin Martin döndü, Westphal topu martin'in eline verdi ve onu Teksas'a gönderene kadar çoktan Play-Off yarışının dışında kalmıştı. Ama önemli değildi bu. Taraftar için asıl önem arzeden şey Tyreke Evans'tı.

Evans'ın geçen yıl üstlendiği liderlik ve oynadığı oyun Kings camiasına o kadar umut verdi ki bu yaz bomboş salary cap'ine rağmen büyük av peşinde koşmadı Kings. Sadece gelecek yaz büyük bir kontratının sonuna geleek olan Samuel Dalambert'ı aldılar. Üstelikte yıllardır bir türlü istikrar yakalayamamış olan Spencer Hawes'un yerine. Gelecek yaz iyice bomboş hale gelecek bir salary cap'e rağmen kimse yaz hamlelerinden bahsetmiyor.

Gelecek yaz Tony Parker gibi bir süperstarın serbest kalıyor olması pek de umurumuzda değil. Topu dışarıda Tyreke'nin elinden alacak bir oyuncuya karşıyız taraftar olarak. Aslında bir star yerine 4 numaraya ve benche sağlam oyuncuların doldurulmasını istiyoruz sadece. Çünkü Evans'ın süperstar olmasını bekleyeceğimiz süreci, yazın gelecek bir yıldızı tercih ediyoruz.

Çünkü Tyreke Evans en büyük umut...

20 Eylül 2010 Pazartesi

Melo Yine Gündemde



Arap saçına dönen Carmelo Antyhony sorunsalında Denver yönetimi suskunluğunu bozdu ve Melo'nun takas edilebileceği ifade edildi. Melo'nun kontrat uzatılmasına sıcak bakmaması ve isteksiz davranması bu kararda etkili olmuşa benziyor. Ancak ben hala Carmelo'nun niye bu kadar isteksiz davrandığını anlamış değilim. Geçen yıl takım çok şanssızdı önce koç George Karl'ın hastalığı sonrada Martin'in sakatlığı derken beklenmedik bir şekilde ilk turda evlerine dönmek zorunda kaldılar. Halbuki kadroları şu haliyle Batı Konferansında final görecek düzeyde üstüne üstlük Harrington gibi skor tehditi olan ve iyi bir bench oyuncusunu da kadroya kattılar. Lawson gibi genç yetenek var hali hazırda , Billups gibi muhteşem bir lider var takımda ama Carmelo'yu anlamak zor. Bir yıl daha Denver'a şans vermeli bence olmadı zaten serbest kalıyor. Atar imzayı bir takıma olur biter..

18. Şampiyonluk


Boston Celtics'in sahibi Wyc Grousbeck Shaq'ı kadrolarına katmalarının esas sebebini böyle açıklamış... 18. Şampiyonluk !!!

Wyc Grousbeck, yaptığı açıklamada Shaq'ı takıma katmaya karar verdikleri andan bahsetmiş. Kobe'nin finallerin ardından Shaq'a atıfta bulunarak bir yüzük fazla aldığını söylemesi üzerine harekete geçmiş Celtics yönetimi. Oyuncu menajeri ile anlaştıktan sonra da Shaq transferi resmileşmiş. Ayrıca Wyc Grousbeck şampiyonluğun formülünü de şu şekilde açıklamış; ''2008 yılında şampiyonluk yaşamış tecrübeli bir kadromuz var ve bunların yanına bizimle şampiyon olmamış üç ismi yazın kadromuza kattık.'' Bakalım Jermaine, Delonte West ve özellikle Shaq Celtics'in 18.şampiyonluğu kazanmasında etkili olabileek mi özellikle güçlenmiş bir Doğu Konferansı'na karşı...

18 Eylül 2010 Cumartesi

Cevat Soydaş Basketbol Turnuvası


Her yıl geleneksel olarak düzenlenen hazırlık turnuvasına bu yıl Oyak Renault ve Tofaş'ın yanı sıra Karşıyaka, Antalya Belediyesi, Aliağa Petkim ve Erdemir Belediyesi katıldı. Üç gün oynanan grup maçlarının ardından bugün final karşılaşmaları vardı.

5.lik maçında Erdemir, Antalya Belediyesi'ni 85-60 ile yenmesini bildi. 3.lük maçında son çeyrek açılan Tofaş seyircisinin de desteği ile Aliağa Belediyesi'ni 79-61 yenmeyi başardı. Final maçına Aliağa'yı 25 sayı geriden gelip yenerek mucizeler ile çıkan Oyak, Karşıyaka'nın organize hücumlarına direnemedi ve rakibine 82-73 mağlup oldu.

Turnuva genelinde edindiğim izlenimlere bakacak olursak;

Oyak Renault yine yabancı seçimlerini doğru yapmış bu belli. Jonathan Gibson ve Tay Waller iyi katkı verecek skorerler. Ayrıca Garcia'da dört numara oynamasına ve fiziksel olarak eksik olmasına rağmen 5 numaralara karşı potaya yüklenmekten hiç çekinmiyor. Yabancı seçimlerinde ne kadar başarılı olsalar da oyunun devamlılığı konusunda sıkıntı içindeler. İzlediğim üç maçtada Oyak Renault oyuna çok kötü başlayıp istekli ve iyi devam etti. Grup maçlarında bu özellik işe yaradı ve finale kadar çıktılar ancak finalde Karşıyaka'ya karşı dirençleri yetmedi. Ancak Aliağa karşısında 25 sayı farktan gelip maçı 6 sayı farkla kazanmak önemliydi onlar adına.

Pınar Karşıyaka'yı fazla izleme fırsatım olmadı ancak az önce ilk devresini takip ettiğim final karşılaşmasında çok organize hücumlarla yüzdeli oynadılar. Özellikle yüksek pas trafiğinde topu pota altına indirdiklerinde fazlasıyla başarılı oluyorlar. Holston'da takıma alışık olmasının da avantajı ile bu sezon daha verimli olacağının sinyallerini verdi. Turnuvayı şampiyon olarak tamamladılar ama tek izlediğim maçları tek devre olarak Renault maçıydı ki o oyunla bile şampiyonluğu hak ettikleri belliydi.

Tofaş'a bakacak olursak Can Altıntığ takımın en dikkat çekici ismiydi. Yabancı olarakta Ruzic önemli katkılar verdi ve sezon içinde yararlı olacağını gösterdi. Tofaş genelde yerlileri ile var olan bir takım ancak bu sezon yabancılarıyla da iş yapabilecekler. İnanç Koç'ta ilerleyen yaşına rağmen saha içindeki takıma hakimiyeti ile önemli silahlarından olacaktır Tofaş'ın.

Erdemir'e bakacak olursak yabancı oyunularını pek beğendiğimi söyleyemem. Pas pas takımı görüntüsü var diyeceğim ama bir ışıkta var hani takımda. Erkan Veyseloğlu ve Hakan Demirel gününde ise maç kazanıyorlar ancak değilse kaybediyorlar. Özellikle Hakan Demirel'i beğendiğimi söyleyebilirim. Fenerbahçe'de bulamadığı süreleri burada buluyor ve kendisini artık!! geliştirebilmesi açısından önemli.

Antalya Belediyesi'nde ise umduğum performansları bulamadım. Bireysel olarak öne çıkan isimler olsa da takım olarak kötüydüler ve turnuvayı da sonuncu tamamladılar hal böyle olunca. Muratcan Güler'in bu takıma katkısı yadsınamaz. Yabancıların yokluğu da bu kötü turnuva sürecine etki etmiş olabilir ancak bunun pozitif etkisi de Gökper Gen'in sürelerinin artması ve istekli oyununu getirdi. Guard rotasyonunda Muratcan ve Gökper ile sorun yaşamaz bu takım.

Aliağa'yı ise en sona bıraktım. Karşıyaka'nın son günkü performansı iyiydi ama takım olarak beni en eğlendiren en heyecanlandıran takımlardan biri oldular. Yukarıda resmini paylaştığım arkadaş Jerome Randle'ı canlı izleyip hayran kaldım. Müthiş yetenekli bir pg ve şutu da fazlasıyla tehlikeli. Hızlı yön değiştirmeleri ve paslarıyla çok can yakar. Bu oyuncuya dikkat diyorum. Diğer yabancısı Aubrey ise atletikliği ve hızı ile ön plana çıkıyor. Hızlı hücumların aranan ismi ama hızını kullanırken bazen top sektirmeyi unutabiliyor :) Bunun dışında Barış Güney gibi tecrübeli bir isme sahip olmaları da takımın artılarından.

2011 MVP Adayları

Her sezonun başından başlar MVP, MIP ve ROY ödülleri tartışmaları. Rotasyon, takım falan görmeden yorum yapılabilen nadir ödüllerdir çünkü bunlar. Elbette sahadaki performanslarını görmeden değerlendirmek zor ama sezon başlamadan bir bakalım normal sezonun muhtemel en değerli oyuncusuna.



Kevin Durant

Thunder, geçen yıl çok genç ve pivot pozisyonunda çok sıkıntı çeken bir kadroyla, müthiş bir mücadele örneği sergileyerek Batı'da Play-Off yapmıştı. Daha sonraysa Lakers'a uyandırıcı görevi gören bir seri geçirmişler ve elenirken Lakers'ı çok zorlamışlardı. Bu yıl pivot pozisyonunda daha rahatlar ve tecrubesizliklerini ortadan attılar. o halde Batı'da zirve mücadelesinde olmamaları için bir sebep var mı? Hiç sanmıyorum. Durant'in, Dünya Şampiyonası'ndaki müthiş performansı da lig için bir işaret. Geçen yılki gibi bir bireysel performansın üstüne takımına da Batı'da zirve mücadelesi yapacak bir Durant ödül için çok büyük bir aday olacaktır.

Kobe Bryant

Bu ödülü ilk kez 2008'de kazanan ve sonraki iki sezon bu ilk ödülün yanına iki de Finallerin En Değerli Oyuncusu ödülü koyan Kobe Bryant, yıllardır olduğu gibi MVP için en önemli adaylardan biri. Zira sonunda sakatlıklarından birinden olduğu ameliyatla kurtulan Kobe'nin bireysel performansında düşme olmayacaktır. Lakers'ın her zamanki Batı'da zirve için en büyük aday olduğunu düşünürsek Kobe'nin adaylığı kimseyi şaşırtmıyor.
Dwayne Wade V LeBron James
Heat'in Big Three'yi kurmasıyla beraber Doğu'nun hatta NBA birinciliğinin en büyük adayı olmasından sonra bu takımdan da bir MVP adayı çıkacağı nerdeyse kesin gibi. Chris Bosh'ın bu isimlere göre daha geri planda olacağını düşünürsek Wade'in mi yoksa LeBron'un mu bireysel anlamda bu takımın en iyisi olacağı sorusu kalıyor geriye. Şahsi kanaatim, LBJ'nin eleştiriler karşısında kasarak normal sezonda ön planda olacağı ama Play-Off'ta Wade'in daha önde olacağı şeklinde. Bu yüzden ikisini de MVP için büyük birer aday olarak görmüyorum. Zira LeBron bu sezona son iki sezonun MVP'si olarak başlıyor ve arka arkaya üçleyip bir üst sınıfa geçirileceğine pek ihtimal vermiyorum. Özellikle bütün yaz söylenenlerden sonra.

Carlos Boozer

Bulls, Hinrich-Gordon-Deng-Thomas-Wallace beşiyle başladığı sezondan sonra ilk kez Doğu'da zirveye aday olarak gösteriliyor. Sonlarının o ekibe benzememesini umuyoruz elbette. Bu sefer kontrat verdikleri isim Carlos Boozer. Son birkaç yıldır mükemmel oyunuyla Jazz'a hemen her sene Batı'da zirve mücadelesi yaptıran ve All-Star adayı olan Boozer bu kez Bulls'u MJ'li döneminden sonra tekrar şampiyonluk mücadelesine sokmaya çalışacak. Yıllardır Heatt, Celtics gibi isimlerle ilk turlarda yaptıkları mücadeleleri -biri hariç- kazanamamalarının en büyük sebebi o anda topu eline alacak gerçek ismin olmayışıydı büyük ihtimalle. Bu kez o isim Boozer. Bulls'un tepelerde dolanacağı bir normal sezonun sonunda adı MVP adayları arasında geçecektir.


Steve Nash - Dirk Nowiztki

Uzun zamandır her sezon başında MVP adayı olarak gösterebileceğimiz iki beyaz için işler bu sezonda pek farklı değil. Steve Nash, Hidayet'in gelmesiyle elinde daha az top tutacak ve kendini Play-Off'a hazırlayacak gibi duruyor ama Nash bu, fikirlerimizi terse yatırabilir geçen sezon yaptığı gibi. Dirk de bildiğimiz Dirk zaten. Mavericks, Play-Off'ta nolursa olsun yine Batı'da zirve aday Kidd, Butler gibi oyuncuları barındıran kadrosuyla. Normal sezonun en başarılı takımı olurlarsa takımını oraya taşımış bir Dirk Nowiztki ödülü alabilir.

Rajon Rondo

Geldik hiç inanmadığım 3 adaya. Aslında Rondo'nun geçen yıl yapabildiklerini gördükten sonra, normal sezonda uyayacak bir yaşlılar ordusunun lideri olacağı ve bu sayede ön plana çıkabileceği düşünülebilir. Ama Celtics'in normal sezonda Doğu zirvesine oynama ihtimali bana göre çok az. Perkins dönene kadar pivot pozisyonunda Shaq, JO gibi yaşlılar ve çaylak Semih'le idare edecekler. Bu yüzden işi pek zorlamayıp Heat, Magic ve Bulls'u biraz geriden takip edeceklerini ve Play-Off'ta tüm güçleriyle saldıracaklarını düşünüyorum. Durumları özellikle 2006 Heat'ine benziyor. Bu yüzden Rondo önemli bir MVP adayı değil.

Dwight Howard

Magic hala Doğu'da zirvenin en büyük adaylarından biri ve o hala MVP için büyük bir aday değil. Zira artık sadece istatistiklere bakılarak verilen DPOY'u götürdüğünden 2. bir ödül için büyük bir aday olmuyor. Yine DPOY'un en büyük adayı ve yine MVP'nin büyük bir adayı değil.


Carmelo Anthony

O kadar karmaşık bir yaz geçirdi ki... Dolaşan söylentilerin yarısı sezona Nuggets formasıyla başlamayacağı diğer yarısıysa All-Star arasından sonrasında takas edileceği yönündeydi. Sonunda kendisi de konuşarak kafaları iyice karıştırdı. Geleceği belirsiz, bu yüzden ne yapacağı da belirsiz. Sezonu Nuggets'ta tamamlarsa bu olaylar performansına etki edecektir büyük ihtimalle. Sezon sonunda Nuggets'ta olmayacaksa zaten MVP adayı olmasını beklemez birçok kişi. Bu yıl boyunca en çok konuşulacak isim Melo olacak gibi görünüyor.

Toplam olarak 9 adaydan bahsetmişim. Elbette sene sonu geldiğinde bu 9 adayın sadece 3-4 tanesi aday olarak gösterilecektir. Üzerlerine bi 10. isim mi? Biraz apaçilik yapmak gerekirse Tyreke Evans derim. Ama kalkıp da sınava hazırlandığım sene ödül alırsa ABD'ye gider ağzını burnunu kırarım.

17 Eylül 2010 Cuma

Jeninngs Zırvaladı


Brandon Jeninngs ismini geçtiğimiz sezon fazlasıyla duyduk. Nba Live özetleri ile ona başlayan sempatimiz Golden State'e karşı 55 sayı atmasıyla tavan yaptı. Ancak bu fazla sempatiyi Jeninngs antipatiye dönüştürmek için elinden geleni yapmayı sürdürüyor.

Amerika milli takımına seçilmemesinin nedenini giydiği ayakkabılara bağlayan ve verdiği bir demeçte Nike marka ayakkabı giymemesinden dolayı takımda olamadığını belirtmişti. Yani milli takımın sponsoru olduğu ayakkabıyı giymediğinden dolayı takımdan kesildiğini öne sürüyordu.

Koç K ise bu açıklamalara cevap verdi ve oyuncu seçimlerini yalnızca kendisinin yaptığını söyledi. Ayrıca Kryzewski ayrıca bir oyuncunun giydiği ayakkabı benim kadro şekillendirmemde etkili değildir dedi.

15 Eylül 2010 Çarşamba

Türkiye Kupası Kuraları


Türkiye Kupası kuraları bugün çekildi. Dört ayrı şehirde yapılacak turnuvada gruplar şu şekilde;

A Grubu - Balıkesir = Banvit - Erdemir - Aliağa Petkim - Mersin Bşb
B Grubu - Ordu = Efes Pilsen - P.Karşıyaka - Antalya Bşb - Olin Gençlik
C Grubu - G.Antep = F.Bahçe Ülker - Tofaş - Bornova Bld - M.P Trabzonspor
D Grubu - Antalya = Beşiktaş Cola Turka - G.Saray CC - T.Telekom - O.Renault

Gruplara bakınca D Grubu dikkati ilk çeken grup. 8'li finallere kalma yolunda çok çekişmeli maçlar yaşanacağı aşikar. Bunun yanı sıra bir diğer dikkat çeken ayrıntı ise Banvit'in Balıkesir grubuna düşmüş olması. A ve D Gruplarında maçlar 10-12 Ekim'de oynanırken B ve C gruplarında 9-11 Ekim tarihleri arasında mücadeleler oynanacak.

14 Eylül 2010 Salı

Iverson Yine Gündemde


Nba'de sezon öncesi antrenmanlarının başlamasına iki hafta kala Iverson'un menajeri belki biraz gündem belki de biraz sitem amacı ile açıklamalarda bulundu. Menajer Gary Moore ''Hazırlık kamplarının başlamasına iki hafta var ancak Iverson'a hala bir teklif gelmiş değil. 30 takım da bizimle kontrat için temasta bulunmadı.'' demiş. Sözlerine de şu an Çin'den bir teklif var diye de devam etmiş aynı zamanda.

Şimdi 35 yaşındaki bir oyuncu aslında iki üç yıl daha kapasitesinde kalabilir ancak konu Iverson olunca takımlar ne yapsın. Bilmem kaç kez ameliyat masasına yatmış, ego sorunları dağları denizleri aşmış olan Iverson'a kontrat vermek potansiyel risk aynı zamanda. Aslında geçen sene Sixers'ta da fena performans göstermedi. Yaklaşık 14 sayı 4 asistlik bir ortalaması vardı ki hani çoğu takım böyle bir guardı kadrosunda iyi kötü düşünebilecekken bu ismin Iverson olması aynı zamanda bir çok engelinde önünüze çıkması demek. Seyircisi de hala arkasında bu adamın. Geçen yıl halk oylaması ile All-Star seçilme başarısı göstermişti. Bakalım tercihi ne olacka Iverson'un, Çin'e gitmek mi yoksa kontrat gelmesini beklemek mi?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...