14 Ağustos 2009 Cuma

Q.Rich Miami'de

Az önce Twitter'da dolanırken YahooSports'tan Richardson'un Heat'e Blount karşılığı takas olduğu haberi geldi. Bu yaz takaslar sayesinde bavulunu açamadan başka bir şehrin yolunu tutan Richardson'un Heat'te gerekli süreleri alacağı da söylenmiş Yahoo tarafından.

Mark Blount zaten faydalı bir oyuncu değil Miami'ye, aslında hangi takımda oynarsa oynasın belli basketbol bilgilerinden yoksun olduğu için kademe atlaması mümkün olmayan bir oyuncu. Top kayıpları konusunda büyük problemi var. Bu sorununu bir türlü çözemedi ve takımına hücum konusunda büyük zararlar verebiliyor. Kariyerinin en iyi dönemlerini geçirdiği Wolves'e dönmek onun adına belki olumlu gelişmelere yol açabilir.
Diğer tarafta Q.Rich bu yazın istenmeyen çocuğu oldu. Kontratı Blount'un kontratına göre 2md daha kabarık ancak iki oyuncunun da son senesi bu açıdan bu farkın pek bir önemi yok. Hatta bir kez daha takas edilmesi bile gündeme gelebilir ilerleyen zamanlarda. Ancak çıkan habeler şu an için Richardson'un takımda kalıcı olacağını gösteriyor. Hücumda sıfır olan Blount yerine Richardson gibi dıl şutu olan bir ismi getirmek önemli. Yok yok yine de fazla iyimser bakmak yersiz.

The Kingdom


Geçtiğimiz gece seyretme fırsatı buldum bu filmi ki fena bir yağım değildi. İsmini Suudi Arabistan Krallığı'ndan alan film o bölgenin de gergin ve sıkıntı dolu atmosferini de izleyiciye her an yaşatmakta. Aslına bakacak olursak filmin girişi ve ilk dakikaları filmin farklı bir tür olacağını gösterir gibiydi ancak sonunda gösterdi ki hepimizin bildiği sıradan bir Hollywood filmiymiş.

Filmin başında Arabistan'da ardarda patlayan bombalarla gerilim hat safhaya ulaşırken Amerikan ajanlarının bölgeye gelmesiyle beraber film boyunca 'aha şimdi bir şey olacak' - 'ne zaman bir saldırı olacak' gerilimi ile filmi izliyorsunuz. Aslında filmin konusuna ve işleyişine bakarak 'yok artık' diyebileceğiniz bir iki olay olmuyor da değil ama dediğim gibi hiçte fena film değil. Hollywood filmi olduğundan elbette ki filmin sonunda Amerikalılar haklı çıkıyor, yani sonunu tahmin edebiliyorsunuz haliyle. Ancak filmin son sahnesi oldukça etkileyici. Bu davanın henüz bitmediği ve kolay kolay bitmeyeceği, bu kan davasının durdurulamayacağına yönelik önemli bir mesaj verilmiş.

Bugün izlediğim bir diğer film ise 21-Blackjack.. Aslında bu tip bir filme 2 saat fazlasıyla uzun gibi görünse de izlerken hiç sıkılmıyor insan. Konularıyla ders veren bu film yine de eğlencelik bir film olmaktan öteye gidemiyor, ancak yine de sonunda izleyiciyi ters köşe yapmasıyla artı puan toplamış olmalılar. ''winner winner chicken dinner''.. İzlenesi bir film..

Gündemden Kısa Kısa #4


  • Geçtiğimiz sezon Josh Childress'ı transfer ederek büyük sükse yapan Yunan ekibi Olimpiakos şimdi de Denver'dan Linas Kleiza'yı 2 yıl 12 md'a renklerine bağlamış. Bununla da kalmayan Olimpiakos Houston ile sözleşmesi sona eren ve bu yıl dönem dönem oynadığı oyunlarla beğeni toplayan gözü kara isim Von Vafer ile 2 yıl 10 md karşılığında anlaşmışlar. Kriz etkilememiş bunları anlaşılan..
  • Hornets ek vergiden kurtulmak amacıyla R.Butler'ı 2. tur draft hakkı karşılığı Clippers'a gönderdi. Clippers'ta bu sezon tek merak ettiğim isim haliyle draftın bir numaralı ismi Blake Griffin olacak. Yoksa benim gözümde bu sezonunun toplama Diyarbakırspor'undan farkı yok.
  • Bu sezon kadrosuna birbirinden iyi rol oyuncuları takviye eden Cavs sıradaki hamlesini Powe ile yapmış. Boston'un serbest bıraktığı Leon Powe playoff'larda yaşadığı diz sakatlığı yüzünden en geç Şubat gibi basketbol oynamaya başlayacak. Cavs'ın Powe'a 2 yıl için 1.2 md vereceği saçıklanmış, gayet makul. İlk sene belki fazla yararlanamayacaklar ancak sonrası için kendini yeniden gösterme imkanı bulacaktır.
  • Sıkça duymaya başladığımız Amare'nin takas dedikodularına bir yeni takım daha eklendi. Golden State ile Ellis&Amare odaklı takas paketleri sıkça konuşulurken şimdi de Denver'ın Amare ile ilgilendiği yazılmış.
  • Kerem Gönlüm'ün BBL final serisinin 5.maçından sonra kendisinden alınan örnekte Cathene adlı yasaklı bir madde bulunmuş. İkinci bir karara kadar Kerem'in oynaması yasaklanmış. Milli takım kampından da çıkartılmış.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Gönüllere Çağrı



Ülkemizde bugüne kadar düzenlenecek en büyük spor organizasyonu olan 2010 FIBA Dünya Şampiyonası’nda görev yapmak üzere, Organizasyon Komitesi, sporseverleri bu muhteşem organizasyonun bir parçası olmaya çağırıyor.


Gönüllü çalışanlar arıyormuş TBF. Faklı farklı kategorilerde bir dolu gönüllü çalıştırılacak. Birçok basketbolsever için mükemmel bir fırsat bu. Dünya'nın yıldızlarına yakın olmak için önemli bir fırsat. Görevli alınacak kategoriler şöyle:

  • Mihmandarlar
  • Basın Hizmetleri
  • Saha İçi Organizasyon
  • İstatistik Hizmetleri
  • Bilgi Teknolojisi
  • Ofis Hizmetleri
  • Ağırlama ve Bilgilendirme
  • Spikerlik
  • Halkla İlişkiler, Promosyon ve Satış Elemanları
  • Genel Yönlendirme ve Yer Gösterme Görevlileri
  • Doping Hizmetleri
  • Özel Organizasyonlar
  • Genel Hizmetler
Saha içi organizasyon için çok fazla başvuru olacaktır büyük ihtimalle. Sucu, top sorumlusu ya da yer silici için dil şartı aranmıyor. Ayrıca 12-16 yaş grubu arasından seçim yapılacak. İspanya-ABD finalinde yer silmek için sahaya çıktığımı düşünüyorum da inanılmaz geliyor. 10 tane süperstarın arasında yer siliyorsun.

İstanbul, İzmir, Ankara, Kayseri dörtlüsünden birinde yaşayanlar ya da turnuva süresince konaklayabilecek bir yeri bulunananlar bu fırsatı kaçırmasın diyorum. ne kadar doğru bilmiyorum ama başvuruların Aralık'a kadar devam ettiğini okumuştum.

Rezillik


Bundan 3-4 hafta önce Tobol'un stadında yaşanan elektrik problemine gülerken aynı şey bizim başımıza geldi Turkcell Süper Lig'de. Eee boşuna dememişler 'Burası Türkiye' diye.

Maç zaten henüz 50. saniyede gelen gol ile erkenden kopmuş. Fenerbahçe golün getirdiği rehavet ile yaslanıyor kontra arıyor. Denizli de zayıf hücum denemeleri ile illallah dedirtiyordu. İkinci yarı oyun biraz olsun oyun hareketlendi diyorduk ki elektrik kesintisi geldi. Denizli Atatürk Stadı'nın elektriğinin yarısı şehir trafosuna bağlıyken yarısı da jenaratör ile çalışabiliyormuş. Eh yarı karanlık bir halde maçta oynanamadı haliyle. 40 dakika maç 'ha devam edicek, ha bitti' derken durdu. Sonrasında kalan 30 dakika sahadaki tüm futbolcular için isteksiz bir havada oynandı ve sıkıcı bir maç oldu.

Maçın tek güzel yanı Alex'in akıl dolu paslarıyla 2 golü de adeta yaratması ve Güiza'nın sezona golleriyle merhaba demesi oldu. Maçın ilk ve son dakikasında gelen 2 gol arasında yaklaşık 150 dakika mesafe vardı. Bir diğer söyleyişle maç dün başladı bugün bitti. Böyle görüntüler Türk Futboluna hiç yakışmıyor. Olacak iş değil bu seviyede bir maçta bu kadar duraksama..

Son olarak Lig Tv'de Maraton'a bir izleyiciden gelen bir mesaj vardı onu belirtmek istedim. Maçta 2 golün arasının 150 dakika olduğunu belirten seyirci 'Bu süre içinde bir film izleyip tekrar maça dönsek kaçırdığımız çokta şey olmazdı demiş.' Doğru demiş..

9 Ağustos 2009 Pazar

Kurt Rambis


Minnesota T.Wolves sonunda koç arayışlarını noktalandırdı ve Phil Jackson'un asistan coach'u Kurt Rambis ile anlaştı. Henüz takım tarafından anlaşma şartları basına bildirilmediyse de 3 yıllığına Rambis'in Wolves'ta koçluk görevini sürdüreceği kaynaklar tarafından belirtildi.

Aslında Rambis'in Wolves'in başına geçmesi bir sürpriz oldu bana göre çünkü Rambis senelerdir Jackson'un koltuğunu bekliyordu. Belki de bu sene sonunda emekli olacaktı Jackson ancak Kurt Rambis yol ayrımını şimdiden yapmış bulunuyor. Wolves'te Mark Jackson'un da adı koç adayları arasında yer almıştı ancak Lakers'ın asistan coach'u Kurt Rambis ile anlaşmaya vardılar.

Edit: Anlaşma 4 yıllık 8 md olarak belirlenmiş.

James'ten Açık Kapı


NtvSpor'da yazan habere göre Cleveland'ın yıldız ismi LeBron James kulübün temmuz ortasında kendisine teklif ettiği yeni bir kontrata sıcak bakmadığını belirtmiş. 2006'da 5 yıllık bir anlaşmaya imza atan James "2006 yılında son yılı opsiyonlu bir kontrat imzaladım, eğer diğer seçeneklerimi açık tutmayacaksam o sözleşmenin bir anlamı kalmaz" şeklinde bir açıklamada bulunmuş.

Geçtiğimiz sezon bolca dedikodusu çıkmıştı Knicks ve LeBron'un.. Knicks olmasa dahi şu haberden sonra James'in de pek Cavs'ta kalma yanlısı olmadığını görebiliyoruz. 2007'de final yaptılar, denediler olmadı. Geçtiğimiz sezon şampiyonluğun en önemli adayıydı ve Final yapmasına kesin gözüyle bakıyordu ancak formda bir play-off dönemi geçiren Orlando'ya elenmekten kurtulamadılar.

Cavs bu sezon kadrosuna önemli isimler kattı. Bunların başında Nba'in en önemli pivotlarından biri olan Shaquille O'Neal var. Bunun dışında kadrolarını A.Parker ve J.Moon gibi iki bench ismiyle güçlendirdiler. Bu sene bir kez daha deneyecekler ve sezon sonunda elde edilecek başarı veya başarısızlık durumunda LeBron'un tercihi merakla beklenecek.

Hottest Heat Dancers: Odaymıs





Heat.com'u açtığımda karşıma geldi en üstteki resim. İlk dikkati üstüne çeken Katya olsa da ufak bi inceleme ile Odaymıs'in daha bi hatun olduğuna karar kıldım. Oylamada da zaten şu an önde götürüyor. Fotoğraflarını da paylaşalım..

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Nba 2009-10 Schedule

Nba'de yeni sezonun fikstürü belirlenmiş. 27 Ekim Salı gecesi -bize göre çarşamba sabahı- yeni sezona merhaba diyeceğiz. İlk gece 4 maçla yeni sezona hoşgeldin derken son şampiyon Lakers bir diğer LA ekibi Clippers ile karşılaşacak. Aynı zamanda bu maç Blake Griffin'in ilk Nba maçı olma özelliği taşıyor. Gecenin bir diğer önemli maçı ise geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezonda açılış gecesinde bulunan Cavs-Celtics mücadelesi olacak.

Nba'in merakla beklenen noel gecesi ise merakla beklenen karşılaşmalara sahne olacak. Christmas Day'in teması bu sezonda Shaq vs Kobe olacak ve Lakers, Cavs deplasmanına çıkacak. Geçtiğimiz sezonun finalisti Orlando ise evinde Boston'u ağırlayacak. Bunun dışında geçmişten husumeti bulunan Miami ve Knicks bu gece New York'ta karşı karşıya gelecekler.

Ntv ve NtvSpor'un 2 sezondur Martin Luther King dolayısıyla üst üste maçlar verdiği 18 Ocak akşamı oynanacak bazı önemli maçlar ise şu şekilde: Orlando vs Lakers, Spurs vs Hornets, Dallas vs Celtics...

Lig 14 Nisan Çarşamba akşamı son bulacak. Lakers sezonu yine bir Clippers maçı ile kapatırken gecenin bir diğer önemli maçı Suns-Utah arasında oynanacak. Bunun dışında play-off sıralamaları açısından oldukça önem taşıyan mücadeleleri de seyredebiliriz.

Son olarak Heat'in yeni sezon fikstürne buradan ulaşabilirsiniz. Başarılı bir sezon geçirmek dileğiyle..

Friends


Fazlasıyla bağımlılık yaptı Friends bana son 3 haftada. Evet 3 haftada 7 sezon bitirdim ve önümde izleyeceğim 3 sezon daha var.. Muhtemelen bu hafta içinde bitecektir. Bu kadar hızlı gitmeme de kızıyorum aslında çünkü bittiğinde kendimi büyük bir boşluğun içinde bulacağım kuşkusuz..

Bir gece de izleyebileceğin bölümleri izledikten sonra 'hadi yatmadan bir bölüm daha' diye diye 4-5 bölüm daha kendini izlettiren apayrı birşey Friends. Şu an ilk kez izliyorum ancak sıkılmadan her bölümünü bir kez daha izleyebilirim bunun garantisi var yani. Hani kalk moralin bozukken izlemeye başla terapi gibi gelir Friends insana. Aynı zamanda insanı garip duygular içine de sokmakta bu dizi.Diziyi izledikçe 'lanet olsun bu ortam niye burda yok lan' diyor insan. Friends'in bence en önemli özelliği ise 10 sezon boyunca çizgisini hiç bozmamış olmasıdır.

Beğenilmesinin nedeni sadece esprilerin güzelliği değil bu esprilerin karakterlere çok iyi derece de bütünleşmesinden dolayıdır. Karakterleriyle de kendini izlettiriyor Friends. İlk izlemeye başladığımda Ross ve Chandler ikilisine bayılmaktaydım ancak ilerleyen sezonlarda esprileriyle beni daha da güldürmeye başlayan bir adam ortaya çıktı. Joey.. Dizi boyunca kendisine alışamadığım ve esprilerine bir kaç istisna dışında hiç gülmediğim bir-iki karakterde var elbet. Phoebe.. Bir kere neden olduysa itici geldi ve şu kalan 3 sezonda da onun hakkında düşüncemi muhtemelen değiştirmeyeceğim. Bir diğer karakter ise Janice.. Gecenin bi vakti o ses tonu o gülümsemesi o kadar itici geliyor ki şu diziyi insani saatlerde izliyor olsaydım belki sevebilirdim. Ve yine çok sevdiğim ancak kısa süre dizide kalan bir isimden daha bahsetmek istiyorum. Emily.. İngiliz aksanına karşı zaafım var kardeşim. Seviyorum bu tipleri dizilerde.. Emily'de kısa süre dizide kaldı ama gönlümün tahtına oturdu..


Son olarak dizinin 6 ana karakterine göz atalım..

Rachel: İzledikçe bu kadına aşık oluyor insan be.. Dağınıklığı, hafif saflığı, şımarıklığı ve sinirlendiği zaman gözü dönmüş bir şekilde çıldırması Rachel'ı Rachel yapan özellikler. İlk sezondaki hallerinin ardından olgunlaşıp, iş dünyasında kariyer edinmiş -ve sonrasında çocuk sahibi de oluyormuş- ve bölümler ilerledikçe nedense daha da güzelleşmiştir :)

Chandler:
Dizinin ilk sezonlarında favori karakterim olan Chandler daha sonra Monica ile ilişkiye girerek ve hatta evlenerek gözümden düştü ancak yine de hazır cevaplığı ve kopartan esprileri ile sırtı yere gelmeyen bir karakterdi gözümde. Yanımda her zaman onun gibi bir adam olmasını isterdim. En berbat durumda bile yüzünüzü güldürebilecek bir karakterdir. Bir çok konuya 'have no idea' diyerek bakan Chandler'ın kopartan sahnelerinden biri de ilk sezonda yılbaşı gecesi saat 12'yi vurduğunda 'somebody kiss me' diye bağırmasıydı..

Moniaca: Heh işte bu tip dizilerde her zaman olan tipik bir karakter. Doğrucu bir karakter olan Monica aynı zamanda fazlasıyla titiz ve elinden her iş gelebilecek bir ev hanımı görüntüsünde. Ancak onun bu hali bile tatlı hallerinin önüne geçemiyor. Hırslı ve rkabetçi tarzı ile en gereksiz olayların veya iddiaların kendi lehine sonuçlanması için elinden geleni yapan Monica, her takımın kadrosunda görmek isteyeceği türden bir isim..
Ve tabii ki Monica diyince.. "a little one; a two; a one, two, three; a three; a five; a four, a three-two; a two, a two-four-six; two-four-six; four a two; two; four-seven; five-seven; six-seven; seven, seven, seven, seven, seven-seven-seven-seven-seven-seven" bunu yazmadan olmazdı.

Joey: Ve işte belkide dizinin en nefret edilesi ancak en sevdiğim karakterine geldim. Nasıl tarif edeyim bilemiyorum ama onu şu dönemin en iyi Sit-Com'larından biri olan Himym'den Barney ile eşleştirirsek yanlış yapmış olmayız herhalde. Hemen hemen her bölümde elinde bir sandvich'le yada bir şeyler atıştırırken karşımıza çıkan Joey esprileri ile kırıp geçirmektedir. Dostluğuna sonuna kadar güvenebileceğimiz Joey'in başına her zaman en komik olaylar gelmiştir. Joey'i izlerken insanı kopartan ve kendisini sevmemi sağlayan replikleri 'How you doing?' ve uzunca söylediği 'Nooooo!!'' cümleleridir.

Ross: Dramatik bir şekilde tanıdık onu ilk bölümde. Karısının hamile bir lezbiyen olduğunu öğrenen Ross yıkılmış bir haldeyken karşısına çıkan eski aşkı Rachel ile yeniden hayata dönmüştür. Ross'un kardeşi Monica'dan pek farkı yoktur aslında. O da bir çok şeyin doğru ve düzenli olmasını isteyen, aynı zamanda duygusallık bakımından tavan yapan ve başarısız evlilikleri ile kaderden bir çok tokat yemiş bir kişiliktir. Ayrıca anlatacağı hikaye vs gibi bir çok şeyde çevresindekilerin canını sıkmayı başarır. Onun en çok sevdiğim sahnesi ise; dişlerini beyazlattığı bir bölümde kız arkadaşı romantikliği sağlama açısından ışığı kısmayı teklif eder ve Ross'ta bunu memnuniyetle kabul eder. Karanlık ortamda dişleri daha da belirgin ve korkutucu olan Ross'un hafif bir gülümsemesiyle kızdan çığlık yükselir "what's the matter with you?" Ross'tan gelen cevap: "what's the matter with me!!''

Phoebe: Evet dizide tek sevemediğim bir karakter oldu. Salaklığı son derece ileri boyutlara çıktığı zaman komik olmak yerine çıldırtan Phoebe'nin şükür kizaman zaman seviyeli ve güldüren esprileri oldu. Şarkılarıyla dizi de ön planda olan Phoebe'nin en meşhur şarkısı ile yazıya veda edelim..

smelly cat, smelly cat
what are they feeding you?
smelly cat, smelly cat
it's not your fault

Bana diziyi tavsiye eden ve dvd'lerini gönderen kardeşim sürekli olarak izlememi istiyordu. -Burdan bu güzel diziyi izlememi sağladığı için ona da teşekkür ederim o okuyunca anlar- ''Bir kere izleyince bir daha bırakamayacaksın.'' diyordu. Eheh harbiden de öyle oldu..
*Son*

10 Maç = 1.6 Milyon


Rashard Lewis doping yaptığı gerekçesi ile Nba yönetiminden 10 maç ceza aldı. İlk olarak play-off sırasında kendisine yapılan test pozitif çıkan Lewis'e bir de finaller de bir doping testi yapılmış ve o da pozitif çıkmış. Bunun üzerine yönetim kendisine 10 maç ceza vermiş.

Nba uzun maraton. 4.5 ay da 82 maç ve üstüne bir de play-off sezonu oynayacak isen iş daha da ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Eh tabi yorgunlukları aza indirmek adına da oyuncular muhakkak çeşitli ilaçları kullanıyorlardır. Ancak Lewis'in ilacında yasaklı madde bulunması kabul edilebilir bir şey değil. Lewis'in kullandığı steroid ona 10 maç dışında ciddi bir maddi kayıba da uğrayacak. 10 maç ile beraber sezona yaklaşık 2-2.5 hafta kadar geç başlayacak olan Lewis 10 maça karşılık kontratından 1.6 milyon dolar eksik alacak.

Big Ben -> Pistons


Pistons eski oyuncusu Ben Wallace'i kadroya katmış yıllık 1.3 milyon dolara. Bu yaz yaptıkları hamlelerle artık eski Pistons döneminin bittiği kesin olarak görülmüştü. Ben Gordon - Villanueva ve Wilcox gibi oyuncularla ünlenen Pistons savunmasını yapmaları o yapıyı sürdürmeleri artık beklenmiyor. Dumars ise kadroya eskilerden bir ismi katmış bulunmakta. Hoş Wallace'ta o eski muazzam savunmalarını artık gösteremiyor. Geçtiğimiz yıl Cavs'ta izlediğim Ben Wallace ölü bir Ben Wallace'tı.. Bu sene işin pekte değişeceğini düşünmüyorum. Ancak pota altına derinlik katacağı kesin ve yararlı olabilme ihtimalide var özellikle kendini affettirmesi için sıkı çalışması gerek.

Bir de merak edilen bundan 3 sene önce para için Chicago Bulls'u tercih eden ve The Palace'ta Detroit taraftarınca iyimser bir konumda olmayan Wallace'ın geri gelişini taraftarın nasıl karşılayacağı.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Gündemden Kısa Kısa #3


  • Evet yine bir fırsatını bulup nete girmeyi başardık. Son günlerde yine Nba gündemini fazlasıyla meşgul eden hamleler takaslar gerçekleşti. Kısaca bu hamlelere göz atalım..
  • Öncelikle en ilgi çekici haberle başlayalım. Chandler-Okafor takası.. İki takım pivotlarını takas etti. Ben bu takasta Bobcats cephesini daha avantajlı görüyorum. Okafor Larry Brown'un sistemine bir türlü ayak uyduramadı ve pota altında kaçak dövüşen bir performans sergiledi. Chandler gibi sertlikten kaçmayan ve tuttuğunu kopatran bir pivot tam aradıkları türden biri. Üstelik 2 yıllık kontratı kalmış olması da aşının tutmaması halinde bir avantaj. Bir diğer konu ise Chandler'ın hücum performansı olacak. Hücumu fazlasıyla kısıtlı bir basketbolcu. Paul ile kariyerinde gösterdiği aşamayı Bobcats'te sürdüremeyebilir. Okafor bir şekilde hücumda Paul sayesinde iş yapabilecektir. Savunma konusunda Bobcats'in kendisinden istediği sert savunmayı uygulayamasa da yardım savunması konusunda Hornets'te fazlasıyla iş yapacaktır.
  • Yazın en çok merak edilen konularından biri de Odom mevzusu idi.. Sonunda takımında kaldı Lamar Odom. Kendisine önerilen tekliflere bir türlü sıcak bakmayan Odom yakın zamanda Portland ve özellikle Heat'in yakın takibine girmişti. Ancak Kupchak 4 yıl 33 milyon karşılığı oyuncusunu ikna ederek takımda tutmuş.
  • Gooden, Mavericks ile anlaşmış bir yıllığına. Texas'ı sevdi Gooden ancak bu yıl Texas'ın farklı bir ekibinde forma giyecek. Tek sorun Nowitzki-Gooden uzun rotasyonu ile savunma konusunda yaşanabilecek durumlar. Dallas bunun yanı sıra Tim Thomas'ı da kadrosuna katmış.
  • Toronto yine yaz döneminin en hareketli takımlarından biri. İki hamle var şu an için ve yapılan bu iki hamlede takımın Avrupalı kimliğini daha da derinleştirdi. Nesterovic yıllık 2 milyon dolar karşılığı anlaşmış. Rotasyonda süre alabilecek ve önemli işler yapabilecek bir uzun. Son olarak Golden State ile takasa girilmiş ve Marco Belinelli karşılığı D.George takas edilmiş. Belinelli Warriors rotasyonunda fazla şans bulamamıştı ki bunda Nelson'un garip tercihlerinin de etkisi var. Toronto gibi bir takımda yabancılık çekmeden kendi performansını yakalayabilir. Oldukça iyi bir hamle yapmış gibi gözüküyor Colangelo.
  • Son olarak bir yıllığına yeni takımları ile anlaşan oyunculara bakalım. Marcus Williams Grizzlies ile anlaşmış. Zamanında Kidd'in varisi olarak gösteriliyordu... Hornets kadrosuna Ike Dıogu'yu katmış... Ersan'ın takımı Milwaukee Bucks, H.Warrick ile anlaşma sağlamış..

Roma 09


Roma'da düzenlenen Dünya Su Oyunları şampiyonasını izlemekteyim bir haftadır. Yüzmeye ilgim vardır. İzlemeyi de uygulamayı da severim. Olimpiyatlarda benim için izlemesi en zevkli dal yüzmedir. Dünya Şampiyonassı'nı da kaçırmıyoruz haliyle. Her ne kadar Eurosport yerine bu yıl Trt-3'ün berbat yayınları ile izlemek zorunda kalsam da güzel bir hafta geçirmiş oldum.

Yeni teknoloji mayolar sayesinde artık kırılmayan rekor kalmadı. Önceleri 05 civarı Phelps izleme sevdası ile başlayan yüzme merakım şimdi her dal her sporcu için devam ediyor. Phelps örneğin uzun bir aradan sonra ilk kez 200 serbestte geçilerek çoğu izleyenlere hayal kırıklığı yaşattı. Yarışın bitiminde tv başında kalakaldığımı hatırlıyorum. Bunun dışında 2 yıl önceki şampiyonada keşfettiğim İtalyan Pellegrini de bu sene seyircisinin önünde gayet başarılı yarışlar çıkarttı. Bayrak yarışlarını Amerika yine domine etti. Kelebekte olimpiyatların ardından Phelps-Cavic rekabetini izlemek yine güzel oldu. Bu arada karizmasına bir kez daha hayran kaldığım Lochte, karışık dalında Phelps'in yokluğunda bireyselde altınları almayı başardı. Güzel bir hafta oldu. Her akşam ekran karşısındaydık. Bu yıl sayamadığım kadar rekor kırıldı ancak 2010'dan itibaren mayoların yasaklanması ile bu rekorları bu şekilde ard arda görmek çok zor olacak.

24 Temmuz 2009 Cuma

Gündemden Kısa Kısa #2


  • Yine nete girebilecek kısa bir zaman buldum soluğu burada aldım. Biz burda yokken yine gündem fazlasıyla meşgulmüş. Evet yukarıda resmi bulunan vatandaş şu sıra Nba'de gündemi fazlasıyla meşgul etmekte. Bakalım yeni takımları kim olacak, hangi takımla anlaşacaklar?
  • Öncelikle Jazz, Portland'ın Millsap'a yaptığı teklifi karşılayarak oyuncusunu takımda tuttu. Millsap son günlerde sürekli 'İlk beş başlamak istiyorum' açıklamaları yapmaktaydı. Utah bu önemli hamleyi yaparak Millsap'ı takımda tutuyorsa Boozer'ı da gözden iyiden iyiye çıkarmış demektir. Boozer'a müşteri aranıyor ve nereye gideceği merak konusu. Boozer ise yazları da rahat etmek ve vergilerin düşük olması nedeniyle Miami'ye sıcak baktığını belirtmişti.
  • Odom konusu ise biraz karışık. Hafta içinde hem Wade hem de Kobe bu ismi takımlarında görmek istediklerine dair açıklamalarda bulunmuş. Heat'in bir yandan Odom bir yandan Boozer ile ilgili çalışmaları devam ediyordur ancak son gelen haberler Odom'un Lakers'ın 4 yıl 40 milyonluk teklifine evet dediği yönünde.
  • Gündemde olan bir diğer isim ise David Lee.. Şu sıralar onunla en ciddi ilgilenen takım Bulls. Lee'nin de gelecek sezon hangi takımda oynayacağı merak konusu. İşini gayet düzgün yapan ve pota altında gayet yararlı olabilen bir isim. Lee gelecek sezon hangi takımın kadrosunda olursa olsun oyununu oynayıp her zamanki katkılarını vermeye devam edecek..
  • Son günlerin bir diğer dikkat çeken ismi ise Ramon Sessions. Bu sezon sınırlı free-afent olan Sessions ile ciddi olarak ilgilenen Knicks oyuncuyu kadrosuna katmak istiyor. Bunun dışında Clippers ve Okc'de Sessions ile ilgilenen diğer ekipler. Ancak dün gece gelen bir habere göre Knicks yaklaşık 5 milyon dolarlık teklifle Sessions'a kontrat önermiş. Eğer anlaşma imzalarlarsa Bucks'un karşılamak için bir haftalık süresi olacak.
  • Q.Rich bir ay içinde 3. takımına gitti. Draft gecesi Memphis'e takas olan ve ardından Randolph karşılığı Clippers'a geçen Richardson son olarak Wolves'e takas oldu. Clippers'ta kadrosuna Telfair, Smith ve Madsen'i katarak kadrosunu güçlendirdi. Çıkan dedikodulara göre de Wolves Richardson'un son takımı olmayacağı yönünde.
  • Magic, Suns'tan Barnes'i kadrosuna katmış. Barnes gibi savunmada agresif olan ve hücum meziyetleri de bulunan bir ismi takıma katmak önemli bir hamle. Hedo'yu kaybettiler ancak bu yaz yaptıkları hamlelerle derin bir kadro kurdular. Ve muhtemelen yine şampiyonluğu kovalayacaklardır. Bakalım bu hamleler şampiyonluğun gelmesini sağlayacak mı onlar adına.
  • Spurs sessiz sedasız kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Bu senenin en çok ses getiren takımı olabilirler yeniden. Şimdi de Ratliff'i kadrolarına katmışlar. Önemsiz gibi görünen ancak Spurs adına yararlarını sezon içinde bol bol görebileceğimiz bir hamle.
  • Ve Tınsley serbest kaldı.. Pacers oyuncsunun kontratını satın alarak serbest bırakmış. Tınsley bir hafta sonra resmen free-agent olacak.
  • Boston bir hamle daha yaparak kadrosunu M.Daniels ile güçlendirmiş. Ellerindeki kadroyla çok fazla zamanları yok ve şampiyonluğa oynamak için GM Ainge elinden geleni yapıyor.
  • Bu sezon şampiyonluk için Doğu'da kadrosunu güçlendiren bir ekip daha var: Cleveland Cavaliers.. Son olarak Heat'in görev adamı Jamario Moon ile kontrat imzalamışlar. Heat'in teklifi karşılama hkkı mevcut, bakalım Moon gelecek sezon hangi takımda olacak. Heat'te devam etmesini isterim şahsen..
  • Yaz döneminde Saunders'i koçluk görevine getirdikten sonra Foye ve Miller gibi isimleri kadrosuna katan Wizards şimdi de pota altına takviye yaparak kadrosunu güçlendirmiş. Wizards, Oberto ile bir yıllığına kontrat imzalamış.
  • Yao'nun ameliyatı başarıyla sonuçlanmış. Ancak oyuncunun gelecek sezon oynaması zor gözüküyor. Geçtiğimiz gün gazetede gördüğüm bir haberde ise Çin halkı milli değerlerine zarar verdiği gerekçesiyle Nba'e ve onun yoğun maç takvimine tepkiliymiş.
  • Yaz boyunca bir türlü aradığı ismi bulamayan ve salary için guard Rodriguez'i de takımdan gönderen Portland şimdi de Sixers'ın guard'ı Andre Miller ile ilgileniyor. Hatta Miller için genç guard Bayless'i gözden çıkarmışlar. Bayless üstünde durulduğu takdirde fena iş yapmayacan, potansiali olan bir guard. Onu bu kadar çabuk çöpe atmak bence hata olur.
  • Vee yine görüşene kadar kendinize iyi bakın.. Ben de tatile devam edeyim. Haydi kalın sağlıcakla..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...